“AKP’nin paketini biz bir demokrasi paketi olarak görmüyoruz. Demokrasiyle ilgisi yok bunun. Bu paket bildiğimiz AKP’nin seçim paketi”

“Emniyet Genel Müdürlüğünün, Reyhanlı katliamı ile ilgili açıklama konusunda   ‘Bu El Kaide’nin açıklaması değildir’ diye karşı açıklama yapması ne demektir? AKP’yle El Kaide arasında bir diyalog, bir işbirliği var demektir. Ne zamandan beri Emniyet Genel Müdürlüğü El Kaide adına açıklama yapma yetkisini kendisinde görüyor?”

“AKP’nin paketini biz bir demokrasi paketi olarak görmüyoruz. Demokrasiyle ilgisi yok bunun. Bu paket bildiğimiz AKP’nin seçim paketi”

“Bunun içinde demokrasiyle ilgili ne var? Millet kendi milletvekillerini seçsin diye hüküm mü var? Hayır. %10 seçim barajı kaldırılacak diye hüküm mü var? Hayır.  Öyle bir taahhütte yok. Taahhüt ne? Ben kendi milletvekili sayımı nasıl koruyabilirim?  Yani,  bir yasal düzenlemeyle diğer partilerin çıkarması gereken milletvekillerini ben kendi partime  nasıl  aktarabilirim.  Bunun arayışları var”

“Düne kadar İleri demokrasi diyorlardı. Madem ileri demokrasideyiz o zaman bu pakete ne gerek var? Demek ki o ileri demokrasi lafları tümüyle hikayeymiş. Gerçek ne? Bu ülkede demokrasi açığı var”

“Gazeteciler mi, Milletvekilleri mi, Öğretim üyeleri mi, gencecik üniversite öğrencileri mi, parasız eğitim istiyorum diyen öğrenci mi hapisten çıkıyor? Hayır. Ne paketi bu? Efendim üç tane harf getiriyoruz. Neymiş? X miş, W muş, Q harfiymiş. Açsınlar 1997 tarihinde Sayın Hikmet Uluğbay’ın Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemdeki gazetelere baksınlar. Orada çocuklara zaten bu harfler öğretiliyor. Resmi gazetede yayınlanmış 1997’de. 97’de yapılanı 2013’te reform paketi diye halka sunuyorsunuz. Bu halkla dalga geçmek demektir. Bugün bazı televizyon markalarında harfler zaten kullanılıyor. Bunları toplum aşmış durumda. Siz demokrasi paketi getiriyorum diye toplumu kandıramazsınız”

“Demokrasi bir uygarlık birikimidir. Önce demokrasi kültürüne sahip olacaksınız. Eleştiriye tahammül edeceksiniz. Gençlere kininizi unutmayın diyor. Kininizi unutmayın diye telkinde bulunmak demokrasilerde olur mu? Şimdi bu kişi kalkmış demokrasiyi getireceğim. Hayır. Önümüzdeki seçimlerde tabanımı nasıl tutabilirim, onlara nasıl mesaj verebilirim. Hesap bu.”

“Erdoğan andın neresinden rahatsız? Neden bunu açıklamıyor? Andımız kalktı diyor. Niçin? Bana gerekçesini anlatsın”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Gaziantep’te NTV’nin sorularını şöyle yanıtladı;

Sunucu: Gaziantep’teyiz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün burada iş dünyasıyla bir araya geliyor. Ama önün öncesinde NTV’nin canlı yayınında soruları yanıtlayacak. Efendim teşekkür ederiz yayınımıza katıldığınız için.

