CHP kişilerin özel hayatlarına müdahale edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi

Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Grup Başkanvekili, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın ortak imzalı önergesi şöyle:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 12. Maddesinde yer aldığı üzere “Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine, evine ya da yazışmasına keyfi olarak karışılamaz, onuruna ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu gibi müdahale ya da saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır.” kişilerin özel hayatlarına müdahale edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla Anayasanın 98’inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederim.

Gerekçe:

“Cami’ye kızlı-erkekli girdiler”  söyleminden sadece birkaç ay sonra “Evlerde kalma noktasında sıkıntılar yaşanıyor. Çünkü buralarda nelerin olduğu belli değil. Karmakarışık, her tür şeyler olabiliyor. Devletin burada olduğunu anlatmak için bu adımlar atılmaktadır ve atılacaktır.” ifadesi ile Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan toplumun yaşam tarzına doğrudan müdahale etmektedir. Her fırsatta kimsenin yaşam tarzına müdahale etmediklerini beyan eden Sayın Başbakan, uygulama ve söylemde bu sözünü yerine getirmemektedir. 2013-2014 yılı eğitim öğretim yılı başlamış olmasına rağmen hala yurtlara yerleşemeyen kız ve erkek öğrenciler bulunmaktadır. Hükümet öğrencilerin barınma sorununa çözüm aramak yerine, öğrencilerin ya da ailelerin bulmuş olduğu çözüm yollarına ya da yapmış olduğu tercihlere doğrudan müdahale etmeye çalışmaktadır. Anayasanın 20. Maddesine göre, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” ve Anayasanın 21. Maddesine göre ise, “Kimsenin konutuna dokunulamaz.” Hükümleri yer alırken AKP Hükümeti bir nevi Anayasanın 20. Maddesi ve 21. Maddesini adeta yok sayarak müdahalelerde bulunmaktadır.

En az 3 çocuk doğurması istenen kadınların fikri sorulmamaktadır. Sezaryenle doğumun kısıtlandığı kendi bedeninde kendi kararını veremeyen kadınlar istenmektedir. Ayrıca kürtaja da bir tür denetimin getirildiği ülkemizde Sağlık Bakanlığı Müşaviri Doktorun, Twitter’dan ,“Üniversite öğrencilerinin kürtaj başvurularında patlama olduğunu” öne sürmesi ve gelen sorular üzerine Doktorun, buna kanıt olarak “Üniversite bölgelerindeki jinekologlarla görüşülmesini” önermesi ise düşündürücüdür.

Kızlı-Erkekli kalınan öğrenci evlerine denetleme getirileceğini söyleyen ve bu yönde çalışma yapmayı planlayan hükümetin, Adana Valisinin muhbir vatandaşlar aracılığı ile uygulamaya geçeceğini söylemesi ve tüm bunların Anayasal bir uygulama olduğunu belirtmeleri olayın vahametini göstermektedir. Yapılacak tüm yaşam tarzı müdahalelerine anayasal meşruiyet sağlamayı amaçlayan AKP hükümeti, demokrasiyi sadece araç olarak görmeye devam etmektedir.

Bir yandan “Kızlı-erkekli kalınan öğrenci evleri” tartışması sürerken son günlerde gündeme gelen bir konu ise Isparta’daki Ahmet Melih Doğan Anadolu Lisesi’nde kız ve erkek öğrencilerin öğle yemeklerini ayrı yemesi yönünde uygulama başlatılmasıdır. Duyuruda uygulamanın birinci dönem sonuna kadar geçerli olacağı, ikinci dönem bu düzenlemenin değişeceği ifadelerine de yer verilmiştir. Ancak sosyal medya üzerinden gelen tepkiler ve bazı velilerin şikayeti üzerine okul yönetimi uygulamaya son vermiştir. Toplumda bir tür nabız yoklaması yapılarak müdahale edilmek istenen alanlarda velilerin ve vatandaşların haklı tepkisi sonucunda okul yönetimi bu uygulamadan vazgeçmiştir.

İnsanların doğumlarına, çocuk sayılarına, içecekleri içeceğe, inançlarına, eğitimlerinin nasıl olacağına karar veren AKP hükümeti yaşam tarzlarına müdahale etmektedir. Yaşam tarzlarına müdahale konusunda Meclis Araştırması açılması elzemdir.

    Pazartesi, 11 Kasım 2013 15:39

Bağlantılı Konular