"Başbakan iktisat tarihimize “IMF’den borç alan son başbakan” olarak geçmiştir."

"Türkiye'de mülkiyet hakkı tehlikededir”

“Marmaray'ın finansmanının altında Demirel ve Ecevit'in imzası var”

“Türkiye'nin yükümlülüklerinin yarısı kısa vadeli borç ve sıcak para"

“Dış ticarette altın karartmasının sonuna mı geliniyor?”

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan’ın “IMF borcunu bitirdik” söyleminin gerçek hikayesinin anlatıldığı gibi olmadığını belirterek, benzer ülkeler IMF’ye olan borçlarını bitirirken Türkiye’nin 2005 yılında IMF’den 10 milyar dolarlık kredi aldığını, Erdoğan’ın ise “IMF’den borç alan son Başbakan” olarak Türkiye iktisat tarihe geçtiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan’ın yatırımcı konseyinde yaptığı konuşmada ekonomide öngörülebilirliği sağladıkları yönündeki sözlerini de değerlendiren Öztrak, “Bu iktidar döneminde kamu ve özel sektörün oyun alanını belirleyen İhale Kanunu kaç defa değişti. Gezi Parkı olaylarında oradaki insanlara sağlık desteği verdi diye ihaleleri iptal edilen, işletmelerine vergi müfettişlerinin davul zurnayla baskın yaptığı iş adamlarını unutmadık. Bırakın öngörülebilirliği, Türkiye’de mülkiyet hakkı dahi Başbakan’ın iki dudağı arasındadır ve açıkça tehlikededir” diye konuştu.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Erdoğan’ın 29 Ekim’de Marmaray’ın boğaz tüp geçit kısmını açtığını, ancak tünelin açılışında Sultan Abdülmecid’i ve Abdülhamid’i hayırla yâd eden Başbakan’ın 1999 ve 2000 yılında bu projenin finansmanını sağlayan Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a “dili varıp teşekkür edemediğini” söyledi. Projenin finansmanının 1999 yılında Japonya’dan sağlandığını hatırlatan Öztrak, 15 Şubat 2000 tarihli Resmi Gazete’de yer alan Bakanlar Kurulu kararına göre İstanbul Boğazı Tüpgeçit İnşaatı Projesi’nin finansmanı için Japon Denizaşırı Ekonomik İşbirliği Fonu’ndan toplam 12,5 milyar Japon Yeni kredi sağlandığını hatırlattı.

Marmaray finansmanının altında Demirel ve Ecevit'in imzası var

Söz konusu Bakanlar Kurulu kararının altında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ve Başbakan olarak da Bülent Ecevit’in imzası olduğunu belirten Öztrak, “Projeler hazırlanmış, kredisi alınmış AKP Hükümeti de kredisi alınmış bu projeyi bitirmiş. Ama bakıyoruz Başbakan projeyi kendisiyle başlatıyor, kendisi ile bitiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı’da açılışta bu projeyi Hükümetin hediyesi olarak takdim ediyor” dedi. Marmaray’da projenin parça parça açılmasının güvenlik sorunları yaratacağı iddialarını da hatırlatan Öztrak, siyasi şov için parçalara ayrılan projede bir vatandaşın bile burnun kanaması halinde Başbakan’ın ve AKP’nin sorumlu olacağını ifade etti.

İstatistiklere işkence yapılıyor

Başbakan Erdoğan’ın 5. İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmayla bu önemli platformu AKP’nin grup toplantısına çevirdiği eleştirisinde bulunan Öztrak, Başbakan’ın iktidarı döneminde Türkiye’nin yıllık yüzde 5.1 büyüdüğüne ilişkin sözlerinin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Başbakan’ın istatistikleri eğip büküp, zorlayarak yüzde 5,1’lik büyümeye ulaştığını kaydeden Öztrak, “İstatistiklere işkence yapmadan, doğru yöntem olan geometrik ortalamayla hesaplandığında, Türkiye sayın Erdoğan’ın devri iktidarında (2003-2013), yüzde 4,8 büyümüştür. Bu Türkiye’nin, çok partili yaşama geçtiği 1946 ile 2002 arasındaki, % 5,1’lik büyümesinin altındadır. Yani AKP iktidarının büyüme performansı geçmiş iktidarlardan daha düşüktür” diye konuştu.

Köpük ayıklanınca milli gelir yarıya düşüyor

Öztrak, Başbakan’ın Türkiye’nin 2002’de 230 milyar dolar olan milli gelirinin 2012’de 786 milyar dolara ulaştığı yönündeki açıklamasının da istatistiklerle yapılan bir aldatmaca olduğunu ifade ederek, bu milli gelirden TL’deki şişmenin ve enflasyonun yarattığı köpüğün ayıklanması durumunda, 2002 fiyat ve dolar kuru seviyesiyle hesaplanan milli gelirin 2012’de ancak 374,3 milyar dolar olduğunu belirtti.

İhracatı söylüyor, ithalatı es geçiyor

Başbakan’ın aynı konuşmada iktidarlarında ihracatın 4 kattan fazla artarak 152,5 milyar dolara ulaştığını söylediğini, buna karşın aynı iktidar döneminde ithalatın 4,6 kat artarak 236,5 milyar dolara ulaştığını, dış ticaret açığının ve cari açığın Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını söyleyemediğini ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

IMF’den borç alan son başbakan

“IMF borcunu bitirdik söylemi Cumhuriyet tarihinin en büyük aldatmacalarından bir haline gelmektedir. Dünya piyasalarında 2000 yılından bu yana müthiş bir likidite bolluğu yaşanmıştır. Bu likidite büyük ölçüde bizim gibi yükselen piyasa ekonomilerine akınca piyasadan borçlanmak, IMF’den borçlanmaktan daha avantajlı hale gelmiştir. Bizimle aynı anda IMF ile anlaşan kendi ligimizdeki ülkeler bizden çok önce IMF’ye borçlarını kapatmıştır. Bizim ligimizdeki ülkeler IMF ile ilişkilerini bitirirken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan 2005’de aldığı 10 milyar dolarlık krediyle, IMF’den en son borçlanan Başbakan olarak tarihe geçmeyi başarmıştır. Tayyip Erdoğan’ın iktisat tarihinde yeni bir sayfa diye açıkladığı IMF borcunu ödemenin gerçek hikâyesi budur.”

AKP Ekonomide tükenme noktasına geldi

AKP’nin ekonomide tükenme noktasına geldiğini, 5. İzmir İktisat Kongresi’nde de bunun açıkça görüldüğünü kaydeden Öztrak, daha önce “Cari açık finanse edildiği sürece sorun değildir” diyen AKP’nin artık bu politikaların sürdürülemez olduğunu anlamaya başladığını ifade etti. Öztrak, CHP “üretim, “tarım ve sanayi” öncülüğünde büyümeyi ve geliri artırarak tasarrufu artırma” politikalarını savunurken; AKP’nin “tüketim”, “AVM” ve “milleti borçlandırarak tüketme” politikaları uyguladığını söyledi.

11 Yıldır elinizi tutan mı vardı?

Öztrak, AKP döneminde çiftçiyi tarlasını ekemez hale getiren, 6,5 İstanbul büyüklüğündeki toprağın tarımdan çekilmesine neden olan ekonomi politikalarının mimarlarından olan Başbakan Yardımcısı Babacan’ın İzmir İktisat Kongresinde yaptığı açıklamada, “önümüzdeki yıllarda tarımın yeniden önemli olacağından” bahsetmesinin komik olduğunu söyledi. Öztrak AKP’nin 11 yıldır iktidarda olduğunu hatırlatarak, “11 yıldır elinizi tutan mı vardı?” diye konuştu.

Ekonomiye üç ayaklı strateji

Ülkenin, AKP’nin ezberi ve ideolojik bakışıyla daha fazla ileri gidemeyeceğini ifade eden Öztrak, Türkiye’nin “rekabet gücünü artıracak”, “ekonomide istikrarı pekiştirecek”, “sosyal devleti ayağa kaldıracak” üçayaklı bir ekonomik stratejiyi yürürlüğe koymak zorunda olduğunu söyledi. Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir iktidar

“Sanayi ve tarım başta olmak üzere dış rekabete açık sektörlerimizin öncülüğünde, üretim desenini yüksek katma değerli ürünlere doğru yönlendirecek bir büyüme stratejisine ihtiyacımız var. Eğitim ve AR&GE başta olmak üzere kapsamlı mikro reformları gerçekleştirmek zorundayız. Makro politikaları, istikrarsızlığa yol açmayacak, rekabet gücümüzün suni biçimde aşınmasına izin vermeyecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak biçimde uygulamak zorundayız. Türkiye’de sosyal devleti mutlaka ayağa kaldırmalıyız. Yoksulluğun bu ülkede bitirilmesi, gelirin daha adil dağıtılması ve istikrarlı bir talep ve büyüme için bu şarttır. Bunun için evrensel, hak temelli ve yeterli bir sosyal destek sistemi mutlaka kurulmak zorundadır. Yine Hükümetin ekonominin günlük işleyişine müdahalesini engelleyen, saydamlığı ve öngörülebilirliği artıran politikaları Türkiye mutlaka uygulamak zorundadır. Ancak Eğitime bile 4+4+4 te yaptığı gibi ideolojik bir bakış açısıyla yaklaşan ve küresel normları hiçe sayarak yüksek katma değer yaratan, yüksek kazanç elde eden bir nesil yerine, kinine sahip çıkacak bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen bir iktidardan bu reformlar beklenebilir mi? Sayıştay raporlarını Meclisten kaçıran, iş adamlarını fişleten, beğenmediği iş adamlarının aldığı ihaleleri iptal eden bir anlayış bu politikaları uygulayabilir mi? Sosyal desteği istismar etmeye alışmış bir iktidar; evrensel, hak temelli ve yeterli bir sosyal destek sistemini kurabilir mi? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar hayır ise Türkiye’nin en öncelikli ihtiyacı yeni bir iktidardır.”

Türkiye'de mülkiyet hakkı tehlikededir

Konuşmasında dün toplanan yatırımcı konseyinde Başbakan Erdoğan’ın ülkedeki herşeyi tahmin edilebilir hale getirdiklerini söylediğini anımsatan Öztrak, “Yasaları, oyunun kurallarını ikide bir değiştirmiyoruz” demiş. Bakınız bu ülkede bu iktidar döneminde kamu ve özel sektörün oyun alanını belirleyen ihale kanunu kaç defa değişti. Bir gecede çıkan vergileri hiç birimiz unutmadık. Bunun yanı sıra Gezi Parkı olaylarında oradaki insanlara sağlık desteği verdi diye ihaleleri iptal edilen, işletmelerine vergi müfettişlerinin davul zurnayla baskın yaptığı iş adamlarını da unutmadık. Bırakın öngörülebilirliği Türkiye’de mülkiyet hakkı dahi Başbakan’ın iki dudağı arasındadır ve açıkça tehlikededir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin yükümlülüklerinin yarısı kısa vadeli borç ve sıcak para

Türkiye’nin her 100 dolarlık finansal döviz yükümlülüğünün 49,3 dolarının kısa vadeli borç ve sıcak paradan oluştuğunu, bunun 2002’den bu yana en yüksek oran olduğunu belirten Öztrak, “Benim geçmişteki tecrübelerim; Türkiye’de bu oran ne zaman yüzde 50’leri görse bir ekonomik sıkıntı yaşandığını göstermektedir. Nitekim söz konusu oran 1999’da yüzde 57 ile rekor kırdığında bu rekorun hemen arkasından 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerini yaşamıştık” diye konuştu.

Dış Ticarette altın karartmasının sonuna mı geliniyor

Eylül ayına ait dış ticaret verilerine göre ihracatın yılın üçüncü çeyreğinde de düştüğünü belirten Öztrak, bu dönemde geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 3,3 azaldığını, ithalatın ise yüzde 3,7 arttığını ifade etti. Böylece aynı dönemde dış ticaret açığının yüzde 16,5 artarak 24,4 milyar dolara ulaştığını kaydeden Öztrak, “Dış ticaret verilerinde dikkat çeken diğer bir gelişme, altın ithalatının Eylül’de yıl içindeki en düşük değerine gerilemesi ve 71. fasılda altın ticaret dengesinin Eylül’de ilk kez fazla vermesidir. Bunlar dış ticaret üzerindeki altın karartmasının sonuna gelindiğinin işareti olabilir” dedi.

    Cuma, 01 Kasım 2013 14:56

Bağlantılı Konular