Genel Başkan Kılıçdaroğlu, muhtarlarla bir araya geldi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin farklı illerinden gelen muhtarlarla bir araya geldiği toplantıda, “Vatandaş nasıl kendi muhtarını seçiyorsa kendi milletvekilini de seçmelidir” dedi.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, muhtarların katılımıyla WOW Hotels&convention Center’da düzenlenen etkinliğe katıldı.

Burada konuşan Kılıçdaroğlu, siyaset hayatının en güzel gününün, muhtarlarla buluştuğu bugün olduğunu söyledi.

Temel amacı milletin sorunlarını çözmek olan siyaset kurumunun asla dokunmayacakları iki temel alanının, etnik kimlik ve dini inanç alanı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu alanların bütün çağdaş demokrasilerde de yasak alanlar olarak belirlendiğini ifade ederek, “Kişinin kimlikten kaynaklanan sorunları varsa, o sorunları çözmek siyaset kurumunun görevidir. Bireysel hak ve özgürlüklerin alanını genişletmek zorundayız” dedi.

“Allah ile kulun arasına siyasetçinin girmeye hakkı yoktur. Herkesin inancına saygı göstereceğiz. İnancından kaynaklı sorunu varsa onları çözeceğiz ama onun inancını siyasete malzeme yapmayacağız” diyen Kılıçdaroğlu, kendilerinin ise etnik kimlik ve dini siyaset üzerinden siyaset yapmadıklarını ve her yerde, “Kişinin kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun Allah insanı yaratmıştır, en değerli varlıktır ve başımızın üzerinde yeri vardır. İnsanı seviyoruz” dediklerini ifade etti.

Muhtarların önemli sorunları bulunduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bu konuda da çözüm ürettiklerini ifade ederek, “Muhtarlarımızı önce dinledik ve çözümlerimizi ortaya koyduk. Kitap (Türkiye’de Muhtarlık Sistemi-Muhtarlar ve Katılımcı Demokrasi) haline getirdik. Bu kitaptakiler bizim tahaahütlerimizdir. Bu konuda kanun teklifimizi verdik. İktidar partisi ‘evet’ derse, bunların tamamı 1 haftada çözülebilir” diye konuştu.

Türkiye’de demokrasinin en saf ve doğru tecelli ettiği seçimlerin muhtarlık seçimleri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Muhtar kendisi çıkar, ‘Ben muhtar adayıyım’ der. Kendi propagandasını yapar, vatandaş da bizzat doğrudan kendi muhtarını seçer. Arada ne bir genel başkan, ne bir genel başkan yardımcısı, kimse yoktur” dedi.

Milletvekilliği seçimlerinin böyle olmadığını ve vatandaşın sunulan listeye oy verdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, Türkiye’de Seçim Kanunu’nun mutlaka değişmesi gerektiğini kaydederek, “Vatandaş nasıl kendi muhtarını seçiyorsa kendi milletvekilini de seçmelidir” dedi.

Çözüm süreci
Çözüm süreci çalışmalarına değinen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Bir süreç konusu yaşıyoruz. Kimi ‘barış’, kimi ‘çözüm’ süreci diyor. Adına ne derlerse desinler. Bu ülkede yaşayan 76 milyon yurttaşın ortak arzusu, bu ülkede kimsenin çocuğunun saçının teline zarar gelmesin. Hepimizin ortak arzusu, bu ülkede terör bitsin, silahlar sussun, bu ülkede hepimiz barış içinde huzur içinde yaşayalım. Burada hiç kimsenin tereddüdünün olacağını sanmıyorum, eğer insansa. Ben bizzat sayın Başbakan’a gittim, bu sorunun nasıl çözülmesi gerektiğini kendisine aktardım. Yöntemini de söyledim. ‘Parlamentodan komisyon kuralım, her siyasi partiden eşit sayıda milletvekili olsun’ dedim. ‘Onun paralelinde parlamento dışında kanaat önderleri olsun, onları da yine siyasi partiler belirlesin, eşit sayıda olsun ve böylece biz toplumun nabzını tutarak bu soruna çözüm üretelim’ dedim. Yine ’30-35 yıldır bu iş silahla çözülmüyor, çözülmemesinin nedeni de siyaset kurumunun üstüne düşeni yapmamasıdır’ dedim.”

Süreç konusunda kimsenin bilgisi yok
Süreç konusunda kimsenin bilgisi olmadığını, kendilerinin ise tüm toplumun kaygılarını dile getirdiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Kaygıları dile getirmek barışa karşı olmak anlamında değildir” dedi.

“CHP sürece karşı” şeklindeki propagandalara inanılmamasını isteyen Kılıçdaroğlu, “Ne yaptık da sürece karşı olduk? Bir şey mi yaptık? Yok. Bu tür propagandalara inanmamanızı isterim. Bizim arzu ettiğimiz, bu ülkede huzurun ve barışın gelmiş olması. Sayın Başbakan konuşmuyor, ‘Bana güvenin’ diyor. Sana güvenmem için senin düşünceni bilmem lazım. Ya sen milleti kandırıyorsan ne diyeceğiz?” dedi.

Yangının üzerine benzinle gidilmez
Suriye’de yaşanan olaylara da değinen Kılıçdaroğlu, hükümetin iyi bir politika gütmediğini belirterek, “Ne işimiz var bizim Suriye’de? Suriye’de yaşayanların akrabaları Türkiye’de, Türkiye’de yaşayanların akrabaları Suriye’de. Biz neden dışarıdan terör örgütlerini getirip, eline silah verip Suriye’ye gönderiyoruz, ‘Git kardeşini öldür’ diyoruz. Bir yerde yangın varsa yangının üzerine benzinle gidilmez” diye konuştu.

Cezasını vatandaş verir
Türkiye’de 100′e yakın gazetecinin hapiste olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Batman’a geldik. 30′un üzerinde belediye başkanı hapisteydi. Seçimle gelenin hapse atılması doğru değildir. Neden? Çünkü demokrasiyi savunuyorum. Seçimle gelen birisini niye hapse atıyorsunuz? Bir dahaki seçimde cezasını vatandaş verir. Bunu söyledim” dedi.

Seçim barajının kaldırılması için kanun teklifi verdiklerine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Kimin oyuyla reddedildi? Adalet ve Kalkınma Partisi. Bu nasıl bir demokrasi? A partisine oy veriyorum, B partisi milletvekili çıkarıyor. Yüzde 10 seçim barajı kimin eseri? Kenan Evren’in eseri. 12 Eylül’ün eseri. Hani darbeye karşıydınız. Hani demokrasiyi savunuyordunuz. Hani millet iradesine saygılıydınız. Neden siyasi partiler hülle yoluyla parlamentoya gelsinler. Kaldıralım yüzde 10 barajını. Vatandaş hangi partiye oy verecekse gelsin meclise görevini yapsın. Kim istiyor bunu. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz istiyoruz. Kim reddediyor bunu. İktidar partisi. Sizin vicdanınıza havale ediyorum. Çünkü siz bulunduğunuz mahallenin, köyün kanaat önderisiniz.”

Bu ülke 3. sınıf bir demokrasiye layık değil
İleride daha pek çok yasayı TBMM’ye götüreceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, “Demokrasiyi, özgürlüğü savunuyoruz. Bu ülke 3. sınıf bir demokrasiye layık değil. Bizim insanımız da 3. sınıf bir demokrasiye layık bir insan değil. Batı’nın değerleri neyse bizde de o olmalı. Oradaki demokrasi, özgürlük anlayışı neyse bizde de o olmalı. İnsanlar düşüncelerini açıkça ifade etmeli. Düşüncesinden dolayı insan hapse mi atılmalı. Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Nazım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Ülkemizde farklılıklarımız ayıbımız değil, zenginliğimizdir. Kültürümüzün çeşitliliği zenginliğimizdir. Bizim bu topraklarda kök salmış bir geleneğimiz var” diye konuştu.

Güzel bir Türkiye için herkesin çaba harcaması gerektiğine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, hayatın bir koşu ve mücadele olduğunu aktararak, yorulmadan hep birlikte yola devam edeceklerini söyledi.

    Perşembe, 30 May 2013 15:02

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica