"Masanın bir ucunda Öcalan , diğerinde Erdoğan var. İkisi görüşüyorlar, pazarlık yapıyorlar."

“76 milyon insan, çözüm süreciyle ilgili bilgileri Kandil’den alıyor. Bu beni rahatsız ediyor, sizi etmiyor mu?”

“Bu ülkenin bir hükümeti, bir başbakanı, bir İçişleri Bakanı yok mu? Neden halkı bilgilendirmiyor? Neden Kandil’den bilgi almak zorunda kalıyor bu halk”

“Sayın Başbakan’a, ‘süreci açık götür, şeffaf götür, halka hesap ver, hesabını veremeyeceğin şeyin altına imza atma’ dedim ve  size kredi açıyoruz, buyurun çözün’ dedik. Ertesi gün,  ‘Ne kredisi, senin kredine ihtiyacımız yok.’ diye cevap verdi.

“Uludere’de 34 çocuğu öldüreceksin, hesabını vermeyeceksin, sonra kalkacaksın ‘demokrasi’ diyeceksin.”

“Uludere’de öldürülen 34 çocuğumuz bizim çocuğumuz. Hesabı verildi mi? Hayır. ‘Ankara’nın derin dehlizlerinde bu kaybolmayacak’ diyordu. Kayboldu gitti. Var mı bunun sorumlusu? Sorumlu kim? 1 kişi. Başbakan”

“Sınır ötesi operasyon yapma yetkisini parlamento Hükümet’e verdi. Hükümet’in başında kim var? Malum kişi var. Yetki sende, operasyonun talimatını da sen verdin. O nedenle üstü kapatılmak isteniyor”

“İktidar gerçekten demokrasiyi istiyor mu? Asıl sorgulamamız gereken bu. Yoksa seçimlere kadar biz bu işi oyalayalım, seçimden sonra Allah kerim mi demek istiyor? Daha önce 3 kez böyle oldu.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) Şişli’deki Genel Merkezi’nde düzenlediği “Biz’de kahvaltı” etkinliğinin konuğu oldu.

Kılıçdaroğlu burada yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtladı. “Çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz?” sorusu  üzerine şunları söyledi:

“Kan dökülmemesi çok güzel bir olay. Kavga olmaması çok güzel bir olay. Hiç kimsenin buna itirazı yok. Ülkeye huzurun gelmesi çok güzel bir olay ama çözüm süreci nedir, ben bilmiyorum. İçeriği nedir, onu da bilmiyorum. Sayın Başbakan’a 4 koşul söyledim. Örneğin ‘süreci açık götür, şeffaf götür, halka hesap ver, hesabını veremeyeceğin şeyin altına imza atma’ diye… Onun dışında ‘biz size kredi açıyoruz, buyurun çözün’ dedik. Ertesi gün dedi ki, ‘Ne kredisi, senin kredine ihtiyacımız yok.’ İyi, sen çöz öyleyse. Çünkü, ne olduğunu bilmiyoruz. Zaman zaman karşılıklı atışmalar oluyor. ‘Süreç  kesildi’, ‘hayır kesilmedi…’ Şöyle oldu, böyle oldu. Bilmiyoruz…

Masanın bir ucunda Abdullah Öcalan var, diğerinde Recep Tayyip Erdoğan var. İkisi görüşüyorlar, pazarlık yapıyorlar. Birbirlerine mektuplar gidip geliyor. Bazen Kandil’e gidiyor. Beni rahatsız eden olay şu; 76 milyon insan, çözüm süreciyle ilgili bilgileri Kandil’den alıyor. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Bu ülkenin bir hükümeti yok mu? Bu ülkenin bir başbakanı yok mu? Bu ülkenin bir İçişleri Bakanı yok mu? Neden halkı bilgilendirmiyor? Neden Kandil’den bilgi almak zorunda kalıyor bu halk. Beni rahatsız ediyor. Demokratikleşme paketi, biz açıkladık ama iktidar gerçekten demokrasiyi istiyor mu? Asıl sorgulamamız gereken bu. Yoksa seçimlere kadar biz bu işi oyalayalım, seçimden sonra Allah kerim mi demek istiyor? Daha önce 3 kez böyle oldu. ”

Uludere’de 34 kişinin hayatını kaybetmesi olayına değinen Kılıçdaroğlu, “Uludere’de 34 çocuğu öldüreceksin, hesabını vermeyeceksin, sonra kalkacaksın ‘demokrasi’ diyeceksin. Olmaz. Uludere’de öldürülen 34 çocuğumuz bizim çocuğumuz. Onların etnik kimlikleri çok önemli değil, onlar bizim çocuklarımız. Hesabı verildi mi? Hayır. ‘Ankara’nın derin dehlizlerinde bu kaybolmayacak’ diyordu. Kayboldu gitti. Var mı bunun sorumlusu? Sorumlu kim? 1 kişi. Başbakan. Çünkü sınırötesi operasyon yapma yetkisini parlamento Hükümet’e verdi. Hükümet’in başında kim var? Malum kişi var. Yetki sende, operasyonun talimatını da sen verdin. O nedenle kapatılmak isteniyor” ifadelerini kullandı.

Demokrasinin zor kazanılan ama kolay kaybedilen bir olgu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bütün diktatörlerin, demokrasiyle geldiğini sonra diktatör olduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, “Hitler, seçimle geldi, en yüksek oyu aldı. Hitler’in demokrat olduğunu söyleyen var mı dünyada? Mussolini yine öyle” diye konuştu.

Demokrasinin kadın-erkek eşitliği olduğunu ve herkesin üzerine titremesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, sorunun çözümünün özgürlük ve demokrasiden geçtiğini aktardı. CHP’nin 17 maddelik “özgürlük ve demokrasi manifestosu” hazırladığını, bunun da kanun tekliflerini TBMM’ye sunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Biz bunu açıkladığımızda, bize şunu söylediler; ‘Siz samimi değilsiniz, bugün söylersiniz ama yarın bundan vazgeçersiniz.’ Arkadaşlarıma talimat verdim, hepsiyle ilgili kanun tekliflerini verdik. Hepsinin altında CHP’nin imzaları var. Getirsinler kim samimi, kim değil?” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Yerel seçimde MHP ve BDP ile işbirliği düşünüyor musunuz?” şeklindeki soruyu “Biz herhangi bir işbirliği düşünmüyoruz. CHP olarak seçimlere gireceğiz. En iyi adaylarla çıkmaya, en yüksek oyu almaya çalışacağız. Çalışacağız” diye yanıtladı.

“60 maddelik anayasa paketiyle ilgili görüşmeler sürüyor. Bu tutuklu milletvekillerini de kapsayacak mı?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun bir çalışma tutanağı var. Kararlar nasıl alınacak ve nasıl hayata geçirilecek… 4 partinin üzerinde uzlaştığı maddeler sorunsuz maddeler. Tutuklu milletvekiliyle ilgili olarak, bildiğim kadarıyla 4 partinin uzlaştığı bir metin çıkmadı. Çıkarsa memnun oluruz” karşılığını verdi.

    Cumartesi, 26 Ekim 2013 19:09

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica