"Başbakan giderek otoriterleşiyor. Her türlü sosyal olayın üstüne büyük bir sertlikle gidiyor."

“Ben sandıktan çıktım sana her istediğimi yaparım. Sen benim dediğimi yapacaksın. Böyle bir ceberrutluk olmaz. Ama, Başbakan bu noktaya gelmiş vaziyette”

“Şu anda merkez bankası Başbakan’ın talimatlarıyla hareket eden Dolmabahçe’de Başbakan’dan emir alan bir merkez bankası.”

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Kanal B’de öncelikle ekonomi olmak üzere güncel olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu ve soruları şöyle yanıtladı;

Sunucu: İyi günler güncelle karşınızdayız. Bugünkü programın ilk bölümünde ekonomiyi değerlendireceğiz. Ekonomide bugün çok önemli verilerden biri açıklandı. Cari açık beklentilerin üzerinde çıktı. Büyüme geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı. Büyümede beklentinin üzerinde çıkmıştı. Bunların ekonomiye etkilerini biraz değerlendireceğiz. Stüdyomuzda CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak var. Efendim yayınımıza hoş geldiniz.
Faik Öztrak: Hoş bulduk.

Sunucu: Cari açık açıklandı ve beklentinin üzerinde çıktı. Aslında Türkiye ekonomisinin en büyük sorunlarından, en kırılgan noktalarından biri olarak her zaman gösterilir ve 5.79 milyar dolar oldu. Ocak – Temmuz döneminde ise 42.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Nasıl buluyorsunuz cari açık kontrol altında mı, çok mu yükseliyor? Beklentinin üstünde ama biraz.
Faik Öztrak: Şimdi cari açığın tek bir ayda geçen yılın Temmuz ayına göre artışı %42. Bu çok yüksek bir artış. Bundan önceki aydaki artış sadece %17’ydi. Ve bu cari açığın yine 7 aylık büyüklüğüne dönüp baktığımız zamanda geçen yılın aynı dönemine göre %23 oranında artıp 42 milyar dolar olmuş. Kabaca yine bu ay geçen aya göre cari açık ne kadar artmış diye baktığımız zaman 12 aylık bazda baktığımızda o da 1.7 milyar dolar artmış ve 55.8 milyar yıllık cari açık 55.8 milyar dolara çıkmış.

Şimdi böyle baktığımız zaman yılsonunda bu cari açığın 60 milyar dolarları bulacağı gözüküyor. Ama tablonun tamamına baktığımız zaman ondan daha önemli bir takım gelişmeler var. Bir kere dediğiniz gibi cari açık yeniden yükselme eğilimi içine girmiş. Geçen ay biraz böyle daha ağır artarken. İki; daha mühimi 2009 yılının Mart ayından bu yana ilk defa aşağıda sermaye hesabı dediğimiz, yani bu cari açık nasıl finanse edilmiş ona baktığımız zaman 764 milyon dolar açık vermiş. İlk defa bu Mart ayının 2009 Mart ayından buyana. Bu ne demek? Yani normal bildiğimiz kanallardan Türkiye’ye para gelmemiş para çıkmış 764 milyon dolar.

Sunucu: Bir şey tersine dönmüş.
Faik Öztrak: Bir şey tersine dönmüş. Şimdi 5.8 milyar dolar cari açık, kabaca 0,8 milyar dolarda finansman açığı var. 6.6 milyar dolar. Bu 6.6 milyar doları nasıl finanse etmişiz diye dönüp baktığımız zamanda bunun 4.8 milyar dolarlık net hata noksan kaleminden gelmiş. Yani kaynağını bilmediğimiz kalemlerden bize 4.8 milyar dolar para gelmiş. Bu rekor. Cumhuriyet tarihinin rekoru yani. Çok yüksek bir net hata. Aylık net hata noksan kalemi.

Şimdi buna rağmen 6.6 demiştik. Buna rağmen Türkiye Temmuz ayında da 1.8 milyar dolarlık döviz rezervlerini azaltmak zorunda kalmış. Yani döviz rezervlerindeki azalma devam ediyor. Rezervlerimiz azalıyor. Zaten Mart ayından buyana baktığımız zamanda 9 milyar dolar rezervimiz gitmiş. Şimdi bu net hata noksan kalemi nedir diye dönüp baktığımız zaman aslında kaynağını bilmediğimiz kalem. Diyorlar ki, şimdi şeyden kaynaklandı. Varlık barışından dolayı ortaya çıkan bir kaynaktır diyorlar. Varlık barışından dolayı ortaya çıkıyorsa varlık barışından gelen paralar kayda girmek üzere geliyor. Dolayısıyla bir şekilde banka hesabından, şuradan buradan gelmesi lazım. Nasıl net hata, noksan kalemi oluşturabilir onu anlamış vaziyette değilim. Bu olsa olsa 3 – 4 tane şeyden olabilir. Bir; Temmuz ayında Türk lirasının dolar karşısındaki değeri 2 lirayı aştı. Bu nedenle vatandaşlar yastık altındaki paralarını bozdurmaya başlamış olabilirler bir.