Öncelikle bugün TBMM’de oylanacak bir Suriye tezkeresi var. Sözkonusu tezkereye kimyasal tehdit ve göç ifadeleri de eklendi. Sizin tezkereyle ilgili düşünceleriniz neler? Genel kuruldaki tavrınız ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Suriye’yle ilgili angajman kuralları değişti mi? Değişti. Bir saldırı gelirse doğrudan bizim müdahale etme yetkimiz var mı? Var. Bunu bütün dünyaya duyurduk mu? Duyurduk. O zaman bu tezkerenin anlamı ne? Biz bölgemizde barış istiyoruz. Suriye’nin bize saldıracak halimi var? Yani halk bu gerçeği görüyor. Ama olur ya birisi saldırırsa bizde Suriye’ye saldıracağız diye altyapı hazırlıyorlar. İktidar böyle bir hazırlık içinde. Bunu doğru bulmuyoruz. Türkiye kendi bölgesinde barışın güvencesi olmalıdır. Ortadoğu’da barışın güvencesi olmalıdır, huzurun güvencesi olmalıdır. Bu halk savaşlardan çok çekti, terörden çok çekti. Yeniden başımıza böyle bir bela almayı asla doğru bulmuyoruz. Ve bu tezkereye hayır oyu vereceğiz.

Sunucu: Efendim yine Suriye politikasıyla ilgili önemli bir gelişme oldu. Reyhanlı’da çok sayıda vatandaşın yaşamını yitirdiği olayla ilgili sorumluluğu El Kaide’ye bağlı bir örgüt üstlendi. Bunu nasıl değerlendirmek gerekiyor acaba?

Kemal Kılıçdaroğlu: El Kaide terör örgütünün daha önce İstanbul’da terör eylemleri gerçekleştirdiğini biliyoruz. Çok sayıda vatandaşımız yaralandı, çok sayıda vatandaşımız öldü. El Kaide’nin terör örgütü olduğunu sadece biz değil bütün dünya biliyor ve tescilli bir örgüt bu. Burada daha vahim olanı zaten El Kaide böyle bir eylem yaptığını açıklamıştı. Vahim olanı şu; Emniyet Genel Müdürlüğünün bu El Kaide’nin açıklaması değildir diye bir karşı açıklama yapması. Bu ne demektir? AKP’yle El Kaide arasında bir diyalog var demektir, iş birliği var demektir. Ne zamandan beri Emniyet Genel Müdürlüğü El Kaide adına açıklama yapma yetkisini kendisinde görüyor? Son derece vahim bir durumdur. Türkiye’nin uluslararası alanda meşruiyetini tehlikeye sokar. Emniyet Genel Müdürlüğü bu talimatı kimden almıştır? El Kaide’yle ne zaman görüştü, ne zaman böyle bir açıklama yapma ihtiyacı doğdu bunu anlamakta asla ve asla zorluk çekiyorum ve kabul etmiyorum. Bu mümkün değil. Böyle bir açıklamayı duyduğum zaman inanın tüylerim diken diken oldu Emniyet Genel Müdürlüğü ne yapıyor diye. Bunu kabul edemeyiz. Hükümetin bu konuda çok acil önlem alması lazım. Yani gereğini yapması lazım. Türk Emniyetinin terör örgütüyle işbirliği halinde olması gerçekten vahim.

Sunucu: Aynı açıklamada 7 Ekim’e kadar hükümete verilen bir süre vardı. Suriye’yle iki sınır kapısının daha açılmasını talep ediyorlar ve eğer bu gerçekleşmezse büyük kentlerde bir takım saldırılar gerçekleştirilebileceğine yönelik uyarılar var. Siz bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Hatırlarsanız daha önce Reyhanlı’daki patlamaları Sayın Başbakan CHP’ye mal etmeye kalktı. Sanki biz gitmiş patlamaları yapmışız diye. Bana sordukları zaman gazeteciler Allah akıl fikir versin ne deyim dedim. Şimdi ortaya gerçekler biraz daha net çıkmaya başladı. El Kaide terör örgütü üyelerini siz alır Türkiye’ye getirirseniz, Türkiye’de eğitirseniz, eline silah verirseniz, cebine para koyup Suriye’ye gönderip git oradaki Müslüman kardeşini öldür derseniz varacağı sonuç bu. Türkiye artık terör ithal eden ülke konumuna geldi ve bu Türkiye’nin başına bela olacak. Önümüzdeki süreçte bunu göreceğiz zaten.

