"Başbakan’ın empatiden ve hoşgörüden uzak diktatörce yönetim anlayışı sosyal tansiyonun giderek artmasına neden oluyor"

“Haziran’dan bu yana sokaklarda yaşamını yitiren gençlerimizin sayısı 6’ya ulaştı. Başbakan’a Hz. Ömer’in adaletini milli şairimiz Mehmet Akif’in mısraları ile hatırlatmak istiyorum. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den onu”

“Tayyip Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de gencecik fidanlar yaşamını kaybediyor, o Mısırda Suriye’de hayatını kaybedenler için ağlıyor, konuşuyor. Sayın Başbakan bu ülkede sizin tarz-ı siyasetiniz nedeniyle yitirilen canların hesabını kimden soracağız?”

“Başarıyı kendinden menkul gören, ancak kendi başarısızlığını İslam düşmanlarının marifetiymiş gibi göstermeye çalışan, her sıkıştığında milletin temiz dini duygularını istismar ederek kendine kalkan yapmaya uğraşan Başbakan’ın içine girdiği bu ruh hali ve yürüttüğü siyaset Türkiye için ciddi bir risktir”

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında güncel olayları şöyle değerlendirdi;

“Değerli basın mensupları;

1- Haftanın önemli ekonomik gelişmelerini değerlendirmek üzere karşınızdayım. Sözlerime başlamadan önce bu hafta içerisindeki önemli bazı tarihlere işaret etmek istiyorum.

2- 9 Eylül’de Atatürk’ün en büyük iki eserimden biri dediği CHP’nin  90. Yaşını kutladık. 33 yıl önce 12 Eylül’de 90 yıllık bu çınar kesilmeye çalışılmış, ama yediği darbelere rağmen dimdik ayakta durmayı başarmıştır. Bu köklü çınar yemyeşil filizleriyle ülkenin geleceğine yön vermeye devam edecektir.

3- Yine 9 Eylül’de İzmir’in ve tüm Anadolu’nun özgürlüğe kavuşmasının 91. Yılını kutladık.

4- Bize bu ülkede özgür ve barış içerisinde yaşama imkânını sağlayan başta büyük Atatürk olmak üzere istiklal savaşımızın tüm şehit ve gazilerinin önünde saygı ile eğiliyorum. Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli basın mensupları;

5- Başbakanın gezi olayları ile bozulan kimyası bir türlü toparlanamadı. Başbakanın empatiden ve hoşgörüden uzak diktatörce yönetim anlayışı sosyal tansiyonun giderek artmasına neden oluyor.

6- Haziran’dan bu yana sokaklarda yaşamını yitiren gençlerimizin sayısı 6’ya ulaştı. Bu hafta da Hatay’da 23 yaşında Ahmet Atakan isimli gencimiz hayatını kaybetti. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve metanet diliyorum.

7- Başbakan’a Hz. Ömer’in adaletini milli şairimiz Mehmet Akif’in mısraları ile hatırlatmak istiyorum.

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu,

Gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den onu”

8- Tayyip Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de gencecik fidanlar yaşamını kaybediyor, o mısırda Suriye’de hayatını kaybedenler için ağlıyor, konuşuyor. Sayın Başbakan bu ülkede sizin tarz-ı siyasetiniz nedeniyle yitirilen canların hesabını kimden soracağız?

9- Başarıyı kendinden menkul gören, ancak kendi başarısızlığını İslam düşmanlarının marifetiymiş gibi göstermeye çalışan, her sıkıştığında milletin temiz dini duygularını istismar ederek kendine kalkan yapmaya uğraşan Başbakan’ın içine girdiği bu ruh hali ve yürüttüğü siyaset Türkiye için ciddi bir risktir.

Değerli basın mensupları;

10- Başbakan’ın ağzından çıkan dışlayıcı, kutuplaştırıcı ve gerginliği artırıcı her kelime Türkiye’nin risk pirimini, faizleri ve döviz kurunu artırmaktadır.