İki; yine bu Suriye’den gelen mülteci sayısı giderek artıyor, sığınmacı sayısı giderek artıyor. Dolayısıyla bunlarda dolar getirip Türkiye’de bunu bozduruyor olabilirler. Onun dışında farklı kalemler de olabilir. Ama burada üzerinde durmamız gereken şey şu; cari artıyor bir. İki; finansman kalitesi bozuluyor. Cari açığı kaynağı belli olmayan kalemler artı rezervlerimizden yani merkez bankasının kasasındaki rezervleri bozdurarak karşılayabiliyoruz. Dolayısıyla bu sürdürülemez bir gidiş. Devam ettiremeyiz bunu bu şekilde. Yeniden cari açığın yukarı doğru gitmesi önemli bir problem.

Sunucu: Çünkü rezervlerde de ileride sıkıntı yaşanabilir.
Faik Öztrak: Şimdi bugün Başbakanı dinliyorum konuşuyor. Uyuyan dev uyandı. İkinci çeyrekte %4.4 Türkiye büyüdü. Sadece Temmuz ayındaki bu cari açık rakamı aslında %4.4 büyümenin artık sürdürülemeyeceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bakın, büyüme %4.4’lük büyüme aslında bu yılın ikinci çeyreğine ait olan bir şey. Bu yılın ikinci çeyreğinin büyük kısmında yani 22 Mayıs’a kadar Bernanke’nin yaptığı açıklamaya kadar dünyada farklı bir konjonktür vardı. Herkes şunu bekliyordu. Farklı bir iklim var, döviz bolluğu devam edecek, sıcak para bolluğu devam edecek ve bizde istediğimiz gibi tüketimi, harcamayı arttıracağız. Bu harcama artışlarıyla birlikte de büyümeyi sağlayacağız. Ama 22 Mayıs’ta Bernanke dedi ki bir dakika. Parti bitti, ben artık eskisi kadar para vermeyeceğim. Bunu demesiyle birlikte dünyada iklim değişti. Bu iklim değişikliğinden de rezervlerin düşüklüğü, cari açığının büyüklüğü nedeniyle Türkiye en fazla etkilenen ülkeler içinde yer aldı. Dolayısıyla şimdi bu cari açığı falan daha fazla arttırmak, rezervlerden daha fazla bozdurarak cari açığı finanse etmeye devam etmek gibi bir lüksümüz artık yok. Çünkü dünyada para kalmadı.

Bu çerçevede dönüp baktığımız zaman şu gözüküyor ortaya. Bundan sonraki ikinci 6 ayda, yılın ikinci yarısında Türk ekonomisi yeniden yavaşlamaya devam edecek. Ve bu yıl eğer hükümet hiç hata yapmazsa iç politikada, dış politikada veya ekonomi politikalarında istikrarlı bir şekilde götürebilirse 3 – 3,5 bandında büyüyebiliriz. Ama bu 3 – 3,5 bandı neye göre? %4’lük hükümetin sene başında deklere etmiş olduğu hedefe göre. Bana göre %4 bile düşük. 3 – 3,5 çok düşük. Geçen sene %2.2 büyüdük. Bu sene 3- 3,5. Niye problem diyeceksiniz? Şimdi dönüp baktığınız zaman Türk ekonomisinde hala halkının borçları, şirketlerin borçları son 2 – 3 yıldır olağanüstü bir hızla artıyor. Neden? Çünkü hükümet bir seçim stratejisi izledi, bir seçim ekonomisi izledi. Dışarıdan gelen sıcak parayı içeriye borç olarak verdi yönetmek yerine. Hem ülkenin rekabet gücünün canına okudu, hem de insanları borca batırdı.

Şimdi insanları bu borca batırdıktan sonra ekonomiyi yavaşlattığınız zaman yani kazançlar yavaşlamaya başladığı zaman bu borcu ödemekte zorlanacaksınız. Bu borcu ödemekte zorlanmaya başladığınız zaman bu büyümeyi daha da hızlı aşağı doğru çekecek. Onun için şunu çok net olarak söylüyorum. Hata yapma lüksümüz yok ama sürekli hata yapıyoruz. Bakın, Başbakan giderek otoriterleşiyor. Her türlü sosyal olayın üstüne büyük bir sertlik içinde gidiyor. Uzlaşma yok. Hep bölmeye çalışıyor. Onlar, bizler. Biz sandıktan çıktık onlara istediğimizi yaparız. Bu demokrasi anlayışı bugünkü çağdaş demokrasi yaklaşımıyla uyumlu bir anlayış değil. Yani nasıl siz şöyle bir şey, demokrasi şu demek. Evet sandıktan çıktınız sizin yönetme hakkınıza saygı gösterilecek. Ama sizde sandıktan çıkmayan, muhalefette olan,  sandıktan çıkıp muhalefette kalan veya azınlıkta olanların haklarına saygı göstereceksiniz. Ben sandıktan çıktım sana istediğimi yaparım. Sen benim dediğimi yapacaksın. Böyle bir ceberutluk olmaz. Ama maalesef bugün bu ülkenin Başbakanı bu noktaya gelmiş vaziyette.

Yine dönüp dış politikaya baktığınız zaman ne dediler? Komşularla sıfır sorun dediler. Sorunsuz sıfır komşu noktasına geldik. Bütün komşularımızla kavgalıyız. Bugün Suriye’de çıkabilecek bir sıcak savaşın Türk ekonomisine olası etkilerini bakın şu savaş olsun, olmasın, müdahale olsun, kimyasal silahları iade etsin o zaman kabul edelim. Bu tartışmalar sürecinde piyasalarda olan bitene bakın anlarsınız.

Sunucu: Sizce ne gibi etkiler doğurabilir? Yani piyasada en basitinden dolar üzerinde büyük tartışmalar var. Doları ayrıca konuşacağız ama. Neleri etkileyebilir?
Faik Öztrak: Şimdi bakın, doğrudan savaşa müdahil olacak bir ülkenin diğer ülkelere göre daha fazla riskli olacağı açıktır. Daha fazla riskliyseniz size gelmek için sermaye daha fazla faiz talep edecektir. Faizleriniz artacaktır. Yine size gelebilmek için kurun, Türk lirasının kurunun dolar karşısındaki değerinin en aşağı seviyede olmasını bekleyecektir ki mümkün olan en az riski alsın. Yani 2 liraların çok üstünde olması lazım. O da yukarı doğru çekecektir Türk lirasını. Bütün bunlara dönüp baktığımız zaman bu ikisi tüketici güvenini çok ciddi şekilde etkileyecek olan kalemler. Yani bir ülkede böyle Türk lirası patlayıp gittiği zaman, faizler yükselmeye başladığı zaman tüketici çekingenleşmeye başlar, tüketimini azaltır. Yetmez enflasyon artar. 5 liraya çıkar benzin bugün gördüğümüz gibi. Birçok alanda zararlar ortaya çıkar. Yani şimdi bakın, 22 Mayısla Ağustos sonu arasında bu ülkede sermaye piyasasında bulunan şirketlerin değeri 175 milyar Türk lirası düşmüş. Yetmemiş Türkiye’nin 450 milyar dolarlık açık pozisyonu olması nedeniyle kurdaki o sıçrama Türk ekonomisine 90 milyar Türk lirası kur farkı zararı yazdırmış. O da yetmemiş faizlerin iki katına çıkması nedeniyle de buradan da yaklaşık 30 milyar civarında bir zarar yazmışsınız.

Şimdi bu toplam 290 milyar Türk lirası zarar ediyor. Bu birilerinden çıkacak ve maalesef bu iktidarın yönetiminde de bu zarar hakça dağıtılmıyor, toplumun yoksul kesimleri üzerinden tahsil edilmeye bakılıyor. İşte ne oluyor? Benzin 5 lira oluyor, kur 2 liranın üstüne çıkıyor. En basiti bugünlerde sık sık konuşuyorum. Ayçiçek üreticisine para veremiyorsun, prim veremiyorsun. Ayçiçek üreticisi son derece zor durumda kalıyor, sıkıntıda. Yani geçen senenin altında fiyatlar. Sen üreticiyi yaşamaya mahkum ediyorsun. Nasıl ödeyecek? Borca gelelim. Borca batırdın, daha az para veriyorsun. Traktörün parasını nasıl ödeyecek? Aldığı borcun taksitini geriye gübre almak için, mazot almak için aldığı borcun taksitini geriye nasıl ödeyecek? Mazotu nasıl ödeyecek? Her sektörde sadece tarımda değil, ayçiçeği güzel bir örnek ama başka sektörlerde de aynı durum var büyüme yavaşlamaya başladığı zaman, kur patladığı zaman, faizler böyle yukarıya doğru gittiği zaman. O zaman üretici, vatandaş ciddi şekilde sıkıntıya giriyor. Dolayısıyla bu sıkıntılar içinde ikinci yarıda büyümenin bu şekilde devam etmesi mümkün değil.

Birde şunu söyleyeyim. Yani beni şaşırtan çok ilginç noktalar var. Örneğin bu 4.4’lük büyümenin yaklaşık 2,5 puanı stok artışından gelmiş. Ekonomide millet stoklarını arttırmış. Niye stoklarını arttırır? İleride talebin artacağı beklentisiyle. Güzel. Ama dönüp bakıyoruz şirketlerle yapılan anketlerde diyor ki, ben stok seviyemden memnunum. Bu o demektir ki şirketler stok arttırmıyor. O zaman kimin stoku artıyor. Birde stok rakamlarına da baktığımız zaman cari bugünkü fiyatlarla stoklar 250 milyon Türk lirası artmış. Ama sabit fiyatlarla 1993 fiyatlarıyla stoklar 450 milyon Türk lirası artmış. Bu nasıl oluyor? Açıkça buradan söylüyorum. TÜİK’in artık ciddi bir kalite kontrol ekibi kurması lazım. Böyle olmaz. Her hesabına baktığımız zaman her hesapta bir problem görüyoruz. Peki büyümeyi yukarı çeken başka faktörler ne? Şimdi devam edecek mi, etmeyecek mi onu konuşalım. Özel tüketimi yukarı çekmiş. Özel tüketimin devam etmeyeceğini demin anlattığım bu borç sarmalı hikayesinden gördük zannediyorum.

İkincisi; kamu harcamaları olağanüstü artmış. Kamu harcamalarının büyümeye katkısı %2. Buna karşılık geçmişte %2’nin üstünde 2,2. Geçmişte bunun ortalaması ne? %0,6 civarında. O zaman bunu sürdürmekte mümkün değil. Son olarak nereden geliyor başka? Stoktan geliyor. 2,5 dedik. Şimdi böyle baktığınız zaman stokta devam etmez. Toplam iç tüketimdeki artış bakın tablo şu; iç tüketimdeki artış %7,5. 7,5 puan artmış. Büyüme ne kadar artmış? 4,4 artmış. Geri kalan 3 nereden karşılanmış? İthalatla karşılanmış. Yurt içinde talebi yaratmışız, dışarıdan ithalatla karşılamışız. Bunu sürdürmemiz mümkün mü? Yani cari açığı büyütmüşüz. Bunu da sürdürmemiz mümkün değil.

Dolayısıyla bu mevcut politikalarla Türk ekonomisi bir kere rakamsal olarak sadece ekonomik olarak baktığımız zaman bu mevcut politikalarla büyüme hızının bu yapı içinde düşmesi lazım. Ama yetmez…

Sunucu: Demek ki siyasi hatalar onu söylüyorsunuz…
Faik Öztrak: Biraz önce söylediğim sürekli siyasi hata yapan bir hükümet var. Bir başka bir şey daha onunda altını çizmek isterim. Hep bunu unutuyoruz. Bugün iktidar partisinde 3.dönem sendromu denen bir sendrom yaşanıyor. Bazı bakanlar belediye başkanı olacak, bazı milletvekilleri belediye başkanlığına kaydırılacak. Bu arkadaşların kafası hep o işlerle meşgul. Dolayısıyla bu tarafta ya ekonomide ne oluyor? Bak dış politikada bazı arkadaşlarımız hata yapıyor bunları uyaralım falan böyle bir mekanizmada çalışmıyor partinin içinde. Başbakan aldı başını gidiyor. Dışişleri bakanı aldı başını gidiyor. Partinin içinde bunların gidişatını kontrol edecek bir mekanizma yok. Diyorlar ki biz müzakere ediyoruz kendi aramızda. Müzakerede lafını, sözünü çıkarıp da o müzakereye katkı koyabilecek adam kalmadı. Böyle baktığınız zaman gerçekten Türkiye’de artık bu iktidarla ne Türk ekonomisi, ne Türk siyaseti yönetilemez hale gelmiş vaziyette.

