Engin Altay,"Türk Eğitim sistemi yozlaşmanın, nitelik ve nicelik kaybının en yoğun yaşandığı bir döneminden geçmektedir."

“Ülkemiz çocuklarının sınavlarla, erişimle ve gelecek kaygıları ile çocukluklarını ve gençliklerini yaşayamadığı bir dönemi AKP iktidarının siyasal yönlendirme ile baskı altına alma çabası eğitim sistemini tepeden tırnağa bozmuştur.”

Eğitimde kalite sorununa dikkat çeken CHP Grup Başkanvekili Engin Altay yazılı bir açıklama yaparak şöyle dedi;

Türk eğitim sistemi nitelik, nicelik, arz, talep sorunlarını en yoğun olarak yaşadığı bu dönemde Başbakan Erdoğan’ın kendi ideolojik dayatmalarını eğitim sitemine empoze etme anlayışının geldiği nokta düşündürücüdür.

Bir okul türünün tercih edilmesi için yapılan dayatma boyutuna varan çalışmalar, Milli Eğitim Bakanlığının ders seçimleri ekranlarında ( e-okul sistemi) “çocuğunuzu imam-hatip ortaokuluna vermek ister misiniz” butonları, keza aynı ders seçim ekranlarından tercih sayılarını 10’a çıkarmak ( 14 dersin 3 tanesi seçilebilecek ve 10 dersin içinde yer alacağı için genellikle din dersleri programları idarece belirlenecek) sistemin kendi yanlılığının göstergesi iken Başbakanın 4+4+4 sistemini “siz istediniz biz yaptık” demeci ve ‘seçmeli derslerde din derslerini seçin’ mesajı ülkemiz eğitim sisteminin geldiği noktaya bakıldığında kaygı vericidir.

Ülke çocuklarının özgür iradeleriyle siyer derslerini seçmesi ve onları öğrenmesi kadar doğal bir tercih olamaz. Ancak asıl sorun Başbakan ve Milli Eğitim Bakanlarının yıllardır görmediği ve görmek istemediği nitelik ve nicelik sorunlarıdır.
Bunun dışında temel sorun eğitim siteminin kalite sorununun had safhaya ulaşmasıdır. Eğitim hizmetlerine erişimin hala sağlanamaması, eşitlikçi bir eğitim alt yapısının kurulamaması, öğretmen istihdamının ve dağılımının yetersizliği gibi temel sorunlar, yıllardır çözülemeyen nitelik sorununun büyümesine neden olmuştur. Uluslararası göstergeler ve yurt içi veriler bunu net bir biçimde ortaya koymaktadır.
Eğitim sistemimizin içler acısı durumunun bir başka örneği de öğretmen istihdamındaki çarpıklıklardır.

Sınıf öğretmeni olarak görev yapan öğretmenlerin %42,9’u alanında eğitim almış öğretmenlerdir. ( toplam 211 527 öğretmenin 90 781’i).
Türkçe öğretmenlerinin %51,1’i alanında istihdam edilmektedir. Diğer branşlarda da bu çarpıklıklar görülmektedir.

Diğer bir nitelik erozyonu göstergesi ise Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS)’dır. Fen ve Matematik verileri değerlendirmesinde Türkiye; Kazakistan, Şili, Singapur, Litvanya Tayland, Sırbistan’ın gerisinde yer almaktadır. Her iki test sonuçlarında Türkiye TIMSS tarafından belirlenen ortalamanın altında kalmıştır.

OECD ‘Bir Bakışta Eğitim 2013’ raporunda ise durumun her alanda vahim olduğu görülmektedir. Akademik başarı listesinde matematik, fen bilimleri ve okuma alanlarından 43 ülkenin gerisinde kalan ülkemizin diğer bazı eğitim göstergeleri karşılaştırmalı olarak şu şekildedir:

15-19 yaş grubunda eğitim görmeyen, bir işte çalışmayan veya işsiz olan gençlerimizin oranı, OECD ülkeleri arasında en yüksek: Yüzde 34,6.

15-19 yaş grubunda ortalama bir Türk genci kaç yıl eğitim görüyor? Yanıt: 4.8 yıl. OECD içinde Türkiye’den başka bir ülkede bu kadar az eğitim süresi yok. Örneğin Finlandiya 8.4 yıl. İsveç 7.9 yıl. Yunanistan 6.8 yıl.

Türk Eğitim sistemi en çok yozlaşmanın, nitelik ve nicelik kaybının en yoğun bir şekilde yaşandığı bir döneminden geçmektedir. Bu ülke çocuklarının sınavlarla, okullara erişimle ve gelecek kaygıları ile çocukluklarını ve gençliklerini yaşayamadığı bir dönemi siyasal yönlendirme ile baskı altına alma çabaları eğitim sistemini tepeden tırnağa bozmuştur.

Başbakan ve Milli Eğitim Bakanları bu sorunları görmemekte ve duymamaktadır. Onların duyduğu tek sorun ideoloji sorunudur. Siyasete, camiye, stadyumlara soktukları ideolojilerini eğitim sitemine sokarak bu ülkenin temel dinamiklerini yok sayanlar hak ettiği karşılığı ilk önce öğrenci ailelerinden ve velilerden alacaktır.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 24 Eylül 2013 15:57

Bağlantılı Konular