Sezgin Tanrıkulu'dan, Meclis Araştırması önerisi

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, öğrencilerin yurt sorununu çözmek, yurtların mevcut sorunlarını tespit ederek bu sorunları ortadan kaldırmak için Meclis Araştırması açılmasını istedi.

Tanrıkulu’nun  isteği ve gerekçesi şöyle:


“TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülke geleceğimizi emanet edeceğimiz gençler cezaevi koşullarında tutsaklık duygularıyla büyütülmekte ve sağlıksız koşullarla baş başa bırakılarak sağlıklarıyla oynanmaktadır. Dolayısı ile öğrencilerimizin yurt sorununu çözmek, yurtların mevcut sorunlarını tespit ederek bu sorunları ortadan kaldırmak, Ülke geleceğimizi emanet edeceğimiz geleceğin ülke yöneticilerine sağlıklı, huzurlu ve rahat koşullarda öğrenim hayatlarını sürdürmeleri için Anayasamızın 98’inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 104 üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ederiz.

Dr. Sezgin TANRIKULU

İstanbul Milletvekili

GEREKÇE:

Ülkemizde ailelerinin ikamet ettiği illerden farklı illerde ki üniversiteleri kazanarak, öğrenimlerini sürdürecek olan öğrencilerimiz kalacak yer konusunda ciddi sorunlar ile karşılaşmaktadır. Yurt kapasitelerinin ihtiyacı karşılamaması, yurtların çağın gerekliliklerine uygun hale getirilememesi sonucu aileler yüksek maddi külfetlerin altına girerek zor şartlarda geçimlerini sürdürmektedir. Ayrıca öğrenciler her geçen gün zorlaşan hayat şartlarında ailelerinden uzakta zorlaşan hayat şartları ile mücadele vererek öğrenimlerini sürdürmek yerine hayatta kalma mücadelesi vermektedir.

Ülkemizde milyonlarca üniversite öğrenimi sürdüren öğrenci olmasına rağmen Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait Devlet yurtları öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Uzun stresli sınav dönemlerinden çıkan öğrencilerin başarılarının karşılığını almaya sevinmek yerine yeni bir stresin içine girmekte ve kalacak yer konusunda ciddi sorunlarla boğuşmaktadır. Hayata yeni yeni atılan ve ülke geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerin adeta sağlıkları ile oynanmakta ve görevi bu stresleri ortadan kaldırmak olan AKP iktidarı ise her yeni bir yılda bu soruna kayıtsız kalmaktadır.

KYK Yurtlarına giremeyen öğrenci aileleri, maddi külfeti yüksek olan özel yurtlara veya dernek, vakıf vb. yurtlara yönelerek ciddi riskler almaktadır. Üniversite öğrencilerinin ailelerinin çoğunluğunu emekli aileler oluşturmaktadır. AKP iktidarının emekli yurttaşı adeta 2. Sınıf vatandaş olarak görmesi sonucunda ağırlaşan hayat şartlarıyla mücadele eden ailelere yeni bir darbede çocukları üzerinden vurularak özel yurtlara yönlendirilmekte ve aileler ile birlikte çocuklar büyük maddi krizler yaşamaktadır. Birçok ailenin düzeni bozulmakta, uzun yıllar sonucu elde ettikleri birikimlerini elden çıkarmak zorunda kalmakta ve bu düzen ile birlikte toplumun en temel taşı olan ailelerde travmalar yaşanmaktadır. Binlerce hatta milyonlara varan öğrenciler ailelerine yük olmamak adına öğrenimlerini ikinci plana atarak iş hayatına yönelmekte ve adeta AKP tarafından sermaye karşısında hayatlarını sürdürmek için ezdirilmektedir. Bu hayat şartlarında ezilen bir çok öğrenci öğrenimlerine ara vermekte veya vazgeçmektedir. Görevi en iyi koşullar sunmak ve öğrencilerin mutlu, huzurlu bir öğrenim hayatı sürdürmesini sağlamak olan siyasi iktidar ise bu sömürüyü sadece izlemektedir.

Dernek, vakıf vb. yurtlara yönelen öğrenciler ise adeta sıkı yönetim uygulamaları ile tanışmaktadır. Kaldıkları yurtlarda Dernek, vakıf vb kuruluşların propagandalarına maruz kalmakta, düşünceleri baskı yoluyla değiştirilmekte, kendi hayatlarını yaşamak yerine yönlendirilen ve başkalarının düşüncelerini taşıyarak yaşama zorunluluğu ile hayatlarını sürdürmek zorunda kalmaktadır.

Devlet yurtlarına girmeyi hak kazanan öğrencilerin çoğunluğu ise içerisinde insan unsuru içermeyen zor şartlarda hayat şartlarını sürdürmektedir. Birçok yurtta sıcak su bulunmamakta veya belirli saatlerde verilmekte, çağımızın olmazsa olmazı olan internet bağlantıları bir yana bilgisayar dahi bulunmamakta, yurt odalarında kapasitelerinin üstünde öğrenci barındırılarak adeta cezaevi koşulları yaşatılmakta ve bu sorun ile birlikte bir çok hijyen temelli sağlık sorunları ile boğuşulmaktadır.

Son olarak, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından üniversite öğrencilerine verilen kredi ve burslarla ilgili bu sene açıklanan şartlar da “Gezi Eylemleri” kriterinin göz önünde bulundurulduğu ve bu ve benzeri eylemlere katılan öğrencilere kredi/burs verilmeyeceği görülmüştür. Vatandaşların vergileriyle ihtiyacı olan öğrencilere verilen bu maddi destekler de bir nevi taraftar toplamaya ve iktidarın lütfu gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Üniversiteler düşüncelerin özgürce ifade edildiği kurumlardır. Bu nedenle düşünce ve ifade özgürlüğü bu kurumların çatısı altında korunmalıdır. Her kamu kuruluşu da hukukun üstünlüğünü tanımalı, Devleti temsil etme bilinci ile yönetilmeli, hizmetlerinde hiçbir kaygıya yer vermemesi ve görüşü, cinsiyeti, kimliği, inancı ne olursa olsun herkese eşit yaklaşarak adaletli bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Yapılan bu son düzenleme, hukukun üstünlüğüne inanan ve demokrasiyi benimsemiş öğrencileri, yaşadıkları maddi sorunlar üzerinden sindirme ve düşüncelerini tutsak altına alma çabasıdır.”

    Cuma, 11 Ekim 2013 02:22

Bağlantılı Konular