"Bir adım ileri, iki adım geri gidiyorsunuz. Bu siyaset halkın sorununu çözmüyor"

“Erdoğan’ın geçmişte Barzani’yle ilgili son derece olumsuz, eleştirel, suçlayıcı açıklamaları, sözleri vardı.  Bugün geldiği nokta aynı Esat gibi. Esat’la bir ara dostu sonra Esat en büyük düşmanı oldu. Barzani’ye daha evvel neredeyse terörist diyordu. Teröre yardım, yataklık yapıyor diyordu.”

“Barış ortak talebimiz ve bu konuda çaba göstermeliyiz. Ama bu çaba birisinin show malzemesi olmamalı”

“Dün dediğini bugün inkar ediyor. Yarın başka bir pozisyon alıyor. Bunu dediğim gibi tutarlı ve ilkeli bir siyaset anlayışı olarak değerlendirmiyorum”

“Ahmet Kaya, bir sanatçı ve 13 yıl önce yaşamını yitirdi. Yani, Ahmet Kaya acaba 13 yıldır Erdoğan’ın aklına gelmedi mi? Aklına neden gelmedi? Yani 13 yıldır Ahmet Kaya’yı pek dile getirmeyen, gündeme getirmeyen Erdoğan’ın başına bir şey mi düştü de 13 yıl sonra ölümünden Ahmet Kaya’yı Diyarbakır’da dile getirdi”

“11 yıldır iktidarda olan bir parti var ve  son iki hafta, üç hafta tartıştığımız konu dershaneler, yurtlar. Bence 11 yıldır AKP, Milli Eğitim Bakanlığı sorgulanmalı. Yanılmıyorsam 4 veya 5 farklı bakan görev yaptı. Bu süre içerisinde eğitim yap-boz tahtasına döndü”

Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran NTV’nin canlı yayınında güncel konulara ilişkin soruları şöyle yanıtladı.

Sunucu: Siyaset, Diyarbakır’da hafta sonunda bu yana çok sıcak. Dün yapılan grup toplantılarında verilen mesajlar, yeni Anayasa çalışmalarında nokta, dershaneler ve yerel seçim hazırlıkları da eklenince birçok başlık gündemin üst sıralarındaki yerini koruyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Umut Oran canlı yayın konuğumuz. Sayın Oran hoş geldiniz. Teşekkür ederiz şimdiden katkınız için.
Umut Oran: Ben de size iyi yayınlar ve bizi izleyen izleyicilerimize de iyi günler diliyorum.

Sunucu: Barzani’nin ziyaretiyle isterseniz başlayalım. Geride malum bir dizi tartışma konusu kaldı. Ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz? Hafta sonu olanları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Umut Oran: Yani genel olarak tabi tartışılması gereken hususlar TBMM dışında gelişiyor bütün gelişmeler. Yani Türkiye’de bir milli iradenin tecelli ettiği içinde bulunduğumuz TBMM var. Burada siyasi partiler var.

Yani genel olarak Türkiye’yle ilgili önemli süreçlerin burada değerlendirilmesi lazım. Siyasi partilerin olayları medyadan takip edip ve yine medyadan karşılıklı görüş alışverişini ben sağlıklı bulmuyorum. Demokrasi bir uzlaşma kültürü olması lazım. Siyasi partiler, siyasi liderler, siyasetçilerde TBMM’de her konuda ülkenin barışıyla ilgili, ülkedeki önemli gündemdeki konularla ilgili parlamentoda görüşmeleri gerekir.

Bakın bugün Çarşamba günü dün açıldı TBMM. TBMM’nin gündemine bakın, Erdoğan’ın yürütmüş olduğu dışarıdaki gündeme bakın birbiriyle örtüşmüyor. Bu Türkiye’yi ileriye götürmüyor. Bir adım ileri gidiyorsunuz, iki adım geri gidiyorsunuz. Bu siyaset halkın sorununu çözmüyor, bu siyaset maalesef halka hizmet getirmiyor.

Temel sorun esasında milli iradenin tecelli ettiği TBMM’nin hükümet tarafından dışlanmadan her konunun burada görüşülmesi, burada ortak akıl oluşturulması ve sağduyulu bir şekilde Türkiye’nin gündemindeki ve öncelikli konularında yol alınması ve halkında geleceğe umutla bakması.

Sunucu: İktidar yetkilileri gündemimiz yok diyor özetle. Peki, genel af konusuna siz nasıl yaklaşıyorsunuz?
Umut Oran: Yani şu anda biraz evvelde ifade ettiğim gibi TBMM’nin gündeminde böyle bir konu yok.

Sunucu: Dün AKP’nin grup toplantısında bu Kürdistan ifadesi konusu da gündeme geldi. Hatta Atatürk göndermesi orada dikkat çekmişti. Kürdistan ifadesi için ne düşünüyorsunuz?
Umut Oran: Yani Erdoğan’ın tabi Diyarbakır’da baktığınız zaman Diyarbakır’da bir kere Barzani’yle yapmış olduğu görüşme, orada bunu bir mitinge çevirmiş olması, bu toplantının Diyarbakır’da özellikle yapılmış olması, kullanmış olduğu ifadeler, yani Kürdistan gibi hakikaten kendisiyle ilgili çok büyük çelişki ve tutarsızlık içeriyor.

Çünkü Erdoğan geçmişte Barzani’yle ilgili son derece olumsuz, son derece eleştirel, suçlayıcı açıklamaları vardı, sözleri vardı. Bugün geldiği nokta aynı şey gibi burada, yani Esat’la bir ara dostu sonra Esat en büyük düşmanı oldu. Barzani’ye daha evvel neredeyse terörist diyordu. Teröre yardım, yataklık yapıyor diyordu. Şimdi ilk Barzani’yle Ankara’da da değil Diyarbakır’da buluşuyor.

Yani bu deminde ifade ettiğim gibi Türkiye Cumhuriyetinin şu anda iktidarında olan hükümetin başındaki olan kişiye hakikaten dün söylediğiyle bugünkü söylediği, dün yaptığıyla bugünkü yaptığı gerçekten son derece tutarsız, ilkesiz bir siyaset anlayışı olarak değerlendiriyorum. Mutlaka barış hepimizin ortak talebi. Barış için dediğim gibi ortak talebimiz ve bu konuda çaba göstermeliyiz. Ama bu çaba birisinin show malzemesi olmamalı ve birisinin tutarsızlıkları ve ilkesizlikleri bu barış sürecini sonuca götürmeli.

Yani bu şekilde hareket ve davranışın bir sonuca götürmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü dün dediğinin bugün inkar ediyor. Yarın başka bir pozisyon alıyor. Bu dediğim gibi tutarlı ve ilkeli bir siyaset anlayışı olarak değerlendirmiyorum.

Sunucu: Diyarbakır’la bağlantılı soracağımız son soru Ahmet Kaya tartışması. Konu CHP’nin grup toplantısında da gündeme gelmişti. Bu tartışmaya nasıl yaklaşıyorsunuz?
Umut Oran: Ahmet Kaya, bir sanatçı ve 13 yıl önce yaşamını yitirdi. Yani Erdoğan’ın Ahmet Kaya’ya acaba 13 yıldır aklına gelmedi mi? Aklına neden gelmedi? Bence bu soruları sormamız lazım. Yani 13 yıldır Ahmet Kaya’yı pek dile getirmeyen, gündeme getirmeyen Erdoğan’ın başına bir şey mi düştü de 13 yıl sonra ölümünden Ahmet Kaya’yı Diyarbakır’da getirdi.

Ben samimi ve sahici bulmuyorum. Hep bunlar siyasi showlar, siyasi haberler ve bir şekilde işte seçim geliyor. Bir seçim yatırımı veya yine ölmüş insanların üzerinden veya sanatçıların üzerinden siyaset yapma olarak değerlendiriyorum. Bunları samimi ve sahici bulmadığımı ifade emek isterim.

Sunucu: Yeni Anayasa çalışmalarına geçelim. Çalışmalarda Cemil Çiçek Meclis Başkanı, bu komisyonun yeni Anayasa yapamayacağı anlaşılmıştır diyor. Siz konuya nasıl yaklaşıyorsunuz? Yeni Anayasa çalışmaları nasıl olmalı? Nereye gitmeli? Devam etmeli mi?
Umut Oran: Türkiye ve halkımız yeni bir Anayasayı katılımcı, çoğulcu, demokratik bir şekilde yeni bir Anayasayı hak ediyor. Türkiye’ye 1980 model Anayasayı, yamalı bohçaya dönmüş bir Anayasayı hak etmiyor.

Bunu 2010  referandumunda da il il, ilçe ilçe, belde belde Genel Başkanımız yani bu halk oylamasını yapmayalım, yine bu yamalı bohçaya yeni bir yama eklemeyelim, gelin yepyeni bir Anayasa yapalım diye teklifi getirmişti. Genel Başkanımız bu konuda da son derece dirayetli davrandı. Yani bu geçen iki yıl süre içerisinde her şeye rağmen, her türlü manipülasyona rağmen CHP olarak biz halkımız adına yeni bir Anayasa, katılımcı, çoğulcu, demokratik bir Anayasa yapılması konusunda yapıcı bir davranışta bulundu.

Maalesef masadan kalkan AKP oldu. Yani hatırlarsanız yine bu çalışmalar başladığı zaman iki yıl önce Erdoğan CHP masadan kalkacak dedi. Erdoğan yine CHP’nin masadan kalkması için her türlü manipülatif  girişimlerde bulundu ama sonuçta masadan kalkan AKP oldu.

Sunucu: Dershaneler konusu, Milli Eğitim Bakanı zaten üç yıldır kapatılması gündemdeydi demişti. Başbakansa istihbarat yanlış anlamına gelecek bir açıklama yaptı. Dershanelerin akıbeti ne olmalı?
Umut Oran: 11 yıldır iktidarda olan bir parti var ve 11 yıldır son iki hafta, üç hafta tartıştığımız konu dershaneler ve biliyorsunuz bu yurtlar. Bence 11 yıldır AKP Milli Eğitim Bakanlığı sorgulanmalı. Yanılmıyorsam 4 veya 5 farklı bakan görev yaptı. Bu süre içerisinde eğitim yap-boz tahtasına döndü bu süre içerisinde.

Erdoğan’ın politikası her ile üniversite ve her ilçeye meslek yüksekokuluydu. Belki doğru bir politikaydı ama plansız ve çapsız bir şekilde bu gerçekleştirildiği zaman ve bunu bir tamamen bir siyasi yine bir manevraya çevirdiğiniz zaman üniversite açıyorsunuz, öğrencileri gönderiyorsunuz ama iş yaratamıyorsunuz. İş imkanı yaratamıyorsunuz veya o öğrencilere yurt yapmıyorsunuz. Elinizde bulunan kaynak ve elinizde bulunan kurum TOKİ’yi kalkıp yine lüks konut için kullanıyorsunuz ve orada yapmış olduğunuz lüks konut sayısıyla övünüyorsunuz. Ama bu tarafta da öğrencileriniz başlarını sokacak, gittikleri ilde açılan okullarda kalacakları yurt bulamıyorlar.

Bu bana göre hatalı bir siyasettir. Yani burada Erdoğan’ın bu projesi bir anlamda çökmüştür. Yani bu bir Milli Eğitim ise bunun planlı olması gerekir. Aynı şekilde dershane de bunun bir parçasıdır. Son yine yaklaşık 4-5 yıldır sürekli tartışma yaratılıyor.

Biz CHP olarak diyoruz ki, Türkiye Cumhuriyetinin her genç ferdi, her genç evladı fırsat eşitliğine sahip olarak, eşit haklarda eğitim görmeli ve bu eğitimde parasız olmalı. Dolayısıyla yani baktığınız zaman temel olarak Milli Eğitimin yeniden yapılanması gerekiyor. Bunun hem yurt kısmının hem bunun işte dershane veya özel ders kısmının tekrardan planlanması gerekiyor.

Yani şu anda iktidar partisinin uyguladığı eğitim politikasının bunlar hep sorunları. Yani baktığınız zaman esas temel sorun eğitim politikası.

Sunucu: Teşekkür ederiz, yayına katkı için.

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 20 Kasım 2013 11:05

Bağlantılı Konular