Sunucu: Efendim demokratikleşme paketini açıkladı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Sizde uzun bir değerlendirme yaptınız ama o uzun değerlendirmenizde kamuda başörtüsüyle ilgili hükümetten gelen öneriye ilişkin bir değerlendirmeniz olmadı. Partinizin bu konudaki görüşü nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz hukuk devleti miyiz? Evet. Anayasamız var mı? Evet. Mahkemelerimiz var mı? Evet. Anayasa Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, evrensel hukukun kararları var mı? Evet. Görüşleri var mı? Evet. Hukuk devleti çerçevesi içinde ne gerekiyorsa onun yapılması lazım. Kural budur. Biz kendi iç hukukumuzu eğer yetersizse veya eksikse anayasamız dahil uluslararası hukuk geçerlidir diye anayasamıza hüküm bile koyduk. O nedenle bu konuda evrensel hukukun gerekleri neyse o çerçevede yapılmak gerekiyor. Ortada bir uygulama görmediğimiz için, alınan bir karar görmediğimiz için yorum yapmayı doğru bulmadık o aşamada.

Sunucu: Peki sizce hastanelerde ya da çeşitli yerlerde kamunun çeşitli yerlerinde başörtülü kamu çalışanlarının olması uygun mu efendim?

Kemal Kılıçdaroğlu: Şuanda bir yönetmeliğimiz var. O yönetmeliğimiz yürürlükte. O yönetmeliğin gereğine herkesin uyması gerekiyor. Örneğin meclis içtüzüğü var. O meclis içtüzüğüne göre ben kravatsız meclis genel kuruluna gidemem. Sayın Cumhurbaşkanı da gelemez, Başbakanda gelemez. Dolayısıyla kurallara hepimiz uymak zorundayız. Devlet dediğiniz kurum bir kurallar zincirinden oluşuyor. Belli o kuralları uygulayan kurumlardan oluşuyor. Eğer bu kuralları, kurumları yok ederseniz devlet dediğimiz varlığı yok etmiş oluruz. Ama devlet dediğiniz varlık yurttaşın özgürlüğünü, haklarını ve güvence olmak durumundadır. Kurum olarak da güvencesi olmak durumundadır. Kural eğer siz sağlıklı bir zemin içinde uluslararası hukukun gereklerine uygun olarak düzenlemeler getirirseniz buna kimsenin itiraz edecek hali yok zaten.

Sunucu: Efendim partinizin 17 maddelik demokrasi ve özgürlük bildirgesi olmuştu ve önümüzdeki günlerde bu bildirgenin yeniden revize edilmesinin gündemde olduğu belirtiliyor. Özellikle ana dil ve koruculukla ilgili, koruculuğun kaldırılmasıyla ilgili yeni öneriler eklenecek gibi görünüyor. Neler revize edilecek yeni önerinizde?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz aslında 17 madde dedik ama bu 25 maddede olabilir, 30 maddede olabilir. Örneğin yurtdışında işçilerimiz var çok sayıda. Onlarında parlamentoda temsilcileri olabilir, siyasi partiler yasası bu bağlamda değişebilir. Dediğim gibi öneriler çok fazla bunlar olabilir. Ana dil konusunda bizim görüşümüz çok net, çok açık. Herkes ana dilini öğrenebilir, devlet bu olanağı sağlayabilir. Önünde engel varsa kaldırılabilir. Ama Türkçe’nin resmi dil olduğunu, resmi dili hepimizin kabul etmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Eğitim dilinin de Türkçe olması gerektiği konusunda bizim görüşümüz var zaten.

