Umut Oran Başbakan Erdoğan’ı SE toplantısına davet etti

Umut Oran, “ Sayın Erdoğan toplantıya katılırsa biraz demokrasiden nasip alır. Biraz insan haklarından, özgürlüklerden, hukukun üstünlüklerinden ders çıkartır diye düşünüyoruz” dedi.

“Sayın Erdoğan gezi parkına da sürpriz konuşmacı olarak gelebilir. Davet mektubu  burada. Gelirse prompterini de getirmesine gerek yok, prompter de bizden olsun”

“Avrupalı konuklar özellikle bir kamyonda 1200 roket başlığı Türkiye’nin göbeğinde Adana’da nasıl çıkıyor? Sen artık terör mü ihraç etmeye başladın diye kendisine soracaklardır”

Faruk Loğoğlu, “Umut Bey bu Adana’da yakalanan roket başlığına değindi. Arka arkaya böyle ülkemizi, halkımızı, sizleri, bizleri rahatsız etmesi gereken çok ciddi olaylara tanık oluyoruz” dedi ve Türkiye’nin terör örgütlerine  desteğine dikkat çekti.

CHP Genel Başkan Yardımcıları  Faruk  Loğoğlu ile Umut  Oran’ın açıklamaları ve sorulara verdikleri yanıtlar şöyle;

Faruk Loğoğlu: Günaydın arkadaşlar, hoş geldiniz Cumhuriyet Halk Partisine. Toplantımızın esas nedeni sosyalist enternasyonalin bu hafta sonu başlayacak ve birkaç gün devam edecek olan toplantısı hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi vermek. Onu Genel Başkan Yardımcımız Umut Oran yapacak. Ben onun dışında sizleri burada görüşmüşken bir iki konuya kısaca değinmek istiyorum.

AB ile yeni faslın açılmasını Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu değerlendiriyoruz. Bunun geç kalınmış, her halükarda yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Şu anlamda; yani AB ile Türkiye arasındaki katılım müzakerelerinin daha sağlıklı, daha hızlı gitmesini gerektiğini düşünüyoruz. Ama her halükarda böyle bir faslın uzun bir aralıktan sonra açılmış olması hükümet yetkililerinin de yani Türk hükümeti yetkililerinin de bunu olumlu bir şekilde takdim etmeleri Türk kamuoyuna bizim için memnuniyet verici bir tablo. Neden? Çünkü şuana kadar, bugüne kadar AKP iktidarı AB’yi yerden yere vurmuş, raporlarını çöpe atmış, onlar bizi istemiyorsa bizde onları istemiyoruz şeklinde söylemlerle hep AB’yi Türkiye’den ve Türk kamuoyundan uzaklaştırmaya çalışmışlardır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin AB’ne tam üye olarak katılım hedefini hep desteklemiştir. Biz bu sürecin hızlanarak, yoğunlaşarak devam etmesini diliyoruz.

Bu çerçevede bugün saat 14.00’de AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’yla burada parti merkezinde bir görüşme yapacaktır.

Son bir konu bağlamında, Kıbrıs konusu yeniden böyle çok hızlı bir şekilde gündeme oturmaktadır. Hangi anlamda? Birincisi; Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları arasında varılan bir anlaşmaya göre KKTC temsilcileri yakında Atina’yı ziyaret edecekler. Kıbrıs Rum yönetimi yetkilileri de Ankara’yı ziyaret edecekler ve bu şekilde şimdiye kadar hiç denenmemiş olan bir yöntem hayata geçirmiş olacak. Bu birinci boyut.

İkinci boyut; yine BM Genel Sekreterinin uhdesinde yeni bir çözüm planının hazırlandığı söylenmekte. Buna hem Kıbrıs Rum tarafı, hem KKTC tarafı üzerinde açıklamalar yapılan bir konu haline geldi. Şöyle anladığımız kadarıyla; bir plan hazırlanacak ve bu Nisan 2014’e kadar tamamlanmış olacak ve referanduma sunulacak diye bir şablon var. Cumhuriyet Halk Partisi Kıbrıs’ta çözümden yanadır. Kıbrıs’ta sağlıklı bir çözümden yanayız. Adil, kalıcı bir çözümden yanayız. Fakat bu son dönemlerde fasılların açılmasıyla Kıbrıs konusunun aynı anda gündeme gelmesi özellikle yıllarca bu konuya emek vermiş emekli bir diplomat olarak benim dikkatimi çekiyor. Çözümden yanayız. Ancak Kıbrıs Türk’ünün ve Türkiye’nin çıkarlarının çok sıkı bir şekilde korunması, bunlara sahip çıkılması gerektiğini de düşünüyoruz. O bakımdan bu süreci yani Kıbrıs’a ilişkin süreci yakından izleyeceğiz. Eğer hükümet basiret gösterip bu konuda Cumhuriyet Halk Partisine ana muhalefet partisine bilgi verir ve katkılarımızı isterse biz bunu da memnuniyetle yaparız. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Sayın Umut Oran’a bırakıyorum sözü.

Umut Oran: Bende hepinize hoş geldiniz diyorum, hepinizi selamlıyorum. Esasında bugün biz üç kişi olacaktık. Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala’da bizimle beraber olacaktı bu basın toplantısında. Fakat kendisi Gana’dan İstanbul’a dün çok geç saatlerde geldi. Çarşamba günü muhtemelen önümüzdeki hafta Genel Merkezimizi ziyaret edecek.

Açıkçası bir 5 gün, bugün başladı Sosyalist Enternasyonal Kadın Komitesi toplantısı. 5 gün biz Sosyalist Enternasyonal’e ev sahipliği yapacağız, bizim konuğumuz olacak onlar. Bu 5 gün içerisinde hem 2 gün bugün ve yarın kadın komite toplantısı var. Pazar günü komite toplantıları ve başkanlık divanı var. Pazartesi, Salı’da Sosyalist Enternasyonal’in konsey toplantısı olacak ve bu 5 gün içerisinde açıkçası dünyanın en büyük sosyal demokrat çatı örgütünü İstanbul’da, Türkiye’de misafir etmek, ağırlamaktan dolayı mutluyuz. Bir anlamda bu sosyal demokrasinin Davos’u. Yani dünyada son derece önemle izlenen, takip edilen bir toplantı olacak. Esas toplantı tabi Pazartesi, Salı  konsey toplantısı.

Bu toplantıya Sosyalist Enternasyonal’in bütün üye ülkeleri yaklaşık 350 – 400 devlet insanı. Bunların içerisinde Başbakan var, Devlet Başkanı var, Meclis Başkanı var, muhalefet parti liderleri var. Onlarla beraber çeşitli konuları tartışacağız.

Temel olarak üç tane konu var tartışacağımız. Bunlardan bir tanesi gezi parkı, gezi olayları. Bu gezi parkı ve gezi olayları içerisinde sürprizler var. Onun için burada açıklamak istemiyorum. Pazartesi açılıştan hemen sonra bu toplantı gerçekleşecek. Bölgemizde yaşanan antidemokratik gelişmeler bir başka konu ve ekonomi. Program zaten elinizde. Biraz evvelde ifade ettiğim gibi böyle bir toplantıya yılda bir kere yapılan konsey toplantısına Cumhuriyet Halk Partisi olarak uzun yıllar sonra ev sahipliği yapmaktan dolayı son derece memnunuz.

Tabi demokrasi deyince, yine özgürlükler deyince, hele hele gezi parkı deyince aklımıza ilk gelen Sayın Erdoğan oluyor. Sadece bizim aklımıza değil, bütün dünyanın artık aklına geliyor. Yani nerede demokrasi sorunu varsa, nerede özgürlükler sorunu varsa ve gezi parkı olayları bir yerde geçtiği zaman bütün dünya Sayın Erdoğan’ı hatırlıyor ve anıyor öyle diyelim.

Dolayısıyla bu toplantının da ana gündem maddeleri bu olduğu için açıkçası biz kendisini de bu toplantıya davet etmek isteriz. Çünkü bildiğiniz gibi daha evvelki yıllarda yakın zamana kadar Sayın Erdoğan Sosyalist Enternasyonale üye olmak için bir hayli çaba sarf etti. Sadece kendi partisi üye olması için değil, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisinin Sosyalist Enternasyonalden çıkartılması içinde ciddi bir lobi yaptı. Ama geldiğimiz bugün itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi Sosyalist Enternasyonal’in önemli bir üyesi. Genel Başkanlık divanında yer alıyor. Genel Başkan Yardımcısı bizim Genel Başkanımız aynı zamanda. Etik komitede, diğer önemli komitede, Suriye komitesinde şuanda etkin bir şekilde yer alıyor ve rol oynuyor. Bizim açımızdan hiçbir beis yok. Eğer Sayın Erdoğan toplantıya katılırsa biraz demokrasiden nasip alır. Biraz insan haklarından, özgürlüklerden, hukukun üstünlüklerinden biraz ders çıkartır diye düşünüyoruz. Türkiye’nin en büyük açığı şuanda özgürlükler ve demokrasi ve orada da bu konudaki önemli aktörler gelip bu konudaki görüşlerini dile getirecekler.

Ayrıca Sayın Erdoğan’ı sadece ben davet etmiyorum. Aynı zamanda Sayın Erdoğan gezi parkına da sürpriz konuşmacı olarak gelebilir. Bu konudaki engin tecrübesini dünyayla paylaşabilir. Gezi parkı bölümünde kendisine söz hakkı verebiliriz. Gezi parkı olaylarının kötü adamı biliyorsunuz Sayın Erdoğan’dı. Dolayısıyla olaylar nasıl başladı, nerelere nasıl geldi, olayları bizzat yöneten ve olayların baş sorumlusu olarak gelip bence bütün dünyayla da bu konudaki görüşlerini paylaşabilir. Bir inat uğruna yerel bir konuyu ülke gündemine aylarca taşıyan ve aynı zamanda bırakın ülke gündemini dünyaya da maleden hakikaten bir davranış biçimi sergiledi. Bunu nasıl başardığını, becerdiğini anlatırsa bence dünya açısından da önemli bir konuya açıklık getirmiş olur.

Davet mektubu burada. Kendisine bu davet mektubunu göndereceğiz. Gelirse kendisini orada konuk ederiz. Bu arada prompterıda getirmesine gerek yok. Bizim orada ekipmanlarımız var kendisine prompter da bizden olsun. Öyle diyelim. Ama şunu da uyarmamız gerekir kendisini. Yani öyle elini, kolunu korumalarıyla gelmesiyle olmuyor bu iş. Çünkü oraya geldiği zaman Erdoğan’a soracaklardır. Onun için bu konuda da hazırlık yapması, dersini çalışmasını ben tavsiye ediyorum.

Kız erkek aynı çatı altında ders çalışması, oturması, sohbet etmesinin sakıncası nedir diye soracaklardır Erdoğan’a. Yani bu konuda bir hazırlık yapsın, gerekçelerini ortaya koysun. Yine öğrencileri, anne, babalarını ahlaklı veya ahlaksız nasıl ayırt edebiliyorsun diye soracaklardır kendisine mutlaka. Özgürlük talebi olan gençleri çapulcu, terörist, marjinal olarak nasıl görebiliyorsun ve onlarla ilgili orantısız şiddet kullanması için polise kanunsuz emri nasıl veriyorsun demokraside diye mutlaka soracaklardır Erdoğan’a. Yine soracaklardır. Yoksa asıl derdiniz geziyle başlayan ve artık yeter diyen bu temiz, saf yürekli, dik duran, mücadeleci, idealist gençleri susturmak mı olacaktır? Esas amaç, esas niyet bu mudur diye Sayın Erdoğan’a soracaklardır. Yurt yapmayıp gençleri belli grupların ya da yüksek kira isteyen ev sahiplerinin eline iten sen değil miydin? Yani bu kadar üniversite açtın, elinde TOKİ var, TOKİ’yle yurt yapmadın lüks konut yaptın şimdide öğrenciler evleri paylaşıyorlar diye onları suçluyorsun. Bundan dolayı niye şikayet ediyorsun, neden bunu planlamadın, niye bunu öngörmedin diye soracaklardır kendisine. Yine mağduriyet edebiyatı yapıyorsun ama hala 12 Eylül askeri darbesinden kalan kanunları hayata geçiriyorsun. Bunu da soracaklardır. Özellikle TMMOB’nin biliyorsunuz dün bir kararnameyle denetime 11 tane meslek örgütü açıldı ve bu kararname 12 Eylül yasalarına dayanıyor. Hem bir taraftan yasaları şikayet ediyor, hem de o yasaların arkasına saklanarak kendisine muhalif olan sivil toplum örgütleri, meslek odalarına bu şekilde bir baskı uyguluyor. Bunu da kendisine soracaklardır.

Ayrıca kendisinin kadınlarla, kızlarla alıp veremediği nedir? Yani neden bu kadar kadınların giymesine, insanların ne içmesine, ne yemesine karışıyorsun veya kadınların neden kaç çocuk, nasıl doğurmasına neden müdahale ediyorsun diye mutlaka kadın hakları özellikle aktivistleri soracaklardır kendisine. Finlandiya’dan, İsveç’ten gelen konuklar var, kuzey Avrupa’dan gelen konuklar var bir hayli fazla. Bu haftada kendisini eleştirdiler, ciddi şekilde kendisine tepkilerini dile getirdiler. Onlarda bağımsız hür basına nasıl tahakküm ediyorsun diye soracaklardır. Bu mudur demokrasi anlayışın diye kendisine soracaklardır.

Yine bir başka konu; bu soruda gelebilecektir. Neden bu kadar spor kulüplerine müdahale ediyorsun? Demokrasi sandık diyorsun. Peki spor kulüplerinde senin tuttuğun, senin desteklediğin sandıktan çıkmadığı zaman hem ona karşı geliyorsun, hem de onun önünü kesmek için 3 kere yönetim sınırlaması neden getiriyorsun? Bu mudur demokrasi diye kendisine soracaklardır.

Yine Avrupalı konuklar özellikle sadece bir kamyonda 1200 tane roket başlığı Türkiye’nin göbeğinde Adana’da nasıl çıkıyor? Sen artık terör mü ihraç etmeye başladın diye kendisine soracaklardır. Bu sorulara Sayın Erdoğan’ın hazırlıklı olması gerekiyor. Bizimde bunu söylemek boynumuzun borcu.

Türkiye bu tabloyu hak etmiyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu tablonun değişmesi, Türkiye’de bu demokrasi ve özgürlüklerle ilgili ayıbın, tezatların ortadan kalkması için çalışıyoruz. Bunu hem Türkiye içerisinde bu çalışmalara devam ediyoruz, hem yurtdışındaki ilişkilerimizde dünyanın her ülkesiyle diyalog içerisinde Türkiye’nin normalleşmesi için mücadele ediyoruz.

Ve şunu da ifade etmek istiyorum. Seçimlere çok az zaman kaldı. Bu seçimlerde mutlaka Cumhuriyet Halk Partisi olarak tek amacımız başarıyı yakalamak. Türkiye’ye yeniden demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla çalışmasını, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyetinin yoluna devam etmesini sağlamak, cumhuriyetin değerlerini korumak bizim asıl amacımız. İnsan haklarının, hukukun üstünlüğünün, kuvvetler ayrılığının tekrardan normale gelmesi ve bunun mücadelesini vermek bizim temel görevimiz ve çabamız.

Buradan iddia ve ilan ediyorum,  Nisan ve Mayıs aylarında AKP içindeki mantıklı insanlar bu kadar da olmaz diyerek yeni bir parti kuracaklar ve o zaman işte Sayın Erdoğan’ın akıbeti ne olacak hep beraber göreceğiz.

Biraz Sosyalist Enternasyonal toplantısı, biraz dış politika, birazda iç politika olarak sizlere bu şekilde aktarıldı. Sorularınız varsa alalım.

Faruk Loğoğlu: Soru sorulmadı aman ben sanki sorulmuş gibi bir noktayı biraz genişletmek istiyorum. Umut bey bu Adana’da yakalanan roket başlığına değindi. Arka arkaya böyle ülkemizi, halkımızı, sizleri, bizleri rahatsız etmesi gereken çok ciddi olaylara tanık oluyoruz. Bundan birkaç gün öncede yine Suriye sınırında üç tane araç askerimiz tarafından lastikleri kurşunlanarak durduruldu. Bu araçların içinden mühürlü bidonlar ve variller çıktı. Bunlar kimyasal madde şüphesiyle ilgili mercilere sevk edildi. Araçtaki insanlardan, kişilerden sadece bir tanesi tutuklandı ve bu konuda henüz bir açıklama yapılmadı.

İkincisi; biraz önce seyrettim CNN İnternational televizyonunda Hatay havaalanında yapılmış bir çekim CNN muhabiri tarafından. Dünyanın her tarafından, Libya’dan, Afganistan’dan yanılıyor olabilirim Suudi Arabistan’dan sürekli böyle değişik kıyafetlerle büyük sırt çantalarıyla gelen insanların yine orada ihtisas keşfetmiş kişiler tarafından Suriye sınırına götürüldüğü ve Suriye sınırına geçiş yapıldığı ve bunların terörist olduğu şeklinde küçük bir haber yapıldı. Sayın Başbakana soruldu bu soru ve El Kaide diye bir grup mu varmış diye bir cevap verdi. Bu arada hatırlarsanız bu kız erkek öğrencileri bağlamında yine Sayın Başbakana soru soran Finlandiyalı gazeteciye size talimat mı verildi, görev mi verildi bu soruyu sormak için diye. Sayın Başbakanın bu tepkisi bana şunu hatırlatıyor. Demek ki basın toplantılarından önce Sayın Başbakan ve istihbarat elemanları toplantı yapıyorlar ve basın toplantısının hangi senaryo içinde, kimin hangi soruyu soracağı şeklinde Sayın Başbakana bilgiler aktarılıyor ki Sayın Başbakan bu soruyu Finlandiyalı gazeteciye yöneltebiliyor.

Başa döneyim. Türkiye’yi büyük sıkıntı içine sokuyor bu iktidar. Suriye’ye terör ve terörist ihraç eden bir ülke haline geldik. Terörist gruplarla iç içe yaşıyoruz. Ne zaman, hangi dönemde? Sözde kendi içimizdeki terör örgütü PKK’yla AKP tarafından bir anlaşmaya varılmasına çalışıldığı bir dönemde. Bunlar hepimizi rahatsız etmesi gereken unsurlar. Daha yakından takip etmenizi temenni ediyorum. Biz takip edeceğiz, ettiğimiz ölçüde sizi bilgilendiririz.

Soru: Atatürk ve TC’nin kaldırılmasıyla ilgili bir soru soracaktım ne düşünüyorsunuz?

Umut Oran: O konuda açıklama yaptık. Hatta soru önergesi de verdik. Yani yine konunun çok ilgili değil ama istiyorsanız söyleyeyim. Ama yani konuyla ilgili değil. Biliyorsunuz yeni değil bu. Her yerden  iktidar bu konuda hem Atatürk’le, hem cumhuriyetle, hem cumhuriyetin kurucularıyla, değerleriyle sorunu olan bir iktidar. Bunu da artık son yıllarda her yerde ortaya koyuyor. Bununla ilgili kendisine soru sorduk. Sayın Erdoğan’ın buna cevap vermesini bekliyoruz. Yani amaç  belli. Ama biz buna izin vermeyeceğiz. Yani biz ne cumhuriyetimizin temel değerlerinin herhangi bir şekilde sarsılmasına müsaade edeceğiz ne bu ülkenin kurucularının bir şekilde tartışılması, tartıştırılmaya çalışılmasına asla izin vermeyeceğiz”

    Cuma, 08 Kasım 2013 16:53

Bağlantılı Konular