Basın, iktidarların halkı kandırmasının bir aracı olamaz

Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Umut Oran, AKP iktidarının devlet ciddiyetine yakışmayacak, hukukla bağdaşmayacak şekilde kamuda taşeronluk uygulamasını son on yılda alabildiğine yaygınlaştırdığını söyledi.

Kamuda 639 bin 788, özel sektörde de 419 bin 466 kişi olmak üzere toplam 1 milyon 59 bin 254 kişinin alt işverende çalıştığını belirten Umut Oran, “AKP çalışma hayatıyla ilgili hazırlıklarını yaptığı yeni düzenlemeleri el altından bazı medya kuruluşlarına sızdırdı; onlar da bunu “devrim gibi paket” nitelemesiyle halka duyurdu. AKP ile çalışanların hakları bahane taşeronlaşma şahane. Şatafatlı ambalajın içinde hakkını kaybeden 1 milyon taşeron var” dedi. Umut Oran’ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle:

AKP ile çalışanların hakları bahane taşeronlaşma şahane

Şatafatlı ambalajın içinde hakkını kaybeden 1 milyon taşeron var

AKP çalışma hayatıyla ilgili hazırlıklarını yaptığı yeni düzenlemeleri el altından bazı medya kuruluşlarına sızdırdı; onlar da bunu “devrim gibi paket” nitelemesiyle halka duyurdu.Çalışanların kıdem tazminatı kaldırılarak yerine bir fon kurulacağı ve devletin buna yüzde 25 katkı vereceği “milyonlarca çalışana müjde” diye duyuruldu. Oysa bu düzenleme, milyonlarca çalışanın kıdem tazminatının “iç” edilmesi, uygulamanın basit bir emeklilik fonuna dönüşeceği, işverenlerin canı istediği gibi işçi çıkaracağı anlamına geliyor. AKP, devlet ciddiyetine yakışmayacak, hukukla bağdaşmayacak şekilde kamuda taşeronluk uygulamasını son on yılda alabildiğine yaygınlaştırdı. Kamuda 639 bin 788, özel sektörde de 419 bin 466 kişi olmak üzere toplam 1 milyon 59 bin 254 kişi alt işverende çalışıyor.Çok zor koşullarda çalışan, haftalık çalışma sürelerine uymayan, yıllık izni, bayram-seyran izni olmayan bu işçiler teker teker dava açarak kazanmaya başladı. Karayolları bünyesindeki işçilerden 8 bini dava açtı. Bu işçilere verilecek ücretler ve dava masraflarının toplam miktarı 2.5 milyar TL’yi buluyor. AKP hükümetinin hukuka aykırı ve çalışma hayatını bozucu bu uygulamasının yol açtığı mali yük çok daha büyük boyutlara ulaşacaktır. AKP’nin birden bire “taşeron işçilerin hakları”nı akıl etmesinin, kamuoyuna “taşeron işçiye müjde” diye haberler yaymasının nedeni de budur. AKP, algı yönetimi ve toplum mühendisliği yöntemleriyle kamuoyunda bu sorunu çözüyormuş izlenimi yaratma peşinde…Türkiye bir hukuk devletidir; çalışma hayatının gelenekleri vardır, ciddiyeti vardır. Bir düzenleme yapacaksanız, hazırlığınızı yapar, sosyal taraflarla, partilerle, iş dünyasıyla karşılıklı oturur, taslağınızı-tasarınızı masaya koyarsınız, uzlaşma içinde ülke ve toplum yararına olan bir noktada buluşulur. Yoksa, ilgili sosyal taraflara hiç bilgi vermeden, el altından asılsız “müjde” haberleri yayarak halkı kandırmaya, göz boyamaya, kendi yanlışınızı yeni yanlışlarla çözmeye çalışmak, en hafif tabirle “ayıp”tır, halka, ülkeye ihanettir. AKP hükümeti çalışma hayatına, emekçi kesime, işçi haklarına yeni saldırılar peşindedir. Takipçisi olacağız; çalışanların haklarını elinden alacak, çalışma barışını baltalayacak düzenlemelere izin vermeyeceğiz…

