"Biz AKP’nin inancımızı kendi siyasetine alet edip kendi çıkar aracı olarak kullanmasına karşıyız"

"Türkiye’de barışın gelmesini istiyoruz. Kan akmasın. Analar ağlamasın."

“Sayın Genel Başkanımız dedi ki, benim siyasi hayatıma dahi mal olsa bu ülkede artık terör bitsin. Biz elimizden gelen desteği vermeye hazırız”

“Sayın Başbakan bizden destek almak yerine Öcalan’dan, Kandil’den, Karayılan’dan destek almayı önemsedi. Bizim yerimize orayı tercih etti. Bugün görüyorum ki orayı da şuanda bıraktılar Barzani’den medet umuyorlar”

“Daha önce aşiret lideri dediğiniz adama bölgenizdeki önemli,  tarihi bir sorunu ihale ediyorsunuz ve o düğüne gelince, koşa koşa o düğüne gidiyorsunuz. Büyük Türkiye’ye bu tip küçük şeyler yakışmıyor”

“Siz daha önce aşiret lideri dediğiniz adamın ayağına gidip böyle önemli bir meseleyi çözmesine katkı bekliyorsanız büyük devlet olamazsınız.”

“Hükümetin dershanelerin kapatılması konusundaki tavır değişikliğini bir oyalama gibi algıladım. Tansiyonu biraz düşürelim ama biz yolumuza tekrar devam edelim gibi algıladım”

“AKP içerisinde de dershane konusundan rahatsız olan milletvekilleri var. Diyorlar ki, bu politika doğru bir politika değil. Evlatlarımızı kobay olarak kullanmamamız lazım. Eğitim politikası çok önemlidir. Onunla sık sık oynanmaması lazım. Oynadığınız zaman bu ülkeye ihanet etmiş olursunuz”

“Biz AKP’nin inancımızı kendi siyasetine alet edip kendi çıkar aracı olarak kullanmasına karşıyız. Kalkıp da yok şuna karşıyız, buna karşıyız. Böyle şey yok bizde.”

“Nasıl ki bugüne kadar illerimizde, ilçelerimizde başörtülü kardeşlerimiz bizim içimizdeydi, hiçbir zaman bunların inançları doğrultusunda taktığı o başörtüyü kullanmadıysak, bundan sonrada kullanmayacağız”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Samanyolu Haber’in canlı yayınında güncel konularla ilgili soruları şöyle yanıtladı;

Sunucu: İyi günler sevgili seyirciler, günlük özelle karşınızdayız. Günlük özelin konuğu Ankara stüdyolarında CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Erdoğan Toprak. Hoşgeldiniz efendim.
Erdoğan Toprak: Hoşbulduk efendim iyi yayınlar dilerim.

Sunucu: Çok teşekkür ediyorum size de sağ olasınız. Erdoğan bey şimdi dershane meselesi Türkiye’nin son günlerde tartıştığı ciddi bir konu. Dershanelerin kapatılmak istenmesi bir kanun taslağıyla. Öncelikli olarak bakanlar kurulunda görüşüldü. Biraz sanki yumuşama sinyali gibi algılandı ama siz nasıl algıladınız oradan çıkan sonucu dershanelerin kapatılması konusunda?
Erdoğan Toprak: Ben sanki bir oyalama gibi algıladım. Tansiyonu biraz düşürelim ama biz yolumuza tekrar devam edelim gibi algıladım. Eğer böyle bir şey varsa şunu diyebilirlerdi. Evet gördük ki böyle bir şeye ihtiyaç var, bizim projemiz bu ihtiyacın yerini doldurmuyor, bunu tekrar gözden geçiririz. Böyle olurdu. Ama şuanda öyle denmiyor. Tekrar işte bir zamana bakacağız, taraflarla görüşeceğiz ama bunu uygulayacağız. Yani burada bir oylama ve tansiyon düşürme olarak görüyorum. Çok samimiyetsiz bir yaklaşım olarak görüyorum.

Sunucu: Kapanması meselesine nasıl bakıyorsunuz dershanelerin? Yani şuan ki mevcut eğitim sistemi içinde değerlendirdiğinizde dershanelerin durumunu eğitim sistemi içerisinde de değerlendirdiğinizde kapatılması fikrine bugün itibariyle nasıl bakıyorsunuz?
Erdoğan Toprak: Ben kapatılmasına doğru bakmıyorum. Dershanelerin kendi sürecini tamamlamış olmasını memnuniyetle karşılarım. Ama şuanda dershaneler hala bu ülkede eğitim sisteminin yarattığı açığı kapatan bir faktör. Yani bu faktör ortada dururken eğitim sisteminde böyle bir açık varken gençlerimiz buradan faydalanıp biraz daha bilgi edinebilirken kalkıp durup dururken dershaneleri kapatacağım yeni bir model getiriyim demek doğru değil. Keşke dershanelere ihtiyaç olmasa. Keşke aileler o mutfak paralarından, kendi harcamalarından kısıp dershanelere para vermeseler. Keşke devlet doğuyla batı arasındaki o eğitim farkını giderebilse. Giderdi mi? Hayır. Anadolu’daki bir evladım İstanbul’da kolejde okuyan bir çocuk kadar eğitim alabiliyor mu? Hayır. Peki nasıl eşit şartlarda yarıştıracağız. Yani nasıl Anadolu çocuğunu kolejde yetişen çocuklarla aynı şekilde hayata atılmasını sağlayacağız? Eğitimdeki fırsat eşitliğini sağlamadan biz nasıl dershaneleri de buradan çekeceğiz hem eğitim seviyesinde sorun var. En deneyimsiz öğretmenler oraya gidiyor. Sınıflardaki mevcutlara baktığınızda en adaletsiz sınıf mevcudu Anadolu’da. Şimdi siz kalkıp diyorsunuz ki, birde dershaneleri ortadan kaldıralım biz yeni bir model getireceğiz bu modelde de Anadolu gençlerini, öğrencilerini kobay olarak kullanacağız. Dershaneleri kapatacağız. Dershaneler ihtiyaç olmasaydı AKP’nin iktidara geldiğinde 2 bin tane dershane vardı. Eğitim düzeyini yükseltseydiniz bu dershane sayısı 4 bine çıkmasaydı. Şuanda sayı 2 binden 4 bine bu iktidar döneminde çıktı. Birde ticari bir kurumu kanunla kapatamazsınız. Ticari kurumlar ihtiyaç olmazsa kimse dershane açmaz zaten. Şimdi ticari bir kurumu sen ben kanun çıkarttım kapatacağım diyorsun. Bu doğru bir şey değil. Bu yaklaşım Türkiye’yi bir yere götürmez. Biz diyoruz ki, 21.yüzyılda en önemli silahımız nedir? Genç nüfusumuz. Ama o genç nüfus eğitimsiz olursa bizim önemli gücümüz olmaz. Onun için biz bunu tekrar oturup düşünmeliyiz.

Sunucu: Şu karşı tez var. Dershaneler kapanacak ama özel okul olacak ve daha kaliteli bir eğitim ortaya çıkacak. Buna ne diyorsunuz?
Erdoğan Toprak: Şimdi özel okul olacak da şuanda özel okullarda %40 kontenjan açığı var. Teşvik verelim, bu %40’ı dolduralım, bir görelim. Yani bu %40 açık dururken diğer taraflara teşvik vereceğim demek samimiyetsizlik. Şuandaki mevcut okullarda %40 kontenjan açığı yok mu? Var. O zaman teşviki buraya ver. Önce şu %40’ı bir doldur ondan sonra dön diğer projene bak. Onun için ben iktidarın bu noktadaki kafasının arkasında ne olduğunu gerçekten kestirmiş değilim. Diyorlar ki 2016’ya kadar o sistem oturacak. Peki 2016’ya kadar oturacaksa 2016’ya kadar ki o süreçte doğacak hatalar, o süreçteki mezun olacak gençlerimiz eğitim konusunda bir darbe almayacak mı? Üniversite imtihanlarına girişinde, kendilerinin sınıflarındaki bilgi edindirmede bir kayıp yılları olmayacak mı? Niye o evlatlarımıza kayıp yıllar yaşatıyoruz? Sen alternatif bir sistem geliştiriyorsan geliştir. Başarılı olacaksa başarılı olsun ondan sonra zaten bu tarafta ihtiyaç kalmaz. Dershaneler kendiliğinden öğrenci sayısı düşer. Ticari bir kurumdur. Kar olmadığı zamanda zaten kapatırlar. Şimdi böyle bakmak lazım. Yok ben şimdi seni kapatıyorum, yeni bir sistem deniyorum o yeni sistemde 2016’da başarıya ulaşacak. Ben bu iktidarın 5 tane milli eğitim bakanının 5’ininde ayrı bir eğitim politikası uyguladığını gördüm. Yani ne yazık ki AKP iktidarının bu ülkeyi bir yere götürecek master bir eğitim politikası yok. Olsaydı her bakan geldiğinde farklı bir eğitim politikası uygulamazdı ne yazık ki. Bakın sınav sistemine. Artık veliler işin ucunu kaçırdılar. Yani hangi sistem bu sene uygulanacak belli değil.

Onun için bu olay çok tehlikeli bir yere gidiyor. Türkiye çok önemli bir coğrafyada önemli bir devlet. Çok önemli bir genç nüfusa sahip. Bu genç nüfus üzerinden kimsenin kendi siyasi politikalarını uygulama hakkı yok. Ben şunu da görüyorum. Parlamentoda iktidar partisinden yani AKP’nin içerisinden de birçok milletvekilinin bu konudan rahatsız olduğunu da biliyorum. Görüşüyoruz, konuşuyoruz. Parlamento dediğiniz…

Sunucu: Yani bu sizin kendi düşünceniz mi, yoksa görüşüp konuştuğunuz, onlardan aldığınız sonuç mu?
Erdoğan Toprak: Biliyorum. Yani bu noktada biliyorum diyorsam bildiğim bir şey vardır Abdullah bey. Yani AKP içerisinde de bu konudan rahatsız olan milletvekilleri var. Zaten bazıları hafif bu noktada tepkilerini de ortaya koyuyorlar. Diyorlar ki, yani bu politika doğru bir politika değil. Bundan vazgeçmek lazım. Yani Türkiye’deki evlatlarımızı kobay olarak kullanmamamız lazım. Eğitim politikası çok önemlidir. Onunla sık sık oynanmaması lazım. Oynadığınız zaman bu ülkeye ihanet etmiş olursunuz.

Sunucu: Şimdi bir taraftan da dershanelerin fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını, yani parası olanın çocuğunu dershaneye gönderebildiğini ama parası olmayanın dershaneye de gönderemediğini ifade eden bir karşı tez var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle doğu ve güneydoğuda biraz önce eğitim sisteminden bahsettiniz. Bu eğitim sistemi varken dershanelerin büyükşehirlerdeki yetişen çocuklarla aynı yarışta yarışan çocuklara etkisi açısından da baktığımızda.
Erdoğan Toprak: Yani şimdi ben şunu da anlamış değilim. Dershaneler eğitim sistemindeki bir grup öğrenci dershanelere gidip eğitim alıyor diye eğitim sisteminde eşitliği bozuyor diyorlar ya. Peki kolejlere gidenlerle o Anadolu’da 60 kişilik sınıflarda okuyan öğrenciler arasındaki eşitsizliğin bozulduğunu devlet görmüyor mu? O eşitsizliği gidermek devletin bir görevi değil mi? Bu ülkede eğer hükümetseniz, bu ülkeyi yönetiyorsanız doğuyla, batı arasındaki o eğitimdeki o eşitsizliği ortadan kaldırmak kimin görevi? Hükümetin görevi. Hükmet onu ortadan kaldırmalı. Hükümet bunu ortadan kaldırmıyor efendim dershaneler olursa eğitim düzeyinde eşitsizlik olur. İyide sen okuldan yeni mezun olan genci ilk deneyim olarak Anadolu’ya gönderiyorsun. Anadolu’daki birçok ders boş geçiyor. Yabancı diller falan hak getire. Matematik hak getire, boş geçiyor. Dersler boş geçiyor, deneyimsiz öğretmenleri gönderiyorsun. Sınıf sayıları alabildiğine yüksek bu eşitsizlik olmuyor da kolejde, İstanbul’un göbeğinde oturan o öğretmeni evine çağırıp, dershaneyi evine getiren, eşitsizlik olmuyor da dershanemi eşitsizlik oluyor? Bu ülkede 200 bin tane öğretmen atama bekliyor. Bu ülkede tarafı betona boğmuş bir TOKİ var. Anadolu’nun her tarafında yapsınlar okulları, dershanelere ihtiyaç olmasın bundan çok da mutlu oluruz. Buradaki atama bekleyen öğretmenleri de atasınlar bu ülkede eğitimde fırsat eşitliğini getirsinler başımızın üstüne. Bizde destek veririz. Ama bu şekilde vermeyiz. Bende isterim insanlar kendi mutfak paralarından dershaneye para yatırmasın. Ama Anadolu insanı bakın üstüne başına almaz. Mutfağından kısar ben işçiyim bari oğlum bir okul kazansında memur olsun diye bakar. Anadolu insanı böyle bakar. Yemez, içmez ama evladına yatırım yapar. Anadolu böyle bir yer. Kimsenin hakkı değil Anadolu insanının elindeki o evladını yetiştirmek için gösterdiği gayreti elinden alma hakkı yok. Bu doğru bir yaklaşım değil. Ben AKP içerisinde de duyarlı milletvekillerinin sayısının daha çoğalacağına inanıyorum. Ama birazda cesur olup sesini çıkartmaları lazım. Yanlış şeye yanlış demek lazım. Bu ülke hepimizin. 21.yüzyılda yaşıyoruz. 21.yüzyılda en önemli alan bilgi ve gençliktir. Bilgi ve gençliği heba etmeyelim. İktidarlar değişir, hükümetler değişir. Ama bu ülke hepimizin, bu vatan hepimizin. Böyle bakmak lazım.

Sunucu: Şimdi dershanelerin bir de bir rant merkezi olduğu, işte darphane gibi para bastığı yönünde bazı yayınlar yapılıyor. Bu yönde de bazı ifadeler ortaya konuyor. Siz böyle görüyor musunuz?
Erdoğan Toprak: Burası ticarethanedir. Bakın ben olaya ekonomik boyutta bakmıyorum. Binlerce dershane işleten işadamlarımız var. Binlerce var. Belki de onbinlerce vardır. Şimdi buna ticarethanedir, açmıştır, para kazanmak için açmıştır.

Sunucu: Bu arada şu notu da ekleyeyim. 2 ile 3 milyar lira arasında yani bütün bahsedilen parada bu kadar.
Erdoğan Toprak: Çok büyük para kazandıklarını sanmıyorum. Ama sonuçta bir ticarethanenin açmışsa para kazanacak. Yani rızkını sağlayacak oradan. Biz buna ticari boyutta bakmamalıyız. Biz eğitimin böyle bir sorunu var, eğitim politikasının böyle bir açığı var, eğitim politikasındaki bu açık bu kurumu doğurmuştur, dershaneyi doğurmuştur. Önemli olan bu ülkeyi yönetenlerin bu eğitim politikasındaki açıklığı kapatmasıdır. Yoksa kanunla bir ticari kurumu kapatmak değildir. Bu doğru bir yaklaşım olmaz. Yani söylenecek çok şey var. Ben iktidarın tekrar sağduyuyla bu meseleye yaklaşmasını tavsiye ederim. Çünkü dershaneleri ortadan kaldırmak Türkiye’deki eğitim sorununu çözemeyeceğini görüyorum ne yazık ki.

Sunucu: Birde şu gelişme oldu. Sayın Fethullah Gülen hoca efendinin şöyle bir ifadesi yansıdı kamuoyuna. Eğer biz bunları işletme konusunda illa daha biz işletelim demiyoruz ama bunlar millete faydalı hizmet kurumlarıdır hepsini devredelim işletsin başkaları.
Erdoğan Toprak: Yani bu saygı duyulacak bir yaklaşımdır ama ben bu eğitim politikasıyla oraları işleteceğini de sanmıyorum. Şimdi hizmetin dershanelerdeki payı %15 – 20. Peki diğer tarafta da %80 Türkiye’de dershane, özel sektör var. Yani %80’de diğer kurumlar var. Bir sürü dershane var. Yani ismini saymak istemem ama bir sürü kurum var. Bu yaklaşıma saygı duyuyorum. Ama bu da heba olup gidecek. O devlet mantığı içerisinde, o ben yaptım oldu mantığı içerisinde heba olup gider onu söyleyeyim. Yaklaşım çok önemli. Ama o yaklaşımın sonundaki gelecek artı çok olumlu olmayacak onu görüyorum. Çünkü devlet o kadar başarılı olsaydı bu kadar yılda eğitimde fırsat eşitliğini ve Türkiye’nin birçok yerinde bir denge kurardı. Bu ayrı bir şey. Ama Türkiye’de %80’de özel sektörde bu işe yatırım yapmış insanlar var. O insanlar şimdi kurumu da kapatırlarsa birden bir kanunla o insanlar ne iş yapacaklar? Bildikleri alan bu. Onun için ben birazda böyle bakıyorum meseleye.

Sunucu: Şimdi birazda farklı konular var Türkiye’nin gündeminde müsaade ederseniz onları da size sormak isterim. Sayın Başbakanın Diyarbakır ziyareti sonrası orada kullandığı bir Kürdistan sözü çok tartışılıyor. Mesut Barzani’nin de Diyarbakır’a aynı şekilde gelmesi tartışılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdoğan Toprak: Ben çözüm sürecinin sanki tıkandığını hissediyorum. Yani çözüm sürecinde eskiden partnerler vardı, İmralı ve Kandil vardı. Ana muhalefet olarak şunu söyleyeyim Abdullah bey. Türkiye’de barışın gelmesini istiyoruz. Türkiye’de kan akmasın. Analar ağlamasın. Artık evlatlarımızı askere gönderip şehit cenazeleriyle karşılamayalım ve o bölgedeki evlatlarımızda ölmesin. Barışın gelmesinden yanayız. Barışı getirecek şey o bölgedeki Kürt vatandaşlarımıza ihtiyacı olan kanunları çıkartmaktır. Kanunları çıkartacak yer neresidir? Parlamentodur. Biz ana muhalefet partisi olarak Sayın Genel Başkanımız, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dedi ki, benim siyasi hayatıma dahi malolsa bu ülkede artık terör bitsin. Biz elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Ama Sayın Başbakan bizden destek almak yerine Abdullah Öcalan’dan destek almayı daha önemsedi. Kandil’den Murat Karayılan’dan destek almayı önemsedi. Bizim yerimize orayı tercih etti. Bugünde görüyorum ki orayı da şuanda bıraktılar Barzani’den medet umuyorlar. Yani daha önce aşiret lideri dediğiniz adama bölgenizdeki önemli bir tarihi bir sorunu ihale ediyorsunuz ve onun buraya bir düğüne gelmesine hemen sizde koşa koşa o düğüne gidiyorsunuz. Bu büyük bir Türkiye’nin bu tip küçük şeyler yakışmıyor. Yani tabi ki gidebilirsiniz. Diyarbakır bizim ilimiz gidilebilir. Ama siz daha önce aşiret lideri dediğiniz adamın ayağına gidip böyle önemli bir meseleyi çözmesine katkı bekliyorsanız büyük devlet olamazsınız.

Bizim yapmamız gereken şu; biz bu kanunları o bölgedeki insanlarımız için çıkarmalıyız. CHP olarak bizim bu konuda attığımız adımlar var. 1989’dan bugüne kadar. Bugünde 17 tane o bölgedeki vatandaşlarımızın ihtiyacı olan kanunların teklifini parlamentoya verdik. Gelsinler beraber bu kanunları çıkartalım. Bizim kanunlar yetersiz kalabilir onlar hazırlayıp getirsinler. Bizim kanunlarla birleştirelim. O bölge insanımızı terörün kucağından alalım. Önce biz oradaki vatandaşlarımızın hakkı olan kanunları çıkartalım onlarla terör arasında bir ayrım yapalım.

Sunucu: Ama terörün bittiği zaman ifade ediliyor. Yani uzun zamandır bir saldırı olmuyor, silahların sustuğu, terör örgütü her ne kadar silahları bırakmamış olsa da ama kullanmıyorlar. Sonuçta terörün bittiği gibi bir hava var. Bu hava sizce gerçeği yansıtıyor mu? Ya da nasıl düşünüyorsunuz?
Erdoğan Toprak: Ben terörün bittiğine inanmıyorum. Şimdi baktığımızda yapılan açıklamalar ne diyor? Bunları bunları yapmazsanız tekrar silaha sarılırız. Yani bize ev ödevi verilmiş, bu ev ödevini eğer biz çalışıp onlara kanun olarak, yasa olarak çıkartıp vermezsek tekrar silaha sarılacağını söylüyor. Yani terör örgütü fonksiyonunu bitirip tamam biz silahları bıraktık artık bundan sonra bunu parlamentoda yasa olarak bekliyoruz demiyor. Silahlarımız duruyor. Daha 10 ay öncesinden çok daha güçlü konumdayız, çok daha kendi stratejik olan tüm eksiklerimizi kapattık ve şuanda bekliyoruz. AKP iktidarı eğer belli adımları atmazsa tekrar silaha sarılacağız diyor. Yani terör örgütü silah bırakmadı. Ama unutmayalım 2002’de ülkeyi devraldıklarında Sayın Bülent Ecevit hükümetinden devraldığında terör bitmişti gerçekten. Silahlar susmuştu, kan dökülmüyordu. Öyle bir noktaya geldik ki şuanda karşımızda çok daha donanımlı, çok daha vurucu terör örgütünün gerillası olan bir güçle karşı karşıyayız. Terör bitmedi. Sadece namlu başımıza çevrilmiş bu kanunları çıkar diyor parlamentoya. Parlamentoya bir ev ödevi veriyorlar, hükümette işte zaman zaman MİT’i kurye olarak kullanıyor, zaman zaman bir grup milletvekilini kurye olarak kullanıyor. Sadece yaptıkları bu. Oradan talimat geliyor, bizde parlamentoda galiba o talimatlar doğrultusunda TBMM hareket edecek. Yakışıyor mu? Yani TBMM’ye Kandil’den, İmralı’dan talimat almak yakışıyor mu? Eğer o benim bölgemdeki vatandaşımın böyle bir kanuna ihtiyacı varsa ben niye o kanunları çıkartmıyorum. Çıkartıp ben o vatandaşlarıma o hakkı niye vermiyorum. Niye ben Abdullah Öcalan’ın talimatını bekliyorum? Bence böyle bakmamız lazım meseleye.

Sunucu: Birde Ahmet Kaya tartışması yaşanmaya başladı. Dün sizin grup toplantınızda da vardı, MHP’nin grup toplantısında da vardı. AKP’nin grup toplantısında da vardı. Ortak 3 grup toplantısında Ahmet Kaya’ydı gündem. Ne diyorsunuz Ahmet Kaya’nın bugün gündeme gelmesine?
Erdoğan Toprak: Başbakan ulan hepiniz oradaydınız dedi. Bir kere kelime çok kaba. Ulan hepiniz oradaydınız. İyi de ulan hepiniz orada o dediğin kişi bir tanesi Kadir İnanır, bir tanesi Ajda Pekkan. Kadir İnanır dediğiniz sizin akil adamınız. Yani akil adam olarak sizin bu konuda kullandığınız kişi. Ajda Pekkan muhabbet ettiğiniz kişi. İşte onlar şimdi senin saflarında. O gün orada Ahmet Kaya’ya karşı çıkanlar bugün senin yandaşın ve yanında. Akil adam olarak kullanıyorsun, muhabbet olarak kullanıyorsan. Böyle bakmak lazım.

Bu dil hoş bir dil değil. Başbakan ulan diyor, valisi de gavat diyor. Yani valisi de koskoca bir Adana’yı gavat yaptı gitti. Böyle bir üslup olur mu? Biz nasıl bu topluma örnek olacağız? Bu ülkeyi yönetenlerin kullandığı dil, üslup, barış dili örnek olmamız gerekmez mi? Düşünün Türkiye Cumhuriyetinin bayrağını taşıyan üçüncü kurumdur. O da validir. Vali vatandaşına gavat diye hitap ediyor ve Başbakanda ya nasıl sen benim milyonlarca vatandaşıma, Adanalıya gavat dersin bir dakika gel buraya yerine valiyi tutarak vatandaşı devre dışı bırakıyor. Bu bir ceberut devlet anlayışıdır. Bu ceberut devlet anlayışını zaman zaman sıkı yönetim rejimlerinde görürüz. Zaman zaman ben yaptım oldu denen rejimlerde görürüz. Ama bunların hiçbirinin uzun yaşam hakkı yoktur. Çünkü bunlar uzun süre yaşayamazlar. Toplumunu kucaklayamayan, toplumuna sevgi sunmayan, ben merkezli olan hiçbir yapı yaşayamaz. İşte dershanelerde de bunu görüyoruz. Adana valisinin dilinde de görüyoruz, parlamentodaki konuşmada da görüyoruz. Üzüntüm bu.

