CHP Öğretmenlere uygulanan şiddet hakkında Meclis Araştırması istedi

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ile Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ülkemizde öğretmenlere karşı uygulanan her türlü şiddetin, öğretmenlerin yaşadıkları fiziksel, psikolojik, toplumsal sorunların sebeplerinin araştırılması, önlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istediler.

TBMM Başkanlığına verilen araştırma önergesi şöyle:

"Ülkemizde öğretmenlere karşı uygulanan her türlü şiddetin, öğretmenlerin yaşadıkları fiziksel, psikolojik, toplumsal sorunların sebeplerinin araştırılması, önlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Anayasanın 98. Maddesi ile Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

Gerekçe:

Son yıllarda öğretmenlere karşı okul içi ve dışında öğrenciler ve aileleri tarafından yapılan fiziksel saldırılar artış eğilimine girmiş ve saldırılar sonucu birçok öğretmen yaralanmalara maruz kalmıştır.

26 Nisan 2012 tarihinde İstanbul Esenyurt Kıraç Lisesi’nde öğretmen NarifeÇekcen’in bir öğrenci tarafından sınıfta bıçaklanması ülkemizde öğretmenlere yönelik şiddetin ulaştığı vahim boyutu göstermesi açısından önemli bir kanıttır.

11 Kasım 2013 tarihinde saat 14:00 sıralarında Ümraniye Yukarı Dudullu 75. Yıl Ortaokulu’nda F.I. adlı Sosyal Bilgiler öğretmeni öğrencisinin yakınları tarafından okul bahçesinde darp edilmiştir.

11 Ağustos 2013 tarihinde Diyarbakır’da Özel Mezopotamya Sağlık Meslek Lisesi okul müdürü Abdullah Bulgan ile okul hizmetlisi Mehmet Sıdık Bulut’u dışarıdan okula gelen bir şahıs tarafından bıçaklanarak yaralanmışlardır.

Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’na bağlı Türk Eğitim-Sen tarafından 2009 yılında okullarda yaşanan şiddetin boyutunu tespit edebilmek amacıyla Türkiye genelinde yüzde 15.4’ü kadın yüzde 84.6’sı erkek olmak üzere 1010 öğretmen üzerinde uygulanan ankete katılan öğretmenlerin – yüzde 60’ı ilköğretimde, yüzde 23’ü mesleki ve teknik ortaöğretimde, yüzde 16.9’u da genel ortaöğretim kurumlarında görev yapmaktadır – yüzde 23’ü öğrencileri tarafından şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Öğrencisi tarafından şiddete maruz kaldığını ifade eden öğretmenlerin yüzde 65.1’i sözlü şiddete, yüzde 16.9’u psikolojik şiddete, yüzde 14.4’ü ise fiziksel şiddete maruz kaldıklarını, yüzde 3.6’sı ise öğrencileri tarafından cinsel şiddete uğradığını belirtmişlerdir.

Öğretmenlerin yüzde 47.5’i disiplin yönetmeliklerinin yetersizliğinin öğrencileri şiddete teşvik ettiğini düşünürken; yüzde 33.5’i öğrencilerin sosyal ve sportif aktiviteler yapabileceği mekanların yetersizliğinden şiddetin ortaya çıktığını, Öğretmenlerin yüzde 12.1’i ise rehberlik sistemindeki eksikliklerin, yüzde 4.4’ü okul yönetimine yeterli kaynak aktarılmaması, yüzde 2.4’ü de derslerin boş geçmesinin öğrenciyi şiddete teşvik ettiğini savunmaktadırlar.

Özellikle son yıllarda okullarda öğretmenin etkinliğinin azaltılması öğrencinin şiddeti rahatlıkla uygulamasına zemin hazırlamaktadır. Tablet bilgisayarın öğretmenin işlevinin yerini tutacağını savunan ve toplumu buna inandırmaya çalışan bir Milli Eğitim anlayışının da öğretmenlerin değersiz algılanmasına yol açarak öğretmenlere karşı şiddete yol açan önemli bir faktör olduğu da yadsınamaz gerçektir.

Milli Eğitim Bakanlığının güvenli okullar oluşturulması amacıyla politikalar belirlemesi, standart ölçütler koyması, başta okul müdürleri ve öğretmenler olmak üzere bütün okul çalışanlarına şiddet ve önlenmesine yönelik eğitimler verilmesini sağlaması, etkili ebeveynlik eğitim programlarını yaygınlaştırması, çocukların sorunlarını iletebilecekleri ve çözüm üretilebilecek mekanizmaları hayata geçirmesi gerekmektedir.

Gezi Parkı eylemlerine katıldığı iddiasıyla hakkında soruşturma açılan öğretmenlerin daha önceki yıllarda okuttuğu öğrencilerinin sözlü ifadelerine başvurulduğu basına yansımıştır. Öğretmenler üzerinde bu yönde baskı kurularak bir tür fişleme yapılması da ülkemizde öğretmenlerin yaşadığı sorunlara bir yenisini eklemiştir.

Sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunan öğretmenlerin takibe alındığı ve akabinde öğretmenler üzerinde yine çeşitli baskılar oluşturulduğu iddiaları da yine gündeme gelmiştir.

Yaşanan bu olayların dışında, öğretmenlerin yıllık çalışma saatleri OECD ülkelerinde ortalama bin 652 iken, Türkiye’de bin 832′dir. Kadrolu ilköğretimde öğretmenlerin yıllık maaşları OECD ortalamasında 27 bin 723 iken, Türkiye’de bu rakam sadece 21 bin dolardır. Sözleşmeli olarak çalışan öğretmenler kadrolu çalışanların yaklaşık 4′te biri kadar ücret almaktadır. Bu bağlamda öğretmenlerin hayat standartlarının yükselerek çağdaş emsalleri ile aynı seviyede olması gerekmektedir.

Öğretmenlerin yaşadığı fiziksel, psikolojik ve toplumsal sorunların belirlenerek sorunların çözülebilmesi için Meclis Araştırması açılması elzemdir."

    Pazar, 24 Kasım 2013 14:43

Bağlantılı Konular