"Türkiye bölgede sözü geçen ağırlığı olan bir devletti. Terör ihraç eden, sorun yaratan bir devlet algısına doğru gitti."

“Eğer amaç Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını çözmekse, neden biz vatandaşlarımızın sorununu Kandille – İmralı arasına sıkıştırıyoruz? CHP’nin 17 kanun teklifi var, gelin bunları  yasallaştıralım ve bu konuda aradan kalksın.”

“Türkiye bölgede sözü geçen, ağırlığı olan bir devletti. Terör ihraç eden, sorun yaratan bir devlet algısına doğru gitti.”

“Bu nasıl Suriye’de demokrasi mücadelesidir ki demokrasi mücadelesinin militanlarını Afganistan’dan getiriyoruz, Türkiye’den o bölgeye doğru gönderiyoruz. Bu yanlış bir dış politikadır. Yani El Kaide militanları Türkiye’de HSBC’yi bombalarken terörist oluyor da, Irak’a Suriye’ye gidince özgürlük mücadelesi veren örgüt mü oluyor?”

“Biz yerel seçimlerle önümüzü açıp genel seçimde iktidar olmak istiyoruz. Bu hedefle yola çıkıyoruz. Kişilerle işimiz yok. Bizim davayla sorunumuz var. Davamızı en iyi kiminle halka anlatabilirsek onunla yola çıkacağız”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak NTV’nin canlı yayınında güncel konularla ilgili soruları şöyle yanıtladı;

Sunucu- Bültenimizin kalan bölümünü Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcılarından Erdoğan Toprak’la götüreceğiz. Sayın Toprak hoş geldiniz yayınımıza.

Erdoğan Toprak:  Hoş bulduk efendim iyi yayınlar diliyorum.

Sunucu: Sıcağı sıcağına bu meseleyi soralım. Çözüm sürecinde gelinen nokta bir anlamda böyle görünüyor. Demirtaş’ın açıklamalarını izledik. KCK yeni kararlar alabilir dedi. Öcalan müzakere istiyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz parti olarak?

Erdoğan Toprak: Şimdi çözüm sürecinin baştan beri bu yol haritasının yanlış olduğunu söylüyorduk. Yanlış olduğu ortaya çıktı. Biz şunu söylüyorduk. Biz neyi çözmeye çalışıyoruz? O bölgede yaşayan Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını çözmeye çalışıyorduk. Eğer bu sorunları çözeceksek biz bu konuda 17 tane kanun maddesi verdik. Bu kanun maddeleri yasallaşsaydı buradaki vatandaşlarımızın sorunları çözülürdü. Neden biz kendi ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızın sorununu Kandille – İmralı arasına sıkıştırıyoruz? Böyle bir sorun varsa kanun teklifleri var gelin bu kanun tekliflerini yasallaştıralım ve bu konuda aradan kalksın.

Bir başka nokta ise şu; çözüm süreci deniyor, paket hazırlanacak deniyor. Ama o hazırlanan paketten hiç kimse mutlu değil. Çünkü içeriğini bilmiyor. Yani çözüm sürecinde paketin içerisinde ne var? O bölgedeki vatandaşlarımıza gidip soruldu mu? Ya derdin budur. Bakın, biz bunu getirip ortaya koymak istiyoruz, bununla çözmek istiyoruz, bu sizin yaranıza merhem olabilir mi soruldu mu? Hayır. Kim biliyor bu paketle ilgili çözüm önerisini? Başbakan ve yanında iki, üç kişi. Bakanlar kuruluda bilmiyor, milletvekilleri de bilmiyor, taraflarda bilmiyor, halkta bilmiyor. Ama adı çözüm süreci oluyor. Bunu anlamış değilim.

Sunucu: Doğu Anadolu’da ve Güneydoğu Anadolu’da nabız yokladınız. Oğuz Oyan bey beraberinde arkadaşlarınız gittiler. Oradan gelen izlenimler neler?

Erdoğan Toprak: Orada da vatandaş bunu bilmiyor. Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ilk günden beri bu ülkede kan akmasın, bu ülkede artık bu çatışma ortamını durduralım, o bölgelerden şehit cenazeleri gelmesin, o bölgelere yatırım yapsın herkes gitsin diyoruz. Bu konuda da Sayın Kılıçdaroğlu şunu söyledi. Benim siyasi hayatıma dahi malolsa bu konuyu çözün ben desteğimi size veriyorum. Desteğim sizinle dedi. Ama Sayın Başbakan ne dedi? Senin dedi kendine şeyin yok dedi bırak ne desteği senin desteğin senin olsun. Şimdi böyle bir mantıkla Türkiye’nin 30 yıldır akan kanını durduramazsınız. O bölgede 30 yıldır kan akıyor, 40 bin tane şehit vermişiz ve 500 milyar dolar gibi o bölgeye de bir kaynak gitmiş teröre. Türkiye’nin borcu 330 milyar dolar. Yani Türkiye bütçesinden daha fazla bir kaynak o bölgede teröre gitmiş. Böyle bir meselede biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak o bölgede en az oy alan partiyiz. Ama buna rağmen o sorunun çözülmesi için elimizden gelen tüm desteği vermeye hazırız. Ama bu desteği almak niyetinde olan bir iktidarı karşımızda görmüyoruz.

Bir başka nokta; ben Kürt vatandaşlarımın, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlarımın sorunlarını Kandille – İmralı arasında bir pazarlık masasında heba olmasını istemem. Çünkü benim vatandaşım, yani bu ülkede yaşayan 76 milyon insan. O 76 milyonu niye pazarlık masasına sunuyum. Gördük işte anlaşamadılar. Şimdi anlaşamadıklarını görüyoruz. Peki ben anlaşamadıkları için o vatandaşlarımın o bölgedeki yaşadığı sorunları çözmeyecek miyim? O bölgedeki mayınlı araziyi o bölgede yaşayan çiftçime vermeyecek miyim? Ben o bölgede seçim barajını aşağı düşürüp oradaki siyasi görüşlerin parlamentoya yansımasının önünü kesmeli miyim? Kesmemeliyim. Yani seçim barajını düşürmeliyim. Orada bir aktör bırakmamalıyım. Yani orada tek aktöre bıraktık. Abdullah Öcalan İmralı’da ne diyorsa, Kandil’de Cemil Bayık ne diyorsa o oluyor. Bu yanlış bir şey. Orada birçok aktör çıkmalı. Orada herkes fikrini özgürce söylemeli ve o fikirde parlamentoya yansımalı.

Bir başka nokta; Sayın Başbakan diyor ki ben paketi hazırladım getireceğim parlamentoda yasallaştıracağım. Peki çözüm yeri parlamento ise ana muhalefet partisinin böyle bir konuda bilgisi olması gerekmez mi? Ana muhalefet partisinin katkısı alınmaz mı? Biz o bölgeleri inceliyoruz. AKP’den çok daha fazla Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Diyarbakır’da, Hakkari’de, Şırnak’ta, Van’da her yere gidip tüm yaz boyunca herkes denize girerken AKP milletvekilleri biz o bölgelerde çalıştık. Biz sorunu biliyoruz. Biz soruna oy penceresinden bakmıyoruz. En az oy alan partiyiz ama o bölgenin sorununu en fazla çözmek isteyen partiyiz ve Genel Başkanımızın söylediği lafla tamamlamak istiyorum. Bizim siyasi ikbalimize dahi malolsa o sorunu çözmeden yanayız. Ama yol haritası yanlış, yanlışta bugün ortaya çıktı.

Sunucu: Parlamento açıldığında gelecek öyle görünüyor içindeki yasal düzenlemeler bazı şeyler yönetmelik biçiminde. Tavrınız ne olacak? Elbette bir bakacağız diyoruz ama yani partinin desteklediği maddeleri görebilecek miyiz parlamentoda?

Erdoğan Toprak: Şimdi bilmiyoruz ki. parlamentoya neyin geleceğini bilmiyoruz. Katkımız ne olur onu bilmiyoruz. Yani hazırlıkların ne olduğunu bilmediğiniz, katkınızın ne olacağını bilmediğiniz bir konuda fikir beyan etmek doğru değil. Ama bizim ilk günden beri söylüyoruz o bölgede sorunu biliyoruz. 17 madde olarak da kanun tekliflerini biz hepsinden önce verdik. Gelsinler o kanun tekliflerine ne katkı yapacaklarsa biz bunun arkasındayız. Yani gerçekten bizim kanun maddelerimizi desteklesinler o bölgedeki sorun çözülür. Bıraksınlar o kanun maddeleri kendileri hazırlayıp getirsin biz kendi kanunlarımızı da geri çekmeye de hazırız. Yeter ki bu ülkede kan dökülmesin. Ama yol haritası doğru değil.

Bakın ne deniyor? İmralı ve Abdullah’la Tayyip Erdoğan masaya otursun deniyor. Gelinen nokta bu. Salam dilimi gibi alıp cebine koydular, alıp cebine koydular. Çekilme yok, ne sorunu çözülecek belli değil. En son gelinen nokta masanın bir tarafında Abdullah Öcalan oturacak, bir tarafında Tayyip Erdoğan oturacak. Çözüm bu değil. Bu yanlış bir yol haritası ve Türkiye bu konuda bir batağa doğru sürüklenmiş durumda.

Sunucu: Bir diğer öne çıkan gündem maddesi Suriye Sayın Toprak. Son gelişme El Kaide bağlantılı bir grubun Türkiye sınırına yakın yerlerdeki bazı yerleşim yerlerinde kontrolü ele geçirmesi. Bu gelinen durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Erdoğan Toprak: Ne yazık ki Türkiye ben Irak’a da gittiğim için yani yurtdışı temaslarımızda oldu. Türkiye eskiden bu bölgede sözü geçen, ağırlığı olan bir devleti. Şuanda gelinen nokta terör ihraç eden, sorun yaratan bir devlet algısına doğru gitti. Şimdi bu nasıl Suriye’de demokrasi mücadelesidir ki demokrasi mücadelesinin militanlarını Afganistan’dan getiriyoruz Türkiye’den o bölgeye doğru gönderiyoruz. Bu yanlış bir dış politikadır. Yani El Kaide militanları Türkiye’de HSBC’yi bombalarken terörist oluyor da Irak’a Suriye’ye gidince özgürlük mücadelesi veren örgüt mü oluyor? Veya 11 Eylül’de Amerika’daki ikiz kuleleri bombalarken terörist oluyor, Suriye’de iktidara karşı mücadele ettiğinde, savaştığında özgürlük mücadelesi veren örgüt oluyor. Bu bir çifte standart. Terörist teröristtir. Suriye’ye demokrasi gelmesini istiyoruz, Suriye’ye insan hakları gelmesini istiyoruz. Demokratik bir şekilde yönetimin değişmesini istiyoruz. Ama orada kendi komşumuzun içişlerine burnunu sokup bıçak kemiğe dayanıp deyip de oradaki askeri bir olaya burnumuzu sokmayı yanlış buluyorum. Bugün geldiğimiz nokta o. Yani öyle bir noktaya geldi ki tüm dünya o bölgede artık barışla bir yönetimin değişmesini savunurken Türkiye’yi yöneten hükümet hayır kardeşim ille de ben gireceğim, teröristle de gireceğim o bölgede rejimi değiştireceğim. Türkiye milli politikası bu değil Oğuz bey. Türkiye’nin 90 yıllık milli politikası yurtta sulh, cihanda sulh politikasıydı. Bugün yönetilen veya dışarıda uygulanan politika bir hükümetin dış politikasıdır. Biz ikiye ayırıyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyetinin 90 yıllık tarihindeki milli politikamızı mı uygulayacağız dış politikasını, yoksa hükümetin bu terör ihraç eden politikasını mı? Her ülkenin iç işlerine burnunu sokan bir politikayı mı uygulayacağız? Bugünkü politika bizi Irak’la ayrıştırdı. Irakla düşman olduk. Bakın sıfır sorun dediler sıfır dostumuz kaldı. İran’la sorunluyuz, Irak’la sorunluyuz, Suriye’yle sorunluyuz, Kuzey Kıbrıs Türk kesimiyle bile sorunluyuz. Böyle bir dış politika olmaz. Biz geldiğimizde hükümetin bu dış politikasını alıp çöpe atacağız. 2015’te Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ilk değiştireceğimiz politika bu yayılmacı terör ihraç eden dış politikadır. Bunu alıp çöpe atacağız. Onun yerine Atatürk’ün yurtta sulh, cihanda sulh politikasını koyacağız. Komşularımızla çatışmayacağız. Komşularımızla dayanışma içerisinde olarak hem dostluklarımızı, hem ticaret hacimlerimizi geliştireceğiz. Bugün Suriye’de uygulanan yanlış politikadan dolayı Türk ihracatçısının Suriye üstünden yaptığı 11 ülkeyle ihracat bağı kopmuş. Yani yarın öbür gün bunun ekonomik yansımaları Anadolu’ya olacak. Türk işadamına olacak. Irak’ta son iki yıldır içişlerine müdahale ettik diye bir Türk firması sözleşme yapamıyor. Yazık değil mi? Irak’ın yatırımına bakın 500 milyar dolar gibi yatırım projesi var. Türk işadamları bundan pay alamayacak. Bu dış politikanın Türkiye’nin hayrına olamayacağı kanısındayız.

Sunucu: Yerel seçimler yaklaşıyor. Ne dersiniz? Ankara Büyükşehir Belediyesi için Muharrem İnce’nin adı geçiyor. İstanbul’da Sarıgül konusu hemen hemen tamam diye bir hava oluşmuş vaziyette veya oluşturuldu. İzmir’de aynı başkanla Kocaoğlu’yla devam etme… Ne kadar onaylarsınız bu durumları?

Erdoğan Toprak: Bahsettiğiniz isimler, hepsi çok değerli insanlar, çok saygı duyduğum insanlar. Kendisini Türk siyaset hayatında kanıtlamış değerli insanlar. Kendilerine çok saygı duyduğum için yorum yapmak istemem. Ama bir şeyi altını çizerek söylemek istiyorum; CHP olarak halka soracağız. Örgütümüze soracağız. Hangi adayla en çok oy alabiliriz, doğrultu tutarlılığını göz önünde bulundurarak o adayımıza o görevi vereceğiz.

Onlar bir görevdir. Kimsenin kalıcı koltukları değil. CHP’nin bu süreçleri, sorumluluklarının çok fazla olduğunun farkındayız. Biz yerel seçimlerle önümüzü açıp genel seçimde iktidar olmak istiyoruz. Bu hedefle yola çıkıyoruz. Kişilerle işimiz yok. Bizim davayla sorunumuz var. Davamızı en iyi kiminle halka anlatabilirsek onunla yola çıkacağız.

Sunucu: Bu ne kadarlık bir takvimi içeriyor?

Erdoğan Toprak: Hazırlıklarımız devam ediyor. Ekim ayından itibaren de belli bölgelerde adaylarımız konusunda sanıyorum kamuoyuyla paylaşacağımız isimler olacak.

Sunucu: Halka soracağız, partililere soracağız dediniz. Nasıl bir mekanizma yani önceden alışık olmadığımız bir mekanizma mı? Çünkü CHP Sayın Kılıçdaroğlu döneminde önceki genel seçimlerde ön seçimi biraz daha hacmen büyüttü.

Erdoğan Toprak: Tabi, Tüzüğümüzde de var. Mesela Milletvekilliğinde Genel Merkezin kontenjanı %15. %85 örgütümüzün fikri olacak. Burada biz geçen sene 2012’nin Haziran ayından itibaren yerel seçimlere hazırlanıyoruz. Bugün değil. Bu çalışmaların birçoğunu mutfağımızda yaptık. Birçoğu elimizde var. Anket çalışmalarımız var. 3’er aylık periyotlarla. Örgütümüzün eğilimini 81 ilin aldık. En son dün bitti bunlar. Dün MYK ile bir kısmını paylaştık. Büyük bir kısımda da kamuoyuna sorulması yönünde örgütümüzün eğilimi var. İl başkanlarımızın ve ilçe başkanlarımızın.

Yani mutfakta yoğun bir hummalı çalışma var. Çok iyi hazırlanıyoruz. Çok güçlü hazırlanıyoruz. Seçime beş kala değil biz seçimden iki sene önce başladık çalışmaya ki, halkımızın karşısına en iyi projelerle çıkalım ve en iyi takımımızla çıkalım.

Bu konuda CHP hiç olmadığı kadar bu meselenin önüne ciddi bir şekilde eğiliyor. İyi bir aday portresiyle çıkacağımızı sanıyorum.

Sunucu: Tabi ki haberci olarak Mustafa Sarıgül’ün faaliyetleri dikkatimizi çekiyor. Yani sadece partiyle henüz ilişki yok herhalde, görüşme Genel Başkanla olacak, olmayacak o daha da ortaya çıkmadı. Bilmiyorum ne kadar paylaşırsınız? Ama nasıl karşılar parti? Çünkü Anadolu’da geziyor. Geçenlerde Trakya’daydı. Hatta bir sözü var, arkadaşlarım hatırlattı; yarı final İstanbul, finale bakacağız diyor.

Erdoğan Toprak: Şimdi Genel Başkanımla, Sayın Kılıçdaroğlu’yla Sayın Mustafa Sarıgül’ün görüşüp görüşmediğini bilmem. İki kişi arasında. Ama ben görüşülmediği yönünde bilgim var.

Mustafa Sarıgül aslında CHP’nin eski bir üyesi. Yani örgütün tanıdığı kişi. Mustafa Sarıgül yeni partiye gelecek, yeni sosyal demokrat olacak biri değil. Gençlik kollarından gelen biri. Ama bir süreç yaşanmış. O süreçte bir ihraç mekanizması çalıştırılmış ve o ihraç mekanizmasının ortadan kalkabilmesi için kendisinin bir talebi olması lazım. Kendisi talep eder, bizde bunu Parti Meclisine sunarız, ondan sonra ki yol haritasını beraber belirleriz.

Ama şu anda kendisinin böyle bir talebi yokken benimde kalkıp bir yorum yapmayı da doğru bulmam.

Sunucu: Çok çok teşekkür ederiz.

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 19 Eylül 2013 17:56

Bağlantılı Konular