AKP, on bir yıla yaklaşan iktidarı döneminde çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleriyle bir çeşit modern “kölelik düzeni” oluşturmaya çalıştı, “yabancılaştırma” şeklindeki özelleştirmelerin potansiyel müşterisi olan küresel karteller ve palazlandırdığı yandaş sermaye grupları için örgütsüz bir çalışan kesimi ve “ucuz işçilik cenneti” yaratmayı hedefledi. Emek piyasasında taşeron (yasal adıyla alt işverenlik) uygulamasını rezalet boyutuna taşıyan AKP, emekçilerin kıdem tazminatı hakkını gasp etmek için de sürekli fırsat kolladı.

Şimdi AKP çalışma hayatıyla ilgili hazırlıklarını yaptığı yeni düzenlemeleri el altından bazı medya kuruluşlarına sızdırdı; onlar da “devrim gibi paket” nitelemeleriyle bunu halka duyurdu.

Ortada basına ya da sosyal taraflara sunulmuş bir taslak bulunmuyor. Anlaşılan o ki, iktidar kendine yakın medya kuruluşları aracılığıyla tek merkezden sözde “müjde” haberleri yayarak, psikolojik algı yönetimi yöntemlerine başvurarak kamuoyunu önceden istediği gibi oluşturmaya çalışıyor.

Haberlerde çalışanların kıdem tazminatı kaldırılarak yerine bir fon kurulacağı ve devletin buna yüzde 25 katkı vereceği, pakette yer alacak düzenlemeler arasında sayılıyor, bu da “milyonlarca çalışana müjde” diye duyuruluyor. Taşeron işçilik konusundaki düzenlemeler de “müjde” olarak sunuluyor.

Pakette, çalışanları adeta parya konumuna indirgeyecek, emek piyasasını daha da fazla çalışanlar aleyhine dönüştürerek, adeta kölelik düzenine çevirecek çeşitli düzenlemeler yer alacağı anlaşılıyor.

Hazırlık aşamasında olduğu bildirilen bu sözde “devrim gibi” paketten, özellikle işçi kuruluşları olmak üzere sosyal tarafların doğrudan bir bilgisi bulunmuyor. Onlara sunulan ne bir paket ne de onlardan alınan görüş var ortada. AKP, yapmaya hazırlandığı emek düşmanı düzenlemeleri el altından sızdırıp kamuoyunu hazırlamayı amaçlıyor. Oysa AKP’nin niyeti belli.

Milyonlarca çalışanın kıdem tazminatı “iç” ediliyor
Kıdem tazminatının fona dönüştürülmesine yönelik bugüne kadar taraflara net, yazılı, kapsamlı bir bilgi verilmedi. Verilen bilgiler birkaç cümlelik sunumlardan ibaret kaldı.

Kıdem tazminatı kaldırılarak yerine bir fon oluşturulması durumunda yüzde 25 devlet katkısı verileceği yönündeki kaynağı belli olmayan bir söylentinin bu düzenlemeye yönelik tepkileri kırmaya yönelik olduğu anlaşılıyor.

El altından sızdırdıkları haberlerde dahi niyetleri görülüyor ki; fon uygulaması, kıdem tazminatının “tazminat” niteliğini ortadan kaldırmaya yönelik. Bu fon sadece bir emeklilik fonu niteliğinde olacak. Yani işveren işçiyi hiçbir yük altına girmeden dilediği gibi işten çıkarabilecek.

Kıdem tazminatını bir emeklilik fonuna dönüştürme girişiminde, yine kendilerinin beceriksizliği sonucu Cumhuriyet tarihinin en düşük düzeyine inen yurt içi tasarruf oranını birkaç puan yukarı çıkarabilme yönünde bir çırpınış da söz konusu.

AKP’nin taşeronluk rezaleti
AKP, devlet ciddiyetine yakışmayacak, hukukla bağdaşmayacak şekilde kamuda taşeronluk uygulamasını son 10 yılda alabildiğine yaygınlaştırdı. İnsanların iş umudunu sömürerek köle gibi çalıştıran taşeronlar eliyle on binlerce insan devlet kurumlarında istihdam edildi. Halen kamuda 600 bine yakın kişi bu statüde çalışıyor.

Cumhuriyet tarihinde gelmiş-geçmiş tüm hükümetler hükumetler dönemindeki ile kıyaslanamayacak boyutlardaki taşeronluk uygulamalarında AKP, kasten hukuku çiğnedi.

Mevzuatta; kamu işyerlerinde, belirlenen norm kadrolarla yapılacak asıl işlerin dışında kalan işlerin taşeron aracılığıyla yerine getirilebileceği düzenlenirken, bu kurala uyulmadı. Taşeron eliyle kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilen işler yasa gereği çalıştırılmaması gereken işlerde çalıştırıldı.

Türk-İş’e göre, şu anda kamu işyerlerinde 639 bin 788 kişi taşeron eliyle çalıştırılıyor. Bunların 471 bini “temizlik işçisi” kadrosuyla alınmış durumda. Ancak işin vahim yanı; bu kişilerin yüzde 90’ının, kanunen çalıştırılmamaları gereken asıl işlerde çalıştırılıyor olması.

Resmi verilere göre toplam sayı 1 milyonu aşıyor
Özel sektördeki yaklaşık 420 bin kişi ile birlikte, alt işveren tarafından çalıştırılan toplam işçi sayısı resmi verilere göre 1 milyonu aşıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2012 sonunda açıkladığı verilere göre kamuda 639 bin 788, özel sektörde de 419 bin 466 kişi olmak üzere toplam 1 milyon 59 bin 254 kişi alt işverende çalışıyor. Sektörlere göre baktığımızda sağlık alanında 16 bin 184, temizlik işlerinde 471 bin 442, güvenlik hizmetlerinde 117 bin 541 ve dağıtımda 34 bin 621 kişi çalıştığı görülüyor.


İşçiler tek tek dava açıp kazanıyor.
Çok zor koşullarda çalışan, haftalık çalışma sürelerine riayet edilmeyen, bırakın yıllık izni, bayram-seyran izni dahi olmayan bu işçiler teker teker dava açmaya başladı.

Türk-İş açıklamasına göre sadece Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki işçilerden 8 bini dava açtı ve davaları kazanmaya başladı.

Tahmini olarak bu işçilere verilecek ücretler ve dava masraflarının toplam miktarı 2.5 milyar TL’yi buluyor.

Kamu Hastaneleri Kurumu’na bağlı birimlerde 121 bin 846 taşeron işçisi bulunduğu açıklandı. Diğer kurumlarda, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki birimlerde taşeron aracılığıyla çalıştırılan işçilerin de dava açması an meselesidir. AKP’nin iş bilmezliğinin, beceriksizliğinin, hukuk tanımazlığının yaratacağı maliyeti varın siz hesap edin.

AKP hükümeti ise yaptığı haksızlık ve ayıp yetmezmiş gibi, son dönemde alışkanlık haline getirdiği “kendi yargısını bile dinlememe” pervasızlığını bu konuda da sergileyip, yargı kararlarının gereğini yerine getirmiyor.

Elbette işçilerimiz yargıya gitme hakkını kullanacaktır. Kazandıkları davalar zaten gasp edilmiş bir hakkın tesliminden ibaret olacaktır. Burada söylemek istediğimiz husus, kendilerini “becerikli” diye satan bu iktidarın hukuk tanımazlığının, beceriksizliğinin, bütün uyarılara rağmen yanlışta ısrarının yol açtığı sonuçları sergilemektir.

AKP hükümetinin hukuka aykırı ve çalışma hayatını bozucu bu uygulamayla neden olduğu şimdilik 2.5 milyar TL olan mali yük çok daha büyük boyutlara ulaşacaktır. AKP’nin birden bire “taşeron işçilerin hakları”nı akıl etmesinin nedeni de budur. AKP, algı yönetimi ve toplum mühendisliği yöntemleriyle kamuoyunda bu sorunu çözüyormuş izlenimi yaratma peşindedir. “Taşeron işçiye müjde” diye yaydıkları haberlerle bu işçileri beklentiye sokarak, davaları durdurmayı amaçlayan AKP’ni, bu konudaki gerçek niyeti ise işçinin hakkını vermek değil, aksine taşeron işçi çalıştırma uygulamasını daha da genişletmektedir. Böylece devlet, canının istediği yerde, istediği kadar işçiyi taşerondan alabilecektir. Bu çalışma hayatını tamamen bozmaktan başka, işçilerin taşeronun taşeronu tarafından çalıştırılmasına yol açmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Medya, iktidarların halkı kandırmasının aracı olamaz!
AKP, emek düşmanı yaklaşımının aksine, çalışma hayatına ilişkin yeni hazırlıklarını “işçi dostu” düzenlemeler gibi sunarak halkı kandırmaya çalışıyor. Bazı medya kuruluşları da ne yazık ki buna alet oluyor. Hükümete yakın yayın organları, çalışma hayatına ilişkin hazırlıkları süren, ancak sosyal taraflarla paylaşılmamış ve ortada bir taslağı bulunmayan yeni paket hakkında “müjde” üstüne müjde yağdırıyor. Emekçilerin kıdem tazminatını iç etmeye, taşeron işçilik konusundaki suçunu örtmeye çalışan AKP, buna yönelik hazırlıklarını halka müjde diye duyuruyor.

Burada ilgili medya kuruluşlarına da bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Halka sunduğunuz o “müjde”lerin aslı-astarı yoktur.

Milyonlarca çalışanın kıdem tazminatının “iç” edilmesini, “milyonlarca çalışana müjde” diye haber yapmak, en basit deyimiyle halka ihanettir.

Basın, iktidarların halkı kandırmasının bir aracı olamaz.

Basının görevi, iktidarların sesini halka değil, halkın sesini yönetenlere iletmektir.

Basının görevi, iktidarların söylediklerini sorgulamadan halka gerçek gibi sunmak değil, aksine söylemediklerini, gizlediklerini, üzerini örttüklerini araştırıp ortaya çıkarmak ve bu konularda halkı bilgilendirmektir.

Basının görevi halkı iktidarların yanlış icraatlarına karşı uyarmaktır.

Basın, iktidarların icraatları konusunda halkı doğru bilgilendirmezse, halk kendisine yönelik tehlikelerden önceden haberdar olamaz, sağlıklı kamuoyu oluşamaz.

Kamuoyu sağlıklı oluşamazsa basın “Dördüncü kuvvet” işlevini yerine getiremez, bu durumda demokrasi de hayat bulamaz.

AKP Hükümetini bir kez daha uyarıyoruz!!!
Türkiye bir muz cumhuriyeti ya da hanedan yönetiminde bir ülke değil, bir hukuk devletidir.

Çalışma hayatının gelenekleri vardır, ciddiyeti vardır.

Bir düzenleme yapacaksanız, hazırlığınızı yapar, sosyal taraflarla, partilerle, iş dünyasıyla karşılıklı oturur, taslağınızı-tasarınızı masaya koyarsınız, uzlaşma içinde ülke ve toplum yararına olan bir noktada buluşulur.

Yoksa, ilgili sosyal taraflara hiç bilgi vermeden, el altından sözde “müjde” haberleri yayarak halkı kandırmaya, göz boyamaya, kendi yanlışınızı yeni yanlışlarla çözmeye çalışmak, en hafif tabirle “ayıp”tır; halka, ülkeye ihanettir.

AKP hükümeti çalışma hayatına, emekçi kesime, işçi haklarına yeni saldırılar peşindedir.

CHP olarak bunların takipçisi olacağız, çalışanların haklarını elinden alacak, çalışma barışını baltalayacak düzenlemelere izin vermeyeceğiz.

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 23 Kasım 2013 14:53

Bağlantılı Konular