Sunucu: Efendim peki hükümetin önerisini nasıl buldunuz? Hükümetin önerisinde özel okullarda ana dilin eğitimine imkan tanıyan bir öneri yer alıyor. Onu nasıl değerlendireceksiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Anayasanın değişmesi geriyor.

Sunucu: Peki öneri genel olarak nasıl sizin için acaba? Ana dilde eğitimin özel okullarda olmasını nasıl buluyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu paketi biz bir demokrasi paketi olarak görmüyoruz zaten. Demokrasiyle ilgisi yok bunun. Nesi var bunun demokrasiyle ne ilgisi var bunun? Bu paket bildiğimiz AKP’nin seçim paketi. Yani kendi tabanına mesaj vermek için ben böyle bir şey getiriyorum diyor.

İki; İmralı’yla yapılan görüşmeler var, o görüşmeler çerçevesinde verilen sözler var. O sözlerden bir kısmı, bir tutamı bunun içine ilave edilmiş ve bu demokrasi paketi olarak halka sunulmaya çalışılıyor. Zaten ayıp olanda bu paketi demokrasiyle yan yana getirmek. İki sözcük yan yana gelmez zaten. Mümkün değil yani. Bunun içinde demokrasiyle ilgili ne var? Millet kendi milletvekillerini seçsin diye hüküm mü var? Hayır. %10 seçim barajı kaldırılacak diye hüküm mü var? Hayır öyle bir şey yok. Öyle bir taahhüt mü var? Öyle bir taahhütte yok. Taahhüt ne? Ben kendi milletvekili sayımı nasıl koruyabilirim? Yani diğer partilerin çıkarması gereken milletvekillerini ben kendi partime nasıl aktarabilirim bir yasal düzenlemeyle. Bunun arayışları var. Onun için kabul etmiyoruz. Yani bunu bir demokrasi paketi olarak görmüyoruz.

Bizim açıkladığımız paket toplumun tartışmasına açılan bir pakettir. Eksiğimiz olabilir mi? Olabilir. Yanlışımız olabilir mi? Olabilir. Oturulur, tartışılır eğer gerçekten demokrasiyi bu ülkeye getireceksek 17 madde. 17 olmaz 20 olur, 20 olmaz 30 madde olur. Hepsini kabul ederiz.

Sunucu: Peki seçim barajının %3’e düşürülmesiyle ilgili önerinizde Başbakan Erdoğan’dan çok da olumlu yanıt gelmedi gibi görünüyor. Bundan sonraki süreçte sizin atacağınız adımlar ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Demokrasiden yana bir tavrı yok ki zaten. Kendi partisinde demokrasiyi getiremeyen insan ülkeye mi demokrasi getirecek? Düşünebiliyor musunuz? Şuna bir bakın, ülkede demokrasi açığı var. Kendisi de kabul ediyor. Düne kadar ne diyordu? İleri demokrasi diyordu. Madem ileri demokrasideyiz o zaman bu pakete ne gerek var? Demek ki o ileri demokrasi lafları tümüyle hikayeymiş. Gerçek ne? Bu ülkede demokrasi açığının olduğu. Yıllar yılı AB’nin ilerleme raporlarında demokrasi açığımız anlatıldı, alınması gereken önlemler yazıldı, çizildi. Ne yaptılar? Kulaklarını tıkadılar. Gazeteciler mi hapisten çıkıyor? Hayır. Milletvekillerimi hapisten çıkıyor? Hayır. Öğretim üyelerimi hapisten çıkıyor? Hayır. Gencecik üniversite öğrencilerimi hapisten çıkıyor? Hayır. Parasız eğitim istiyorum diyen öğrenci mi hapisten çıkıyor? Hayır. Ne paketi bu? Efendim üç tane harf getiriyoruz. Neymiş? X miş, W muş, Q harfiymiş. Açsınlar 1997 tarihinde Sayın Hikmet Uluğbay’ın Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemdeki gazetelere baksınlar. Orada çocuklara zaten bu harfler öğretiliyor. Resmi gazetede yayınlanmış 1997’de. 97’de yapılanı 2013’te reform paketi diye halka sunuyorsunuz. Bu halkla dalga geçmek demektir. Gidin bugün bazı televizyon markalarında harfler zaten kullanılıyor baktığınız zaman. Bunları toplum aşmış durumda. Siz bunları demokrasi paketi getiriyorum diye toplumu kandıramazsınız. Demokrasi farklı bir şey. Demokrasi bir uygarlık birikimidir. Sizin uygarlık birikiminiz var mı? Önce demokrasi kültürüne sahip olacaksınız. Eleştiriye tahammül edeceksiniz. Eleştiriye tahammül edemeyen adamın demokrasiyi getirme şansı var mı? Yoktur zaten. Hele kalkıp gençlere kininizi unutmayın. Hangi kin? Sen gençlere kin mi öğreteceksin? Gençlere sevgiyi öğretmek varken kininizi unutmayın diye telkinde bulunmak demokrasilerde olur mu?

