"Türkiye Cumhuriyeti’nin, sığınmacılar için harcadığı 2 milyar dolar hiçbir kurala tabi olmadan harcanmış"

“Bu yılın tamamı için enflasyon hedefi yüzde 5′ti. Yılın bitmesine daha üç ay var ancak 9 aylık enflasyon yüzde 5 oldu. Yılın dörtte üçünde tüm yıl için hedeflenen enflasyona ulaşıldı.”

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Sayıştay raporuna göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin, sığınmacılar için harcadığı 2 milyar doların, hiçbir kurala tabi olmadan harcandığını öne sürdü.
Öztrak, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, hükümetin Suriye’de izlediği yanlış politikaların bedelini tüm Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve güvenlik boyutlarıyla ödediğini savundu. Öztrak, savaşın başlangıcından bugüne kadar Türkiye’nin sadece Suriye ile potansiyel ihracatını yitirmesi nedeniyle uğradığı kaybın, 7 milyar dolara ulaştığını kaydetti.
İktidarın, izlediği Suriye politikasının yol açtığı maddi harcamaların dahi hesabını veremeyeceğini öne süren Öztrak, “Başbakan açıkladı, Eylül ayının başında Suriye’den gelen kayıtlı 500 bin sığınmacı nedeniyle 2 milyar dolar para harcanmış. Diğer taraftan 27 Eylül 2013 tarihinde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na ait 2012 yılı Sayıştay denetim raporunda, ‘İnsani yardım faaliyetlerinin ve harcamalarının herhangi bir esas ve usul takip edilmeksizin yürütüldüğü tespit edilmiştir’ denilmiş. Bu ne demek biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti’nin, sığınmacılar için harcadığı 2 milyar dolar hiçbir kurala tabi olmadan harcanmış” diye konuştu.
-”Çekirdek enflasyon yükseldi”
Dün açıklanan enflasyon rakamlarını değerlendiren Öztrak, Eylül’de 12 aylık tüketici enflasyonu yüzde 7,9 olurken, üretici enflasyonunun yüzde 6,2 olarak gerçekleştiğini belirtti. Öztrak, şöyle devam etti:
“Yıllık TÜFE artışında, bir önceki aya göre sınırlı bir gerileme olmasına karşın çekirdek enflasyon rakamları hızlı ve kararlı yükselişini sürdürmüş.
Eylül’de çekirdek enflasyon son 13 ayın en yüksek değerine ulaştı. Çekirdek enflasyonun yüzde 7′nin üstüne çıkması ve Nisan ayından bu yana hızla artmaya devam etmesi önümüzdeki ayların enflasyonu için iyi haber değildir.
Bu yılın tamamı için enflasyon hedefi yüzde 5′ti. Yılın bitmesine daha üç ay var ancak 9 aylık enflasyon yüzde 5 oldu. Yılın dörtte üçünde tüm yıl için hedeflenen enflasyona ulaşıldı. Böylece bu yıl da tutmayan enflasyon hedefi için Merkez Bankası Başkanı’nın, Başbakanlığa mektup yazacağı şimdiden kesinleşti.”


”Altın ithalatı rekoru kırıldı”
Geçen yıl olduğu gibi bu yılın ilk 8 ayında da dış ticaret rakamlarına damgasını vuran gelişmenin altın ticareti olduğunu vurgulayan Öztrak, “Geçtiğimiz yılın ilk sekiz ayında 11,2 milyar dolarla tüm zamanların altın ihracat rekoru kırılırken, bu yılın ilk 8 ayında 12,4 milyar dolarlık altın ithalatı ile yine tüm zamanların altın ithalatı rekoru kırıldı” diye konuştu.
Öztrak, şöyle devam etti:
“Ağustos ayında altın ithalatı bir parça hız kesse de yılın ilk 8 ayındaki altın ihtiyacının nereden kaynaklandığını anlamak mümkün değil.
Geçmiş yıllarda bu büyüklükte bir altın ithalatının olmaması ve rakamın olağanüstülüğü kuşkuları ister istemez yeniden İran üzerine çeviriyor. İran’a ödenen doğal gaz bedeli karşılıklarını Türkiye’deki kamu bankalarında mevduatta tuttuğu artık bir sır değil. Bu paraların Türkiye’de yerleşik İranlı şirketler tarafından altın almak için kullanılması mümkün.
Hükümetin bu konuda doyurucu bir açıklama yapması, olağanüstü altın trafiğinin nedenlerini kamuoyuna açıklayarak kuşkuları gidermesine ihtiyaç var.
Aksi takdirde OECD’nin finansal eylem görev gücü tarafından yakından izlenen ve Şubat 2013′te Meclis’te kabul edilen yasa ile kara para aklama konusunda yaptırımdan kıl payı kurtulan Türkiye’nin başı yeniden ağrımaya başlayabilir.”
-Dış borç
Hafta içinde ikinci çeyrek dış borç rakamlarının açıklandığını anımsatan Öztrak, “Bu yılın ikinci üç ayında Türkiye’nin dış borç stoku 15,3 milyar dolar artarak 367,3 milyar dolara ulaştı. İlk 6 ayda dış borçtaki artış ise 28,3 milyar dolar. 367,3 milyar dolarlık toplam dış borcun yüzde 68,7′si özel sektöre ait. Borç özel sektörün olmakla beraber, Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan dış borç tablosunun üstünde Türkiye’nin brüt dış borç stoku yazıyor” dedi.
Hafta içinde açıklanan kritik bir diğer verinin de Temmuz ayına ait reel sektör şirketlerinin finansal açık pozisyonu rakamları olduğunu belirten Öztrak, Temmuz ayında reel sektördeki firmaların döviz yükümlülüğünün 4,6 milyar dolar, döviz varlıklarının ise 3,9 milyar dolar arttığını ifade etti
Öztrak, “Sonuç olarak reel sektör şirketlerinin net döviz açık pozisyonu 680 milyon dolar artarak Temmuz’da 165,3 milyar dolara çıkmış. Buna karşın şirketlerin kısa vadeli döviz açık pozisyonu 3,3 milyar dolar azalarak, 19 milyar dolara inmiş.Temmuz’daki bu gelişmeyi olumlu karşılamakla birlikte halen alınması gereken önemli bir mesafe olduğu da görülmektedir. 19 milyar dolarlık kısa vadeli net döviz pozisyon açığı halen yüksek bir rakamdır” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak Ekonomik Gelişmeleri Değerlendirdi
Öztrak yaptığı haftalık basın toplantısında şunları söyledi:
1. Bu haftanın önemli ekonomik gelişmelerini değerlendirmek üzere karşınızdayım.
2. Dün Chp iş dünyası diyalog ve dayanışma birimi tarafından gaziantep’de düzenlenen etkinliğe genel başkanımızla birlikte geniş bir chp heyeti olarak katıldık.
3. Sanayicimizi, ticaret erbabını, esnafı dinledik.
4. Hükümetin suriye’de izlemiş olduğu yanlış politikaların bedelini gaziantep, güneydoğu ve tüm türkiye ekonomik, sosyal ve güvenlik boyutlarıyla ödüyor.
5. Başbakan’ın Suriye Devlet Başkanı Esad’la kardeş olduğu günlerde ve komşularla sıfır sorun şarkıları söylenirken suriye ile ticaretimiz hızla artıyordu.
6. Pek çok yatırımcı Başbakan’ın Esad ile kardeşliğine güvenip, bu bölgede sınırın iki tarafında ciddi yatırımlar yaptı, önemli yükümlülüklerin altına girdi.
7. Ama bir gecede Suriye’nin iç savaşında Türkiye taraf olunca hesaplar değişti. İhracatımız dibe vurdu, pek çok yatırımcı ciddi sıkıntı ile karşı karşıya kaldı.
8. Bakın 2008–2010 arasında suriye’ye yapılan ihracat bugüne kadar aynı hızla devam etseydi, 2013’de bu ülkeye yapılan ihracat 4 milyar dolara çıkacaktı.
9. Oysa suriye’ye yapılan toplam ihracat bu yılın ilk sekiz ayında 592 milyon dolar. Rakamlardan Suriye’ye yapılacak ihracatın 2013 sonunda 820 milyon dolar civarında kalacağı anlaşılıyor.
10. Savaşın başlangıcından bugüne kadar Türkiye’nin sadece potansiyel ihracatını yitirmesi nedeniyle uğradığı kayıp 7 milyar dolara ulaşmış durumda.
11. Bir de daha önce Türkiye’ye turist olarak gelen suriye’lilerin, şimdi sığınmacı olarak ülkemize gelmesi nedeniyle esnafın uğradığı kayıpları düşünün.
12. Gaziantep’de, Şanlıurfa’da turizm sektöründe çalışanlar başta olmak üzere tüm esnaf sıkıntıda.
13. Bakın hükümet dün Suriye için TBMM’ye bir tezkere getirdi. Tezkere’de 71 vatandaşımızın suriye’deki olaylar nedeniyle yaşamını yitirdiği ifade ediliyor. Peki, bu kayıplardan akp’nin izlediği politikaların hiç mi payı yok?
14. Sınır güvenliği adına hiç bir şey kalmadı. Suriye sınırımız “perfore sınır” oldu.
15. Türkiye’nin 877 km’lik en uzun sınırı için artık “peşaver” benzetmesi yapılıyor. Dileyen dilediği gibi suriye sınırından gelip, geçiyor.
16. Bakın geldiğimiz noktada terör örgütleri artık Suriye sınırında değil, Türkiye’nin içinde cirit atıyor.
17. Hükümetin göz yumduğu El Kaide militanları gençlerimizi Suriye’ye kaldırıp, götürüyor. Devletin emniyet birimleri ise türk vatandaşlarının suriye’ye savaşmak için götürüldüğünü ilkin seyrediyor, sonra da, bunu kabul etmekle yetiniyor.
18. Bunlar ciddi bir devlet yönetiminde olacak işler değildir. Bu ülkenin istihbarat teşkilatı nerededir? Emniyet teşkilatı nerededir? İç işleri bakanı nerededir?
19. Türkiye akp iktidarı elinde tel, tel dökülmektedir. Biz hükümeti çok kereler uyardık. Uyarılarımızı dinlemeyen hükümet suriye meselesini; türkiye’nin iç meselesi yaptı. Bugün de tüm millete bunun bedelini ödetiyor ve korkarım ki böyle giderse ödetmeye de devam edecek.
20. İktidar ülkenin başına açtığı bu sorun nedeniyle yaptığı maddi harcamaların dahi hesabını veremeyecek.
21. Başbakan açıkladı, eylül ayının başında Suriye’den gelen kayıtlı 500 bin sığınmacı nedeniyle 2 milyar dolar para harcanmış.
22. Diğer taraftan 27 eylül 2013 tarihinde afet ve acil durum yönetimi başkanlığına ait 2012 yılı sayıştay denetim raporu açıklandı.
23. Söz konusu raporun 7. Sayfasındaki ifadeyi aynen aktarıyorum. “insani yardım faaliyetlerinin ve harcamalarının herhangi bir esas ve usul takip edilmeksizin yürütüldüğü tespit edilmiştir”.
24. Bu ne demek biliyormusunuz? Türkiye Cumhuriyeti’nin sığınmacılar için harcadığı 2 milyar dolar hiç bir kurala tabi olmadan harcanmış.
25. Türkiye bir kanun ve kural devleti ise bunu kabul etmek mümkün değildir arkadaşlar. Sadece Suriye sınırımız değil; kamunun kuralları da, kaynakları da akp elinde buharlaşmış durumdadır.
26. Ben açık söylüyorum. Millet iradesini temsil eden tbmm adına denetim yapan sayıştayın onay ve vizesinden geçmeyen her harcama buharlaşmış sayılır arkadaşlar.
27. Dün enflasyon rakamları açıklandı. Eylül’de tüketici enflasyonu piyasa beklenitisi olan % 0,6’yı aştı ve % 0,77 oldu. Eylül’de üretici fiyatları ise % 0,88 arttı.
28. Eylül’de 12 aylık tüketici enflasyonu  % 7,9 olurken, üretici enflasyonu % 6,2 olarak gerçekleşti.
29. Yıllık tüfe artışında bir önceki aya göre sınırlı bir gerileme olmasına karşın çekirdek enflasyon rakamları hızlı ve kararlı yükselişini sürdürmüş.
30. Merkez bankasının para politikasını şekillendirirken kullandığı “h” ve “ı” çekirdek endekslerinde 12 aylık enflasyon sırasıyla % 7,3 ve % 7 olarak gerçekleşti.   Oysa bir önceki ay bu endekslerdeki yıllık enflasyon sırasıyla % 6,8 ve % 6,4 idi.
31. Eylül’de çekirdek enflasyon son 13 ayın en yüksek değerine ulaştı. Çekirdek enflasyonun yüzde 7’nin üstüne çıkması ve nisan ayından bu yana hızla artmaya devam etmesi önümüzdeki ayların enflasyonu için iyi haber değildir.
32. Bu yılın tamamı için enflasyon hedefi % 5 idi. Yılın bitmesine daha üç ay var ancak 9 aylık enflasyon % 5 oldu.
33. Yılın dörtte üçünde tüm yıl için hedeflenen enflasyona ulaşıldı. Böylece bu yıl da tutmayan enflasyon hedefi için merkez bankası başkanının başbakanlığa mektup yazacağı şimdiden kesinleşti.
34. Bu, merkez bankasının, açık enflasyon hedeflemesine geçtiği 2006’dan bu yana, başbakanlığa gönderdiği 6. Mektup olacak.
35. Hafta içinde açıklanan önemli bir diğer veri ağutos ayı dış ticaret rakamları idi.
36. Ağustos ayı dış ticaret verileri ihracatta sıkıntıların giderek arttığını gösteriyor.  İhracat, geçen yılın aynı ayına göre,  % 12,9 azalarak 11,2 milyar dolar oldu. Bu ihracatta 2009 eylül ayından bu yana en sert düşüştür.
37. Ağustos’da ithalat da belirgin şekilde yavaşladı. İthalat geçen yılın aynı dönemine göre, % 3,4 gerileyerek 18,2 milyar dolar oldu.
38. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılın ilk sekiz ayında da dış ticaret rakamlarına damgasını vuran gelişme       altın ticaretidir.
39. Geçtiğimiz yılın özellikle ‘nisan-kasım’ döneminde iran’dan alınan doğalgaz için ödemelerin “parasal olmayan altın” ile yapılması ve bunun ihracat gösterilmesiyle dış ticaret verilerinde başlayan parazit, bu yılın şubat-temmuz döneminde bu sefer hem ihacatta baz etkisi, hem de olağanüstü altın ithalatı ile devam ediyor.
40. Geçtiğimiz yılın ilk sekiz ayında 11,2 milyar dolarla tüm zamanların altın ihracat rekoru kırılırken; bu yılın ilk sekiz ayında 12,4 milyar dolarlık altın ithalatı ile yine tüm zamanların altın ithalatı rekoru kırıldı.
41. Ağustos ayında altın ithalatı bir parça hız kesse de yılın ilk sekiz ayındaki altın ihtiyacının nereden kaynaklandığını anlamak mümkün değil.
42. Geçmiş yıllarda bu büyüklükte bir altın ithalatının olmaması ve rakamın olağanüstülüğü kuşkuları ister istemez yeniden iran üzerine çeviriyor.
43. İran’a ödenen doğal gaz bedeli karşılıklarını türkiye’deki kamu bankalarında mevduatta tuttuğu artık bir sır değil. Bu paraların türkiye’de yerleşik iran’lı şirketler tarafından altın almak için kullanılması mümkün.
44. Hükümetin bu konuda doyurucu bir açıklama yapması, olağanüstü altın trafiğinin nedenlerini kamuoyuna açıklayarak kuşkuları gidermesine ihtiyaç var.
45. Aksi takdirde oecd’nin finansal eylem görev gücü tarafından yakından izlenen ve şubat 2013’de mecliste kabul edilen yasa ile kara para aklama konusunda yaptırımdan kıl payı kurtulan türkiye’nin başı yeniden ağrımaya başlayabilir.
46. Altın ticareti, dış ticaret verileri üzerinde ciddi bir saydamlık sorunu yaratırken, verilerin analizini de güçleştiriyor.
47. Bu yılın ilk sekiz ayında toplam dış ticaret açığı, geçen yılın aynı dönemine göre, % 18,3 artarak 67,6 milyar dolar oldu. Aynı dönemde dış ticaret açığındaki bozulma 10,5 milyar dolar.
48. Bozulmanın neredeyse tamamı net altın ihracatından geliyor. Geçtiğimiz yılın ilk sekiz ayında 3 milyar dolar fazla veren net altın ticareti, bu yılın aynı döneminde 7,2 milyar dolar açık vermiş.
49. Yine bu yılın ilk sekiz ayında enerji ve altın hariç dış ticaret açığının, geçen yılın aynı dönemine göre, 5,5 milyar dolar gerileyerek 28,3 milyar dolara indiği görülüyor.
50. Aynı dönemde ihracattaki artış 6 milyar dolar, ithalattaki artış 1 milyar dolar. Düzelme ihracattaki artıştan geliyor.
51. İthalattaki artışın sınırlı kalmasının ardında iki neden olabilir. Zayıf büyüme veya ekonominin ithalatı ikame etme gücünün artması. İkinci hususu etkileyebilecek en önemli gösterge ise reel efektif kurdaki gelişmelerdir.
52. Son birkaç aydır, tl reel değer kaybına uğramış olsa da; tl’nin bu yılın ilk sekiz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, halen % 1,5 daha değerli olduğu anlaşılıyor.
53. Dolayısıyla yılın ilk sekiz ayı için bakıldığında ithalat için daha elverişli bir tablo var. Bu durumda geriye ekonomik aktivitedeki yavaşlama seçeneği kalıyor ki ona ilişkin tabloyu da ilerleyen aylarda daha net göreceğiz.
54. Hafta içinde ikinci çeyrek dış borç rakamları da açıklandı.
55. Bu yılın ikinci üç ayında türkiye’nin dış borç stoku 15,3 milyar dolar artarak 367,3 milyar dolara ulaştı. İlk altı ayda dış borçtaki artış ise 28,3 milyar dolar.
56. 367,3 milyar dolarlık toplam dış borcun % 68,7’si özel sektöre ait. Borç özel sektörün olmakla beraber, hazine müsteşarlığı tarafından yayımlanan dış borç tablosunun üstünde türkiye’nin brüt dış borç stoku yazıyor.
57. Yabancı dış borç tablosuna baktığında özel sektörün borcunu değil, türkiye’nin borcunu görüyor. Elbette bu sebepsiz değil arkadaşlar.
58. Geçmiş tecrübeler güneşli günlerde “karların özel”, yağışlı günlerde ise “zararların kamusal” olduğunu zaten gösteriyor. Nitekim kriz dönemlerinde özel sektör borcunun bir gecede kamunun sırtına nasıl taşındığını en son 2008–2009 küresel krizinde gördük.
59. Dış borçlarda asıl can sıkıcı gelişme kısa vadeli dış borçlardaki hızlı artış. Yılın ilk altı ayında kısa vadeli dış borç stoku 24,7 milyar dolar artarak 125,7 milyar dolara çıktı.  Yani yılın ilk altı ayında toplam dış borç artışının yüzde 87’si kısa vadeli borçtan geliyor.  Bunun sonucunda 2013’ün ikinci üç ayında kısa vadeli dış borçların toplam içindeki payı % 34,2’ye kadar yükselmiş. Bu bir rekordur.
60. Dışarıda para bulmak giderek zorlaşırken, kısa vadeli borçlardaki hızlı artış iyi bir haber değildir.
61. Bu, dış finansman koşullarının sıkıştığı bir dönemde, türkiye’nin kısa vadeli borçlarını çevirebilmek için dış piyasalara daha sık müracaat edeceğini göstermektedir.
62. Uluslararası rezervlerimizin yetersizliği ile birlikte düşünüldüğünde dış piyasalardaki şoklar karşısında türkiye’nin oldukça korunaksız olduğu görülmektedir.
63. Nitekim bu yılın temmuz ayı itibariyle her 100 dolarlık kısa vadeli dış borç için merkez bankası kasasında 102,5 dolar rezerv vardır. 2002’de aynı miktarda kısa vadeli dış borç için merkez bankası kasasında bulunan rezerv ise 172 dolardır.
64. Türkiye sadece geçmişine göre değil; benzer ekonomilerle karşılaştırıldığında da kötü bir tabloya sahiptir. Türkiye borcuna göre en düşük rezerve sahip gelişen ekonomidir.
65. Hafta içinde açıklanan kritik bir diğer veri temmuz ayına ait reel sektör şirketlerinin finansal açık pozisyonu rakamıdır.
66. Temmuz ayında reel sektördeki firmaların döviz yükümlülüğü 4,6 milyar dolar, döviz varlıkları ise 3,9 milyar dolar artış göstermiş.
67. Sonuç olarak reel sektör şirketlerinin net döviz açık pozisyonu 680 milyon dolar artarak temmuz’da 165,3 milyar dolara çıkmış.
68. Buna karşın şirketlerin kısa vadeli döviz açık pozisyonu 3,3 milyar dolar azalarak, 19 milyar dolara inmiş.
69. Ben geçtiğimiz haftalarda firmaları ve hükümeti uyarmış; şirketler kesimindeki döviz açık pozisyonun kapatılması konusunda kazanılan bir kaç aylık zamanın iyi değerlendirilmesi gerektiğini söylemiştim.
70. Temmuz’daki bu gelişmeyi olumlu karşılamakla birlikte halen alınması gereken önemli bir mesafe olduğu da görülmektedir. 19 milyar dolarlık kısa vadeli net döviz pozisyon açığı halen yüksek bir rakamdır.
71. Abd’de bütçe ve borç tavanı sorunları nedeniyle parasal sıkılaştırmanın bir süre daha erteleneceği beklentisiyle kimse gevşememelidir.
72. Sonuçta en geç bu yılsonu ile gelecek yılın ilk üç ayı arasında bir yerde parasal sıkılaştırmaya ilişkin takvim işlemeye başlayacaktır.
73. Ben bir kez daha uyarıyorum. Cin şişeden artık çıkmıştır, herkes tedbirini ona göre almalı, ele geçen zamanı iyi değerlendirmelidir.

    Cuma, 04 Ekim 2013 13:53

Bağlantılı Konular