"Türkiye’nin savaşın içinde olmasını, savaşın, kavganın tarafı olmasını istemiyoruz"

“Antep’te sokaktaki vatandaşıma Suriye’yle savaşmak istiyor musun diye sorun.  Hayır diyecektir. Vatandaşım hayır diyorsa bizde hayır diyeceğiz. Tezkereye hayır vereceğiz.”

“Demokratikleşme paketi değil, bu bir seçim  paketi. Sonra demokrasi paketi denir mi? Birisi lütfedecek halka demokrasi vaat edecek. Demokrasi bir uygarlık bir birikim, bir kültür işidir. Kendi partisinde demokrasiyi getiremeyen insan ülkeye demokrasiyi getiremez.”

“Milletin vekilini millet seçmeli, buna evet deniyor mu? Ben buna demokrasi derim. Getirsin tak diye oy vereceğiz, kabul edeceğiz.”

“Demokrasi diye topluma sunuyorlar. Neymiş efendim 3 harf geliyormuş alfabeye. Ben merak ediyorum; bu Başbakan tuvalete hiç gitmedi mi? Tuvaletlerin kapısında W var  zaten, kullanılıyor. Televizyon seyretmiyor mu? Açsın Show TV var.”

“Demokrasilerde, ben A Partisine oy veriyorum benim verdiğim oyla B partisi milletvekili çıkarıyor. Böyle demokrasi mi olur? Kim getirdi bunu? 12 Eylül darbecileri getirdi. Kim savunuyor bunu? Bu, darbe hukukunu savunmaktır. Milletin iradesi parlamentoya yansımalıdır. En azından %1 oy alan bir tane milletvekilini meclise göndersin ne olacak? O partiye oy verenler bizim vatandaşımız değil mi?”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Gaziantep Ticaret Borsası’nı ziyaretinde görüşlerini açıkladı ve gazetecilerin sorularını da şöyle yanıtladı;

“Sayın Başkan. Bizi sıcak bir ilgiyle karşıladınız. Şükranlarımı sunuyorum. Sayın Başkan konuşmasını yaparken burası en’lerin kentidir dedi. Aynı zamanda Sayın Başkan en yeni borsa başkanı. Daha önceki Başkan az önce sordum, 27 yıl Başkanlık yapmış. Dolayısıyla yeni bir yönetim var. Daha genç, daha dinamik bir yönetim var. Sizlere başarılar diliyoruz.

Gaziantep, gerçekten de sadece Türkiye’nin değil Ortadoğu’nun en önemli kentlerinden birisi. Borsasının güçlü olması, sanayisinin güçlü olması sadece sizi değil bizi de gururlandırıyor.

Gaziantep ne kadar güçlü olursa Ortadoğu’da Türkiye o kadar güçlü olur anlamına gelir. Biz bununla gurur duyarız, onur duyarız. Kuşkusuz yaşadığınız sorunlar var. Sorunları aşmaya çalışıyorsunuz. Biz de siyasetçi olarak açıkça söylüyoruz, önünüzdeki her engeli kaldırmak için CHP olarak sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bundan emin olmanızı isterim. Çünkü sonuçta siyasetin amacı, görevi sanayii geliştirmektir. Borsayı geliştirmektir. Tarımı geliştirmektir. Siz bu konuda çaba harcıyorsunuz. Üreticilerle zaman zaman yan yana geliyorsunuz. Üreticiden alınan malı sanayiciye aktarıyorsunuz. Sanayici ürettiği malı Türkiye’ye, Ortadoğu’ya, dünyaya pazarlıyor.

Bunlar güzel şeyler. Dolayısıyla sizin alın terinizi değerlendirmek, önünüze çıkan sorunları çözmek de siyasetçi olarak bizim görevimiz. Borsaya gelmekten memnunum, mutluyum. Sizlerle beraber olmaktan da mutluyum.

