"Kadınlar kendi çocukları kadar, başka annelerin çocukları için de kaygılanırlar"

Ne yazık ki sadece savaş değil, kadınlar savaş dışında da şiddetle karşı karşıyadır.

Kadını toplumsal yaşamdan dışlayan, üretimine, yarattığı değere el koyan, kadın üzerinde hak iddia edilen bir nesne olarak gören erkek egemen anlayış, kadına yönelik şiddetin kaynağıdır. Kadın cinayetleri, kadın bedenine yönelen şiddetin en uç noktasıdır” diyen Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı Kadın Kolları Küçük Kurultayı’nda görüşlerini şöyle açıkladı.

“Sayın Divan, Sevgili Selvi Kılıçdaroğlu, Sevgili Kız kardeşlerim, Değerli Yoldaşlar, Sevgili Cumhuriyet Halk Partililer, partimizin gelişen ve güçlenen kadın örgütlenmesinin geldiği aşamayı tanımlayan adı küçük ama kendisi büyük ve önemli olan bu Kurultay nedeniyle aranızda olmaktan, birlikte olmaktan ve sizleri selamlamaktan büyük bir kıvanç ve onur duyuyorum.

Konuşmama başlamadan önce görevlerini yapmakta olan değerli basın emekçilerine de selam ve sevgiler sunuyorum.

Kardeşlik ve barışın simgesi, aydınlık Türkiye’nin güvencesi olan CHP’li kadınlar olarak, 90 yıllık birikimimiz, emeğimiz, inancımız ve kararlılığımızla, bugün olduğu gibi gelecekte de görev başındayız.

Değerli kardeşlerim, kadınlar doğaları gereği yaşamı üreten ama toplumu her gün yeniden üreten emekçiler. Ülkemiz nüfusunun yarısını oluşturuyor. Sevgili Gökhan Günaydın’ın söylediği gibi tam yarısı değil kadın nüfusunun biraz daha fazla olduğunu da söylemek gerekiyor. Ve hepimizin iyi bildiği sayılardan da anlaşıldığı gibi, toplumsal yaşamda, topluma yaptıkları katkı oranında yer almıyorlar.

Toplumsal yaşamda, karar mekanizmalarında, yani yerel ve ulusal karar mekanizmalarında ve çalışma yaşamında katılımları yeterli değil kadınların. Kadınların bu durumu, toplumda üretilenlerden, toplumsal zenginlikten yeterli pay almadıklarını da gösteriyor. Ve aynı zamanda eşitsiz bir uygulamayla karşı karşıya olduklarını da kanıtlıyor.

Kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmışlığı, toplumsal yaşamda, karar mekanizmalarında ve çalışma yaşamında yeterince yer almayışı, toplumun yarısının ekonomik, sosyal ve siyasal alana yeterince katılmadığının bir temsil sorunu olduğunun ve kadınların eksik temsil edildiğinin göstergesi.

Kadının bu konumu, demokrasinin niteliği ve kalitesi ile ilgili bir sorunu ortaya çıkarıyor. Toplumun yarısının, kendi adına karar vermediği koşullarda, “demokrasi”den değil, ama ancak eksik demokrasiden söz edilebilir. Eksik katılım, eşitsiz temsil, eksik ve kusurlu bir yönetim anlayışı ve bu yönetim biçimini tanımlar.

Kadınların, toplum içindeki konumunun iyileşmesi, eşitlik koşullarının sağlanması, her ülkede demokrasinin niteliğini belirleyen göstergeler arasında.

Kadınların üretken doğalarının yansıdığı bir başka konu değerli arkadaşlarım barışsever.  Kadınlar, erkeklerden farklı olarak çatışma yerine uzlaşmadan yanadır. Kadınlar savaşa karşıdır, kadınlar barıştan yanadır.

Çünkü, kadınlar kendi çocukları kadar, başka annelerin çocukları için de kaygılanırlar. Çünkü kadınlar başka kadınların çocuklarını da düşünürler. Çünkü kadınlar, çocuklarının vicdanının kirlenmesini, ölüm ve yok edişle masumiyetlerini yitirmesini istemezler. Çünkü, kadınlar savaşta kendi bedenlerinin de bir savaş alanı olduğunun farkındadırlar. Bunu bilir ve bundan korkarlar. Bu nedenle, erkeklerin güç gösterisi olarak savaş çığırtkanlığı yaptığı koşullar kadınların vicdan ve sağduyu ile karşı çıktığı, barıştan yana seslerini yükselttiği koşullardır.

Ama ne yazık ki sadece savaş değil, kadınlar savaş dışında da şiddetle karşı karşıyadır. Kadını toplumsal yaşamdan dışlayan, üretimine, yarattığı değere el koyan, kadın üzerinde hak iddia edilen bir nesne olarak gören erkek egemen anlayış, kadına yönelik şiddetin kaynağıdır. Kadın cinayetleri, kadın bedenine yönelen şiddetin en uç noktasıdır. Kadın bedeni, ataerkilliğin egemenlik alanı olarak görülür. O nedenle, kaç çocuk yapacağı, istemediği gebeliği sürdürüp sürdürmeyeceği, ne giyip ne giymeyeceği, nasıl davranacağı hep erkekler tarafından belirlenmek istenir.

