Balbay’ın Kılıçdaroğlu ile paylaştığı iki özlemi Cumhuriyet’teki köşesinde

Tutuklu CHP Milletvekili gazeteci-yazar Mustafa Balbay CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na özleminin özgürlük ve Meclis’te, siyasetin daha çok içinde olmak olduğunu belirtti. Gazeteci-Yazar Tutuklu Milletvekili Balbay’ın Kılıçdaroğlu ile sohbeti şöyle:

 

Kılıçdaroğlu ile Sohbet
Yeni yasama yılının ilk töreni, 1 Ekim sabahı saat 10.00’da Sincan 1 No’lu L Tipi Cezaevi Açık Görüş Salonu’nda gerçekleştirildi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beraberinde grup başkanvekilleri Akif Hamzaçebi, Muharrem İnce, Engin Altay, Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, TBMM İdare Amiri Malik Ecder Özdemir’le birlikte ziyaretimize geldi.
Ayda bir kez, bir saat ailelerimizle yaptığımız açık görüş için kullanılan salon, bu tür ziyaretlere de zemin oluyor.
Ziyaretçilerin dışarıdan yiyecek getirmesi yasak. Biz de cezaevi kantininde satılanlardan ikramda bulunabiliyoruz. En lüks ikram tatlı-tuzlu kuru pasta. Masa onlarla donatılmıştı. Sohbet konularına girmeden önce masayı gösterip durumu anlattım:
“Bütün olanakları zorlayıp böyle bir masa yaptık. Çıkınca da siz bütün olanakları zorlarsınız…”
“Hele bir çıkın” temennisinden sonra özlü konulara girerken akla şu takıldı:
“Burası dinleniyor mudur?”
Ortak kanı şu oldu:
“Her yerin dinlendiğini düşünmek gerekir…”
Akla böyle bir sorunun gelmesi bile demokrasinin ne kadar ilerlediğini gösteriyor.
Kim demiş, iktidar muhalefeti dinlemiyor diye?
 

Kılıçdaroğlu ziyaret sonrasında genel merkezde pakete ilişkin görüşlerini açıklayacaktı. Ana hatlarıyla onları paylaştı. Bu tür hükümet kaynaklı adımların bir ayağının da CHP’nin içini karıştırmaya yönelik olduğunu vurguladı.
Önümüzdeki 22 ayda üç seçim yapılacak. Bunların her biri sonrasındakini biçimlendirecek. Bunun ayırdında olan iktidar, seçimleri sadece sandık değil Türkiye’yi kendisine göre yeniden biçimlendirmenin zemini olarak görüyor.
Bir başka deyişle iktidar, gelecek nesilleri gelecek seçimlere feda ediyor.
Böyle bir ortamda iktidarın karşısına seçenek koymaya çalışanların en büyük lüksü, oklarının birbirine dönük olmasıdır. Bu, hem CHP’nin içi hem de etrafı için geçerli.
Siyasette genel bir kural vardır: Halkın önüne “hayır”dan çok “evet” için gitmek gerekir. Bunun elbette istisnaları olabilir ama öncelik evet duygusudur.
İçeriğinden açıklanma biçimine kadar demokratik olmayan pek çok unsur içeren pakete karşı, CHP’nin öteden beri gündeme göre güncelleştirdiği ayrı bir paketi var. Bu bağlamda toplumun önüne iki bakışla çıkıyor:
1. İktidarın paketine yönelik eleştiriler.
2. CHP’nin önerileri.
AKP’nin ana hedefinin ne olduğunu Kılıçdaroğlu da görüyor ve etrafıyla paylaşıyor.
Mevcut siyasi yelpazede buna karşı sürdürülecek mücadele toplumsal muhalefetle bütünleşmek ve iktidar seçeneği olmaktan geçiyor.
Bunu başarmak CHP’nin genel merkezinden gerçekten demokratik bir Türkiye isteyen duyarlı kesimlere kadar herkesin sorumluluğudur.
 
 
Kılıçdaroğlu ile iki özlemimi paylaştım:
1. Özgürlük.
2. Meclis’in, siyasetin içinde daha çok yer alabilmek.
Her iki özleme de olumlu karşılıklar aldım.
Kılıçdaroğlu’na bir de çiçek armağan ettim. Sincan 1 No’lu L Tipi Cezaevi’nde yapma çiçek atölyesi var. İşçisi ve ustası hapisteki mahpuslar. İş atölyesinin sergi bölümü de var. Üretilenler kasım ayında Kızılay’daki Zafer Çarşısı’nda da sergilenip satışa sunulacak.
Kılıçdaroğlu, Hamzaçebi, İnce, Altay, Tezcan ve Özdemir’le herkes için daha güzel, daha özgür bir Türkiye özlemiyle kucaklaşıp vedalaştık.

    Pazar, 06 Ekim 2013 13:09

Bağlantılı Konular