11- Başbakan alıştığından farklı bir ortamda çalışmak zorunda olduğunu artık anlamalıdır. Yeni küresel iklimde ekonomide ve siyasette yapılacak hataları örtecek likidite bolluğu ve sıcak para şalı yoktur.

12- Bakın dün temmuz ayı ödemeler dengesi rakamları açıklandı. Temmuz’da cari açık hızla artmaya devam ederken, bilinen finansman kaynaklarında net dışarı çıkış oldu, finansman dengesi açık verdi.  Cari açığı net hata noksan kaleminden gelen kaynağını bilmediğimiz dövizler ve merkez bankasının zaten kıt olan rezervlerini eriterek kapattık.

13- Cari açık, temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre, % 42 arttı. Haziran’da artış hızı % 17ydi. Cari açığın artışında ciddi bir hızlanma olduğu görülüyor.

14- 12 aylık cari açık ise bir önceki aya göre 1,7 milyar dolar artarak 55,8 milyar dolara ulaştı. Geriye kalan beş ayda hem net altın ihracatının baz etkisindeki azalma, hem de ekonomideki yavaşlama nedeniyle artış bir milyar dolara gerilerse cari açık 60 milyar dolar civarında gerçekleşir.

15- Yüzde 4’ün altına düşen bir büyümeye rağmen 2013’ü gsyh’nın % 7’si civarında bir cari açıkla kapatacağımız anlaşılıyor. Bu, bize benzer ekonomiler ligindeki en yüksek açıklardan biridir.

16- Temmuz’da cari açığı normal finansman kalemlerini kullanarak kapatamadığımız görülüyor. 2009 yılının mart ayından bu yana ilk kez finansman dengesi açık verdi. Bu ülkenin döviz dengesinde alarm zillerinin çalmaya başladığını gösteriyor.  Özellikle temmuzda sıcak para diyeceğimiz portföy hesabından 3,1 milyar dolarlık yurtdışına çıkış var.

17- Yine mart ayında kaynağı belirli olmayan döviz hareketlerinin izlendiği net hata noksan kaleminden 4,8 milyar dolarlık giriş olmuş.

18- Bu, bugüne kadar söz konusu hesaptan tek bir ayda gelen en yüksek para miktarıdır. Söz konusu rakamın büyüklüğü, ortada olağanüstü bir durum olduğunu zaten göstermektedir.

19- Döviz kurunun artması ile yastık altında bekleyen dövizler sisteme girmiş olabilir. Ya da dış finansman bulma konusunda sıkıntı yaşamaya başlayan firmalar yaptığı ithalat ve ticaret karşılığında yurtdışındaki mevduatlarını kullanmış olabilirler.

20- Bu para girişinin nereden kaynaklandığı konusunda bir inceleme başlatılmasını ve kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmasını mutlaka bekliyoruz.

21- Temmuz’da döviz rezervlerimiz 1,8 milyar dolar daha azaldı. Böylece mayıs ayından bu yana rezervlerdeki erime 9,2 milyar dolara ulaştı.

Değerli basın mensupları;

22- Temmuz ayı ödemeler dengesi verileri yeni küresel iklimde bizim için oyunun nasıl olacağını ortaya koyuyor.

23- Sen on yıl boyunca ekonomiyi sıcak paraya yaslanarak yöneteceksin. Vatandaşı, ülkeyi borca batıracaksın. Cari açığın rekorlar kıracak. Döviz rezervlerin kısa vadeli borcunu dahi karşılayamayacak. Tabii eloğlu seni bu yeni iklimde en kırılgan ekonomi ilan eder.

24- Ama ilginç olan senin bu durumunu görmeyip kendi vatandaşlarını bölecek şekilde otoriterleşerek, sınırlarında savaş çığırtkanlığı yaparak ülke riskini daha da artırma serbestliğine sahip olduğunu düşünmendir.

25- Başbakan’ın dün TÜMSİAD şurasında yaptığı konuşmaya bakıyorum onun yeni şartları daha hala algılayamadığını veya içine sindiremediğini görüyorum.

26- Başbakan, ülkeye kurulan tuzaklardan bahsediyor. Bir tuzak varsa bunun sorumlusu sıcak paraya bu ülkeyi mahkûm eden kendisidir.

27- Başbakanın içine düştüğü ruh hali normal bir ruh hali değildir. Hübris sendromundan muzdarip başbakan, 11 yıldır bu ülkede iktidar olduğunu unutup, bu dönemde biriktirilen kırılganlıkların neden olduğu sıkıntıların sorumluluğunu hayali bir takım odak ve tuzakların üzerine atmaya çalışıyor.  Bu tuzaklara rağmen yüzde 4,4 büyüdük diyor.

Değerli basın mensupları;

28- Yılın ikinci üç ayında büyümenin beklentileri aşarak % 4,4 gelmesi elbette memnuniyet vericidir. Ancak Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfusuna iş sağlayabilmek ve borca batmış vatandaşlarımızın borçlarını rahatça çevirebilmeleri için her yıl en az % 5 büyümek zorunda olduğunu unutmamak gerekir.

29- Diğer taraftan geçtiğimiz yıl % 2,2 büyüyen ekonominin, ikinci çeyrekteki büyümeye rağmen bu yılın geri kalan kısmında dış veya iç siyasette ve ekonomide hiç bir hata yapılmazsa en fazla % 3–3,5 bandında büyüyebileceği görülüyor.

30- Bunu hükümetin bakanları da kabullenmiş durumda.

31- İkinci üç aydaki % 4,4’lük büyümenin kaynaklarına baktığımızda da, yılın geri kalanı için bu büyümenin sürdürülemez olduğu derhal anlaşılıyor.

32- 2013’ün ikinci üç ayında, 4,4 puanlık büyümenin 3,4 puanı ailelerin tüketiminden gelmiş.

33- Yılın ikinci üç ayında faizlerin tek hanelere inmesi ve tl’deki değerlenme tüketim iştahını artırmıştı. Ancak bugün geldiğimiz noktada faizler yeniden çift haneye yükseldi, dolar kuru 2 TL’nin üstüne yerleşti.

34- Dolayısıyla yılın ikinci yarısında tüketimde ciddi bir yavaşlama kaçınılmaz görünüyor.

35- Bu arada özel sektörün yatırım iştahı ise tamamen kaybolmuş durumda. Son 1,5 yıldır özel kesim yatırımları büyümeyi artırmıyor tersine aşağı çekiyor.

36- Başbakan iş adamlarına % 4,4 büyüme için teşekkür ederken, keşke sanayicilere 1,5 yıldır neden yatırım yapamadıklarını da bir sorsaydı.

37- Aynı dönemde kamunun tüketim ve yatırım harcamalarının büyümeye yaptığı katkı ise 2,2 puan. Bu, büyümenin % 49’unun kamudan geldiğini gösteriyor.

38- Son 9 ayda kamunun büyümeye yaptığı ortalama katkı 2,4 puan. Aynı dönemde ortalama büyüme hızı ise 2,9 puan. Yani son dokuz ayı dikkate alırsak büyümenin neredeyse tamamı kamudan gelmiş.

39- Önümüzdeki günlerde kamunun aynı harcama performansını sürdürmesi ise mümkün değil. Hükümet bunu sürdürmek isterse hem bütçe açığını, hem de cari açığı daha da artıracaktır. Nitekim buna yönelik uyarılar dışarıdan gelmeye başladı. Kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s yaklaşan seçimlere dikkat çekerek bütçe dengelerinde bozulma uyarısı yaptı.

40- Yılın ikinci üç ayında büyümeye ilişkin dikkat çeken bir diğer husus ise yüksek stok birikimi. Stok birikiminin ikinci çeyrekte büyümeye yaptığı katkı 2,3 puan. Yani toplam büyümenin % 52,4’ü stok biriktirmek suretiyle sağlanmış.

41- Oysa merkez bankasının iktisadi yönelim anketleri şirketlerin % 81’inin mevcut stoklarından memnun olduğunu ve stok artırmaya gerek duymadığını söylüyor. Yani anketler bu stok birikimini doğrulamıyor.

42- Yine bu günkü fiyatlarla stok artışı 247 milyon TL olurken; 1998 yılının fiyatlarıyla hesaplanan reel stok artışı 439 milyon TL olmuş. Yani bu yıl stoka koyduğumuz malların fiyatları 1998 seviyesine mi düşmüş? Bunun nasıl olduğu gerçekten açıklanmaya muhtaç.

43- Türkiye’de istatistiki veri kalitesi konusunda ciddi kuşkular vardır. Ödemeler dengesinde neredeyse cari açık seviyesine ulaşan net hata noksan, izah edilemez stok artışları bunlardan bir kaçı.

44- Veri üreten kurumlar veri kalitesi konusunda çok hassas olmak zorundadırlar. Aksi halde Yunanistan’daki meslektaşlarının durumuna düşerler.

45- Sonuçta ikinci üç ayda toplam yurtiçi talebin büyümeye yaptığı katkı 7,5 puan olurken büyüme hızı % 4,4 te kalmıştır.

46- Yani dış talep büyümeyi 3 puan aşağı çekmiştir. Borçlanmayla yaratılan her 100 birimlik iç talebin, 40 birimi ithalatla karşılanmıştır. Bu ekonomide rekabet sorununun sürdüğünü göstermektedir.

47- Nitekim sektörlerin büyümeye katkısına baktığımızda büyümenin % 76’sı dış ticarete kapalı sektörlerden gelmiş.

Değerli basın mensupları;

48- Başbakan TÜMSİAD toplantısında adresi şaşırmış, % 4,4’lük büyüme için AVM’ciler ve rezidansçılara teşekkür edeceğine üretemez hale getirdiği sanayicilere teşekkür etmiş.

49- Şimdi hal böyle iken, başbakanın çıkıp, TÜMSİAD’da uyuyan devi uyandırdık demesinin hiç bir anlamı yoktur. Ayrıca ekonomiyi izlemekten ne kadar uzak olduğunu da ortaya koymaktadır.

50- Eğer AKP, 11 yıllık iktidarında elverişli küresel iklimi oportünistçe harcamak yerine ülkenin büyük potansiyelini harekete geçirmekte kullanabilseydi, uyuyan dev işte o zaman gerçekten uyanacaktı.

51- Bu yıl büyüme % 3,5 bile olsa 11 yıllık AKP iktidarında ortalama büyüme hızının % 4,9 olacağını görüyoruz. Oysa çok partili yaşama geçtiğimiz 1946’dan 2002’ye kadar Türkiye’nin ortalama tarihsel büyüme hızı % 5,2’dir.

52- Sayın başbakan iktidarınızda Türkiye ekonomisini sıcak parayla mışıl mışıl uyutmuşsunuz. Bunu ben değil, devletin resmi rakamları söylüyor.

53- Türkiye’nin artık;

Sıcak parayla beslenen borçla harcama yaptırmak yerine, üreterek elde edilen kazançla harcama yaptıracak,
Ülkeyi dünyanın alışveriş merkezi değil üretim üssü yapacak,
Gencini üretime koşacak onun verimliliğini artırarak en az gelişmiş ülkelerdeki yaşıtları kadar kazanç elde etmesini sağlayacak,
Vatandaşlarını borcun altında ezen değil, kazancından emin olarak rahatça borçlanabilmesini sağlayacak,
Bilgi toplumuna geçişi sağlayacak yeni bir büyüme stratejisine ihtiyacı var.

Değerli basın mensupları;

54- Türkiye mutlaka sıfır hata ile yönetilmek zorundadır. Yeni dönemde en çok sıkıntı yaşayacak ülke listelerinin en ön sıralarında Türkiye’nin adı yer almaktadır.

55- Böyle bir ortamda bağımsızlığını Dolmabahçe’de rehin bırakan merkez bankasının başkanı da yılsonu için 1,92 TL’lik nokta dolar kuru hedefini vermeye devam etmektedir.

56- Arkadaşlar dalgalı döviz kuru rejimini uygulayan bir merkez bankasının başkanı dolar kuru için nokta tahmin veremez. Bu nokta tahmini verdiği anda bu artık tahmin olmaktan çıkar, piyasaya ve millete bir taahhüt olur.

57- Hata bir kez yapılırsa ona hata denir. İkinci kez yapılırsa o artık hata değil bir tercih ve taahhüttür. TCMB başkanı ikinci kez 1,92 TL’lik kur hedefinin arkasındayım diyerek artık ciddi bir taahhüttün altına girmiştir.

58- Bakın gazetelerde her gün okuyoruz. Vadeli döviz piyasasında bankalar eliyle işlem yapan pek çok vatandaşımızın, tasarruflarını dövizdeki sıçramaya kaptırdığı anlaşılıyor. Bu vatandaşlarımız şimdi bankaları dava etmeye hazırlanıyorlar.

59- Bugünden sonra TCMB başkanına güvenip, dövizle borçlanan, dövizle sözleşme yapan her bir vatandaşımız, dolar kuru yılsonunda 1,92 TL olmaz ise TCMB başkanını da dava etme hakkına sahiptir. Çünkü bu taahhüttü veren alelade birisi değildir. Dövizin fiyatını etkileyebilecek araçlara sahip bir kurumun başındaki kişidir. Bu başkan TL’yi aslanlar gibi savunacağını, dövizin belini kıracağını millete taahhüt etmiştir. Millet de bu başkanın sözlerine güvenerek yapacağı dövizli işlemlerden, dövizin 1,92 TL olmaması nedeniyle, zarar ederse TCMB başkanı bu zarardan sorumlu olacaktır. Vatandaşlar sana güvendik zarar ettik diye başkanı dava etmelidirler.

60- Türkiye’de herkes konumunu ve yerini bilerek konuşmak zorundadır.

Şimdi sorularınız varsa alabilirim

Soru –cevap kısmı:

Net hata noksan kaleminden gelen 4.8 milyar dolarlık para girişini nasıl değerlendirdiğini ve Suriye’den para girişlerinin rolü olup olmamasını sorulması üzerine Öztrak şunları söyledi:

"Bu net hata noksan kaleminden nereden geldiği belirli olmayan para girişlerindeki patlamaları ekonominin dönme noktalarında görürüz. Temmuz ayında bu kadar büyük bir net hata noksan kaleminin olması ekonomide bir olağanüstü durumun olduğunu göstermektedir. Ödemeler dengesinde zaten 4 olağanüstü hal görünüyor. Birincisi cari açık yeniden hızla artmaya başlamış; ikincisi, finansman bulamamışız hatta dışarı para kaçmış; üçüncüsü, ödemeler dengesinin 4.8 milyar dolarını net hata noksan gibi kaynağını bilmediğimiz bir kalemle finanse etmişiz; dördüncüsü, rezervlerimizi azaltmaya devam etmişiz. Net hata noksandaki bu artış cumhuriyet tarihinin aylık rekorudur. Bu büyüklükte bir rakamı bugüne kadar görmedik ama buna yaklaşan rakamları 2008 sonunda ve 2009 yılında kriz sırasında gördük. Benim kanaatim bu rakamın önemli kısmı sıkıntılı olan ailelerin yastık altındaki dövizi bozdurmaları, sıkıntıda olan finansmana ulaşamayan şirketlerin yurtdışındaki mevduatlarını ithalat için kullanmaları, bir de doların 2 TL’yi geçmesiyle insanların psikolojik olarak ‘bunu TL’ye çevirip kar edelim’ yaklaşımı etkili olabilir. Tabii ki Suriye de etkilidir. Türkiye’de artık sınır falan yok. Perfore sınır olayı var. Atlarla geliyorlar, bu tarafta da bizim silahlı kuvvetlerimiz.Buradan kaçak malları geçiriyorlar, buradan bavullarla dolar da geçiyor olabilir. Bu dolarları da Türkiye’de bozduruyor olabilirler. Bunlar istikrarsızlık unsurlarıdır. Açık söyleyeyim: Bu kaynağa güvenerek ödemeler dengesinde bu cari açığı sürdürmek de mümkün değildir."

    Cuma, 13 Eylül 2013 14:40

Bağlantılı Konular