Sevgili kardeşlerim, ülkemizde kadınlar, dünya kadınlarının da yaşadığı bu sorunlardan en çok ve en ağır etkilenen kesim. Ülkemiz kadınları, geçtiğimiz yüzyılda, emperyalizme karşı verilen bir kurtuluş savaşı mücadelesi sonrası kurulmuş olan bir ülkenin eşit, onurlu yurttaşları. Ancak bu yoldaki yürüyüşümüz eşit yurttaşlık, onurlu yurttaşlık kimliğimiz çağdaş değerlerden, bizi ileriye taşıyacak hedeften her geçen gün uzaklaşıyor. Çağdaş bir yaşam hedefine yönelen devrimlerin kadınlarımıza sağladığı kazanımlar, bugün sinsi bir planın “sessiz devrimi” ile bir karşı devrim sürecinde aşındırılıyor.

Türkiye’de kadınlar, bugün insani gelişmişlik alanında, giderek gerileyen ve kazanılmış/ edinilmiş haklarının gerisine düşen bir konumdadır. Kadınlar, istihdam artışı gerekçesi ile ya evde oturmaya ya da ucuz iş gücü olarak çalışmaya zorlanmaktadır. Kadın emeği, ucuz, güvencesiz, korunmasız bir iş gücü olarak pazarlanmaktadır. Nüfus politikaları, kadınların sağlığını ve yaşam kalitesini zorlayan bir zihniyete dayanmaktadır. Eğitim sistemi daha çocukken kadınları eve kapatmaya yönelmiştir. Kadın üzerinden yapılan sosyal yardımlar, engelli yurttaşlarımıza yapılan destekler, kadının bireysel temelde gözetilmesi gereken ekonomik ve sosyal haklarını dışlamaktadır. Kadınlar, sosyal politikalar yerine yaygınlaştırılan sadaka kültürü aracılığı ile edilgen bir konuma itilmişlerdir.

Kadınlar, savaş çığırtkanı bir başbakanın, her gün bir başka kesimi hedef alan şiddet dilinden korkuyor. Çünkü bu söylem, kadına yönelen şiddeti besliyor, kadına yönelen şiddeti uygulayanları ve toplumdaki şiddet uygulayıcılarını cesaretlendiriyor.

Kadınlarla erkekleri eşit görmeyen, bir başbakanın yönettiği ülkemizde tüm kadınlar, ikincil bir konuma itiliyor.

Siyaset, işte tam bu koşulları değiştirmek için gerekli olan bir araç. Kadınlar olarak, karşı çıktığımız, bu eşitsiz ve ikincil konumu değiştirmek için, tasarladığımız, özlediğimiz, biçimlendirdiğimiz yaşam biçimini kurmak için siyasal yaşama katılıyoruz.

Siyasal yaşamın da, kadınlar için toplumun diğer alanlarında olduğu gibi eşitsizlik üreten bir alan olduğu gerçeğini yarınki oturumlarda tartışacağız. Buna şimdi değinmiyorum. Ancak ülkemiz nüfusunun yarısını doğal olarak kent nüfusunun da yarısını oluşturan kadınlar bugün ülke genelinde ya da yerel ölçekte uygulanan, ekonomik, sosyal ve kültürel politikalardan en çok etkilenen, en olumsuz etkilenen kesimler.

Kadınların, erkek egemen devlet babanın yardımlarına değil; bugün gözden düşürülmeye ve ortadan kaldırılmaya çalışılan sosyal devletin sağladığı güvencelere ihtiyacı var. Kadınlar, korunmaya muhtaç kişiler değil, hukuk tarafından korunan bireysel hakları aracılığı ile eşit ve onurlu yurttaşlar olmalı.

İşte bu nedenle, siyasete katılmak ve bu doğrultuda uygulanacak kararları biçimlendirmek,  oluşturmak için karar mekanizmalarında yer almak gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, kadınlar varlıkları ile bir güç potansiyeli oluşturuyor ve toplumu dönüştürücü bir öz taşıyor kadınların varlığı. Toplumun değişmesi, değişim süreçlerinin yönetilmesinde kadınlar etkin bir unsur.

Kadınların özellikle yerel siyasal yaşama katılımı, toplumsal değişimin eşitlik temelinde gerçekleşmesine yakınlaşmak anlamı taşıyor.

Cumhuriyet devrimlerinin izleyicisi Cumhuriyet Halk Partili kadınlar olarak, haklarının bilincinde yurttaşlar olarak;  kamusal alanda daha çok yer almak, başta yerel yönetimler olmak üzere siyasal süreçlere katılmak ve bugün her zamankinden daha güçlü bir iradeyi ortaya koyarak davranmak zorundayız.

Yerel yönetim seçimlerinde elde edeceğimiz başarı ile karşı devrim girişimini durdurmak ve ülkemizde demokrasinin kalitesini artırarak özgürlüklerle donatılmış katılımcı ve çoğulcu bir demokrasiyi kurmak zorundayız.

Ülkemizi, barışın, kardeşliğin, huzurun ve gönencin ülkesi yapmak zorundayız.

Bu zor uğraş, Cumhuriyet Halk Partili kadın kollarının yerel ve ulusal iktidar için koyduğu hedefin gerekleri. Bugün burada bulunmanız, bir arada olmamız bu iradeyi, bu kararlılığı kanıtlıyor.

Cumhuriyet Halk Partili kadınların bu alanda ortaya koyduğu başarı örneklerinin temsilcileri de aramızda. Kendilerini hem kutluyor, hem de başarıları nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisine kattığı değer için teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu zorlu uğraşın yoldaşları olarak bizleri bir araya getiren kadın örgütümüzü, kadın kollarımızı kutluyor, Kurultay çalışmalarının başarılı geçmesini diliyor, daha çok kadın adayla ve daha çok seçilmiş kadınla başaracağımıza olan inancımla hepinizi yeniden sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

    Cuma, 04 Ekim 2013 15:56

Bağlantılı Konular