"Gerçek siyaset alanında Başbakan’ın takkeyi çıkartıp toplumun önüne gelmesi lazım"

“Başbakan’ın  fren tutmayan bir üslubu var. Sürekli dini referans kullanarak Türkiye’ye zarar veriyor.”

“Başbakan yüce Allah’ın emri diye siyasete yaklaşıyor. Vallahi Allah’ın emirleri arasında hırsızlık yapmak, kul hakkı yemek, yolsuzluğun üzerini örtmek yoktur.”

“Gerçek siyaset alanında Başbakan’ın takkeyi çıkartıp toplumun önüne gelmesi lazım. İstismar,  suiistimal, fırsatçılık yok. Gel hodri meydan, gel halkın sorunlarını çözelim.”

“CHP’nin aday belirleme kriterleri ortadadır. CHP hiçbir kimseyi kategorize ederek, bu aday olur, bu aday olamaz diye şekline, şemailine, yaşantısına bakarak dışlamaz.”

“Demokratikleşme ve parti içi demokrasiyi yerleştirme konusunda CHP diğer partilerimize göre fersah fersah öndedir.”

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç CNNTÜRK’ün canlı yayınında Saynur Tezel Özgentürk’ün sorularını şöyle yanıtladı;

Saynur Tezel Özgentürk: Ankara stüdyomuzda konuğumuz CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Prof.Dr.Haluk Koç. Sayın Koç hoş geldiniz efendim.

Haluk Koç: Hoş bulduk Saynur hanım iyi yayınlar diliyorum.

Saynur Tezel Özgentürk: Sağ olunuz. Yerel seçimler konusunda Kızılcahamam paralelinde sizin de Parti Meclisiniz önemli bir dönüm noktası bunu da görüyoruz. İnönü’nün sözüyle tabi ki sizin kurucularınız arasında. Bunu İnönü’nün sözüyle hem Kızılcahamam’da, hem de ana muhalefet cephesinde start veriliyor gibi. Nasıl bir yarış? Çok böyle genel anlamla bir çerçeve çizebilir misiniz? Nasıl bir yarış olacak Mart ayındaki yerel seçim?

Haluk Koç: Mart ayındaki yerel seçimler Saynur hanım şöyle söyleyeyim yerel seçim olma özelliğinin yanı sıra Türkiye’de genel ölçekte de değerlendirilecek bir seçim olarak ortaya çıkıyor. Çünkü nereden bakacak olursanız bakın iktidarın Türkiye’yi yönetmede son dönemlerde daha belirgin hale düşen acz durumu. Gelişen toplumsal olaylar dinamiği, dış politikada izlenen yanlış süreçler ve hala bunu sahiplenen bir iktidar fotoğrafının gündemde olması. Yani bütün bunları üst üste eklediğiniz zaman yerel seçimler biraz da genel seçimler havasında geçecek gibi karşımıza geliyor. Farklı bir yarış olacak. Bilhassa 30 büyükşehir belirlendi biliyorsunuz. Bu büyükşehirler bütün mülki idare sınırları içerisinde yani kırsal alanında katıldığı yerel yönetimleri belirleme noktasında kırsal alanında katıldığı geniş bir perspektifte oy kullanacak. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Manisa, Balıkesir, Aydın, Denizli, Muğla, Samsun, Trabzon, Ordu, Diyarbakır, Batman, Van büyükşehirleri, unuttuklarım olabilir. Önemli bir yarış meydana gelecek. Türkiye’deki siyaset dinamikleri ortada.

Yerel seçimlerde, tabi ki yerel seçimlerde aday olacak kişilerin özellikleri de katkı yapacaktır. Genel tercihlere. Ama seçim bölgesi büyüdükçe bu yerel tercihlerin yanında genelden etkilenen seçmen davranışları ortaya çıkacaktır. Onun için daha sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015’te planlanan milletvekili genel seçimlerini düşündüğümüz zaman üçlü bir seçim trafiğinin ilk ayağı olacak. Bu yüzden tüm siyasi partilerin gereken özeni, gereken dikkati göstererek hazırlandıkları bir seçim olacak.

Saynur Tezel Özgentürk: Sayın Koç, 9 Kasım en azından iki aday adayını biliyoruz dedik. Başka aday olacak mı acaba İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için. Sizin de adınız geçiyordu çünkü.

Haluk Koç: Yok yok. Ben belediyeciliği düşünmediğimi daha öncede ifade etmiştim. Sadece İstanbul’da yaptığım çalışmalar sadece İstanbul’la sınırlı değil. Bütün Türkiye’yle ilgili. Daha geçen haftada İzmir’in Ödemiş, Bayındır. Manisa’nın 7 ilçesindeydim. Turgutlu, Saruhanlı, Akhisar yani bütün bu bölgelerde de çalıştım. Önemli olan Cumhuriyet Halk Partisi aday belirleme noktasını tamamladığında adayı olarak ortaya çıkacak olan kişinin etrafında bütünleşerek tüm mücadele gücünü alana yansıtmasıdır. Hepimizin hedefi o. Çünkü baktığınız zaman dün Sayın Genel Başkanımızda vurgulamıştı. Karşımızda eşit bir siyasi yarış yok Saynur hanım. Bunu çok açıklıkla söylemek zorundayım. Sayın Başbakan her ne kadar zaman tüneline girip belirli konuşmalarında tek parti dönemine ait bir takım uygulamaları hep bugüne taşıyarak konuşmasının bir bölümünü süslemeye gayret ediyor ise de şuanda tarif ettiği dönemlerden çok daha farklı bir şekilde bir parti devleti yaratmış durumda. Yani siyaseten eşit olmayan koşullarda valisiyle, kaymakamıyla hepsini kapsamıyorum. Bir kısmını tenzih ediyorum. Ama yaşadığımız gerçekler Anadolu’da böyle. Devletin bürokratik gücüyle hep beraber bir seçim kampanyasına hazırlanıyorlar.

Bütün bunlara karşı Cumhuriyet Halk Partisi tek parti devletini oluşturmaya gayret eden AKP’ye karşı ana muhalefet cephesinde bir siyasi var olma mücadelesi verecek. Yani bütün bu boyutuyla baktığımız zaman İstanbul’da 6 tane bildiğim kadarıyla aday adayımız var. Sayın Gürsel Tekin açıklayacak, Sayın Mustafa Sarıgül’ün dün partiye hukuken tekrar geri dönüşünün yolu açıldı Parti Meclisinde. Sizin de haberlerinizde söylediğiniz gibi 9 Kasım’da herhalde üyelik başvurusu da olup aday adaylığını da gerçekleştirecek.

Yine eski Gençlik Kollarımızdan gelen ODTÜ’de öğretim üyesi olan benimde çok saydığım, sevdiğim Sayın Profesör Semih Eryıldız aday. Yine eski il başkanlarımızdan son derece başarılı bir çalışma performansı koymuş olan Sayın Ali Özcan aday adayı yine Gaziantep Büyükşehir Belediyesinde Gaziantep’i Gaziantep yapan, imzayı atan Sayın Celal Doğan aday adı. Bütün bunları değerlendirdiğimiz zaman ne kadar çok aday adayı olursa bize düşen üst yönetim olarak da demokratik bir süreci işleterek adayımızı belirlemek. Bu hem kamuoyu temelinde, hem üye temelinde ve buradan çıkacak adayımızın etrafında da hep beraber birleşerek demin söylediğimiz bu parti devletine ve baskıcı zihniyete karşı büyükşehirde başta olmak üzere yerel seçimlerde hatırı sayılır bir çıkış yapmak ve AKP’yi daha sonra gireceği seçimlerde ciddi bir siyasi karşıtlıkla yan yana bırakmak öyle söyleyeyim.

Saynur Tezel Özgentürk: Bayram arifesinde diğer Genel Başkan Yardımcınız Sayın Gürsel Tekin’i konuk ettiğim zamanda genel olarak böyle bir çerçeve çizdi ve işte hani partiyi bölüyor yorumlarına da 2009’da da ben daha önce Kılıçdaroğlu’nun yanına gidip destek vermeden öncede aday adayıydım. Sonuçta böyle parçalanma, bölünme yok dedi. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu’nun Taraf gazetesine verdiği mülakat var. Zira Mustafa Sarıgül’ün sadece İstanbul belediye başkan adaylığıyla kalmayacağı, Genel Başkanlığa da aday olacağı gibi yorumlarda var. Yani hep bu bir bölünme, gelen yeni dinamiğin farklı bir akıma yol açması gibi beklentiler var CHP deyince. Bu arayışlar tabi uzun süredir muhalefette olmanın getirdiği bir genel altyapıda olabilir ama bütün bunlara CHP bir bütün olarak bakabiliyor mu? Çünkü bugün Kılıçdaroğlu evet gelsin ben zaten önünü açtım bu tip yarışların. Eğer yeterli desteği bulursa o da Genel Başkan olur demiş.

Haluk Koç: Sayın Genel Başkanımız bu sözlerini hep söylüyor. Bakın ilk defa bir siyasi parti Genel Başkanı o da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir demokratikleşme manifestosu ifade etti, yayınladı ve orada söylediği bir cümlenin altını çizmek istiyorum. İktidara bir çağrı yapmıştı. Yani özgürlükleri bir tek kendinizi ilgilendiren özgürlükler olarak değerlendirmeyin demokrasinin gerektirdiği tüm özgürlük noktalarında adım atmasını becerebilelim demişti. Orada söylediği cümle şudur; gelin gücünüz yetiyor ise, yüreğiniz varsa Ankara’daki siyasi parti Genel Başkanlarının lider sultasına son verelim. Bu Sayın Kılıçdaroğlu’nun ifadesidir. Yani Türkiye’de demokrasi, özgürlükler dendiğinde şöyle bir çelişkiyi de ortadan kaldırmak gerekiyor. Yani bizi ilgilendiren özgürlükler, bizi ilgilendirmeyen özgürlükler. Demokrasi bunların bir bütünüdür. Siz o özgürlük kapsamında değerlendirilen noktalarda atmaz iseniz, kendinizi ilgilendiren özgürlükleri sağladığınızda bunu bir zafer olarak değerlendirirseniz o zaman demokrasi yarım kalmış oluyor.

Onun için Sayın Kılıçdaroğlu’nun burada özgüveni tamdır. Ben yardımcısı olarak bunu ifade edebilirim. Cumhuriyet Halk Partisinde herkes üyelik hukukundan doğan her türlü hakkı kullanabilir. Bunun yolları vardır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine kapanıp orada 10 kişiyle karar alan bir parti olma görüntüsünden çıkmak zorundadır ve bu konuda da 26 Şubat 2012 tarihinde yaptığı tüzük değişikliğiyle epey yol almıştır. Daha henüz tam oldu mu? Hayır tam olmadı. Bunu yine bizzat Sayın Genel Başkanımız ifade etti. Ama demokratikleşme konusunda parti içi demokrasiyi yerleştirme konusunda CHP diğer partilerimize göre fersah fersah öndedir. Bu adaylık belirlemelerinde de ortaya çıkıyor dikkat ediyorsanız. Birçok yerde eğilim yoklaması yaptığını ifade ediyor AKP, iktidar partisi. Alıyor seçim sonuçlarını orada ifade etmeden Genel Merkezine getiriyor. Onların sanki hiçbir önemi yokmuş gibi kendi kapalı istişare toplantılarından sonra aday açıklıyor. Cumhuriyet Halk Partisinde açık, şeffaf oluyor.

Bakın bugün büyükşehirlerimiz başta olmak üzere birçok ilimiz ve ilçemizde hemen hemen herkesin posta kutusuna bir Cumhuriyet Halk Partili aday adayının broşürü, projeleri konuluyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi adaylık belirleme sürecinde de bir seçim kampanyası yapıyor. Bu son derece önemlidir. Dikkat edin mesela ben Samsun milletvekiliyim şuanda görevimiz gereği Ankara’da da ikamet ediyoruz. Ankara’da benim posta kutuma birçok Cumhuriyet Halk Partili belediye başkan aday adayının çalışmalarını kapsayan, projelerini kapsayan broşürler, duyurular geliyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi daha resmi adayını belirleyip kampanyasına başlamadan birçok yerde bu şekilde toplumla buluşuyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri de son derece dinamik durumda. Bakın dün Mamak’ta 8 bine yakın Cumhuriyet Halk Partili bir bayram şenliğinde gitti 6 aday adayımız arasında bir önseçim yaptı, bir eğilim yoklaması yaptı. Bu Yüksek Seçim Kurulunun hakim denetiminde değil, örgüt denetiminde yapıldı ve bir arkadaşımız Coşkun bey Mamak Cumhuriyet Halk Partisi adayı oldu. Dün yine Etimesgut’ta yani 2500 – 3000’e yakın Cumhuriyet Halk Partili gitti sandık başına ve Mehmet Yula arkadaşımızı Etimesgut Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkan adayı olarak belirledi. Yani sabah erken kalkanın Ankara’ya gelip ben şuranın adayıyım diye geri döndüğü bir dönem bitti. Bakıyorsunuz yerel seçimlerde her seçim bölgesinin kendine ait bir özelliği var. Her seçim bölgesinin hekim deyimiyle söyleyeyim anatomisini iyi çıkartmak gerekiyor. Oradaki duyarlılıkları, orada beklentileri çok iyi analiz etmek gerekiyor. Örgüt yapısını çok iyi analiz etmek gerekiyor. Ya çok geniş kamuoyu yoklamaları ile ki bunda bilimsel verilere dayalı çapraz kontrolü, birbirini kontrol edecek farklı şirketlerle aday belirlenip belirli bir kamuoyu farkı yok ise tekrar sandığa dönerek bu da birçok yerde belirleniyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi normal adaylarının belirlenme tarihine kadar demokratik mekanizmaları her seçim bölgesinin kendi özelliğine göre en uygun şekilde işleterek, üyelik hukukunun verdiği haklarında kullanılmasını dikkate alarak belirleyecek ve başarılı olmak içinde elinden geleni yapacak. Diğer siyasi partilerimize de örnek olur dileğindeyim. Ki burada başlangıç önemli. Daha sonrası milletvekili seçimlerinde de artık milletvekillerinin büyük kısmının Genel Merkezlere ayrılan kotalar dışında, bizim tüzüğümüze göre konuşuyorum. O bölgedeki insanların tercihiyle bütün bu seçimlerin yapılabileceği, halkın taleplerinin doğrudan listelere yansıyacağı bir seçim süreci yaşar diyorum Türkiye. Yani Genel Başkanların kendilerine biat edecek insanları listelere koyup ve ondan sonrasında halkın doğrularına rağmen kendi doğrularını o insanlar aracılığıyla mecliste temsil ettirme dönemi biter diyorum. Onun için AKP’yle demokrasiyi yan yana getirdiğimizde sorgulamamız gereken birçok nokta çıkıyor. Önce kendine demokrat olmayı bırakıp Türkiye’ye demokrat olmaları lazım. Kendilerine demokrasiyi uygulayıp Türkiye’ye demokrasiyi iyi tarif ederek uygulamaları lazım. Bu özgürlükler kapsamında da böyle. Bizi ilgilendiren özgürlükler bizim kapsama alanımız dışındaki özgürlükler diye bir tasnif olmaz. Özgürlükler bir bütündür. Demokrasinin sınırları içerisinde tüm özgürlükler bu parlamento içerisinde iktidar partisinin böyle bir kıskançlığa girmeden tüm toplumu kapsayacak şekilde elbirliğiyle oluşturmak gerekir.

Saynur Tezel Özgentürk: Tam o noktadan ben özgürlükler noktasından başörtüsü serbestisine de dönmek istiyorum. Fakat hani altı çizilmesi gereken zaten Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu anketlerde kim fark atarsa aday odur bitti demişti. Anlaşılan o ki Türkiye genelinde böyle bir anket çalışmasıyla devam edeceksiniz. Son olarak bütün adayların netleştiği tarih bir net tarih vermeniz mümkün mü acaba? Ne zaman bütün bu netleşme gerçekleşecek?

Haluk Koç: Şimdi 5 kişilik bir komisyonumuz Sayın Adnan Keskin, Gökhan Günaydın ve diğer arkadaşlarımız çalışıyorlar bu konuda. Tüm örgütlerimizi dinliyorlar, tüm o bölgeden sorumlu milletvekillerimizi ve Parti Meclisi denetmenlerimizi dinliyorlar. Her seçim bölgesi için o bölgenin özelliğine göre bir yöntem belirleniyor ve bunlarda uygulanıyor. Dün 295 yerleşim yerinde Cumhuriyet Halk Partisi adaylarını Parti Meclisinde onaylayıp ilan etti. Şimdiye kadar 56 yerde eğilim yoklaması yani oradaki parti kütüğüne kayıtlı tüm üyelerimizin demokratik tercihlerini yansıttıkları sonuçlar dikkate alınarak bu belirlemeler yapıldı. Diğer yerlerde de demin söylediğim gibi anket çalışmaları veya üzerinde uzlaşılan bir aday noktasında bu belirlemeler yapıldı.

Şimdi bundan sonrasında da biliyorsunuz 1 Aralık Yüksek Seçim Kurulu için resmi devlet görevlilerinin seçimlerde aday olabilmek için istifa etmelerine imkan sağlayacak son tarih. Bundan YSK’nın da bir takvimi olacak ve o takvim içerisinde Cumhuriyet Halk Partisinin elinde olan belediyelerde var biliyorsunuz ve buralardaki aday belirlemesi yine bu komisyonumuzun yaptığı çalışmalarla hangi yöntem belirlenecekse bu çerçeve içerisinde değerlendirilecek ve şöyle söyleyeyim yani önümüzdeki aya kalmadan birçok noktada Cumhuriyet Halk Partisi adaylarını belirleyecek.

Bu daha önceki yerel seçim dönemlerini hatırlayacak olursak yine en erken noktada adım atmış bir parti olacak Cumhuriyet Halk Partisi. Bir seçim kampanyası yaklaşık ortalama 2 aydır Saynur hanım. 2 ayın ötesinde gerçekten sıkıcı olur. Hem toplum daha farklı gerginliklere itilir. Ama bir yerel seçim boyutunda daha fazla hazırlanma zamanı kalacak. Yaklaşık 3,5 – 4 aylık bir kampanya dönemi de adayın bulunduğu bölgede iddiasını ortaya koyabilmesi, projelerini seçmenlerine anlatabilmesi ve demokratik bir destek talep etmesi için bence yeterli bir süredir. Büyük bir olgunlukla Cumhuriyet Halk Partisi bu süreci en demokratik süreçler içerisinde tamamlamaya gayret ediyor.

Saynur Tezel Özgentürk: Haluk bey şuanda sizinle görüşmemiz devam ederken AKP’nin pantolon konusundaki önergesini kadın milletvekillerinin de pantolon giyebilmesi için hazırladığı yasa teklifini diğer partilere de sunduğu konusundaki o sıcak gelişmeyi de ekranlarımızın altından aktarıyoruz. Şimdi bununla şunu sormak istiyorum. Merhum Başbakan Bülent Ecevit çok ağır ve sert bir tepki vermişti 99’da Merve Kavakçı olayında. Sonraları da çok eleştirildi. Kimileri dedi ki asker darbe yapacaktı askerin Kışla’dan çıkmasını engellemek için mecliste öylesi bir sert çıkış yaptı. Bu tamamen darbeyi önlemek için. Kimileri de dedi ki hayır antidemokratik bir tavırdı. Rahşan Ecevit konuyla ilgili ilk değerlendirmesini yapmış. Diyor ki Rahşan Ecevit, konu kapanmadı daha sonrasında bu mahalle baskısına dönüşecek, hatta aile facialarına dönüşecek. Yani Ecevitler cephesinden merhum Başbakanın eşi Rahşan Ecevit ki kendisi de siyaseten yol arkadaşıydı. Böylesi bir sakıncayı, bir çekinceyi dile getirmiş kendi adına. Başörtüsü konusunda CHP içinde ki, Sayın Kılıçdaroğlu tarih yazdık dedi parti grubunuzun mecliste sergilediği tavrı övdü. Öylesine bir gerilim parçası olunmadığı, yaratılmadığı için. Bütün tartışma bitti mi acaba? Bir başörtüsü tartışması hala var mı?

Yine Taraf gazetesinin mülakatına dönmek istiyorum. Genel Başkan Kılıçdaroğlu CHP’den de başörtülü vekil olabilir demiş çünkü.

Haluk Koç: Saynur hanım şu şekilde isterseniz özetlemeye çalışıyım. Yani bugün iktidar partisi ve onu oluşturan yapıların başta Başbakan olmak üzere siyasette belirli inanç kalıplarını sürekli istismar ederek, sürekli kullanarak bugüne kadar taşıdığı hepimizin malumu. Yani burada eleştiriden çok bir tespitte bulunuyorum. Fakat demokratik, laik devlet düzenlerinde cumhuriyet ve demokrasiyi biz bağdaştırmaya çalışırken yani cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmaya, olgunlaştırmaya çalışırken bir Başbakanın sürekli olarak dini referans alan, inançları referans alan söylemlerle toplumun her alanında her söylemini bu temele oturtturarak çıkması son derece yanlıştır. Bunu ifade etmeye çalışıyorum. Yani bir suiistimal alanı, bir kullanma alanı, bir istismar alanı olmaktan çıkartılması gerekiyor bazı konuların. Sayın Başbakan sürekli olarak dini referans veriyor ve demokrasiyle dinin çok farklı kavramlar olduğunu bir türlü aklına getirmek istemiyor.

Bakın Türkiye’nin altın bir sistemi var. Yani cumhuriyet, demokrasi ve laiklik. Bu altın üçgeni Türkiye’nin sakınarak, kıskanarak koruması gerekiyor. 1,5 milyarlık İslam coğrafyasında bütün İslam coğrafyasında yaşanan sıkıntıları, kargaşaları, üzerinde oynanan her türlü emperyalist tezgahı da düşünecek olursak Türkiye 90 yıllık bir modelle bu çalkantıların, bu hedeflerin kendisini dışında tutabilmiş.

Şimdi inanç sistemi biliyorsunuz tartışılmaz. Siyaset iknaya dayanır. Siyaset anlatmaya dayanır. Siyaset eleştiriye, özeleştiriye dayanır. İnanç sistemi din farklıdır, siyaset mecrası, alanı farklıdır. Eğer bunları birbirine katarsanız, burada dini referans olarak alıp her siyasi söyleminizi bu eksende geliştirirseniz siz topluma ve demokrasiye olumlu hizmet etmiş olmazsınız. Bunu söylüyoruz. Sayın Başbakan ısrarla bu kaynağı, bu söylemi, bu tavrı sergilemekte beis görmüyor. Eğer demin söylediğim gibi inançlarımızın gerektirdiği her konu siyasette referans olarak alınacak olur ise o zaman demokrasiyi tarif etmemiz güçleşir. Demokrasiyi yaşatmamız güçleşir ve toplumda çok ciddi kırılmalar, kargaşalar çıkar. Bu yakın tarihe diğer coğrafyalara bakacak olursak bunun örnekleri yaşanmıştır. Türkiye bunların her birini hak ettiği değerini vererek bunları korumuştur. Bunun için sakınmak gerekiyor. Bunun için dikkatli olmak gerekiyor. Başbakanın burada fren tutmayan bir üslubu var. Fakat kendisine ve Türkiye’ye zarar veriyor. Bunu ifade etmek istiyoruz. Suiistimal, istismar son olayda AKP’nin elinden bir mağduriyet silahı olarak kullanacağı yapı alınmıştır. Ama laiklikle ilgili Başbakanın bu tutumu devam ettiği sürece Türkiye ciddi riskler altındadır. Bunu ifade etmekte hiçbir sakınca görmüyoruz ve herkesi de dikkatli olmaya çağırıyoruz. Burada bizim söylemimizden hemen bir siyaset malzemesi çıkartıp bunu toplumda bir siyasete dönüştürüp buradan rant sağlamak, istismar yapmak dönemi artık Başbakan için bitmiştir. Başbakanın demin söylediğim gibi kendisini ilgilendiren özgürlükler dışında kategorize ettiği özgürlükler dışında demokrasinin gerektirdiği çok ciddi özgürlük adımları atması gereklidir. Başbakan iktidarda olduğu için ona söylüyorum. Türkiye’nin atması gereklidir. Daha dün yüzbinden fazla Alevi yurttaşımız kendi inançlarının uygulanabilmesi, yaşatılabilmesi için, baskıdan çıkabilmesi için, inanç özgürlükleri için dün İstanbul’da Kadıköy’de meydandaydı. Başbakan bunlar için bir kelime laf söylemiyor. Bir kelime ifade etmiyor. Ne kendisi, ne yanındaki zevat, kadro. Diğer konular aynı şekilde.

Bakın, yolsuzlukları korumak Başbakan için bir özgürlük, hırsızlıkları korumak bu yapı için bir özgürlük. Bütün bunları aşmak gerekiyor. Gerekli olan adımlar atılmadığı sürece Başbakan bu suiistimal, istismar çemberinin içerisinde Türkiye’ye zarar verecektir.

Cumhuriyet Halk Partisinin tutumunu eleştirenler oldu, takdir edenler oldu. Ama Başbakanın fırsatçı yaklaşımını, AKP’nin öteden beri sürdürdüğü bu alandaki suiistimalini Cumhuriyet Halk Partisi önlemiştir. Bu Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik konusundaki duyarlılığının ötelendiği, örselendiği, üzerinin örtüldüğü anlamına gelmez. Bunu ifade ediyoruz. Ama Başbakan yüce Allah’ın emri diye siyasete yaklaşıyor. Vallahi Allah’ın emirleri arasında Sayın İnce’de, Sayın Şafak Pavey’de söylediler meclis konuşmalarında. Eğer Başbakanın baktığı pencereden bakacak olursak yani Allah’ın emirleri arasında hırsızlık yapmak yoktur, kul hakkı yemek yoktur. Yolsuzluk yapanın üzerini örtmek yoktur. Devlette kadrolaşıp o kadrolaşmanın girdiği bir takım farklı ilişkileri kendisine zarar vereceği kaygısıyla örtbas etmek yoktur. Başka sorunlar var. Atanamayan öğretmenler sorunu var. Geçim sorunu var, tarımın sorunları var. Dış politikada girdiğimiz anaforlar var, açmazlar var. Artık bunların konuşulması lazım. Gerçek siyaset alanında Başbakan takkeyi çıkartıp toplumun önüne gelmesi lazım. İstismar yok, suiistimal yok, fırsatçılık yok. Gel hodri meydan diyoruz. Gel halkın sorunlarını çözelim.

Bakın, atanamayan öğretmenler dolayısıyla intihar eden öğretmenler var, genç öğretmenler var. Bir bakıyorsunuz kadrolaşmaya son derece olumsuz adımlar atılıyor. Asgari ücret ortada, gelir dağılımı ortada, emeklilerin durumu ortada. Ve bir eli yağda, bir eli balda yeni yaratılan iktidara yakın bir yandaş zümresi var. Yani bütün bunlar ortadayken, bu eşitsizlikler ortadayken, bu haksızlıklar, hukuksuzluklar ortayken ille kafama taktığım bir özgürlük alanını ben kendime siyasi istismar alanı seçtim bununla başörtülü kardeşlerimizi dahi Başbakan kandıramamıştır. Bundan sonrada kandıramayacaktır.

Saynur Tezel Özgentürk: Bir cümle rica edeceğim çok aştık zamanımızı çünkü. Sayın Kılıçdaroğlu başörtülü vekil bizde de olabilir dedi. Yerel seçimler bunun ilk adımı olabilir mi? CHP’nin bir başörtülü adayı olabilir mi?

Haluk Koç: Bakın biz insanları kategorize etmiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisine herkes aday adayı olarak başvurabilir. Milletvekili seçimlerinde ve yerel yönetim seçimlerinde, belediye başkanlığında ve belediye meclis üyelerinde Cumhuriyet Halk Partisinin aday belirleme kriterleri ortadadır. Hiç kimseyi kategorize ederek bu aday olur, bu aday olamaz diye şekline, şemaline, yaşantısına bakarak Cumhuriyet Halk Partisi dışlamaz. Bunu ifade etmek istiyorum.

Saynur Tezel Özgentürk: Prof.Dr.Haluk Koç CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü. Çok teşekkürler sağolunuz efendim günlüğe düştüğünüz notlar için.

Haluk Koç: Ben teşekkür ederim, iyi yayınlar diliyorum.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 05 Kasım 2013 18:24

Bağlantılı Konular