Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, tedavi görmekte olan eski bakanlardan Ali Rıza Uzuner’i ziyaret etti

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Başkent Üniversitesinde Hastanesi’nde Yatmakta olan eski bakanlardan Ali Rıza Uzuner’i ziyaret ederek yakınlarına ” Geçmiş Olsun” dileklerini iletti.

Hastaneye gelişinde CHP Zonguldak Milletvekili ve Başkent Üniversitesinin Kurucu Rektörü Mehmet Haberal tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu, hastanenin yeni yapılan bölümlerini de gezdi, rektör odasında Haberal ile bir süre görüştü

Hastane çıkışında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan CHP Liderine Ankara İl Başkanı Zeki Alçın eşlik etti. Gazetecilere açıklamalarda bulunan ve soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Uzuner’in uzun yıllar Türkiye’ye hizmet etmiş, değerli bir devlet adamı olduğunu belirterek, acil şifa dileğinde bulundu.

Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: “Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki engel 12 Eylül askeri rejiminin getirdiği yasalardır. Bu yasalar değişmeden Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi olmaz”

“Yasalarla kılık kıyafet düzenlenmez. Kılık kıyafetin düzenlenmesi ile ilgili yönetmelikler vardır. O yönetmelikler şu anda uygulanıyor zaten. Yasalarla neyi değiştireceksiniz”

“Kendisi Başbakan olmadan önce, pek çok yurt dışı ziyareti yaptı. Hangi sıfatla gitti. Önce onun hesabını versin. Biz Mısır’a da Irak’a da Suriye’ye de diğer ülkelere de halkımızdan aldığımız yetkiyle gidiyoruz”

Demokratikleşme Paketini Değerlendirme Toplantısı’nın gelecek haftaya ertelenmesinin nedeninin, BDP’nin İmralı’ya yapacağı ziyaret olduğu yönündeki iddiaların hatırlatılıp, “Sizin bu konuya bakış açınız nedir” diye sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Daha önce söylemiştim; masanın bir ucunda Abdullah Öcalan, diğer ucunda da Recep Tayyip Erdoğan var. İkisi görüşüyorlar, pazarlık yapıyorlar” görüşünü ileri sürdü.

Paketten, toplumun bilgisi, olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Nasıl bir demokratikleşme paketi bilmiyoruz. Türkiye’de demokratikleşecek ama Türkiye halkının bundan haberi yok. Böyle bir demokrasi anlayışını biz kabul etmiyoruz. Eğer demokratikleşme olacaksa bu paketin kamuoyuna açıklanması, tartışılması, düşünürlerin, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini bildirmesi gerekir. Öyle anlaşılıyor ki bunlar kendi aralarında oturdular, pazarlık yaptılar. Bir iki noktada kuşkular var onları da gidecerecekler, apar topar Parlamentodan geçirip yasalaştıracaklar ve böylece Türkiye demokratikleşmiş olacak. Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki engel 12 Eylül askeri rejiminin getirdiği yasalardır. Bu yasalar değişmeden Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi olmaz. Kendi düşüncesine göre Seçim Yasası’nı değiştirip, ‘acaba ben vatandaşın başka partilere verdiği oylarla kendime nasıl milletvekili çıkarırım’ bunun arayışı içine girerse bunlar doğru olmaz.”

Pakette, “kamuda türban”, “anadil hizmeti” gibi bazı maddeler olduğunun dile getirilerek, değerlendirmesinin sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, yasalarla kılık kıyafetin düzenlenemeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Kılık kıyafetin düzenlenmesi ile ilgili yönetmelikler vardır. O yönetmelikler şu anda uygulanıyor zaten. Yasalarla neyi değiştireceksiniz” dedi.

Kılıçdaroğlu, paketin kamuoyuna açıklanmadan bu konularda görüş bildirmenin de doğru olmadığını ifade ederken, “Önce bir bakalım neyi açıklayacaklar, neyi konuşacaklar, pazarlıklar ne oldu, uzlaştılar mı uzlaşmadılar mı? Bunları göreceğiz, ondan sonra kararımızı vereceğiz” değerlendirmesini yaptı.