Yeni bir iklime ihtiyacımız var. Bölgede barışa ihtiyacımız var. Huzura ihtiyacımız var. Borsacı huzur ister. Sanayici huzur ister. Esnaf huzur ister. Huzur bir toplumun demokratik bir ortamda çalışmasının temel ögelerinden biridir. Eğer huzursuzluk varsa orada ne barış olur, ne üretim olur yani insanlar çalışır da ama nasıl çalıştığının farkına bile varmaz.

O nedenle barışı istiyoruz, huzuru istiyoruz, demokrasiyi istiyoruz, güzel bir ortam istiyoruz. Sizlerin üretmenizi, bizimde gururlanmamıza yol açan üretmeniz bizim açımızdan çok önemli. Bizi sıcak bir ilgiyle karşıladınız. Çok teşekkür ediyorum. Bu kadar lafın üzerine herhalde Sayın Başkan bana da bir çay ısmarlayacaktır.

Sayın Başkan gerçekten sizleri kutluyorum. Umuyorum, önümüzdeki süreç içinde güzel başarılara imza atacaksınız. Bende her Gaziantep’e gelişte miting hariç gelişte inşallah sizlere uğrarım. Sizlerle oturur konuşuruz, dertleşiriz. Ankara’ya geldiğinizde beklerim. CHP’nin kapıları açıktır. Genel Başkan olarak sizi Ankara’da görmekten de onur duyarım, gurur duyarım, kıvanç duyarım. Sizler üretiyorsunuz, istihdam yaratıyorsunuz ve bizim onur kaynağımız.

Soru: Tezkere bugün meclise geliyor, mecliste görüşülecek. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Tezkereyi doğru bulmuyoruz. Tezkereye hayır oyu vereceğiz. Biz bu ülkede barış istiyoruz. Türkiye’nin savaşın içinde olmasını istemiyoruz. Savaşın tarafı, kavganın tarafı olmasını istemiyoruz. Gidin, Antep’teki sokakta gezen vatandaşıma sorun; sen Suriye’yle savaşmak istiyor musun? Hayır diyecektir. Bizim adımız ne? CHP. Ben halkın derdini dinlemek zorundayım. Halkın tercihlerini mecliste yansıtmak zorundayım. Vatandaşım hayır diyorsa bizde hayır diyeceğiz.

Şimdi Suriye bize savaş mı açacak? Öyle bir şey yok. İşi başından aşkın zaten. Orada iç savaş var, sadece orayı bitirmiş bir de Türkiye’ye savaş açacak. Bizde tezkereye evet diyeceğiz. Doğru değil arkadaşlar. Biz Suriye tezkeresine hayır diyeceğiz. Bunu da herkesin bilmesini isterim.

Soru: Bülent Arınç’ın size yönelik...

Kemal Kılıçdaroğlu: Eğer ağlamadan konuştuysa bir sorun yok arkadaşlar.

Soru: Demokratikleşme paketi açıklandı...

Kemal Kılıçdaroğlu: Bir sefer adına özür dileyerek söylüyorum; demokratikleşme paketi demeyin. Neresi demokratikleşme bunun? Neresi? Bu bir seçim paketi. Sonra demokrasi paketi denir mi? Birisi lütfedecek halka demokrasi vaat edecek. Demokrasi bir uygarlık işaretidir. Bir birikim işidir. Bir kültür işidir. Kendi partisinde demokrasiyi getiremeyen insan ülkeye demokrasiyi getiremez. Böyle görmemiz lazım.

O nedenle hani buna böyle bir demokrasi paketi, yok öyle bir şey. Neresi demokrasi paketi? Nerede var öyle bir şey? 30 Eylülde oturdu, Sayın Başbakan bir açıklama yaptı. O açıklamayı vatandaş kabul eder etmez. Ona saygı duyarız. Ama demokrasi farklı bir şeydir. Siz milletin önüne liste koyacaksınız. Şu milletvekillerine oy vereceksiniz. Oy vermezsen ayrıca diyor ceza keserim. Vatandaş diyor ki, ya milletvekilini ben seçeyim. Hangisi doğru? Vatandaşın dediği doğru değil mi? Vatandaşın önüne liste koyup bunlara illa oy vereceksin. Milletvekilini ben belirleyeceğim. Olmaz. Milletin vekilini millet seçmeli, buna evet deniyor mu? İşte ben buna demokrasi derim. Getirsin tak diye oy vereceğiz, kabul edeceğiz.

Yine demokrasilerde, ben A Partisine oy veriyorum benim verdiğim oyla B partisi milletvekili çıkarıyor. Böyle demokrasi mi olur? Kim getirdi bunu? 12 Eylül darbecileri getirdi. Kim savunuyor bunu? Sözde demokrasiyi savunanlar. Olmaz. Bu hukuku savunmak, bu seçim sistemini savunmak 12 Eylül darbe hukukunu savunmaktır. Biz ona da karşıyız, darbe hukuka karşıyız, önce darbe hukukunu değiştirmemiz lazım. Milletin iradesi parlamentoya aynı yansımalıdır. En azından %1 oy alan bir tane milletvekilini meclise göndersin ne olacak? %1 oy almış. %1 oy veren o partiye oy veren vatandaşlar bizim vatandaşımız değil mi?

O açıdan demokrasi farklı bir şeydir. Demokrasi doğruları hazmetme rejimidir. Demokrasi budur. Gelirse demokrasi, bak biz 17 maddelik demokrasi paketimizi açıkladık. Gazetelere ilan verdik. Toplumda tartışmaya açtık. Eksiğimiz varsa tamamlarız. Yanlışımız varsa düzeltiriz. İyi niyetlerle yola çıkıyoruz. Bizim paketten bir tane Allah rızası için, bir tane olsa bizde görelim bakalım ne var bu pakette. Yok yani.

Onun için birbirimizi kandırmayalım. Kıyısından, köşesinden bazı maddeler alınmış, konmuş oraya, işte efendim demokrasi diye topluma sunuyorlar. Neymiş efendim 3 tane harf geliyormuş alfabeye, W geliyormuş, Q harfi geliyormuş, X harfi geliyormuş. Ben merak ediyorum; bu Başbakan tuvalete hiç gitmedi mi? Tuvaletlerin kapısında W yazar zaten. Var, zaten kullanılıyor. Televizyon seyretmiyor mu? Açsın Show TV var. Yani bu yeni geldi, efendim yeni bir demokrasi. Yok, bunlar ya.

Demokrasi farklı bir şeydir.  Demokrasi milletin oyunun parlamentoya tam anlamıyla yansıdığı rejimin adıdır. Demokrasi budur. Demokrasi aynı zamanda siyasetin eleştiriye tahammül etme rejimidir. Demokrasi kin gütmez. Demokrasi nefret gütmez. Demokrasi herkesin düşüncelerini özgürce ifade ettiği rejimin adıdır. Demokrasi budur. Demokrasi inançlarla uğraşmaz. İnanca saygı gösterir. Demokrasi etnik kimliklerle uğraşmaz. Herkesin kimliğine saygı gösterir. Demokrasi budur.

Demokrasi aslında nedir biliyor musunuz? İşte demokrasi borsanın yaptığıdır. Üretici geliyor mu buraya? Malını satıyor mu? Satıyor. Bedelini alıyor mu? Alıyor. Sanayici alıyor mu bu ürünü? Alıyor. Götürüp üretiyor mu? Üretiyor. Rahat üretiyor, rahat satıyor mu, huzur içinde mi? Huzur yoksa demokrasi yoktur. Huzur içindeyse bir sorunumuz yoktur zaten.

Siyasetin görevi sorunları çözmektir. Sorun yaratmak değildir. Yeni sorun alanları siyaset kurumu yaratmaz, yaratmamalıdır. Var olan sorunları çözerek yolumuza devam etmek demektir.”

    Perşembe, 03 Ekim 2013 12:02

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica