"AKP’nin açıkladığı pakete demokrasi paketi demeye bin şahit lazım. Demokrasi taksitle verilmez"

“Hükümet yetkilileri arkası gelecek diyor. Arkası yarın gibi.  Demokrasi ya vardır ya yoktur. İktidarın, AKP’nin, verdiğim kadar demokrasiyle yetinin deme hakkı yoktur.”

“Biz bölgemizdeki vatandaşımızın sorunlarını Kandil’le İmralı arasında pazarlık masasına oturtuyoruz. Diyelim ki Erdoğan’la  Öcalan anlaşamadılar. Kürt vatandaşlarımın hakkını vermeyecek miyim? Vatandaşlarımızın hakkını ne Kandil’in, ne İmralı’nın tekeline bırakmamamız lazım”

“Ben iyi bir hocanın, Sayın Bülent Ecevit’in yanında yetiştim. Onu rahmetle anıyorum. Onun bize öğrettiği bir şey vardı. Türkiye’nin sorunlarıyla uğraşmamız, onları çözmemiz lazım. Bizim kişilerle işimiz yok”

“İktidarlar icraatlarıyla gündeme gelmeliler, başarılarını medya yazmalı. Kendi tarafını tutan bir medya yaratmamalı. Medya objektif olmalı, iktidarın eksiğini de ortaya koymalı. Bu da iktidara yapılmış en büyük iyilik olur.”

“Biz muhalefet partileri eleştiri yaparken çözüm yollarını da sunmalıyız. Doğrusu bu. Yani yol gösterici muhalefeti de bizim ortaya koymamız lazım.”

“Biz iktidar olsak Suriye’nin iç işlerine müdahale etmezdik.Suriye’de evet demokrasi konusunda, İnsan hakları konusunda sorunlar var. Ama bunun çözümü Suriye’nin içişlerine müdahale etmek değil.”

“Suriye ile kapılarımız kapandı. Türkiye’nin o bölge üstünden 11 ülkeye ihracatı durdu, 11 ülkeyle kapıları kapanmış oldu. Orada %40 ticarette geriye düştük.”

“Vizeleri kaldıracaksınız, eşlerinizle tatil yapacaksınız, ortak baraj temeli atacaksınız. Ondan sonra birden demokrasinin olmadığı, insan haklarının olmadığını söyleyeceksiniz. Dış politika ne bu kadar çok samimi olmayı, eşlerle tatil yapmayı kaldırır, ne de bu kadar komşunun içişlerine müdahale noktasında gelmeyi, savaş çığırtkanlığı yapmayı kaldırır.”

“2015’teki hedefimiz iktidar olmak. O zaman Türkiye’nin eski milli politikasına yani AKP iktidarından önceki milli politikasına,  Atatürk’ün yurtta sulh, cihanda sulh politikasına geri döneceğiz”

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyaretinden önce proğram konusunda görüşmelerde bulunmak için ABD’ye gidecek olan Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak NTV’nin canlı yayınında Mehmet Barlas’ın sorularını şöyle yanıtladı

Mehmet Barlas: Şimdi benim çok dikkatle izlediğim, çok beğendiğim siyasetçilerden birisiniz. Çünkü internet dünyasını, bilişim çağını Türkiye’de en iyi karşılayan isimlerden birisiniz. İnternet sitenizi her gün izlerim. Profesyonel habercilerin internet siteleri bu kadar hızlı değişmez, tazelenir. İkincisi twitterdaki o sosyal medya dünyasındaki twitlerinizi, mesajlarınızı sürekli izlemekteyim. Yani günü gününe dünyayı ve siyaseti yaşayan örnek bir siyasetçisiniz. O bakımdan sizi kutluyorum.

Erdoğan Toprak: Çok teşekkür ediyorum. Tabi yoğun bir emek var orada. Emeği geçen birçok arkadaşım var. Bir çalışma arkadaş grubum var. Onlara çok teşekkür ediyorum. Onlarla beraber bunu yürütüyoruz. Onlara da sizin yayınınız aracılığıyla teşekkür etmek istiyorum.

Mehmet Barlas: İkincisi ben sizi yani Ecevit’le siyasete girdiğiniz günden beri izleyen vatandaşlardan biriyim, seçmenlerden biriyim. Çok genç bakan oldunuz, çok genç milletvekili oldunuz ve o günden bugüne çizginizde, iktidarda olduğunuzda, muhalefet döneminde, şuanda Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkan Yardımcısısınız ama kişiliklerle asla uğraşmıyorsunuz. Hep olaylar, çok ciddi muhalefet ediyorsunuz. Ama kimseye hakaret ettiğinizi, kimseyle laf yarışına girdiğinizi görmedim. Bunun sırrı nerede? Ecevit’ten mi öğrendiniz bunu?

Erdoğan Toprak: Evet ben iyi bir hocanın yanında yetiştim. Sayın Bülent Ecevit’in yanında yetiştim. Onu rahmetle anıyorum. Onun bize öğrettiği bir şey vardı. Önemli olan Türkiye’nin sorunlarıyla yani sorunlarla uğraşmamız lazım, onları çözmemiz lazım. Bizim kişilerle işimiz yok. Ben tüm siyasetçi arkadaşlarımın da bu ülke sorunlarını çözme yolunda gayret sarf ettiğine inanıyorum. Ama çözüm noktalarındaki önerilerini, fikirlerini beğenmeyebilirim. Ben fikirlerimin doğru olduğuna inanan bir siyasetçiyim. Onları o noktada eleştirme hakkını kendimde görüyorum. Öylede olmalı. Bir siyasetçinin çözüm noktalarıyla meselelere bakış açısını ortaya koyarsa Türkiye’de de ve tüm çevrenizde de normalleşmeyi sağlarsınız.

Mehmet Barlas: Turan Güneş’le rahmetli konuşurduk. Yani demokrasinin tanımı üzerinde çok partili özgürlükçü demokrasi toplumdaki farklılıkları ortaya çıkardığı kadar toplumdaki ortak noktaları da vurgulayan meslek olmalı demişti. Şimdi onu düşündüğünüz zaman iktidar muhalefet arasında her zaman Türkiye’de gerginlik var. Fakat sonunda bakıyorsunuz ta 1950’den buyana seçimleri gözden geçirdiğinizde vatandaşlar yüzer gezer oyları temsil ediyor. Yani bir seçimde birinci olmuş parti ertesi seçimde barajın altında kalabiliyor. Ya da bir dönem birinci olmuş bir siyasi eğilim ilerde marjinal duruma düşebiliyor. Ve oradan hissediyorsunuz ki Türkiye’de vatandaş siyasetten hizmet ve uzlaşma bekliyor. Aynı fikirde değil misiniz?

Erdoğan Toprak: Tabi ki ben katılıyorum. Yani ben vatandaşın sağduyusuna inanıyorum. Zaman zaman haksız rekabette olsa siyasette eşit şartlarda rekabet edemiyoruz ne yazık ki. Çünkü,  biz muhalefet partilerinin hareket sahaları kısıtlı. Olanakları da kısıtlı. Bir de bunun Türkiye’deki medyanın belli bir baskı altında olduğunu düşünecek olursak muhalefet olarak sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz. Yani onu söyleyebilirim. Bazen kendi fikirlerimizi yeterince her yere yayamıyoruz veya bizim fikirlerimizin belli bir kısmı alınıyor. Bütününü ortaya koyamadığınız zaman sizin o meseleye bakış açınız, haklılığınızı net ortaya koyamıyorsunuz. Böyle bir sıkıntımız var bunu söylemek isterim.

Mehmet Barlas: İktidarlar her zaman basını bu şekilde kullanabilir mi?

Erdoğan Toprak: İktidar olmanın avantajları vardır. Medyayı veya kamuoyunu yönlendirme gücü vardır. Gündem yaratma gücü vardır. Bunu kabul ediyorum. Ama hiçbir dönemde medya bu kadar bir iktidarın tekeli altına girmedi. Yani ben o noktada baktığımda izlenebilirliğe bakıyoruz. Raporlar çıkıyor o raporlarda iktidar partisiyle muhalefet arasında büyük uçurum var. Bizim haberlerimizin de olumlu tarafı değil, eleştiri tarafı veya parti içinde birbirimize herhangi bir eleştiride bulunmuşsak o çok ön plana çıkıyor.

Ben şunu altını çizerek söylemek istiyorum. İktidarlar icraatlarıyla gündeme gelmeliler, başarılarını medya yazmalı. Kendine yönelik kendi tarafını tutan bir medya yaratmamalı. Medya objektif olmalı. Medya objektif olursa iktidarın eksiğini de ortaya koymuş olur. İktidarın eksiğini ortaya koyduğu zamanda bu da iktidara yapılmış en büyük iyiliktir.

Mehmet Barlas: Doğru söylüyorsunuz aynı fikirdeyim. Yani bu tartışılmaz bir gerçek. Muhalefet gibi özgür basında demokrasinin vazgeçilmez unsuru. Fakat mesela siz politik hayatınızda, siyasi hayatınızda bir tabloya tanık oldunuz. Rahmetli Bülent Ecevit Başbakan. Şimdi aynı medyanın Bülent Ecevit hakkında yok kemikleri kırılıyor, yok yemek yiyemiyor, yok tırnakları uzuyor diye kasıtlı yayınlar yapıp Bülent Ecevit’i adeta yok etmeyi amaçladığını yaşadınız değil mi?

Erdoğan Toprak: Üzülerek gördüm. Yani o süreci üzülerek izleyen bir siyasetçiyim. Medyanın görevi bu olmamalı.

Mehmet Barlas: Yani aslında sorun galiba siyasette değil medyada.

Erdoğan Toprak: Tabi ki. Şimdi medya aslında siyasetçiye yön veren, disipline eden, siyaseti yanlışını ortaya koyup kamuoyuyla paylaşıp kamuoyunu siyasetçiyi bir noktada o hatalarından caydırabilecek bir mekanizmadır. Siz o mekanizmayı ortadan kaldırırsanız siyasetçiye o kadar pervasızca bir alan açarsınız ki o siyasetçi gün gelir kendi hatasının altında kalır. Bugün Türkiye’de yaşanan o ne olursa olsun padişahım çok yaşa diyen bir medya yapısı kuruldu veya belli bir medya organı baskı altına alındı. Bunu çok tehlikeli bulurum. Ben iktidar milletvekillerine şunu söylüyorum. Ben hükümetin en iyi dostu benim diyorum. Güldüler neden dediler? Çünkü ben hatanızı söylüyorum sizde hatanızı tamir ediyorsunuz. Ama siz öyle yapmıyorsunuz dedim. Yani hükümete, başbakana padişahım çok yaşa diyorsunuz. Ne yaparsa yapsın siz en iyisini bilirsiniz diyorsunuz. E bu Başbakana kötülük dedim. Böyle bir espri oldu aramızda.

Mehmet Barlas: Doğru söylemişsiniz ama yani iktidar ve muhalefet olmanın farkı o galiba. Eğer iktidardaki bir partinin milletvekiliyseniz Başbakanla kavga ettiğiniz takdirde bakan olamazsınız, yeniden seçilemezsiniz. Galiba işin kuralı tabiatında bu var değil mi?

Erdoğan Toprak: Şimdi tabi ben muhalefeti Sayın Barlas sırf eleştiri üzerine yapılmış muhalefeti doğru bulmam. Çünkü biz muhalefet partileri eleştiri yaparken çözüm yollarını da sunmalıyız. Çünkü halka demeliyiz ki ey vatandaş bakın iktidar partisi şu hatayı yapıyor, şurada hatalı. Aslında doğrusu bu. Yani yol gösterici muhalefeti de bizim ortaya koymamız lazım. Türkiye’de yapılması gereken bu. Yol gösterici muhalefet.

Mehmet Barlas: Mesela siz izlediğim kadarıyla somut dış politikayla çok iç içesiniz. Türkiye’nin dış politikasını, dünyadaki gelişmeleri çok iyi izleyen bir siyasetçisiniz. Mesela Cumhuriyet Halk Partisi bugün iktidar olsa Suriye politikasında size göre ne tür değişiklik yapılmalı?

Erdoğan Toprak: Bir kere Suriye’nin iç işlerine müdahale etmezdik. Suriye politikasını bu noktaya getirmezdik. Suriye’de evet demokrasi konusunda sorunlar var kabul ediyorum. İnsan hakları konusunda sorunlar var. Evet bunu da kabul ediyorum. Ama bunun çözüm noktası Suriye’nin içişlerine müdahale etmek değil. Bunun çözüm noktası Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunup Türkiye’nin bu noktada yaptırımı olmalı ve orada oyunu, kulisini, lobilerini oluşturmalı. Ama geldiğimiz noktaya bakın. Suriye’de 100 bin tane insan öldü. 600 bin tane mülteci var Türkiye’nin içerisinde. Bu olayın insani boyutu. Yani 100 bin insanın ölmesi ne demek? 600 bin tane mültecinin sadece Türkiye’de olması ne demek? Yani onların 200 bin tanesi kamplarda, 400 bin tanesi sokakta. Ben Antep’e gittim Antep’te insanlar rahatsız. Hırsızlıklar almış başını gidiyor. Olaylar almış başını gidiyor. Gasp var. Her türlü şey var. Bu olayın bir boyutu.

Bir başka boyutu ise bizim Suriye ile kapılarımız kapandı. Suriye’yle kapılarımız kapandı diye Türkiye’nin o bölge üstünden 11 tane ülkeye ihracatı vardı 11 tane ülkeyle kapıları kapanmış demektir. Orada %40 ticarette geriye düştük. Şimdi Türkiye işsizliğin yaşandığı, bütçesinin açık verdiği bir ülke. Türkiye’nin böyle bir lüksü yok. Yani komşularıyla kavga ederek, komşularıyla bilek güreşi yaparak bir yere varamaz Türkiye. Türkiye’nin milli politikası da bu değil. Şuandaki izlenen politika Türkiye’nin dış politikası değil. Hükümetin dış politikası. 57. hükümette biz bunu gördük bu sıkıntıları. Bugün yaşanan olay AKP iktidarının hükümetinin dış politikası ve bu yanlıştır.

Bir başka nokta daha var. Türkiye Suriye’de özgürlük mücadelesini verecek insan bulamamış olacak ki gidip Afganistan’dan bir sürü insan ithal ettik, terörist ithal ettik, Türkiye’de belli yerlerde eğitildiği söyleniyor. Cebine pasaport ve para konduğu söyleniyor. Bugün orada El Kaide ve El Nusra terör örgütü cirit atıyor.

Mehmet Barlas: Şimdi bunlar çok ciddi iddialar. Bunları mesela Dışişleri Bakanıyla konuşmak imkanı yok mu?

Erdoğan Toprak:  Ama bunu defalarca söyledik.

Mehmet Barlas: Hayır ortada söylemek ayrı birde Cumhuriyet Halk Partisi istikbalin iktidarı. Yani bir görevi devraldığı zaman bir takım şeyleri de miras alıyorsunuz. Bunu Dışişleri Bakanıyla konuşmak, diyalog kurup bu yanlıştır, bu doğrudur ya da bu gerçektir, değildir diye soruşturmak imkanı yok mu?

Erdoğan Toprak: Haklısınız bunu defalarca iktidar yetkililerine biz bu mesajlarımızı ilettik. Yani Türkiye büyük bir devlet. Türkiye’nin terör örgütleriyle iş tutması çok yanlış. Türkiye bugün geldiği noktada o Afganistan’da, Çeçenistan’da belli bölgelerden gelen teröristlerle bugün çarpışma noktasına geldi. Bugün Ceylanpınar’da bir tane vatandaşımız öldü. İşte o bölgede o terör örgütünün, Suriye’den düşen bir bomba. Peki niye biz noktaya geldik? Yani bizim komşularımızla iyi ilişkilerimiz varken niye savaş noktasına geldik? Türkiye’nin en büyük hatası başka bir ülkenin içişlerine müdahale etmesidir. Yani AKP iktidarının.

Mehmet Barlas: Yalnız rahmetli Ecevit şey derdi, Irak konusu o sırada da şeydi. Tarih ve coğrafya bizi bu komşuluklara mahkum etmiş derdi. Yani Suriye’nin içinde iyi geçinmek diyorsunuz. Suriye’nin yönetimi kendi halkıyla iyi geçinemezken komşusuyla nasıl geçinecek? İşte 600 bin mülteci. Yani çok zor bir coğrafya değil mi?

Erdoğan Toprak: Şimdi ben kabul ediyorum. Ama bir şeyi de unutmayalım. Türkiye Atatürk’ün çizdiği yurtta sulh, cihanda sulh politikasıyla 90 yıllık işte kuruluşundan bugüne 90 yıldır bu coğrafyada huzur içerisinde yaşıyoruz komşularımızla. Yani 90 yıldır biz huzur içinde yaşarken ne oldu da 2011’de birden Suriye’yle bağlarımız kopma noktasına geldi ve savaş noktasına geldik. Yani Türkiye’nin böyle veya AKP hükümetinin izlediği yanlış politikayla bu noktaya geldik. Bu politikadan hızla vazgeçilmeli. Ben bundan 2 ay önce Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’yla Irak’a gittik. Bakın Irak’a söylenen şuydu Sayın Barlas. Dedi ki, biz Türkiye’ye tüm kapılarımızı açıyoruz. 10 yıl içerisinde de 500 milyar dolar gibi bir yatırım politikamız var. Buradaki müteahhitlik hizmetlerinin %70’ini Türkler yapıyor. Türk işadamlarından memnunuz. Yaptığı işleri de gerçekten başarıyla yapıyorlar. Biz bunlara sonsuza dek kapımızı açıyoruz. Ama Türk hükümeti kapıdan girmek yerine pencereden giriyor dedi. Buna gerek yok.

Mehmet Barlas: Pencere Kuzey Irak’taki…

Erdoğan Toprak: Hayır şunu kastetti. Yani terör örgütleriyle giriyor dedi. Yakaladığımız El Kaide militanlarının bir çoğunda aldığımız sonuç Türkiye’den geldiği yönünde. Şimdi böyle bir şey Türkiye hükümetine yakışır mı? Yani Türkiye terörist ihraç eden bir ülke konumuna gelmeye kimin ne hakkı var bu noktaya getirmeye? Bizim yapmamız gereken şu…

Mehmet Barlas: Siz bunu bir iddiadan öte somut kanıtlara bağlamış şey diyorsunuz.

Erdoğan Toprak: Biz bunu dışişlerine de bildirdik. Tutanakları da bildirdik. Sayın Cumhurbaşkanına da bunu ilettik. Türkiye’nin acilen bu dış politikadan vazgeçmesi lazım, yayılmacı politikadan vazgeçmesi lazım. Türkiye komşularıyla iyi ilişkiler kurup, iyi diyaloglar kurup Türkiye’yi bir noktaya taşımamız lazım. Ticaretle büyümemiz lazım. Türkiye 1980’de Irak – İran savaşında 9 yıl sürdü o savaş. O 9 yılda Türkiye o kadar dengeli bir politika izledi ki her iki ülkeye de ihracatını yaptı, her iki ülkede de sözü geçen bir devlet olarak kaldı. İçişlerine müdahale etmedi. Ama biz ne yaptık? Irak’ın içişlerine müdahale ettik. Haşimi’yi tuttuk El Maliki’yi devre dışı bıraktık. Maliki Başbakan olacak ilk iş Türkiye’yle ticaret hacmini sıfırlama noktasına gitti. Gittiğimizde bunu gördük. Türk müteahhitlerle Sayın Kılıçdaroğlu toplantı yaptı. Türk müteahhitler perişan durumdaydı. Türk müteahhitler bize iş vermiyor dediler, işçilerimize vize verilmiyor dediler. Bizim hareket sahamız daraldı dendi. Şimdi bu politikayla Türkiye’yi büyütmemiz mümkün değil. Ben burada sizin aracılığınızla hükümet yetkililerini de uyarmak istiyorum. Bizim komşularımızla bölge merkezli bir dış politika oluşturmamız lazım. Bakın Türkiye’ye yakışmıyor. İran’la nükleer silah konusundaki dünya baskısına bir karşı durduk ve İran’ın yanında yer aldık. Sonra ne yaptık? Kürecik’teki kurduğumuz radar sistemiyle İran’la kavgalı noktaya geldik. Irak’la kapılarımız neredeyse kapanma noktasında. Şimdi ne diyorlar? Gelin Bağdat’a yani bizim ayağımıza gelin özür dileyin, sonra biz tekrar ticaret hacmini açarız, ilişkilerimizi geliştiririz diyorlar. Suriye ile gelinen noktaya baktığınızda işte vahim bir noktaya geldik ve şuanda Suriye’yle aynı potada mücadele ediyoruz biliyor musunuz? Yani Suriye şuanda El Nusra örgütüyle savaş halinde. Bizde savaş halindeyiz. Esad’la Türk hükümeti aynı noktada şuanda.

Mehmet Barlas: Şimdi bu söyledikleriniz aslında bence bizim demokrasinin sağlığının göstergeleri. Yani Cumhuriyet Halk Partisi bir alternatif dış politikaya sahip. Bu o anlama geliyor değil mi? Diyelim ki yarın genel seçim oldu iktidar değişti Dışişleri Bakanlığı koltuğunda siz oturdunuz şuanda Suriye’yle bütün ilişkileri tersyüz edip yeni bir zemine oturtursunuz öylemi? Onu mu anlamam gerekiyor?

Erdoğan Toprak: Sayın Barlas, eğer Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olursa ki 2015’teki hedefimiz iktidar olmak. Türkiye’nin eski milli politikasına yani AKP iktidarından önceki milli politikasına geri döneceğiz. Atatürk’ün bize emanet ettiği yurtta sulh, cihanda sulh politikasına geri döneceğiz. Şuanda yapmacık olarak dışişlerinin başında olan bir bakanımızın uyguladığı politikayı yırtıp çöpe atacağız. Komşularımızla savaş istemiyoruz. Komşularımızla ticaret yapmak istiyoruz. Komşularımızın 100 bin kişisinin ölmesini istemiyoruz. Diğer ülkelerin komşularımızın içişlerine müdahale etmesine de alet olmak istemiyoruz. Çünkü orada bakın Irak perişan oldu. Milyonlarca Iraklı o bölgede perişan. Binlerce Müslüman kadına tecavüz edildi. 4 bin taneye yakın doktor öldü o bölgede. Şimdi Irak örneği varken Suriye’de niye biz böyle bir şeye kalkışıyoruz.

Mehmet Barlas: Suriye’deki olaylar bizim yüzümüzden başlamadı herhalde?

Erdoğan Toprak: Biraz bizim yüzümüzden başladı. İçişlerine biz…

Mehmet Barlas: Esad’ın halkıyla kavgası bizim yüzümüzden mi?

Erdoğan Toprak: Şimdi bakın, Esad’ın demokrasiyle sorunu var. Demokrasiyi oraya götürmek isteyen o konsorsiyumda kimler vardı? Türkiye, Katar, Suudi Arabistan. Sayın Barlas televizyonunuz aracılığıyla vatandaşa sormak istiyorum. Yani Suudi Arabistan’da demokrasimi var, insan haklarımı var? Katar insan haklarımı var, demokrasimi var? Yani bunu bırakalım. O ülkelere girdiğiniz zaman o iş tuttuğunuz ülkelerde bu yok.

Mehmet Barlas: Pardon bir şey soracağım. Yani Arap baharı denilen olay Tunus’ta başlayıp Mısır’ı da altüst eden o rüzgar bu Suudi Arabistan ve Katar’ın ve Türkiye’nin yarattığı rüzgar mıydı? Yani bir bölgeyi sarsan bir fırtına yaşadık. Başka bir olayda var herhalde.

Erdoğan Toprak: O bölgelerde yaşanan olay tabi ki ben Arap ülkelerine demokrasi gelsin isterim. Gelemediği, hayal kırıklığı olduğu… Ama Suriye olayının başını çeken yapı Türkiye’den çıktı. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki bakın, eğer doğru olsaydı Suriye olayı nereye gitti? Yani Suriye’de şuanda dünya devletlerinin Türkiye’nin arkasında desteği var mı şuanda? Yok. Ve Türkiye açığa düştü burada.

Mehmet Barlas: Haklısınız yani bu zaten genel eleştiri bu. Yalnız şey dediniz bakın Atatürk’ün bıraktığı yurtta sulh, cihanda sulh. Atatürk 1938’de vefat etti, aramızdan ayrıldı. 1938 sonrasındaki dünyaya baktığınız zaman bir dünya savaşı var. Bu dünya savaşının bölgemize yansıması mesela Bulgaristan’ın, Azerbaycan’ın komünist olmasına kadar uzanan bir bloklar arası savaş. Türkiye soğuk savaşın uçbeyi konuma geldi. Yani Suriye’de Sovyet rejimine dayalı bir yönetim vardı. İşte Hafız Esad yani şimdikinin babası. Yani dünyada çok değişti. Tabi ki yurtta sulh, cihanda sulh. Ama o kadar değişken bir dünya ki yani soğuk savaşı yaşarken birdenbire Sovyetler Birliğinin çöktüğünü gördük. Yani Atatürk’ten beri çok şey değişti. Tabi temel ilke yurtta sulh, cihanda sulhtur. Ama yani bir politikayı statik tutabilir misiniz? Suriye yani Abdullah Öcalan o zaman PKK’yı yönetirken Suriye’de üstleniyordu. Bizim kara kuvvetleri komutanı gitti Suriye’yi işgal ederiz diye tehdit etti.

Erdoğan Toprak: Çok haklısınız.

Mehmet Barlas: Yani çok değişken bir şey.

Erdoğan Toprak: Çok haklısınız ama şunu da unutmayın. Çok önemli bir laf vardır. Savaş mecbur olmadıkça yapılırsa cinayettir denir. Bu bir. Abdullah Öcalan’ın Suriye’de üs kurduğunu, 30 bin tane o dönemde vatandaşımızın ölmesine sebep olduğunu biliyoruz. Biz bunları biliyoruz. Ama biz Hafız Esad’la veya Beşar Esad’la tatile çıkmadık. Sayın Başbakan çıktı. Yani bunları bile bile çıktı Sayın Başbakan. Vizeleri Sayın Başbakan kaldırdı. O zamanda Abdullah Öcalan’ın oradan çıktığını bilmiyor muydu Sayın Başbakan. Şimdi vizeleri kaldıracaksınız, beraber eşlerinizle tatil yapacaksınız, ortak baraj temeli atacaksınız. Ondan sonrada birden demokrasinin olmadığı, insan haklarının olmadığını söyleyeceksiniz. Şimdi dış politika ne bu kadar çok samimi eşlerle tatil yapmayı kaldırır ne de bu kadar komşunun içişlerine müdahale noktasında savaş çığırtkanlığı yapmayı kaldırır.

Mehmet Barlas: Temelde bütün söylediklerinize katılıyorum evet.

Erdoğan Toprak: Şimdi evet Suudi Arabistan veya Katar’ın belli sorunları olabilir Suriye’yle. Ama benim Suriye’yle temel bir sorunum yok. Sıkıntılarım var, mesafemi koyarım. Birçok sorunum var. Abdullah Öcalan’ı orada barındırmıştır. Biz bıçak kemiğe dayandı deyip oraya ya bize bunu teslim edersiniz ya müdahale ederiz demişizdir. Çünkü bizim o dönemde böyle bir mecburiyetimiz var. Çünkü terör oradan yönlendiriliyordu. Peki şimdi ne var? Şimdi bir şey yok.

Mehmet Barlas: 600 bin mülteci var mesela.

Erdoğan Toprak: Bunlar Türkiye’de 600 bin tane mülteci, 600 bin tane canlı bomba demek.

Mehmet Barlas: Kapıları kapasak mıydı?

Erdoğan Toprak: Şimdi bakın gelinen vizeleri kaldırma noktasına geldik. Sınırları açtık bugün AKP hükümetinin yanlış politikası kendilerinin o sınırda duvar örmesini öngörüyor. Yani böyle bir noktaya niye geldik?

Mehmet Barlas: Peki aynı şeyi Ürdün’de yapacak mı acaba? Ürdün’de de 700 bin mülteci var. Lübnan’da da 600 bin mülteci var. Yani çok talihsiz bir coğrafyada çok değişken olayların kurbanıyız galiba değil mi? Böyle bir olay var.

Erdoğan Toprak: Bu coğrafyada çok akıllı siyaset izlememiz lazım. Akıllı bir dış politika izlememiz lazım. Yani beni Lübnan ilgilendirmiyor, beni Türkiye ilgilendiriyor. Siyasette şöyle bir kural vardır. Devletlerin dostu düşmanı yoktur. Devletlerin çıkarları vardır. Benim çıkarım Suriye’yle savaşmayı gerektirmiyor. Ama ben kişiselleştirirsem, oraya kendi kişisel egomdan dolayı savaş noktasına gelirsem Türkiye o zaman batağa girer. Türkiye’nin şuanda o bölgede güvenliği yok. Bakın eskiden Sayın Barlas Türk insanı, Türk vatandaşlarımız Lübnan’da, Mısır’da birçok yere seyahat ederlerdi. Can güvenliği sorunu var mıydı? Kaçırılma tehlikesi var mıydı? Yoktu. Ama bugün her Türk vatandaşı potansiyel bir kaçırılmaya aday bir kişi.

Mehmet Barlas: Bu duygu var sizde yani veya bu bilgi?

Erdoğan Toprak: Bu duygu var ve bunun örneği var. Yani iki tane Türk pilot kaçırılmadı mı? Yani onlar niye kaçırıldı? Türk olduğu için kaçırıldı. Şimdi ben bundan sonra Lübnan’a, Ürdün’e, Mısır’a, Irak’a veya diğer ülkelere nasıl Türk vatandaşlarımı turist olarak gönderirim? Onu kapattık turist olarak gitmesinler, gezmesinler varsın. Peki benim canını dişine takmış işadamlarım var. Küçük ve orta ölçekli sanayicim var. O bölgeye gidip ihracat yapıyor. Çünkü bizim yüksek teknoloji ülkesi değiliz. Düşük işgücüyle üretim yapan bir Çin, Endonezya’da değiliz. Bizim atölyesinde malını o bölgeye satan bir işadamı grubuna sahibiz. Bu insanlar, bu işadamları o bölgede nasıl serbestçe dolaşacak? Peki Türkiye’nin başına bu belayı kim açtı? Bakın ben şunu söylemek istiyorum. Türkiye’nin başına bu belayı açan hükümet. Hükümetin bu politikadan vazgeçmesi lazım. Tekrar bölge merkezli komşularıyla iyi geçinen bir devlet politikasını izlememiz lazım.

Mehmet Barlas: Anlıyorum yani Cumhuriyet Halk Partisinin alternatif politikası bu.

Erdoğan Toprak: Cumhuriyet Halk Partisini de geçtim. Bakın ben parti politikasına saygı duyuyorum. Evet politikamız bu. Ama Türkiye’nin politikası bu idi. Bundan sekmeler oldu ve devletlerin içişlerine müdahale ettik. AKP’nin 11 yıllık politikasındaki yanlışlığı ben böyle görüyorum.

Bakın, eskiden Ortadoğu coğrafyasında Türkiye itibarı olan hakem devletti. İsrail’le Filistin arasında birçok sorunda Türkiye arabuluculuk görevi yapıyordu.

Mehmet Barlas: İzin verirseniz bir reklam arasından sonra bu konuya devam edelim. En ilgi çekici konuya geldik Filistin.

Değerli izleyiciler Sayın Erdoğan Toprak’la birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Toprak’la birlikte özellikle dış politikanın eleştiriye konu edile noktalarını ele almaya devam ediyoruz. Sayın Toprak şimdi bu Türkiye’nin Suriye’ye, Irak’a dönük, İran’a dönük dış politika tutumunu çok sağlıklı biçimde eleştirdiniz. Yani tüm bu demokrasinin erdemi bu zaten. Siz yapılan işlerde kendinize göre yanlışı gösterin ki iktidarda hatası varsa düzeltsin ya da benim yaptığım doğru diyorsa bunun cevabını zaten her zeminde vermek imkanına sahipler. Şimdi isterseniz Filistin meselesini konuşacaktık. Türkiye’nin Filistin’le, İsrail’le aracı olması durumunu falanda buharlaştığından söz ediyorsunuz. Burada galiba bir önemli faktör var Amerika. ABD’nin Türk dış politikasındaki yeri de şuanda çok tartışılıyor. Acaba Amerika’nın İran’la yakınlaşması neyi etkiliyor? Amerika’nın Suriye’de Rusya’yla işbirliği yapması Ortadoğu politikasını değiştirdi mi? Obama’nın kendi ülkesinde duruma hakim olamaması. Yani kongredeki çoğunlukla azınlığın kavgaları Obama’yı acaba çok zayıf duruma mı düşürdü? Ve önümüzdeki hafta sanıyorum Sayın Kılıçdaroğlu Amerika’yı ziyaret edecek ve daha öncede siz gideceksiniz değil mi? Kasım ayında.

Erdoğan Toprak: Evet. Kasım’ın sonunda Sayın Kılıçdaroğlu gidecek, önümüzdeki Salı günü ben gideceğim.

Mehmet Barlas: Siz bir ön çalışma yapacaksınız herhalde?

Erdoğan Toprak: Evet orada temsilciliğimiz var hem onu ziyaret edeceğim. Belli çalışmalara bakacağım. Sonra Sayın Genel Başkanımız gelecek.

Şimdi Türkiye bugüne kadar dış politikada bölgede tek ülkeydi, alternatif ülkeydi. Ama şuanda gördüğüm bir atak var. İran bu noktada rol almak istiyor. Türkiye’nin kendi dış politikasına tekrar çekidüzen verip kendi ittifakıyla akılcı bir politikayı tekrar izlemesi lazım.

Mehmet Barlas: Yani İran Amerika’nın yanında Türkiye’nin yerine mi yer alıyor?

Erdoğan Toprak: Ona oynuyor. Ve bunun işaretleri var. Bu işaretleri de görüyoruz. Yani İran Cumhurbaşkanının mesajları, iyi niyet mesajı Amerika’nın da bu konudaki yaklaşımı, bu flörtünü görüyoruz. Türkiye tekrar bu noktadaki kaybettiği o pozisyonu geri yaratması lazım.

Mehmet Barlas: Yani Amerika’yla daha yakınlaşmalı Türkiye İran yerine öylemi demek istiyorsunuz?

Erdoğan Toprak: Tabi tüm dünya ülkeleriyle. Yani biz AB’yi de karşımıza aldık. Yani Türkiye’nin biraz daha dış politikada akılcı bir rol üstlenmesi lazım. Bakın ben demin kesilirken bir şeyi anlatmak istedim. Türkiye eskiden Filistin’le İsrail arasında arabuluculuk görevi vardı ve bir noktada o masada olan bir ülkeydi. Ama şuanda Türkiye’nin izlediği o bölgedeki yanlış politika bırakın Filistin’le İsrail arasındaki o rolü Filistin’i de ikiye böldü. Filistin’de Hamas’ın yanında yer aldık El Fetih’i dışladık. Yani bu politikayla bir yere varamayız. Bu politikayı Kıbrıs’ta bile bunu yaptık. Bulgaristan’da dahi bir Türk partisi vardı orada bile ayrımcılık yaptık. Türkiye’nin bu politikadan vazgeçmesi lazım. Yani bu hükümetin vazgeçmesi lazım. Bizim olaya biraz daha büyük ölçüde bakmamız lazım.

Mehmet Barlas: Aslında bir yerde galiba yani bana göre Türkiye’yi biraz önemsemiyor musunuz? Yani 1948’de İsrail kuruldu Filistin sorunu o zamandan beri var. Ne Amerika, ne Rusya hiçbir şey halledemedi. Türkiye ne yaptı ki o iki topluluk arasında İsraillilerle Filistinliler arasında ne yaptı ki bir sorunu çözsün. Çünkü çözemedi ki hiç.

Erdoğan Toprak: Ama en azından sözü dinlenen bir ülkeydi. Tarafsızlığına inanılan bir ülkeydi. Böyle itibarsızlaştırılmamıştı. Bakın birçok noktada eskiden Türkiye davet edilirdi şimdi Türkiye davet edilmiyor. Türkiye’nin itibarı sözkonusu. Suriye’yle ilgili karar alınıyor Türkiye o masada yok. Yani ne oluyorkiden daha önemlisi Türkiye’de artık masada sözü geçen itibarlı ülke olmaktan çıktı. Benim üzüldüğüm nokta o. Türkiye bu coğrafyada çok önemli bir devlet. Türkiye yok kabul edilerek bu coğrafyada hiçbir dünya devleti hesap yapamaz. Ama Türkiye komşularına terör ihraç eden bir ülke görüntüsü verir ise Türkiye o zaman tüm ülkeler tarafından dışlanır. Bugün G20’de onu yaşadık. Paris’teki toplantıda onu yaşadık. Benim üzüntüm o. Türkiye’yi yönetenlere de şunu söylüyorum. Irak’ın içişlerine müdahale edip Haşimi’yle şuandaki Başbakan Maliki arasında siz taraf olmayın. Biz Irak’ı karşımızda muhatap alalım. Diğer taraftan gidip Filistin davasında El Fetih’le Hamas arasına girmeyelim. Onlar bir mücadelesini veriyorlar. Biz İsrail’le Filistin arasındaki konuda gidip de akıl yolunu tarif edelim bugüne kadar geldiğimiz gibi. Yani buna benzer birçok örnek var. Türkiye’nin dış politikasındaki çıkmazı bu. Bundan vazgeçmesi lazım. Cumhuriyet Halk Partisi olarak o bölgeyi ziyaret ettik Sayın Kılıçdaroğlu’yla ve Mısır’a da, Irak’a da gittik. Irak’ta bizi eleştiren hükümet yetkilileri bugün Irak’a girmek için çaba sarf ediyorlar.

Şimdi biz bu görevi yaptık. Biz bunu Türkiye için yaptık. Türk hükümetini eleştirmedik. Orada Türkiye’yi hiçbir zaman hükümet şunu yaptı, bunu yaptı demedik. Nasıl bu dostluklarımızı geliştirebiliriz. Burada işadamlarımız iş yapıyor bunların önü kapandı nasıl açabiliriz dedik. Onlarda sağ olsun tabi ki dediler biz Türk…

Mehmet Barlas: Yani muhalefetteki bir iktidar gibi davrandınız.

Erdoğan Toprak: Tabi ki. Sorumlu bir muhalefet gibi davrandık. Dediler ki onların bize söylediği şu; bizim Türk halkıyla hiçbir sorunumuz yok, Türk halkını çok seviyoruz, yeter ki bizim içişlerimize müdahale etmeyin.

Mehmet Barlas: Mısır’da da mı bunu söylediler?

Erdoğan Toprak: Mısır’da da bunu söylediler. Mısır’da tüm tarafları gezdik.

Mehmet Barlas: Acaba şöyle de demiş olabilirler mi yani gülmek için. Biz Türk halkını çok seviyoruz ama kendi halkımızı sevmiyoruz. Onun için darbe yaptık falan da dediler mi? İşin şakası yani.

Erdoğan Toprak: Şimdi bakın, orada tabi esprisine. Biz orada bir tarafa gitmedik. Müslüman kardeşleri de ziyaret ettik, diğer grupları da ziyaret ettik. Hiçbir grubu ayrım yapmadık. Bu bizim görevimiz. Türkiye’ye karşı yükselen o büyük muhalefeti, halk muhalefetini bir nebzede nötrledik. Biz olumlu ve yapıcı bir muhalefet görevimizi yaptık. Biz iktidara burada çok büyük katkı verdik. Bugün bizim açtığımız yoldan AKP iktidarı Irak’a girmeye çalışıyor. Irak’la temasları tekrar kurmaya çalışıyor. Bu bizim yapıcı…

Mehmet Barlas: İşte demokrasinin nimeti bu zaten.

Erdoğan Toprak: Demokrasi bu. Bunda da yapmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin komşularıyla normalleşmesi için elimizden gelen tüm katkıyı…

Mehmet Barlas: Amerika’da ne yapacaksınız? Birde şeyi anlamak istiyorum yani. Şimdi siz ana muhalefet partisinin bu konulardaki beyinlerinden birisiniz. Amerika’nın dünyanın patronu olması çağdaş Roma imparatorluğu gibi iktidar olan bir Amerika’yı ziyaret ediyor, olmak isteyen ziyaret ediyor. Amerika çok mu etkili?

Erdoğan Toprak:  Amerika etkili bir devlet. Bunu etkili…

Mehmet Barlas: Yani Türkiye’nin iç politikasında?

Erdoğan Toprak: Türkiye’nin iç politikasında değil ama bölge coğrafyasında çok etkili bir devlet. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Ama şunu da unutmayalım ki biz bu senenin Ocak ayında bir büyük dünya devletini daha ziyaret ettik. Çin’i ziyaret ettik. Çin Komünist Partisinin davetlisi olarak gittik. Yani Cumhuriyet Halk Partisi uluslararası alanda sözü geçen, ağırlığı olan bir parti. Çin Komünist Partisi bizi üst düzeyde devlet protokolüyle karşıladı ve orada komünist partisinin yönetim kurulu üyeleriyle…

Mehmet Barlas: O zaman pardon sözünüzü kesiyorum Çin’den füze alımını destekliyorsunuz Çin’le ilişkileriniz iyi olduğuna göre?

Erdoğan Toprak: Çin’den füze alımı konusunu desteklemiyoruz. Bir kere Türkiye’nin kendi silah envanteri var. Onunla uyum içerisinde olmalı. Yani böyle bir ülkeyle ilişkileriniz biraz rölantiye geldi diye tavır koyamazsınız. Birde başka bir şey söyleyeyim. Sanıyorum hükümette bu konuda da çark edebilir. Çok da güvenmiyorum. Her an vazgeçebilirler. Çok rahat çark ediyorlar çünkü. Çark edebilirler.

Mehmet Barlas: Amerika konusuna tekrar izin verirseniz dönmek istiyorum. Şimdi Sayın Genel Başkan ziyareti öncesinde bir altyapı hazırlığı değil mi sizin ziyaretiniz Amerika’da?

Erdoğan Toprak: Evet programa…

Mehmet Barlas: Peki Amerikan yönetiminin şuandaki kararsızlığı herhalde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından da değerlendiriliyor. Gerçekten biraz evvel söylediğiniz gibi yani İran’la yakınlaşma Amerika’nın içinde tepkilere sebep oluyor. Özellikle İsrail’in tepkisine ve Amerikan kamuoyuna egemen olan İsrail yanlılarının tepkisine sebep oluyor. Suriye’de Obama Putin’in çizgisine girdiği için eleştiriliyor. Yani o süper devlet görünümü Amerika’nın galiba hafif yok olmakta.

Erdoğan Toprak: Amerika’nın süper devlet görünümü ne olur bilmem. O Amerika’nın kendi sorunu ona girmek istemem. Ama bir şeyi söyleyeyim ki, bizim dış politika anlayışımız dünya tarafından kabul gördü. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu bundan 1,5 sene önce ortak yani tarafların Suriye politikasında tarafların bir araya gelip bir toplantı yapması gerektiğini söyledi. Dünya 1,5 sene buraya geldi. Bakın bu Cumhuriyet Halk Partisi dış politikasının öngörüsüdür ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun öngörüsüdür. Bizim söylediğimize dünya devletleri, Rusya, Amerika, Fransa ve diğer taraflar 1,5 sene sonra bu noktaya geldiler ve bizim politikalarımızdır. Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişi var. 90 yıllık bir parti. Cumhuriyet Halk Partisinin Çin tarafından, Irak tarafından, Mısır tarafından, Amerika tarafından, AB tarafından kabul görmesi tabi ki önemli bizim için. Köklü bir partinin dünyaya bakış açısını biz ortaya koyuyoruz.

Mehmet Barlas: Türkiye içinde önemli yani Cumhuriyet Halk Partisi.

Erdoğan Toprak: Ve izlediğimiz politikaları o ülkelerde görüyorlar ve bizim o ülkelere bir noktada da onların davetlisi olarak gidiyoruz biz. Yani biz eğer bu kadar bu coğrafyada politikalarımız etkili olması herhalde bizi oraya çağırmazlardı. Bu bizim için önemlidir. Ama unutmayalım ki biz Türkiye için gidiyoruz. Türkiye’nin çıkarları için gidiyoruz. Türkiye’nin kaybolan o stratejik önemini orada tekrar ortaya koymak için gidiyoruz. Biz hükümeti eleştirmeye gitmiyoruz. Türkiye önemli bir devlet. Türkiye bu coğrafyada yapılacak herhangi bir konuda, olayda gözardı edilemeyecek bir devlet. Bunun önemini vurgulamaya gidiyoruz. Keşke diğer partilerde gitseler Türkiye’nin bu önemini artırsalar ve anlatsalar. Bu Türk halkanın çıkarınadır ve Türkiye’nin çıkarınadır.

Mehmet Barlas: Çözüm süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?

Erdoğan Toprak: Çözüm süreciyle ilgili üzüntülerimi belirtmek istiyorum. Son açıklanan bir paket vardı demokrasi paketi. Ama demokrasi paketi demeye bin şahit lazım. Demokrasi taksitle verilmez. Hükümet yetkilileri şunu söylüyorlar. İşte arkası gelecek. Arkası yarın gibi şeyler oldu. Demokrasi uluslararası bir kriteri vardır. O ya vardır ya yoktur. Demokrasi iktidarın AKP’nin verdiği kadar bir demokrasiyle yetinin deme hakkı da yok. Bugün hükümetin yaptığı ben size bu kadar veriyorum bununla yetinin. Ama demokrasi böyle bir şey değildir ki.

Mehmet Barlas: Mesela AKP’yi zorlasanız o vermedikleri şeyi bu anayasa değişikliğinde sizin desteğinizle vermeye zorlasanız. Bunu niye yapmıyorsunuz?

Erdoğan Toprak: Sayın Barlas, demokrasi paketiyle AKP’nin o açıkladığı konular Cumhuriyet Halk Partisinin kanun olarak parlamento gündeminde bekleyen maddeler. Bizim onlara söylediğimiz şu; sizin bu söyledikleriniz bizim kanunlarımızın kötü bir kopyası. Gelin bu konuyla ilgili kanun tekliflerimiz var parlamentoda…

Mehmet Barlas: Anayasa değişikliği var. Mesela bu imkan var.

Erdoğan Toprak: Bakın anayasa değişikliği daha zor olabilir ama kanun teklifleri çok basit. Gelin beraber bizim verdiğimiz kanun tekliflerine sizde aynı mealde kanun teklifi verin bizimkiler eksik kalıyorsa bizimkilerin içerisini de güçlendirin veya biz onların içerisini güçlendirelim o bölgedeki vatandaşlarımızın sorunlarını çözelim. Neden biz bir bölgemizdeki vatandaşımızın sorunlarını Kandil’le İmralı arasında pazarlık masasına oturtuyoruz. Yani diyelim ki Tayyip Erdoğan’la Abdullah Öcalan anlaşamadılar. Yani ben o bölgedeki Kürt vatandaşlarımın hakkını vermeyecek miyim? Niye ben bekletiyorum? Bence vatandaşlarımızın hakkını ne Kandil’in, ne İmralı’nın tekeline bırakmamamız lazım.

Mehmet Barlas: Efendim çok teşekkürler. Sayın izleyiciler gördüğünüz gibi yani iktidarla muhalefet arasındaki görüş ayrılığı özellikle dış politikada çok yoğun. Dilerim uzlaşıp görüşerek bütün bunlar çözüm yoluna bağlanır. Çok teşekkürler Sayın Toprak.

Erdoğan Toprak: Ben teşekkür ederim, iyi yayınlar

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 30 Ekim 2013 14:56

Bağlantılı Konular