Şimdi bu kişi kalkmış demokrasiyi getireceğim. Hayır. Önümüzdeki seçimlerde tabanımı nasıl tutabilirim, onlara nasıl mesaj verebilirim. Getirilen paket bir seçim paketi. Yani bunu görmemiz gerekiyor.

Sunucu: Paketle ilgili en çok eleştirilen konulardan biride Alevilerle ilgili herhangi bir düzenleme olmamasıydı ve buna yönelik hükümetten bir açıklama geldi. Evet başka bir paket daha açıklayacağız dediler. Sizin o paketle ilgili beklentileriniz neler?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu hükümetin demokrasi getireceğine inanmıyorum. Bunu çok samimi söylüyorum. Demokrasi gıdım gıdım gelmez. Eğer böyle bir demokrasi anlayışınız varsa bu ben istediğim kadar topluma demokrasi getiririm, ben lütfederim. Bu diktatörlük anlayışıdır. Diktatörler ancak böyle bir anlayışla yola çıkabilirler. Demokrasiyi ve özgürlüğü çağdaş uygarlığın gerektirdiği, batı standartlarının getirdiği bütün kurumlara getirerek getireceksiniz. Bunun lütfumu olur? Ulusal kurtuluş savaşını verenler hemen savaştan sonra medeni kanunu getirdiler, ceza kanununu getirdiler, modern Türkiye’yi inşa ettiler. Yani onlar gıdım gıdım mı getirdiler? Hayır onların bir hedefi vardı çağdaş uygarlığı biz yakalayacağız ve onu aşacağız.

Şimdi demokrasi açığımız var 21.yüzyıldayız. geriye doğru gidiyoruz demokrasi açısından. Bir kişinin iradesiyle her şey oluyor. Bunun adı demokrasi mi oluyor? TBMM Başkanı kendi parlamentosuyla ilgili, yani Başkanı olduğu parlamentoyla ilgili Başbakanın yaptığı saldırılara karşı sessiz kalabiliyor. Dün açıklama yapıyor kürsüden Sayın Başkan. Mısır’daki darbeyi eleştiriyor. Saygı duyarım, hiç itirazım yok. Ama aynı Başkanın uluslararası mahkemelerde aranan savaş suçu işlediği, katliam yaptığı için aranan Ömer El Beşir’i bu hükümet Türkiye’ye davet ettiği zaman niye eleştirmiyor? Neden bu çifte standart? Sisi’yi kimse aramıyor. Ama Ömer El Beşir’i arıyor. Ömer El Beşir darbeci miydi? Darbe yaptı. Kaç kişiyi öldürdü? 100 binlerce kişiyi öldürdü. Uluslararası savaş mahkemesi mahkum etti ve Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bunu Türkiye’ye davet etti. Niye eleştirmiyor bunu? Neden bu çifte standart? Bu mu demokrasi? Katliamcıyı çağıracağım Türkiye’ye davet edeceğim. Hani siz darbelere karşıydınız? Uluslararası mahkemelerin mahkum ettiği bir adamı nasıl siz Türkiye’ye davet edebilirsiniz? Nasıl kırmızı halıyı serip de onu Türkiye’ye buyur edebilirsiniz? Biz bunları içimize sindiremiyoruz. Türkiye’nin gerçek anlamda demokratik, özgürlükçü bir ülke olmasını istiyoruz. Herkesin düşüncelerini özgürce ifade ettiği bir Türkiye istiyoruz. Geleneklerine saygılı, örfüne, adetine saygılı, çağdaş uygarlığı hedefleyen bir Türkiye istiyoruz.

Sunucu: Efendim dünkü konuşmasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de bir değerlendirmesi vardı ve milletin hizmetinde olmaya devam edeceğim dedi. Bu da siyaset sahnesinde bir süre daha görev alacağı şeklinde yorumlandı. Siz nasıl değerlendirdiniz bu açıklamayı?

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Gül yaptığı açıklamayla zaten siyaseti bırakmayacağını ifade etti. Önümüzdeki süreçte bunu göreceğiz.

Sunucu: Peki iktidar partisi için nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: İktidar partisinin şuanda sessizliğini koruduğunu biliyoruz. Orada farklı amaçlar var. Tartışılıyor zaten medyada da. Dediğim gibi önümüzdeki süreçte belki bu konuda biraz daha net bir tablo görmüş olacağız.

Sunucu: Son bir sorum olacak. Bu da yine demokratikleşme paketiyle ilgili. Andımızla ilgili bir öneri vardı ve o öneriyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisinden yine bir değerlendirme gelmemişti. Sizin bu konuya ilişkin açıklamanız ne olacak? Artık gençler andımızı okuyarak okula başlamayacaklar.

Kemal Kılıçdaroğlu: Bir şeyi gerçekten merak ediyorum. Recep Tayyip Erdoğan andın neresinden rahatsız? Neden bunu açıklamıyor? Andımız kalktı diyor. Niçin? Bana gerekçesini anlatsın. Çıksın milletin önüne şu gerekçeyle ben bu andı kabul etmiyorum desin. Biz çocuklarımıza birliği ve beraberliği öğretmek zorundayız. Bizim andımızda bakın, bir; ulusal bağımsızlık savaşı yer almalı, bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir diyen Mustafa Kemal’in o hedefi andımızda olmalı. İki; andımızda aynı zamanda bir hedef olmalı. Nedir hedefimiz? Çağdaş uygarlığı yakalamaktır. Andımızla ilgili Erdoğan’ın ne şikayeti var ben bilmiyorum. Çıkıp millete anlatması lazım. Çocuklarımız birlik ve bütünlüğü öğrenmek zorundalar. İlköğretim ağacın gövdesini oluşturan eğitimdir. Yani birliği ve bütünlüğü öğretendir, ağacın gövdesidir. Belli bir yaşa geldikten sonra dallar oluşur, farklı görüşler oluşur. Ama hiçbir zaman gövde budanmaz, dalları budayabiliriz daha gür çıksın diye. Ama siz gövdeyi kesiyorsunuz. Bu doğru değil.

O nedenle merak ediyorum Sayın Erdoğan bir gazeteci arkadaşımdan da rica ediyorum veya bütün gazeteci arkadaşlarımdan rica ediyorum şu soruyu benim sorduğumu söylesinler. Sayın Erdoğan andımızın neresinden rahatsız? Çıkıp bunu millete bir anlatsın.

Sunucu: Efendim çok teşekkür ederiz bize ayırdığınız vakit için. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gaziantep’te sorularımızı yanıtladı ve gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

    Perşembe, 03 Ekim 2013 15:14

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica