"Başbakan’ın gidişi gidiş değil, elinde törpüyle cumhuriyeti törpülemeye çalışıyor"

”Anayasa çalışmaları,  4 kişi yemek yaptık. AKP, ‘Bunu ikimiz yiyelim, onlar yemesin’ diyor. Yemeği 4 kişi yapıp 2 kişi yemeye gönlümüz razı olmadı. Yiyeceksek 4′ümüz beraber yiyelim.”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay TBMM’de gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı.

Tutuklu milletvekilleriyle ilgili bir soru üzerine Altay, bu sorunun, anayasaya eklenecek geçici maddeyle çok rahat çözülebileceğini, böylece Türkiye ve TBMM’nin, bu ayıptan kurtulmuş olacağını söyledi. Altay, anayasada uzlaşılan 60 madde konusunun bundan ayrı olduğunu ifade etti.

Milletvekilleri haksız yere cezaevinde tutulan ayıplı bir parlamentonun, hak ve özgürlük temelli bir anayasa yapamayacağını belirten Altay, bu konuda iyi niyet ve samimiyete ihtiyaç olduğunu söyledi.

Tutuklu milletvekilleri konusunu, AKP  ile her vesileyle konuştuklarını dile getiren Altay, 60 maddeyle ilgili görüşmelerde önşart olarak sunmadıklarını, “tutuklu milletvekili sorunu yüksek hassasiyetimizdir” dediklerini kaydederek şöyle dedi; .

“60 maddeyle ilgili dün kısmen tıkandı gibi görünen meselenin gerekçesi, tutuklu milletvekilleri değil. İktidar, topu Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na atıyor. Meclis’te İçtüzük Uzlaşma Komisyonu çalışıyorken, dün İçtüzüğün 56. maddesi değiştirildi. Biz komisyon olarak niye varız demedik. Biz komisyon olarak çalışmamıza devam edeceğiz. AK Parti, her zaman olduğu gibi işine geldiği gibi davranıyor. Tutuklu vekil konusunu Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na atıyorsun, pantolon meselesini içtüzükte de uzlaşma komisyonu olmasına rağmen getirip, halledebiliyorsun. Buna engel yok. Sayısal çoğunluk AKP’nin elinde. Onların olumlu görüşü olmadan, geçici maddenin çıkması mümkün değil. Sayın Haberal’ın MHP ile yaptığı görüşmesinin ayrıntısına vakıf değilim. Şüphesiz MHP, bu konuya blokoj koymayacaktır. Tutuklu vekil konusunda, top AKP’dedir. Meclis Başkanı’ın çeşitli kereler yaptığı konunun çözülmesi çağrılarının altını doldurmak hem Meclis Başkanı hem iktidar partisine düşer.”

Altay, 4 kişi yemek yaptıklarını ancak AKP’nin, “Bunu ikimiz yiyelim, onlar yemesin” dediğini belirterek,  ”Bunu çok düşündük, iyiniyetle yaklaştık ama yemeği dört kişi yapıp 2 kişi yemeye gönlümüz razı olmadı. Yiyeceksek 4′ümüz beraber yiyelim” dedi.Tutuklu milletvekilleri konusunun 60 maddeden ayrı olması gerektiğini vurgulayan Altay, bunun tamamen bağımsız olduğunu kaydetti.

CHP Grup Başkanvekili Altay, bir soru üzerine öğrenci evlerine yönelik tartışmaları da şöyle değerlendirdi.

“Anayasanın 12,13, 20, 21. maddelerinin derhal değişmesi lazım. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesini biz kaldıramayacağımıza göre, bu sözleşmedeki imzamızı çekmemiz lazım. BM Medeni Haklar Sözleşmesi’nin 17. maddesi orta yerde durduğu sürece bizim BM’den çıkmamız lazım. Derhal Başbakan, tek maddelik tasarı getirerek, Medeni Kanun’un 11. maddesini de kaldırması lazım”

Erdoğan’ın promtersız konuştuğunda özüne döndüğüne dikkat çekerek bu özün ne olduğunu, bu hafta herkesin gördüğünü söyledi.

Erdoğan’ın, 1994′de, “Ben İstanbul’un imamıyım, insanların günah işlemelerine engel olmak, görevlerim arasında” dediğini hatırlatan  Altay şöyle dedi;

“İstanbul imamlığı bitti, şimdi zannediyorum kendini Türkiye’nin imamı olarak görüyor. Ona göre günah deyince akla bel altı, apış arası geliyor. Düşüncesini ağzından dökemeyen insan, ne söylediğini bilmeyen, özürlü insandır. Başbakan’ın açıklamasından sonra bazı bakanların ve AKP yöneticilerinin açıklamaları, kıvırmalar, Başbakan’ı özürlülükle itham etmektir, aklı başında olmamakla suçlamaktır.

Başbakan, 22. Dönem parlamentosunda elinde törpüyle, cumhuriyeti törpülemeye çalışmıştı, 23. Dönem’de eline bıçak aldı, demokrasiyi doğramaya çalıştı, şimdi 24. Dönem’de eline satır aldı, şimdi bu satırla kendini doğruyor, farkında değil. Başbakan’ın gidişi gidiş değil, aklı başında insanın edeceği laflar değil. 18 yaşını tamamlamış genç kız ve erkeğin, yan yana oturması, el ele tutuşması, bir parkta oturması durumunda, bunların fuhuş yaptığını aklına getiren bir başbakan, Türkiye’ye layık bir başbakan olamaz. Başbakan, Türkiye’yi bir tartışma, kriz ortamının içine çekiyor ama bu hiç yakışmadı. Türkiye için bir utanç vesikasıdır, Başbakan için ibret vesikasıdır, demokrasimiz için rezalet vesikasıdır.

AKP’nin ana ve temel felsefesi kadını toplumun dışına çıkarmaktır. Kadın okuldan ayrılsın, evlensin, ikinci eş olsun, evine kapansın, üç çocuk doğursun, çocukları da bağıra bağıra doğursun, sezaryan da yaptırmasın. İşte, AKP budur. Türkiye Kurtuluş Savaşı’nı başardıysa, kadın ile birlikte olduğu için başardı. Erkeklerle birlikte cephane taşıyan kadınlarla ilgili ne düşündüğünü merak ediyorum. Başbakan çıkıp adam gibi özür dilerim desin, bu mesele kapansın. Hiçbir siyasetçiyi Allah bu duruma düşürmesin.”

    Cuma, 08 Kasım 2013 18:08

Bağlantılı Konular