”Çocukları siyasete malzeme etmek hiç doğru değil”
Kılıçdaroğlu, “BDP’nin anadilde eğitim olmadığı için okullarda boykot çağrısı var. Siz bu çağrıyı nasıl buluyorsunuz” sorusunu “Doğru bulmuyorum. Hele hele çocukları siyasete malzeme etmek hiç doğru değil. Bunlar bizim çocuklarımız. O çocukları alıp, siyasete malzeme etmenin bir anlamı yoktur” diye yanıtladı.
Başbakan’ın CHP heyetinin Mısır ziyaretine ilişkin “Hangi sıfatla oraya gidiyorlar” dediğinin anımsatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Kendisi Başbakan olmadan önce, pek çok yurt dışı ziyareti yaptı. Hangi sıfatla gitti. Önce onun hesabını versin. Biz Mısır’a da Irak’a da Suriye’ye de diğer ülkelere de halkımızdan aldığımız yetkiyle gidiyoruz. Bölgemizde savaş olmasın istiyoruz. İnsanlar bir birini öldürmesin diyoruz. Bana söylermisiniz; savaş kışkırtıcılığı yapan bu Başbakan’dan başka dünyada başka bir siyasi lider var mı? Yok böyle bir şey. Herkes barış ister, bizim ki savaş ister. Herkes huzur ister, bizim ki kavga ister. Eli kirli. Bir Başbakan’ın eli kirli olmaz. Eline silah verip Suriye’ye gönderiyorsunuz, ‘git kardeşini öldür’ diyorsunuz. Eli kirli yetmedi şimdi dili kirli. Bu doğru değil.”

”Son derece riskli, son derece tehlikeli”
Kılıçdaroğlu, “28 Şubat soruşturması ile ilgili Başbakan Erdoğan’ın burda sivil kanadın da olduğu yönünde açıklamaları olmuştu ve bunun arkasından Aydın Doğan ve Koç Grubu ile ilgili soruşturma başlatıldı. Siz nasıl görüyorsunuz bu süreci” sorusunu yanıtlarken de Hitler’in Almanyasında “Führer’e doğru” diye bir kavram olduğunu dile getirdi.

“Hitler bir şey söyler, ertesi gün bütün bürokrasi ve milletvekilleri onu yerine getirmek için yarışırlardı” diyen Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Benzer bir uygulama 2013′ün Türkiyesinde var. Recep Tayyip Erdoğan bir şey söylüyor, onun milletvekilleri, bürokratları, savcıları, yargıçları, onun söylemlerini yerine getirmek için çaba harcıyorlar. Türkiye’de gelinen nokta malesef bu. Demokrasi açısından son derece riskli, son derece tehlikeli. Yargılamalar siyasetin isteği üzerine yapılırsa o zaman Türkiye’de yargı bağımsızlığından söz edilemez. Zaten de söz etmiyoruz. Yargı tümüyle siyasi iktidarın emrinde dolayısıyla o bir talimat veriyor, yargıda gereğini yapıyor. Buna da biz yargı diyoruz.”

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine önümüzdeki günlerde Adana’da “Savaşa Hayır” mitingi düzenleyeceklerini de bildirdi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışmaları sırasında CHP’li milletvekilleri arasında görüş ayrılıkları yaşandığının hatırlatılması üzerine ise Kılıçdaroğlu, komisyonda 4 siyasi partinin bulunduğunu ve bir araya gelerek tartıştıklarını anlattı.

“Anayasa Komisyonu’nda görüş bildirmek, tartışmak ne zamandan beri ayrışmanın esası olmaya başladı” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin düşüncelerini komisyonda özgürce dile getirip, tartışması gerektiğini bundan da halkın kazançlı çıkacağını söyledi.

Komisyonda 3 milletvekilleri olduğunu da hatırlatan Kılıçdaroğlu, komisyona katkı veren diğer üyelere ve uzmanlara da başarılar diledi.

”Cami ve cemevi kompleksi “
Mamak’taki cami ve cemevi kompleksi ve sonrasındaki tartışmaların sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, “Dini siyasette kullanmak, dine yapılacak en büyük kötülüktür” dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“İnançlar siyasette kullanılmaz. Hele bizim gibi Müslüman bir ülkede, Allah ile kulun arasına kimsenin girmediği öngörülen bir dinde, araya birilerin girip, siyasilerin girip kendilerine göre dine yön vermelerini biz doğru bulmuyoruz. Herkesin inancına saygılıyız, herkes inancını özgürce dile getirebilmeli, özgürce yapabilmeli. Ayrışma, kavga olmamalı. Herkes bir diğerinin inancına saygı göstermeli. Türkiye’de bunu egemen kılmalıyız. Çatışarak, çatışma kültürü ile biz doğruları bulamayız. Yanlış yaparız. Bu bağlamda da olaya daha dikkatli bakmamız, tarafları dinlememiz gerekiyor. Bir önyargıyla gidip, ‘şu suçludur, şu haklıdır’ demeyi ben siyaseten doğru bulmuyorum.”

    Cumartesi, 14 Eylül 2013 13:17

Bağlantılı Konular