"Normalleşme kisvesi altıda Türkiye’nin geri götürülmesine biz razı olmayacağız."

”Başörtüsü dahil her şeyi simgeleştiren veya dinimizin emriymiş gibi fetvacı, dayatmacı bir edayla siyasi istismar konusu yapan saldırgan AKP zihniyetine karşı CHP, mücadelesini aralıksız sürdürecektir.”

Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Adana’da sarin gazı ele geçirilmesine ilişkin davanın gidişatından, olayın üzerinin örtülmesi şeklinde bir izlenim edindiklerini belirtti.

Suriye sınırında dün üç şüpheli aracın durdurulduğunu, araçların içindeki şahısların kaçtığını hatırlatan Loğoğlu, “Bir şahıs tutuklandı. Araçların içinde, kimyasal madde olduğu şüphesini uyandıran variller çıktı. Trafik, Türkiye’den Suriye’ye doğruydu. Hükümetten, tutuklu olan kişinin Suriye ajanı olduğu yönünde açıklama gelirse şaşmayın” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Suriye ile ilgili açıklamasına değinen Loğoğlu, “Suriye’deki gelişmelerin Ortadoğu ortamında ikinci bir Afganistan oluşması tehlikesine dikkati çekti. Bu uyarı doğrudur ancak keşke Sayın Cumhurbaşkanı bu uyarıyı daha kapsamlı bir şekilde, daha önce yapsaydı” dedi.

Türkiye’de Cumhuriyetin temel vasıflarına karşı saldırı olduğunu belirten Loğoğlu, özellikle son gelişmelerin, bu konuda kapsamlı bir gözlemi gerekli kıldığını söyledi ve şöyle dedi;

“Başörtüsü dahil her şeyi simgeleştiren veya dinimizin emriymiş gibi fetvacı, dayatmacı bir edayla siyasi istismar konusu yapan saldırgan AKP zihniyetine karşı CHP, mücadelesini aralıksız sürdürecektir.

Türbanın bir siyasi simge olduğunu söylemiştim. Bunun, ‘cehalet’ olduğu tepkisi geldi. Cehalet giderilebilecek bir eksikliktir. Ama gerçeklere aykırı davranmak bir karakter zaafıdır ve onun telafisi daha zordur.

CHP’nin başörtüsü ile hiçbir zaman kavgası olmadı. Ancak, Türkiye’de her şeyi simgeleştiren AKP zihniyeti var.

Mesela ayran… İçkiye karşı, milli içki olarak ilan edilen ayran. Bu siyasi simge değil de nedir? Sezaryanla doğum… Bu dahi siyasi semge haline getirildi. Televizyonlarda bir bardak görüldüğünde, buzlaştırılıyor. Bardağın içinde ne var belli değil. Bu bir semgedir, mesajdır.

Başörtüsünün İslam’ın emri olup olmadığı tartışmasına girmek istemiyorum. Hükümet yetkililerine, daha önce kendileri ile birlikte Devlet Bakanlığı yapan ilahiyatçı yetkililere sormalaranı öneririm.

En son İstanbul’da yapılan açılışta, Devlet Başkanı ile Hükümet Başkanı arasında Diyanet İşleri Başkanı vardı. Dua etmeye biz de karşı değiliz. Ama Türkiye laik bir ülke. Sadece Müslümanlar binmeyecek bu trenlere. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bir siyasi simge haline getirilmesi, bu zihniyetin ifadesi olarak bizim dikkatimizi çeken konudur. Osmanlı padişahlarının yanında Şeyhülissam olurdu, şimdi Diyanet İşleri Başkanı var. Osmanlı özentisi, bu fotoğrafla karşımıza yeniden çıkmıştır.”

Başörtüsü konusunda iktidarın kavga çıkmasını beklediğine dikkat çeken  Loğoğlu, “Yapmadık çünkü kadına saygımız var. Kadının istismar konusu yapılmasına karşıyız. Ama AKP yetkililerine soruyorum: İslam Dini’nin 5 temel şartından biri zekat. Zekat konusunda bu arkadaşlar ne yapıyorlar? Aralarında çok zengin inisanlar var? Bu konuda neden sessizler?” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Başörtüsü takmayanlar da bizim teminatımız altındadır” şeklinde ifadesini değerlendiren Loğoğlu, bunun “totaliter bir zihniyetin, korkunç bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Kimsenin, kimsenin teminatı altında olmadığını belirten Loğoğlu, “Kimsenin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu anlamda teminatına ihtiyaç yoktur” dedi.

Millet, ulus kavramlarının ve Cumhuriyetin laik niteliğinin “AK Parti’nin saldırısı altında” olduğunu belirten  Loğoğlu, şöyle devam etti:

“Bu üç boyutta saldırı, hızlanan bir tarzda devam edmektedir. Başörtülü milletvekillerinin Meclis’e girmesinden sonra Türkiye’nin normalleştiği söyleniyor. Bizim Türkiye’nin normalleşmesine hiçbir itirazımız yok. Ancak, normalleşme  altıda Türkiye’nin geri götürülmesine biz razı olmayacağız.

CHP için sorun, AKP’nin, inançları siyasi istismar konusu yapan zihniyeti olmuştur. Bu zihniyet, bu saldırılarla sürmektedir.

Meclis’te geçen hafta yaşanan tabloyu, Adalet ve Kalkınma Partisi, bir zafer olarak görebilir. AKP, Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi bir dikta rejimine dönüştürme, millet kavramını yok etme, laiklik esasını yozlaştırma hedefleri doğrultusunda daha cüretkar adımlar atma hevesine kapılabilir. Biz bunu farkındayız.”

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 04 Kasım 2013 17:00

Bağlantılı Konular