Sunucu: Şimdi kısa olarak şunu sormak istiyorum ondan sonra yerel seçim mevzuna geçeceğim. Yeni anayasa çalışmaları bitti gibi gözüküyor. Dün AKP komisyondan tamamen çekildiğini, gitmeyeceğini açıkladı. Meclis başkanı da benzer yönde bu çalışmanın artık bittiğini açıkladı. Siz ne diyorsunuz bitti mi gerçekten? Yoksa siz ısrar edecek misiniz?
Erdoğan Toprak: Bitmemeli. Yani anayasa çalışmaları devam etmeli. Biz bu ülkenin ne diyoruz 12 Eylül anayasası yakışmıyor bu ülkeye. Ne yapmamız lazım bir parlamenter rejimde değil miyiz? Niye 12 Eylül anayasasının hala daha ortalıkta durmasına göz yumuyoruz? Niye elbirliğiyle bunu çıkartmıyoruz? Tamam bir ay daha sürer, iki ay daha sürer. Bu parlamento belli bir süreci tamamlar, onu yasalaştırır sonra devam eder. Ama şimdi masadan zaten AKP ilk günden beri bunu sadece bir seçim kozu olarak kullandı. Tıpkı Barzani’nin Diyarbakır’a gelişini seçimlere yatırım olarak kullandığı gibi. Ben anayasa değişikliğinden bu yola devam edilmesinden yanayım. Bu masadan kalkmamalıyız. O sıkıyönetim anayasası bize yakışmıyor. Bunun tümünü elden geçirmeliyiz. Çünkü değiştiremeyeceğimiz maddelerde var zaten orada. Yani her madde değişecek diye bir kural yok o 300 küsur madde içerisinde.

Sunucu: Yerel seçime geçelim. İstanbul’la ilgili süreç devam ediyor herhalde. Ne zaman açıklanacak yakın mı?
Erdoğan Toprak: Şimdi İstanbul’da birkaç kriterimiz var. Birincisi, halkımızla beraber yönetmek istiyoruz belediyelerimizi. Halkımız bizim adayımız olarak kimi görmek istiyorsa ağırlıklı olarak eğilim ve kamuoyu yoklamaları yapıyoruz. Yani CHP’de sizi kucaklayacak, size hizmet getirecek hangi adayımızı istiyorsunuz şu adaylar içerisinde diye soracağız. Halkımızın bize verdiği yol haritasını uygulayacağız. Yani Ankara’dan ben yaptım oldu mantığıyla hareket etmek istemiyoruz. Bakın, 300 küsur tane belediye başkan adayımızı belirledik Türkiye’nin hiçbir yerinden tepki gelmedi. Neden? Çünkü danıştık. Bu bayrağı kime teslim edelim diye hem örgütümüze sorduk, hem halka sorduk ve birçok yerde de takdir gördük. Sanıyorum yakın zamanda ikinci bir grubu daha açıklayacağız. İstanbul bizim için çok önemli bir yer. İstanbul’da CHP’nin hedefe yakın olduğunu görüyoruz. CHP olarak İstanbul’u yöneteceğimize inanıyorum. Çünkü İstanbul’u bir dünya şehri olarak görmek istiyoruz. Kültürel, sanatsal, özgürlükçü, parkıyla, mimari dokusuyla bir dünya şehri haline getirmek istiyoruz. Çünkü bir dünya şehriydi. Dünya şehri olmaktan çıktı. Şuanda trafik keşmekeşi var. Yeşil alanlar hızla yağmalanmış, yoğunluklar getirip belli bölgelere sıkıştırılmış. Bizim tekrar onu açmamız lazım. İstanbul’da ince eleyip sık dokuyoruz. Çok değerli arkadaşlarımız var. Kendi alanında hepsi çok başarılı. Onlardan birine bu bayrağı teslim edeceğiz.

