"Kadın hareketlerinin, kadın örgütlerinin, tek tek kadın bireylerin eşitlik uğruna verdiği mücadele, insanlığın en kutsal çabalarından biridir."

” Doğumun ancak tıbbi zorunluluk halinde sezaryenle yapılabileceğine dair kanun hükmü de kadın bedeni üzerinden ataerkil zihniyetin yapmak istediği tasarrufun bir uzantısıdır.“

“6354 Sayılı Sağlık bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptali konusunda CHP olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptığımız başvuru, 4’e karşı 11 oyla reddedilmiştir. Oylamada tek kadın üye Zehra Ayla Perktaş’ın da sezaryenle ilgili yasağın iptali lehinde oy kullanan 4 üyeden biri olması dikkat çekicidir. “

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun yazılı açıklaması şöyle:

“Kadın bedeni üzerinden, kadınlara rağmen yürütülen cinsiyetçi politikalar, ataerkilliğin her geçen gün biraz daha kurumsallaşması ve daimileşmesi çabalarının bir ürünüdür. Doğumun ancak tıbbi zorunluluk halinde sezaryenle yapılabileceğine dair kanun hükmü de kadın bedeni üzerinden ataerkil zihniyetin yapmak istediği tasarrufun bir uzantısıdır.

6354 Sayılı Sağlık bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptali konusunda CHP olarak Anayasa Mahkemesi’ne yaptığımız başvuru, 4’e karşı 11 oyla reddedilmiştir. Oylamada tek kadın üye Zehra Ayla Perktaş’ın da sezaryenle ilgili yasağın iptali lehinde oy kullanan 4 üyeden biri olması dikkat çekicidir.

Sayın Perktaş’ın oyu, kadın bedeni üzerinden yürütülen politikalara kadınların her alandaki tepkisinin simgesi olarak görülmelidir.

Diğer yandan Anayasa Mahkemesi gibi önemli bir kurumun 17 üyesinden sadece birinin kadın olması, yasal anlamda kadınlar aleyhinde yapılan düzenlemelerde erkek iradesinin baskınlığını ortaya koymaktadır.

Haziran ayında, bu eşitsizliğin giderilmesi, Anayasa Mahkemesi üyeleri içinde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için TBMM’ye kanun teklifi sunmuştuk.
Kadın-erkek eşitliği sağlanmadığı sürece kadınların hayatları ve bedenleri üzerinden ataerkil zihniyet tahakkümünün artarak süreceği açıktır.

Kadına yönelik şiddet ve cinayetleri bertaraf etmek için de bu tahakküme son verme çabasında olunmalıdır.

Oysa başta AKP hükümeti olmak üzere kadını toplumun eşit bir bireyi değil de adeta hizmetçisi olarak gören zihniyete hatırlatmak isteriz ki, bu eşitsizliği gidermek için mücadele etmekten asla vazgeçilmeyecektir!

Kadın hareketlerinin, kadın örgütlerinin, tek tek kadın bireylerin eşitlik uğruna verdiği mücadele, insanlığın en kutsal çabalarından biridir.

Kadına reva görülen kölelik rolü yeryüzünden silinmeden, eşitlik uğrunda verilecek mücadele de, bizim kadının eşitlik mücadelesine vereceğimiz destek de azalmayacaktır!”

    Cumartesi, 05 Ekim 2013 17:21

Bağlantılı Konular