Sunucu: Siyasi kırılganlıklar tabi burada çok konuşurken aslında dolar konusuna, döviz konusuna sıkça laf geldi biraz onu konuşmakta fayda var. Döviz rezervlerinde sıkıntı var diyorsunuz. Ki bu merkez bankasının biraz doları kontrol etmek için son dönemde sıkça başvurmak zorunda kaldığı bir yöntemdi ve şuanda baktığımızda iki sıfır 197. İki sıfır iki sınırında. Dolar 2 liranın üstüne çıktı. Gerçi merkez bankası başkanı dolar konusunda Erdem Başçı dedi ki, dolar 1,92 olur. Hatta sonra bir açıklama daha yaptı ben sözümün arkasındayım dedi. Dolar konusundaki bu yükselişi nasıl yorumluyorsunuz?
Faik Öztrak: Şimdi tabi doların 2 lirayı geçmesi bir psikolojik sınırın aşılmasıdır. Dolayısıyla bundan sonra artık dolardan fiyatlara geçişgenlik yani doların fiyatları etkilemesi daha yüksek olacaktır. Enflasyonu da azdıracaktır bunda hiç tereddüt yok. Ama burada benim dikkatimi çeken şey şu; Türkiye kendi liginde kısa vadeli borçlarının rezervlere oranı, ithalatının yani rezervlerinin ithalatı karşılama oranı bakımından en kötü durumdaki ekonomilerden bir tanesi. Şimdi böyle bir ekonominin merkez bankası başkanı ve de biz şey uyguluyoruz. Serbest kur sistemi uyguluyoruz. Merkez bankası başkanı çıkıyor diyor ki, sene sonunda dolar 1.92 olacak nokta atış yapıyor. Yetmiyor dün çıkıyor yine ben dediğimin arkasındayım sene sonunda dolar 1.92 olacak diyor. Ben olsam açık söyleyeyim. Bugün vatandaşlara ben şunu tavsiye ediyorum, şirketlere de. Girin kardeşim forward işlem yapın 1.92 üzerinden bankalarla. Eğer tutmazsa kalkın merkez bankası başkanını dava edin. Neden biliyor musunuz? Bir ülkenin merkez bankası başkanı tahmin yapamaz. Bir ülkenin merkez bankası başkanı ben şöyle tahmin ediyorum, böyle tahmin ediyorum diyemez. Bir ülkenin merkez bankası başkanının ağzından dolar 1.92 olacak çıkıyorsa o hedeftir. O hedefi tutturamazsa da o hedefi tutturamaması nedeniyle zarara uğrayan vatandaşların zararını merkez bankasının ödemesi lazımdır. Bu kadar açık. Böyle şey mi olur? Hadi birincisini söyledin. Yani o günün paniği içinde söylenmiş bir laf diye düşünelim. Şimdi çıktın bir daha 1.92. O zaman vatandaş burada girecek forward işlemini yapacak, ileriye dönük işlemini yapacak bankalarla. O işlemden zarar ederse, yani kur 1.92 olmazda zarar ederse dönecek merkez bankası başkanına tazminat davasını açacak. Başka çaresi yok.

Çünkü sonuç itibariyle baktığınız zaman merkez bankaları, merkez bankasının başkanları kuru belirleyebilecek pozisyondadırlar.

Sunucu: Bu aslında çok önemli bir cümle.
Faik Öztrak: Yani şunu söylüyorum. Kuru belirleme, kur konusunda bir taahhüt verirse onun peşinden koşmak durumundadır. Tahmin yapmak durumunda değildir. Merkez bankası başkanı borsacı değil ki. Merkez bankası başkanı herhangi bir ekonomistte değil yıl sonuna serbestçe tahmin verebilsin. Merkez bankası başkanı kur bu olacak diyorsa o tahmin olmaktan çıkar o bir taahhüttür. O taahhüdün yerine gelmemesi nedeniyle zarara uğrayanlar o taahhüdü verene kalkarlar davayı açarlar.

Sunucu: Peki olası bir hedef mi? Yani şuanda 2 liranın üstünde.
Faik Öztrak: Neye güvenerek bu söyleniyor bunu bilmiyorum. Yani her şey olabilir tabi. Bugün Türkiye’nin kuru serbest kurdur. Burada mühim olan bunun 1.92 olması, 2 olması, 2.20 olması. Bunlar tabi ekonomik etkileri olur. Bu önemli değil. Burada önemli olan şey şu; serbest kurun uygulandığı bir ülkede merkez bankası başkanının kalkıp Aralık ayında nominal kur hedefi vermesi mühim. Bu son derece yanlış bir olay. Faik Öztrak verir. Benim kur tahminim 2,5’tur der. Mehmet bey, Başbakan bile çıkar kur tahmini verebilir. Ama bağımsız merkez bankasının başkanı kalkıp kur tahmini veremez. Eğer sabit kur sistemi uygulamıyorsa ya da katlı gidecek olan yani yavaş yavaş yükselen kur sistemi uygulamıyorsa.

Sunucu: Peki merkez bankasının bu dolar konusunda son dönemde özellikle politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Faik Öztrak: Şu anda merkez bankası Başbakanın talimatlarıyla hareket eden Dolmabahçe’de Başbakandan emir alan bir merkez bankası. Kurla ilgili tavırları da şunu gösteriyor açık söyleyeyim. Şuanda bu ülkede faizsiz merkez bankacılığına soyunmuş bir merkez bankası yönetimi var. Faizsiz merkez bankacılığı yapmaya kalktığınız zamanda işte bu tür faizi ben sabit tuttum sene sonuna kadar işte kur ama kur tahminimde burada böyle. Yani bakın şimdi ben onu da anlamıyorum. Faizi tutacaksınız, tamam ama kuru da tutacaksınız. Böyle bir olay yok. Bu iktisatta bizim adeta Christophe Colomb’un yumurtası dediğimiz olay. Yani Christophe Colomb’un yumurtası şu; yumurta normalde dik durmaz. Christophe Colomb yumurtayı dik durdurmuş ama kırarak durdurmuş. Bu iş ancak yumurtayı kırarak olur.

Sunucu: Şimdi tabi aslında Türkiye’nin son dönemde dış borcu da çok konuşuluyor. Bu özellikle dolar üstüne kurulu alması da önemli bir etken burada ve geçtiğimiz yıl IMF’ye borcun bitirilmesi konusu hükümetin en iddialı adımlardan birisiydi. Sonrasında özel sektörün borcunun çok yüksek olduğu iddiası hem iktisatçılardan hem muhalefet olarak sizlerden sıkça dile geldi. Bunu nasıl etkiler? Yani biraz doların artmasının etkilerinden bahsettiniz ama…
Faik Öztrak: Önce şunu söyleyeyim; yani Başbakan çıktı 10 milyarını da kendi kullanmış, 20 milyarlık IMF borcunu ödemekten söz etti ve övündü bununla ilgili olarak. Halbuki aynı dönemde Türkiye’nin dış borcu yaklaşık 100 milyar kabaca söylüyorum bu rakamları, 120 milyar dolardan 350 milyar dolara çıktı.

Yani bu şu demek bakın; 80 yıllık cumhuriyet hükümetlerinin almış olduğu 120 milyar dolarlık borcun üstüne sen 230 milyar dolar daha borç yapıyorsun, ondan sonra 20 milyar dolarlık dış borcu ödedim diye övünüyorsun. Ben buna şunu diyorum; bu tam Alinin külahı Veliye, Velinin külahı Aliye hikayesi.

İkincisi; bu hükümetin hep söylediği bir şey var, efendim bu özel sektörün dış borcudur, eskiden devlet borçlanırdı, dolayısıyla bizi ilgilendirmez, özel sektör işini bilir. Daha yeni Uluslararası Para Fonunun yayınladığı bir değerlendirme var. Aslında bütün iktisatçılar olarak da bunu iyi biliriz.

Bakın, dünyada ekonomik bir kriz olduğu zaman özel kesimin borcu falan filan dinlemezler, hepsini üstünüze almak zorunda kalırsınız. Peki, gelişmiş ekonomiler bile bunu böyle yapmadı mı? Amerika’da banka battığı zamanda Amerika’nın bankanın borçlarını kim üzerine aldı? Morgate şirketlerinin borçlarını kim üzerine aldı? Özel kesimin borçlarıydı bunlar. Hepsini Amerikan hükümeti üstüne almadı mı? İngiliz hükümeti kendi ülkesinde zora düşen bankaların borçlarını üzerine almadı mı? Demek ki ne oluyormuş? Özel sektör ne kadar dikkatli olursa olsun sistemik bir kriz çıktığı anda özel kesimin borçları devletin borcu oluyormuş. Dış borcu konuşuyoruz.

Onun için şunu açıkça söyleyeyim; bu yok işte bizim GSYİH’ya oranına bakın, şuna bakın, buna bakın, borca bakın bu lafların hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye son dönemde müthiş bir hızla dış borçlanmıştır. Şu anda dış borçları Türkiye’nin canını acıtmaktadır.

Türkiye’nin döviz cinsinden açık pozisyonu, yani döviz cinsinden borç tutarından döviz cinsinden varlıklarını düşürdüğünüz zaman 450 milyar dolara çıkmıştır. Bu hükümet geldiği zaman %30’larda olan döviz cinsinden açık pozisyonun GSYİH’ya oranı %50’nin üstüne çıkmıştır. Ne zaman ki, bu ülke bu oran %40’a yaklaşmıştır, her zaman bir ekonomik sıkıntı ortaya çıkmıştır.

Bugün %50’nin üzerindedir. Bir şeyi ben çok açıkça ifade edeyim; bu hükümet iktidara geldiğinde Türk ekonomisindeki çok önemli kırılganlıkları gidermiş olan bir program vardı kucağında ve Türk ekonomisinin bu dünya ekonomisine olan bağlılığı ya da dünyadan gelebilecek ters rüzgarlara karşı kırılganlığı önemli ölçüde azaltılmıştı. 10 yıl sonra geldiğimiz nokta ne? O dönemden 1 yıl önce yaşanan krizdeki noktaya geri döndük.

Şimdi bu iyi yönetmek mi ekonomiyi? Bu iyi yönetmek mi ülkeyi? Kalkıyorsunuz, övünüyorsunuz. Efendim, Türkiye dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında. Güzel. Türkiye 1989 yılında dünyanın en gelişmiş 14.ekonomiliğine kadar çıkmış. Şimdi 17.sıradasın. bu iyi yönetmek mi?

Şimdi ben açık söyleyeyim; küresel iklimin arkasına sığındılar, hatalarını, ekonomi yönetiminde yapmış olduğu hataların üstünü gelen sıcak parayla örttüler. Şimdi artık bunu yapma imkanı kalmadı. Çünkü sıcak para azalıyor. O zamanda bu ekonomide yapılan bütün hatalar ortaya çıkıyor. Yabancılar da bu hataları geçmişte fark etmişlerdi. Ama risk iştahlarının yüksek olması nedeniyle dikkate almamışlardır. Şimdi dikkate almaya başladılar.

İşte o nedenle dünyada sermaye hareketleri tersine döndüğünde döviz kuru en fazla yerli parası ne fazla değer kaybeden 4.ekonomi olduk. Borsası en fazla düşen 1.ekonomi olduk. Faizleri en fazla artan 1.ekonomi olduk. Budur.

Sunucu: Tabi ekonomiyle ilgili örneğin Avrupa’da geçtiğimiz ayın, geçtiğimiz dönemin sanayi endeksleri açıklandığında son dönemde düşüş dikkat çekiyor ve burada şu belirtiliyor, büyümenin öncüsü olan sanayinin işte mesela bu dönemde %4.6 geçen yılın aynı dönemine göre arttı. Ondan öncekinde de yine %4 civarında bir artış vardı ve bu artışın aslında sanayide sistemin iyi işlediği, bunların büyümeye de zamanında etkisinin görüleceğinden bahsediliyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Faik Öztrak: Şimdi bakın, çok ilginç bir döneme girdik. Bundan önceki dönemde ben mesela G20 raporuna baktığım zaman G20 raporunun üçte ikisi gelişmiş ekonomilere ayrılmıştı. Üçte biri gelişmekte olan ekonomilere ayrılmıştı. Şimdi dönüp bakıyoruz, üçte biri gelişmiş ekonomilere ayrılmış, üçte ikisi gelişmekte olan ekonomilere ayrılmış. Bu yeni konjonktürde gelişmekte olan ekonomiler nasıl toparlayacaklar diye bir takım politika önerilerinde bulunuluyor.

En iyi düzelen Amerika. Sanayi üretimiyle, şusuyla, busuyla en düzgün şeyi. Ama Amerika düzeldikçe Amerikan Merkez Bankasının parayı kısacağı beklentisi artıyor, o dönüyor bizi olumsuz yönde etkiliyor.

Avrupa’ya dönüp baktığımız zamanda Avrupa ekonomisinde de belli bir toparlanma artık yavaş yavaş dikkati çekiyor.

Şimdi gelişmiş ekonomiler daha güvenli ekonomiler. Bu ekonomilerde toparlanma başladığı zaman parada oraya doğru gitmeye başlıyor. İşte bu süreçten en fazla etkilenen ekonomilerde en yüksek açığı olan ekonomiler oluyor. İşte bu da biziz.

Şimdi Türkiye’de diyorlar ki, efendim sanayi üretimi iyi gidiyor. Şu iyi gidiyor. Bu iyi gidiyor. Dönüp baktığınız zaman rakamlara, geçen yılla karşılaştırdığınız zaman baz etkisini falan da dikkate aldığınız zaman aslında hiç de iyi gitmiyor.

Şimdi sanayi üretimi diyorsunuz, sanayi üretiminin alt kalemlerine girdiğiniz zaman büyümenin yaygın olmadığını, sadece belli sektörlerde mevcut olduğunu görüyorsunuz. Şimdi bunun önümüzdeki dönemde talepteki kısılmaya da bağlı olarak devam etmeyeceğini de dikkate aldığınız zaman aslında hiçbir sorunu çözememiş durumdasınız ve 2012 yılında %2,2 milyar Türk ekonomisi şimdi %3-3,5 civarında büyüyecek ama cari açığını da %7’lere çıkarmış olacak.

Şimdi bakmayın siz, 3-3,5 bir büyümeyle GSYİH’ya oranı %7’leri bulan bir cari açık, büyümüyorsunuz ona rağmen cari açığınız artıyor. Bunu sürdürmeniz mümkün değil.

Türkiye’nin çok ciddi bir takım reformlara geri dönmesi lazım. Bugüne kadar ıskaladığı, yapmadığı, dışarıdan görünmediği içinde Allaha çok şükür görmediler dediği sıcak para nedeniyle görmediler dediği eksik kalan nesi varsa, yanlış ne yaptıysa bunların hepsinden geri dönmesi gerekiyor.

Sunucu: Bu adımları izlediği takdirde…
Faik Öztrak: Bu adımları izlediği takdirde tabi ki, bu vatandaşı çok rahatlatacak adımlar değil. Başlangıçta vatandaşa bir takım sıkıntılar getirecek ama uzun dönemde vatandaşın yaşayacağı sıkıntıyı azaltacak.

Şu anda bu hükümetin kendinden önceki giden hükümetin yaptığının aynısını yapması lazım. Reformları yapması lazım. 20 yıldır bu memleketin ekmeğini yediler. Bu onların bu memlekete borcu. Bozduklarını tamir etmeleri lazım. Ondan sonrada seçime girmeleri lazım. Ne olursa olur.

Sunucu: Şimdi ekonomide hep halk olarak korktuğumuz nokta şudur; o ekonomik krizleri çok sık yaşadığımız için işte devalüasyon ihtimalleri, daha büyük ekonomik krizler hep bir kaygı olarak kafada soru işareti olarak durur. Bu reformların yapılmaması öyle bir tehdit oluşturur mu? Yoksa daha yumuşak bir kriz gibi mi geçer bu süreç?
Faik Öztrak: Hayır. Ben açık söyleyeyim; önlem almakla ne kadar gecikirsek yapılması gerekenleri yapmakta ne kadar gecikirsek otomobilin duvara vuruş hızı o kadar artar, hasarda arabada o kadar büyük olur.

Onun için bir an önce artık seçimdi filandı, seçim ekonomisiydi falan bunlara bakmadan hükümetin gereken önlemleri alması lazım.

Sunucu: …………………… Türkiye’nin bütçe açığının onlarda seçim uyarısında bulunuyor. Art arda gelen seçimler ve zayıflayan büyüme nedeniyle artabileceği uyarında bulundu. Şimdi kredi derecelendirme kuruluşları da bu konuda notlamalarda son dönemde artışlarda bulunmuştu ama bu konuda ……………. çıkar mı?
Faik Öztrak: Dikkat edin, biraz önce söyledim. Dünyada bir de baktık 22’sinden sonra 22 Mayıs’tan sonra önce bizim üyesi olduğumuz OECD, Dünya Bankası gibi kuruluşlar daha sonra bizi yatırım yapılabilir ülke statüsüne getiren derecelendirme kuruluşları, ondan sonra uluslararası bankalar birden bire Türk ekonomisi en kırılgan ekonomi demeye başladılar. ……… söylediği şey önemli. Diyor ki, 3 büyümeyi gerçekleştirmek bile zorlanabilirsin. Bende onu söylüyorum. Yani doğruları yaparsa 3-3,5 bandında büyür, yanlış yapmaya devam ederse 3’ü bile zor görür. Bunu söylüyorum. …………………….. aynı şeyi söylüyor.

İki, diyor ki yavaş büyürsen eğer diyor, iki tane şey başına gelebilir diyor. Bir; vatandaşların borca battılar, bu borcu ödeyemeyebilirler, bu sefer finans kuruluşların da zora girebilir. İki; yavaş büyürsen vergi gelirlerin düşeceği için bütçede yaptığın bu harcamalara da devam edersen bütçe açıkların, GSYİH’nın %3’lerine gelir o çok övündüğün mali disiplinin de canına okumuş olursun.

Bunları yaptığın zaman da diyor, duvara bugünkü haliyle daha fren yapıp arabayı yavaşlatma imkanın varken duvara öyle bir toslarsın ki, araba darmadağınık olur diyor.

Sunucu: Yani reformlar yapılmadığı takdirde duvara vurma ihtimalimiz çok yüksek diyorsunuz.
Faik Öztrak: Dengelere dikkat edilmediği takdirde Türk ekonomisinde artık bundan sonra sürekli doğrular yapılmadığı takdirde çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalırız.

Sunucu: Ama dolar konusundaki cümleniz de çok önemli. O da 1,92’lik hedef konusu tartışılacak… Çünkü Merkez Bankasının artık söylediği bir taahhüttür diyorsunuz ve 1,92 olmadığı takdirde bundan mağdur olan herkes dava açmalı diyorsunuz. Bu da bugünlerin bir cümlesi olarak biz kayda alalım.

Çok teşekkür ediyoruz.

    Cuma, 13 Eylül 2013 11:46

Bağlantılı Konular