"Her CHP’li bir militan gibi davranmak zorundadır"

“Siyaset heyecan, inanmışlık, kararlılık işidir. Heyecanınızı asla kaybetmeyin. Bunu kaybetmezsek kesin iktidarız.”

“Güç sizde,  gücü pekiştirmek sizde. Eğer Türkiye aydınlığa çıkacaksa bu karanlık günleri aşacaksak ya da siyasal söylemle haramilerin saltanatına son vereceksek kadınların sayesinde olacak. O açıdan daha bilinçli, daha kararlı durmanız gerekiyor.”

“Tehlikenin farkında olan, özel yaşama müdahale edildiğinde bundan en büyük zararı görecek olan sizlersiniz. Kadınların uyanışına,  güçlenmesine,  yaşamı, siyaseti sorgulamasına ve kadınların güçlü olmasına ihtiyacımız var”

“lıktan kastettiğim herkesin elini tutmak, herkesle sıcak ilişki kurmak, herkesle sohbet etmek”

“Kimliğe, inanca saygılı olacağız. İnanç, giyim kuşam, kimlikler konusunda asla tartışma içine girmeyeceğiz. Özel dünyalarına girmek değil, onlara gelecek ufku, hedefi vermeliyiz. Negatif bir dil kullanmamalı, karamsar bir hava  yaratmamalı, onlara umut vermeliyiz”

"Kadınlar mutlaka % 33 cinsiyet kotasının arkasında durmalı"

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu alkış ve sloganlarla karşılandığı Kadın Kolları Kurultayı’nın kapanışında bir konuşma yaptı ve şunları söyledi;

“Efendim hepinize teşekkür ediyorum. 8 yıl sonra Kadın Kolları Kurultayını topladık. Herhalde bir 9 – 10 yıl sonrada Gençlik Kolları Kurultayını topladık.

Dün Çankaya İlçemizin yaptığı bir toplantı vardı. O toplantıda da söyledim. Son 3 yılda Türk siyasetinde en büyük değişimi yaşayan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Tüzüğümüzü yeniledik. Türkiye’de hiçbir partide olmayan %33 cinsiyet kotası getirdik. %10 gençlik kotası getirdik. Önümüzdeki seçimlerde daha fazla kadının belediye başkanı, daha fazla kadının belediye meclis üyesi olduğunu hep beraber göreceğiz. Bu çok önemli bir değişim. Türkiye için bir değişim. Türkiye’deki bütün temel değişimlerin altında Cumhuriyet Halk Partisinin imzası vardır. Cumhuriyet bunun birinci örneğidir. Biz birinci devrim olarak tanımlarız. Çok partili yaşam bunun bir başka örneğidir. Bunu ikinci devrim olarak tanımlarız. Sosyal demokrasinin bu ülkeye gelmesini üçüncü devrim olarak tanımlarız. Şimdi dördüncü devrim olarak özgürlük ve demokrasi diyoruz.

Dolayısıyla büyük değişimlerin altında Cumhuriyet Halk Partisinin imzası var. Kadınlara seçme, seçilme hakkının getirilmesi yine Cumhuriyet Halk Partisinin çabalarından, eylemlerinden kaynaklanan önemli bir gelişmedir. Bunların hepsini biliyoruz.

Sizden isteğim, kadınlarla yüz yüze geldiğinizde, partili olmayan kadınlarla yüz yüze geldiğinizde ilk söyleyeceğiniz şey şu olmalı; size seçme seçilme hakkını veren parti Cumhuriyet Halk Partisidir bunu biliyor musunuz? Sandığa özgürce gidip oyunuzu kullanmanızı sağlayan partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu biliyor musunuz? Kadının çalışma yaşamında, toplumsal yaşamda daha fazla yer alması gerektiğini savunan partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu biliyor musunuz? Herkese aş, herkese iş, kadının da çalışma yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu savunan partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu biliyor musunuz? Bunları söylemeliyiz.

Cumhuriyet Halk Partisi sadece Türkiye’nin tarihinde değil, dünya siyasal tarihinde de önemli bir parti. Büyük devrimlere imza atmış bir parti. Ama zaman içerisinde bu devrimci ruhumuzu büyük ölçüde törpüledik. Her Cumhuriyet Halk Partili çağdaş uygarlık yolunda bir militan gibi davranmak zorundadır. Altını çiziyorum. Bir militan gibi davranmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz toplumu değiştirmek, dönüştürmek bizim sayemizde olacak. Toplumu çağdaş uygarlığa hazırlamak bizim sayemizde olacak. Cumhuriyet Halk Partili kadınların bunun bayraktarlığını yapacaklar, bu mücadeleyi verecekler. Bizim toplumu değiştirme yönünde atılan adımlar hep kadınlar öncülüğünde olmuştur. Cumhuriyetimizin Anadolu’da yayılması, uygarlığın Anadolu’da yayılması bir Çalıkuşu romanına konu olan öğretmenler sayesinde olmuştur. Bunlar birer cumhuriyet militanı gibi gitmişlerdir toplumu aydınlatmışlardır. Kadınlara destek vermişlerdir. Bunlar çok önemli. 21. yüzyılda bunu yapmak sizin göreviniz. İçinde bulunduğunuz topluma süratle adapte olmanız lazım. Çankaya’ya giderken giydiğiniz kıyafetle gecekonduya giderken giydiğiniz kıyafet aynı olmamalı. Halktan birisi olduğunuzu göstermek zorundasınız. Militanlıktan kastettiğimde bu zaten. Herkesin elini tutmalı, herkesle sıcak ilişki kurmalı, herkesle sohbet etmeli. Muhatap olduğunuz kadın niçin bende böyle bir eğitim görmedim diye size karşı bir imrenme duygusunu hissetmelidir ruhunda. Bugün artık biliyoruz Türkiye coğrafyasında nereye giderseniz gidin her anne kız çocuğunun okumasını istiyor. Bir dönem kız çocuklarının okula gitmesi pek kabul görmüyordu. Ama bugün geldiğimiz nokta her anne bunu istiyor. Çünkü her anne kendi kızının kendisinden çok daha iyi bir sosyal statüde olmasını istiyor. Okumasını, yazmasını, avukat olmasını, vali olmasını, kaymakam olmasını, doktor olmasını, öğretmen olmasını, eczacı olmasını istiyor. Kendisinden daha iyi bir toplumsal yapı içinde onun vücut bulmasını istiyor. Çok önemli bir talep. Dolayısıyla bu talep sizin çalışmalarınızı kolaylaştıran bir talep. Böyle bir arzu varsa o arzuya destek vermekte sizlerin görevi.

Kimliğe saygılı olacağız, inanca saygılı olacağız. Onların inançları, giyim kuşamları, kimlikleri konusunda asla tartışma içine girmeyeceğiz, girmemeye özen göstereceğiz. Onların özel dünyalarına girmek değil, onlara gelecekteki ufku vermeliyiz, hedefi vermeliyiz. Asla negatif bir dil kullanmayacağız. Kullanmamalıyız. Karamsar bir hava asla yaratmamalıyız. Onlara umut vermeliyiz. Umudun olmadığı bir siyaset olmaz. Sürekli eleştiri üzerine kurulan bir dünya olmaz. Umut vereceksiniz ki topluma toplam arkanızdan gelsin. Hep eleştirmek, eleştirmek. Zaten biliyor onların hepsini. Hayatından biliyor zaten. Görüyor onların tamamını. Ama ona umut vermek, ufuk vermek olağanüstü güzel kapılar açacaktır size. Bunu yapmamız gerekiyor. Parti militanı olmak, partinin militanı gibi çalışmak eleştirileri saygıyla dinlemek demektir. Bu eleştiriler CHP’ye yönelik olabilir, doğrudan size yönelik olabilir. Başka bir şeye yönelik olabilir. Onu sonuna kadar dinlemek her partilinin görevidir. Dinledikten sonra ağzınızdan çıkacak ilk kelimenin haklısınız demek olduğunu sakın unutmayın. Haklısınız dediğiniz andan itibaren bir; sizin onu dinlediğinize karşıdaki kişi inanmış olacak. Evet beni dinledi. İki; beni dinledi ama bana hakta verdi. Ve sizin ikinci cümleniz birde beni dinleyebilir misiniz? O sizi dinleyecektir. Çünkü siz onu dinlediniz ve ona hak verdiniz. O da sizi dinleyecektir. Onu kırmadan ve dökmeden neyin ne olduğunu ona güzel anlatmanız lazım.

Kadınların şöyle bir özelliği var. Bir; her tarafa giderler kadınlar. Erkekler her tarafa gidemez. Gidelim bir apartmanın kapısını çalalım, bir erkeğin çalmasıyla bir kadının çalması arasında fark vardır. Kabul görmesi açısından da fark vardır. O nedenle kadınların öyle bir gücü var. İki; kadınların inandırıcılığı daha fazladır. Çünkü daha samimi anlatırlar. İçten pazarlıklı değillerdir. İnandıklarını anlatırlar, doğruları anlatırlar. Bu kadınlar için çok önemli bir avantaj. Cumhuriyet Halk Partisinin kadın kollarının zayıflığı partinin de zayıflamasına yol açar. Kadın kolları güçlüyse o partinin sırtı yere gelmez.

Ve sizden bir başka isteğim daha. %33 cinsiyet kotası getirdik. Güzel. Ama kadınlar bu kotanın arkasında kararlılıkla durmalılar. Bir ilimizde seçim yaptık. %33 cinsiyet kotası da sağlandı gayet güzel. Bir süre sonra kadınlar istifa ediyor yerine 3 tane erkek geliyor. Bir kadın buna imkan veriyorsa, böyle bir olasılığa ortam hazırlıyorsa cinsiyet kotasına inanmamış demektir. Buna izin vermeyin. Seçildiğiniz andan itibaren ben buradayım diyeceksiniz. Yine bir başka ilde ve büyük bir ilimizde seçimi yöneten arkadaşımız cinsiyet kotasında eksiklikler var burada kadın adaylar var mı diye soruyor birkaç kez. Hiçbir talep çıkmıyor. Seçimler yapılıyor, bitiyor, sonra şikayet geliyor efendim burada cinsiyet kotası uygulanmadı niye bizi seçmediniz. Niye sen talip olmadın? Biraz mücadele etmeyi öğrenmek zorundasınız. Erkek egemen toplumun kırılması, kadın erkek eşitliğinin sağlanmasının yolu size altın tabak içinde lütfedilecek imkanlar değil. Kadının biraz mücadele etmesi lazım. Bu benim hakkımdır demesi lazım. Ben bu hakkı söke söke alırım demesi lazım. O hakkı ben aldım kimseye de vermem demesi lazım. Biraz kararlı olmanız lazım.

Belki uzun süredir kadın örgütlerinin ihmal edilmesi, biraz buruk, biraz içine kapanık, biraz dirençsiz bir toplum yarattı. Ama bunu aşmak zorundasınız. Daha dirençli, daha kararlı, daha tutarlı, söz sahibi, yeri geldiğinde itiraz eden bir yapıyı sergilemek ve ortaya koymak zorundasınız. Bu çok önemli.

Bir başka isteğim. Bir yere gidiyoruz, izliyorum. Zaman zaman başkanda gelip anlatıyor, kendisine de söyledim birkaç kez. Gidiyorsunuz bir köye sizi gayet güzel karşılıyorlar. Zaten kötü karşılama şansları da yok. Anadolu’nun geleneğidir bu. Misafir gelmiş, otururlar çay kahve, sohbet her şey tamam. Köyden ayrılıyorsunuz tamam diyorsunuz bu köy artık CHP’li. Yok öyle bir şey. O köyden kanaat önderi bulacaksınız. Kadın kanaat önderi. Onu yetiştireceksiniz, onu davet edeceksiniz, birkaç kez o köye gideceksiniz. Doğrudan onu ziyaret edeceksiniz. Siz artık köyle 3 – 4 ziyaretten sonra hiç gitmeseniz de artık o köyde bir Çalıkuşunuz var demektir. O köyü aydınlatır artık. Çalışmanın öyle olması lazım. Bir noktaya sürekli vurulması lazım. Su bile aynı noktaya taşın üzerine damla olarak defalarca düştüğü zaman taşı aşındırdığını görürsünüz. Aynı noktaya vurmak zorundasınız.

Dolayısıyla o köyde, o mahallede kanaat önderlerini yakalayıp onları yetirdikten sonra zaten bir sorununuz kalmamış olacaktır.

Bir başka isteğim; bizim partimizin intranet sitesinde hiçbir partide olmadığı kadar bilgi var. Partimizin eksikliklerinden birisi şuydu benim gördüğüm ve tanık olduğum. Kişi gelir, il başkanına, ilçe başkanına, Genel Başkana, Genel Başkan Yardımcılarına, Parti Meclisi üyelerine, partinin Genel Müdürüne kim olursa, kimi bulursa gelir. Ben partide çalışma istiyorum der. Biz a çok iyi ne kadar güzel çalışın. Nerede çalışacağım? Belli değil. Şimdi bu sorununun yanıtı çok kolay. Çalışmak mı istiyorsun? Güzel hemen ev adresini alacaksınız, hangi mahallede oturuyor. Partimizin intranet sitesinde o adreste hangi seçim sandığında olduğu bellidir. Ankara, Sincan, x mahallesi 517 numaralı sandıkta, o sandık çevresinde oturuyor. Hemen intranetten o sandık çevresinin haritasını çıkaracaksınız. O sandık çevresinde oturanların adı, soyadı, doğum tarihi, doğum yeri hepsi var. Listeyi çıkaracaksınız. Yine intranette o sandık çevresinde hangi evlerde CHP üyesi oturuyor onu çıkaracaksınız. CHP üyesi dışında yine o sandık çevresinde CHP gönüllüsü varsa onun adı, soyadı, adresi onu çıkaracaksınız. Yine o sandık çevresinde son seçimlerde kullanılan oyların dağılımını göstereceksiniz. O listeyi de çıkaracaksınız. Bir dosyaya takacaksınız diyeceksiniz ki siz Sincan 1510 numaralı sandık çevresi sorumlumuzsunuz. Burada sizin haritanızı verdim. Burada oturanların adı, soyadı, adresi, doğum tarihi, doğum yeri tümü var. En fazla 750 eve, en fazla. Siz bu sandık çevresinin sorumlususunuz. Bir fotoğraf bize verilecek, sandık çevresi sorumlusu olarak kaydı düşülecek ve biz ona özel bir kart vereceğiz ve gönderiyoruz. İki kart gönderiyoruz. Birisi cüzdanına girecek boyutta bankamatik kartı gibi klasik kart. Onu alıp saklayabilir kendi çocukları için. İki; evleri ziyaret edip kapıyı çalarken de boynuna asabilir. Gene oldukça şık bizim 90.yıl amblemi olan üzerinde şık bir kart olacak. Sizin şimdi boyunlarınıza astığınızdan daha şık, biraz büyük bir kart olacak.

Böylece gidecek 750 evi, sadece seçim zamanı değil günün 24 saati, yılın 365 günü her zaman kapıyı çalıp konuşabilecek. Hangi evde engelli var, hangi evde yaşlı birisi var, emekli aylığımı alıyorlar, eşi çalışıyor mu, çalışmıyor mu, eşi askerde mi değil mi bütün bu ayrıntıları 750 eve 4 yılda 750 eve gidecek. 4 yıl. Onları kırmadan dökmeden bu propagandayı yapabilirsiniz. Yılda iki kez gidilse 750 eve olağanüstü bir sonuç çıkar. Gitmediğiniz ev kalmasın. Sözde söylüyoruz efendim tokalaşmayacak el, çalınmadık kapı kalmayacak. Bunun kendi kendimize propaganda olarak yapıyoruz. Sen 750 eve fazla değil, 750 eve 4 yılda bir kez kapısını çalıp gidiyorsan başımın üstünde yeri var. Ve biliniz ki o gerçek anlamda partilidir. Çalışmayı böyle yapacağız. Ne dedim? Son 3 yılda CHP çok değişti. Bu bilgiler hiçbir siyasal partide yok. Ben geziyorum, çalışıyorum. Ama benim çalışmam yetmiyor. Her birinizin çalışması lazım. Ben emin 24 saat bile bana az geliyor. Benim ne Cumartesim var, ne Pazarım var. Ne bir şey yok. Benim için bir tek şey var o da Cumhuriyet Halk Partisi.

Tehlikenin farkında olan sizlersiniz. Özel yaşama müdahale edildiğinde bundan en büyük zararı görecek olanlar sizlersiniz. Kadınların uyanışına ihtiyacımız var. Kadınların güçlenmesine ihtiyacımız var. Kadınların yaşamı sorgulamasına ihtiyacımız var. Kadınların siyaseti sorgulamasına ihtiyacımız var. Ve kadınların güçlü olmasına ihtiyacımız var. O nedenle sizler bir siyasal parti için çok önemlisiniz. Bu mücadeleyi beraber vermek zorundayız. Bu mücadeleyi verirsek sadece kendimiz için değil, çocuklarımız için vermiş olacağız bu mücadeleyi. Sadece kendi çocuklarımız için değil, bu ülkenin çocukları için vermiş olacağız mücadeleyi. O nedenle sizin sorumluluğunuz emin olun çok ağır. Bütün altyapıyı hazırladık. Gönderiyoruz illere. Bize seçim çevresi sorumlularını gönderin diye. Onlara kart göndereceğiz. Oturuyor ilçe başkanımız masa başında alt alta yazıyor bir liste bize gönderiyor diyor nasıl olsa Genel Başkanlık bunu yutar. Yok öyle bir şey. Bu eskidendi. Şimdi hangi il başkanı, hangi ilçe başkanı, hangi partili, hangi saatte intranete girdi, hangi sayfalara girdi, ne kadar fotokopi ya da çıktı aldı bunların hepsini biz Genel Merkezden görebiliyoruz. Burada bizim önümüzde ayna gibi duruyor. Artık birbirimizi karşılıklı kandırma dönemi de bitti. Oturacağız ve çalışacağız. Bir idealimiz olacak, bir hedefimiz olacak. Bu ideali bu ülkeyi kuranlar önümüze koydular. Hedef koydular çağdaş uygarlık. Kısır tartışmaların kesinlikle dışına çıkacağız. Küçük tartışmaların içinde boğulup kalmayacağız. Bunlar yanlış. Son 10 – 15 yıldır Türk siyaseti türbana yoğunlaştı ve bütün enerjisini orada götürdü, kaybetti. Kadının giysisi erkeği niye ilgilendiriyor? Demokrasiyi savunacağız, hukuku savunacağız, özgürlükleri savunacağız, hukukun üstünlüğünü savunacağız. Elbette ki çağdaş olacağız, çağdaş dünyayı savunacağız. Ama bunu bir dayatma kültürü içinde değil, inandırarak insanları taşımalıyız. İnsanlar inanabilmeli bir biçimde belli yerlere taşındığımıza. Onlara Cumhuriyet Halk Partisinin gücünü ve gelecek hedeflerini vermeliyiz. Kısır tartışmalar içinde sürüklenirsek orada kaybolup gidiyoruz. İdeallerimiz kayboluyor. Onları yok ediyoruz. Geleceği daha iyi ortaya koymalıyız.

Bakın, biz demokrasi ve özgürlük diyoruz. Aslında ikisini birbirinden ayırmak mümkün değil. Özürlüğün olduğu yerde demokrasi olur. Demokrasinin olduğu yerde de özgürlük olur. Özgürlük kavgası demokrasi doğurmuştur. Daha fazla özgürlük istiyoruz. Eskiden şu eleştiri gelirde CHP’ye. siz hep eleştirirsiniz hiç proje üretmezsiniz. Yok öyle bir şey. Hayatın her alanıyla ilgili projemiz var. Her alanıyla ilgili. Son bir talimat verdim bundan birkaç ay önce onun hazırlıkları dün bitti ve önüme geldi. Ama okuma fırsatım olmadı çok kalın. Yine bizim internet sitemizde CHP ne düşünüyor diye bir bölüm açacağız. Özel yetkili mahkemeler, tıklayacaksınız özel yetkili mahkemelerde CHP ne düşünüyor o konuda. Hemen okuyacaksınız. 1,5 daktilo sayfasını geçmeyecek. 4+4+4 basacaksınız öğreneceksiniz. Böylece bilgiyi her ortamda paylaşma imkanınız olacak. Ve bilgiye ulaşma imkanınız olacak. Ya acaba Genel Merkez bu konuda ne düşünüyor? 350 sayfalık parti programını kimse okumuyor. Ama bir konu aklınıza gelir ya üniversite özerkliği konusunda CHP ne düşünüyor diye hemen tıklarsınız ve öğrenirsiniz. Bitti. Bu toplantıya gireceksiniz konu x konusu. Acaba x konusunda CHP’nin görüşü nedir? Hemen tıklayacaksınız öğreneceksiniz gidip toplantıda bunu anlatacaksınız. Bunu yaptık. Bir deneme olarak, tamamını okuma şansım olmadı okuyamadığım için. Önce kapalı, kendi aramızda bir tartışacağız. Eksik olabilir, yanlış olabilir. Varsa bir konu çünkü hayat değişiyor. Hayat değiştiği için konularda değişiyor. Hızlı üstelik değişiyor. Bir konuda görüşümüz olur ki orada yoktur. Çünkü 500 belki 1000 tane konu var orada. Yeni bir konu gündeme gelmiş olabilir. Hemen işleyip oraya ilave edeceğiz. Sizler girdiğiniz zaman hemen onu göreceksiniz.

Dolayısıyla hayatın hızlı akışına paralel bilgi akışını da sağlamak için özel bir çaba harcadık ve bunu yaptık. 3 arkadaşımı görevlendirdim onlar yaptılar, tamamladılar. Şimdi o hazırlanan metinleri bazı akademisyenlere gönderiyoruz, onlarda bir gözden geçirsinler. Olur ya bir eksiğimiz vardır, bir yerde bir yanlışımız vardır. Onlarda bir gözden geçirsinler, sizlerde kapalı devre intranete konduğu zaman sizlerde bakın. Eksik bulabilirsiniz, şunun ilave edilmesi lazım diye hemen bize ileti gönderirsiniz. Bakarız gerekirse o da ilave edilebilir ve onu da sağlamış oluruz.

Ve önemli bir şey daha. Siyaset heyecan işidir. Siyaset inanmışlık işidir. Siyaset kararlılık işidir. Heyecanınızı asla kaybetmeyin. Bu çok önemli. Bunu kaybetmezsek kesin iktidarız. Bir şeye inanmak ve inandığı şeyin arkasında kararlılıkla durmak güzel bir şeydir. Biz inanıyoruz. İnsanımıza inanıyoruz önce, çevremize inanıyoruz, çocuklarımıza inanıyoruz, ülkemize inanıyoruz. Ülkemizin kurumlarına inanıyoruz. Ama biz çağdaş uygarlığı yakalamak için yola çıkan bir grubuz. Böyle ideallerimiz var bizim. Bunu yakalayacağız. Bu konuda kararlı olacağız. Bunu yaparsak başarılı sonuçlar elde ederiz.

Buraya aslında çok kısa bir konuşma yapmak için gelmiştim, dinlemek için gelmiştim ama biraz uzun konuştum galiba Hilal hanım. Güzel bir sohbet oldu benim açımdan. 81 ilde kadınlara ulaşmak gerekiyor. Onlarla beraber olmak gerekiyor. Onlara Türkiye’nin gerçeklerini anlatmak gerekiyor ve onlara umut vaat etmek gerekiyor. Yaşadıkları hayatın zorluklarını en iyi onlar biliyorlar. Son seçimlerde aile sigortası projemizi biz anlatamadık. En iyi kadınların anlatması gerekirdi. Seçimlerden sonra Keçiören’de bir şehit evine ziyarete gittim. Dışarı çıktığımda 7 – 8 türbanlı kadın etrafımı çevirdi. Kemal bey dedi siz iktidar olsaydınız gerçekten bu aile sigortasını hayata geçirecek miydiniz? Evet dedim. İnanamıyorlardı bu kadar güzel proje olabilir mi diye. Biz anlatamadık.

Son seçimlerde yine oy kullanmadan bir gün önce bir ilden geliyorum. İl başkanımız dedi, Sayın Genel Başkan bizim bir projemiz vardı o çok tuttu dedi. Hangi proje dedim. E sigorta vardı dedi. Aile sigortasını dahi söyleyemedi. Sorunumuz bu. Siyaset bilgi üzerine inşa edilmek zorundadır. Karşıdaki kişi sizin çok bilgili olduğunuzu bilmek zorundadır. Bilgi üzerine inşa edeceksiniz. Bu bilgili, bu okumuş, bu bu konuları biliyor. Dolayısıyla söylediği doğrudur algısını yerleştirmemiz lazım. Biz o kadar aile sigortasını açıkladık. Televizyona çıkan arkadaşlarımız anlatmakta zorluk çekiyorlar. Neden? Hiç proje üretmemiştik. Ürettiğimiz projeleri anlatamamıştık. Şimdi dediğim gibi hayatın her alanıyla ilgili projelerimiz var.

Bakın askerliği kısaltıyorlar. İlk dillendiren biziz. Yapamazsınız diyorlardı. Biz yaparız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz ve biz bir projenin üzerinde ya bu akşam yatıyım, yarın sabah bir proje. Yok öyle bir şey. Bir projenin üzerinde uzun uzun tartışmalıyız. Ayrıntısını, mali yüklerini hesaplamadan biz onu zaten kamuoyuyla paylaşmayız. Şimdi ne diyorlar? Sizin projeniz yok diyemiyorlar. Diyemezler. Eskiden CHP’ye siz statükocusunuz diyorlardı. Siz değişime direniyorsunuz diyorlardı. Şimdi biz ne diyoruz? Türkiye’nin en statükoca partisi AKP’dir. Değişime direnen parti AKP’dir diyoruz. Yeniliğe kapalı olan parti AKP’dir diyoruz. Demokrasiye kapalı olan parti odur. Eğer Türkiye’de bir demokrasi açığı varsa nedeni de odur. Her yerde bunu rahat söyleyebilirsiniz. Biz değişimden, dönüşümden yanayız. Altı okumuzdan birisi zaten devrimcilik. Devrimci olan birisinin statükoya sarılması mümkün mü? Hayır. Hayatın her alanını değiştireceğiz. Yeter ki ufkumuz çağdaşlığa dönük olsun. Her alanını değiştireceğiz. Niye değiştirmeyelim?

Şimdi biz o konuda da bilgi vereyeyim. Yeni bir süreç daha başlattık. İş dünyasıyla ilgili Genel Başkan Yardımcımız Erdoğan Toprak’ın başkanlığında 6 – 7 milletvekili var beraber çalışıyorlar. İş dünyasıyla buluşmalar yapıyoruz. En son Gaziantep’te yaptık. Ondan önce Kayseri’de yaptık, Malatya’da yaptık, İstanbul’da yaptık, Bursa’da yaptık. Şuanda hatırlamıyorum ama pek çok yerde yaptık. Sanayi ticaret odasını, esnaf odasını, borsayı hepsini ziyaret ediyoruz. Akşam hangi görüşten olursa olsun işadamlarını bir yemeğe alıyoruz. Eğer başkanlar arzu ediyorsa 5’şer dakikayı geçmemek üzere konuşma yapıyorlar onlar, sonra ben söz alıp ekonominin içinde bulunduğu durumu ve bizim çözüm önerilerimizi anlatıyorum. Ekonomi nasıl düzelir, istihdamı nasıl yaratabiliriz bunu anlatıyoruz. Emin olun toplantıdan sonra katılanların %90’ı yeni bir CHP var diyorlar. Biz CHP’yi böyle bilmiyorduk diyorlar. Çünkü bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi ve iş dünyası arasında bir mesafe olmuştu. Sanki biz iş dünyasına karşıyız, onları düşman ilan etmişiz. Yok öyle bir şey. Yeni bir süreci başlatıyoruz. O dünyaya da hitap ediyoruz. Tabi sendikalara da gidiyoruz. Sendikaları reddetmiyoruz. Patronu alıyorum işçilerin arasında öğle yemeği yiyoruz. Patronuyla beraber işçilerle çay, kahve içiyoruz. Ve işçilere şunu söylüyorum. Beni bazen televizyonda izlemişinizdir ya şu Genel Başkan görsem de şu soruyu sorsam diye aklınıza gelen varsa işte yanınızdayım sorun istediğiniz soruyu. Kaçmıyoruz, göçmüyoruz. Aman bir soru gelir, tehlikeli bir şey olur hiç onu düşünmüyorum. O insanları ikna etmek zorundayız. Sonuçta onlar bizim halkımız ve biz bu halktan oy almak zorundayız. Onları kucaklamak, onların dertlerini dinlemek zorundayız. Çatışma kültürünü değil, uzlaşma kültürünü egemen kılmak zorundayız. Bu açıdan kadınların rolü çok önemlidir. Sizler güçlü olduğunuz zaman emin olun partimiz çok güçlü olacak. Her olayın içine balıklama atlamıyoruz. Sivil toplum örgütlerine saygı duyuyoruz. Onların seslerine kulak veriyoruz. Onların önerilerini dinliyoruz. Eskiden partimize gelen bir mektuba, bir iletiye yanıt bile verilmezdi. Şimdi yanıtsız hiçbir şey kalmıyor. Hepsine yanıt veriyoruz. Eksik, yanlış, karşıyı tatmin eder, etmez o ayrı bir şey. Ama bir şekliyle geri dönüp yanıt veriyoruz. Onlar önemli. Büyük değişimler yaşadık, yaşamaya devam edeceğiz. Güç sizde, gücü pekiştirmek sizde. Benden sadece size destek çıkmak kalıyor. Ben size her türlü desteği veririm. Emin olun eğer Türkiye aydınlığa çıkacaksa bu karanlık günleri aşacaksak ya da siyasal söylemle haramilerin saltanatına son vereceksek kadınların sayesinde olacak. O açıdan daha bilinçli, daha kararlı durmanız gerekiyor.

Bu Pazar günü çalıştınız, Gayet güzel. 3 gün bilgi dağarcığınız umarım zenginleşmiştir. Bunu gidip bölgenizde anlatacaksınız, çevrenizde anlatacaksınız. Yeni partililer kazanmaya özen gösterip daha çok kadın aday olmalı daha çok. Daha çok kadın üyemiz olmalı. Bunu yapmalıyız. Ama göstermelik üye değil bakın onu söyleyeyim. Akrabalarımı üye yapıyım, bunlar gelip beni önseçimde seçsinler. Bu ucuz numaralardan bu partiyi kurtarmamız lazım. Bir kişi gelsin ama parti militanı olsun. Bir kişi gelsin partinin ilkelerine inansın. Biz böyle bir şey istiyoruz. Birbirimizi yetiştireceğiz. Birbirimizin bilgisinden yararlanacağız. Sinerjiyi doğuracağız. Bunu yaptığımız zaman güçlü oluruz. Niye güçlü olmuyor? İnsanları ikna edebilirsiniz.

Bir televizyon programında anlatmıştım ama yine size de anlatayım. Afyon’a giderken bir gazetede köşe yazarının yazısını bana verdiler otobüste okudum. Afyon’a 15 dakika mesafede bir köy hiç CHP’ye oy çıkmıyor. Önce şoföre dedim ki o köye gideceğiz. Gittik o köye, köy gerçekten içine kapanık bir köy. Bir kapıyı çaldık, bir karı koca çıktı. Ayaküstü sohbet ettik avluda. Anadolu evlerini bilirsiniz avluda sohbet ettik. Bir süre sonra ayrıldık, köyden gelenler oldu. Köy odasında toplandık ve başladılar koro halinde CHP’yi eleştirmeye, dinledik tabi eleştirecekler. Hiç gitmemişiz ki. Yani gidip elini sıkmamışız. Merhaba bile dememişiz. Dedik yani kusura bakmayın gecikmişiz gelmekte. Sonra o köyden bize 2 oy çıktı. Büyük bir ihtimalle o ziyaret ettiğimiz evdeki karı koca geldi CHP’ye oy verdi. Daha sonra ben Afyon’a gittiğimde katılımlar vardı. O köyden 8 kişi gelip partinin üyesi oldu. Gideceksiniz, elini sıkacaksınız, sohbet edeceksiniz, güler yüzlü olacaksınız. İşin özeti budur. Bizim insanımız aslında her türlü kabule hazır. Fakat biz tepeden bakmaya alışmışız.

Size bir anımı daha anlatayım. Siyasete yeni girmişim. Ankara’nın bir ilçesine gittik. Ben ve Onur bey konuşmacıyız. Küçük bir ilçe. Bizim partinin otobüsü geçti, işte CHP geldi vs. malum. Sonra biraz uzakta indik kasabanın dışında yürüyerek toplantının yapılacağı yere gidiyoruz. Parti büyüklerimiz en önde, elleri cebinde küçük dağları ben yarattım diye gidiyorlar. Ben biraz arkada durdum ya esnafa merhaba desek diye. Sonra bir dükkan merhaba nasılsınız diye sıktım. Ama siz kimsiniz dedi. CHP’liyiz. E niye bize bir merhaba demiyorsunuz dedi. Yani böyle gidiyorsunuz. Şimdi böyle kimseye ben olsam oy vermem. Yani gitsek, orada panel düzenlemenin hiçbir anlamı yok aslında. Bizim arkadaşlar gelmişler, halktan gelen yok yani. Oysa o panel düzenlemek yerine köyün kahvesine gitsek veya kasabanın kahvesine gitsek bir çay, kahve içsek, nasılsınız desek, keyfiniz nedir. Bize soru soracaklar, sorulara yanıtlar vereceğiz. Biz oraya ne için gitmişiz? AB’yi anlatmak için. Diyorum ya büyük hatalarımız var. Yani yurttaş bize mesafe koymuşsa biraz dönüp kendimizi sorgulamamız lazım. Neden mesafe koyuyor bize. Ve bizim o mesafeyi ortadan kaldırmamız lazım. Ve siz yine çalışırken bir şeye daha dikkat etmeniz gerekiyor. Bulunduğunuz bölgede CHP’ye oy çıkan yerler, e çok güzel. Oy çıkmayan yerler? Oraya sırtımızı dönüyoruz. Oysa CHP’ye oy çıkmayan yerlere biraz ağırlık vermemiz lazım. Oraya gideceğiz. Kadınları örgütleyeceğiz. Fazla değil bakın Pursaklar Ankara’da burnumuzun dibinde, Sincan burnumuzun dibinde, Altındağ burnumuzun dibinde. Buralar. Buralarda emin olun Pursak’larda 5 tane kadın militanımız olsa Pursaklar sorunu kalmaz. Sincan, 15 tane kadın militanımız olsa, 15 tane, her mahalleden bir tane. Emin olun Sincan’ı hallaç pamuğu gibi atarlar bir süre sonra. Buralara bizim biraz böyle girmemiz gerekiyor. Yani oyumuzun az olduğu yerlere. Çankaya’ya gidiyoruz. Zaten Çankaya bizde. Yani orayı sakın ihmal edelim anlamında değil. Oraya da zaman zaman gideceğiz. Ama ağırlığı CHP’nin oylarının az olduğu yerlere vermemiz gerekiyor.

Efendim hepinize iyi çalışmalar.”

    Pazartesi, 07 Ekim 2013 15:53

Bağlantılı Konular