Sunucu: CHP’nin bu yerel seçimlerdeki adayları belirlerken CHP seçmeninin dışında da onlardan oy alabilecek bir kriter üzerinde duruyor musunuz? Mesela muhafazakar kesimden. Çünkü sağ isimlerle falan görüşüldü, birçok eski merkez sağdaki isme teklifler götürüldüğü ifade ediliyor.
Erdoğan Toprak: Bir kere kamuoyu yoklamaları yaparken merkezi hedef alıyoruz. Yani merkezde tüm oyların toplanabileceği ve bir aday üzerinde nasıl biz etkili bir propaganda yapıp o adayı belediye başkanı yapabiliriz o açıyla bakıyoruz. Yani hizmet olarak baktığımız için önce bu hizmeti en iyi kim verebilir halka biz o noktada bakıyoruz. Tabi ki belli kriterlerimiz var. Geçmişindeki siciline bakıyoruz. Bu aday bizim partimizden aday olursa bizde doku uyuşmazlığı olur mu diye bakıyoruz. Ama bir şeyi daha önemsiyoruz ki, merkez sağdan birçok arkadaşımız şuanda bizim partimizde milletvekili. Saygıyla karşılıyoruz ve çok da başarılılar, çok da iyi uyum sağladılar. Şuanda CHP’ni merkez sağdan gelen adaylar konusunda da çok sorunumuzda yok. Belli illerimizde gösterebiliriz. Ankara için net bir şey söyleyemem ama bu konuda kapımız kapalı değil.

Sunucu: CHP’nin özellikle mecliste başörtülü milletvekili süreciyle birlikte bakış açısında ciddi bir değişiklik olduğu tartışılıyor. Siz içerden nasıl görüyorsunuz bunu?
Erdoğan Toprak: Abdullah bey ben ona üzülüyorum. Şimdi CHP’nin örgütünde başörtülü kadınlarımız var. Bugün değil yıllardır var. Kendi inancı doğrultusunda, kendi inancını yaşamak isteyenlere saygı duyuyoruz. Biz onların siyasete alet edilmesini, bir parti tarafından kullanılmasına karşıyız. Yoksa CHP’nin teşkilatlarında var bunlar. Yetkili konumdalar da. Yani resmen ataması yapılmış veya sandıktan çıkmış yetkili konumdadırlar bunlar. Şimdi biz onlara diyebilir miyiz efendim sen benim partimde gel çalış. İlçeye gir, şuna gir, buna gir ama seçme noktasında bir dakika seni seçmeyeceğim. Böyle diyebilir miyiz?

Sunucu: Siz başörtülü aday gösterecek misiniz? Bu da tartışılıyordu.
Erdoğan Toprak: Tabi ki yani bizim şimdi böyle bir arkadaşımız çıkarsa eğilim yoklamalarımızdan da çıkarsa gösterebiliriz. Niye göstermeyelim? Biz sadece bu ülkeyi yöneten AKP’nin inancımızı kendi siyasetine alet edip kendi çıkar aracı olarak kullanmasına karşıyız. Onun dışında bizlerde inançlı insanlarız. Yani biz Türkiye’nin partisiyiz. Türkiye’nin %99’u Müslümansa bizde bu ülkede %26 oy alıyorsak demek ki bizde bu ülkedeki bir çoğunluğun içerisinde yer alan bir partiyiz. Kalkıp da yok şuna karşıyız, buna karşıyız. Böyle şey yok bizde. Bizim aramızda da bu tip arkadaşlarımız var. Ama biz hiçbir zaman bunları ön plana çıkartmadık. Hiçbir zaman bunlar üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışmadık. Eder misiniz? Hayır gene gösteririz sessiz sakin bir şekilde gösteririz. Nasıl ki bugüne kadar illerimizde, ilçelerimizde bu kardeşlerimiz bizim içimizdeydi hiçbir zaman bunların bu inançları doğrultusunda taktığı o başörtüyü kullanmadıysak bundan sonrada kullanmayacağız.

Sunucu: Çok teşekkür ederim açıklamalarınız için.
Erdoğan Toprak: Ben teşekkür ederim, iyi yayınlar dilerim.

    Çarşamba, 20 Kasım 2013 18:53

Bağlantılı Konular