CHP Heyeti Mısır’dan döndü ve İstanbul’da açıklamalarda bulundu

Loğoğlu; “ Biz Mısır’ın yalnız olmadığını gördük. Bizim bu girişimimizi bazıları utanç dediler. Asıl utanç verici olan Türk hükümetinin gidemiyor oluşudur.” dedi.

“500’e yakın Türk firması Mısır’da faaliyet gösteriyor. 2 milyar dolara yakın yatırımları var. 5 milyar doları aşkın bir ticaret hacmi var. İşyerlerinde 52 bine yakın, aileleriyle birlikte 200 – 300 bin kişiye ekmek ve aş sağlayan bir Türk iş varlığı mevcut.”

“Türkiye bölgede izlenen politikalar nedeniyle İsrail’in limanı olan Hayfa’yla baş başa kalacak”

“Mısırda 76 siyasi parti var. Bunlardan en önemlileriyle görüşmeler yaptık. Müslüman Kardeşler’in siyasi partisiyle de görüştük”

Korutürk, “TRT muhabiri Metin Turan’la ilgili girişimlerimizi yoğun şekilde Dışişleri Bakanı ve o bakanlığın yetkilileri nezdinde yürüttük. Bize söyledikleri şu; Tutukluluk durumu bugün yeniden gözden geçirilecek. İlgili savcılıklardan tetkik ediyoruz. Eğer başka bir şey yoksa, başka bir suçlama yöneltilmiyorsa sizin de buradan girişimizi nazara alarak bunu serbest bırakabiliriz, ona çalışıyoruz dediler”

“İki vatandaşımız daha var orada tutuklu. O vatandaşlarımızla da ilgili belgeleri kendilerine verdik. Onları da araştırıyorlar.”

“ Bizim darbeyi desteklememiz, 3 Temmuz veya kaç Temmuzsa sürecinin arkasında olmamız filan söz konusu değil. A.A.’nın verdiği bu konuyla ilgili haber yanlış”

“Memnuniyetle gördük ki CHP’nin Suriye konusundaki görüşleriyle Müslüman Kardeşlerin siyasi partisi olan Özgürlük ve Adalet Partisinin görüşleri birebir uyuyor. Onlarda bunu,  birebir uyduğunu gördüler birazda şaşırdılar”

“Sisi ile görüşme talebimiz olmadı. Sisi bizim muhatabımız değil. Sisi’yle bizim bir ilgimiz yok”

“Hükümet diplomatik açılımlardan bahsediyor ama diplomasiyi kullanmıyor. Diplomasinin içerisinde küsmek, temas kesmek filan en son başvurulacak bir çaredir”

Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ile CHP Milletvekili Osman Korutürk’ten oluşan CHP Heyeti’nin Mısır’da temaslarını tamamlayıp Türkiye’ye dönmesinden sonra heyet İstanbul’da havaalanında basın toplantısı yaptı

Açıklamalarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu şunları söyledi;

“Arkadaşlar, önce ülkemize dönmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Gittiğimiz ülkede güzel bir ülke, önemli bir ülke Mısır. Ziyaretimiz önemli bir ziyaret oldu. Zamanlı bir ziyaret ve verimli bir ziyaret oldu. Bu hem bizim değerlendirmemiz, hem görüştüğümüz bütün Mısırlı muhataplarımızın değerlendirmesi. Onlar da böyle bir ziyaretin çok beklenen bir ziyaret olduğunu. Çünkü Türkiye – Mısır ilişkilerinin onlar açısından da büyük önem taşıdığını, mevcut durumun ise yetersiz ve gereksiz olduğunu, bu bakımdan CHP’nin bu girişimini çok büyük takdirle karşıladıklarını belirttiler.

Bizim oradaki temel mesajımız Mısır halkının tıpkı Türkiye’de istediğimiz gibi demokrasi, özgürlük, istikrar, refah, fırsat eşitliği, kadın – erkek eşitliği gibi değerleri biran önce kendi imkanlarıyla ve kendi yöntemleriyle kavuşmaları oldu. Hep bunu vurguladık.

Kimlerle görüştük ondan da kısaca bahsedeyim. Mısır hükümetinden Dışişleri Bakanı, diğer Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, ayrıca sanayi ve ticaret bakanı ve o bakanlığın yetkilileriyle görüşmelerimiz oldu. Resmi görüşmelerimiz bu sınırlar içinde kaldı. Ama bunun ötesinde Mısır’da çok sayıda siyasi parti var. 76 tane siyasi parti olduğu söylendi bize. Ama bunların en önde gelenleriyle ayrı ayrı ve kapsamlı görüşmeler yaptık. Belki bir noktada ilginç bir tesadüf ilk görüşmemiz partimizin adını taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi yani Mısır Cumhuriyet Halk Partisiyle oldu. Sosyal demokrat partiler var. Yelpazenin solundan sağına doğru giden bütün noktalarda önemli siyasi partiler, Anayasa Partisi. Tabi Türk kamuoyunun merak ettiği, hatta Bizler Mısır’a gitmeden önce onlarla görüşemeyeceksiniz, görüşme yapmayacaksınız dedikleri Müslüman Kardeşlerin siyasi partisi olan Adalet ve Hürriyet Partisi veya Hürriyet ve Adalet Partisi yetkilileriyle de kapsamlı görüşme yaptık. Mısır Dış ilişkiler konseyinde temaslarımız oldu, yemekler oldu. Fakat ziyaretin belki sembolik anlamda en önde gelen anlamlı görüşmemizde El Ezher şeyhi onların büyük imam dedikleri şahsiyetle görüşmemiz oldu. Onun niçin en sembolik anlamda, en önemli anlamlı görüşme olduğunu birazdan açıklayacağım.

Bu temaslarımız sırasında Mısır halkının bir yol haritası çizdiğini mevcut durumdan çıkabilmek için. Bir takvim belirlediklerini, bu takvim ve yol haritasının kendilerini tadil edilmiş bir anayasayla demokrasi noktasına taşıyacağını umduklarını ve bunun dışarıdan bir müdahale olmadan, dış dayatmalar olmadan yapmak istediklerini ortaklaşa ifade ettiler.  Bunu hep söylediler. Ama Türk hükümetinin yaklaşımlarına ilişkin çok da ciddi şikayetleri oldu. Bunlara da birazdan kısaca değineceğim. Çünkü fazlada uzatmak istemiyorum.

Mısır’la ciddi, önemli ticari ve ekonomik ilişkilerimiz var. 500’e yakın Türk firması orada faaliyet gösteriyor. 2 milyar dolara yakın yatırımları var. 5 milyar doları aşkın bir ticaret hacmi var. Bunun neredeyse 3,5 milyar doları Türkiye’nin Mısır’a yaptığı ihracattan oluşuyor. Bu Türk işyerlerinde, firmalarında çalışan 52 bine yakın yani dolayısıyla aileleriyle birlikte 200 – 300 bin kişiye ekmek ve aş sağlayan bir Türk iş varlığı mevcudiyeti Mısır’da var. Türkiye’nin Suriye’deki sıkıntılar nedeniyle transit geçişlere kapalı olan trafiğinin önemli bir kısmı ro-rolardı biliyorsunuz ve Mısır üzerinden gidiyor. Mısır’daki halkın tepkisi hep bize bu vurgulandı. Halkın tepkisi hükümet üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Yani hangi noktaya kadar efendim Türkiye’yle ilişkilerinizi kesin noktasına kadar siyasi partilerde görüştüğümüz resmi yetkililerde böyle bir baskının varlığından bahsediyorlar.

Şimdi bu ro-ro ticareti diyelim ki tamamen durduğu takdirde, Mısır hükümeti tarafından durdurulduğu takdirde ikinci tek alternatif Hayfa kalıyor. Zaten Hayfa’dan büyük ölçüde ro-ro geçişleri var. Yani sadece ve sadece Türkiye bölgede izlenen politikalar nedeniyle İsrail’in limanı olan Hayfa’yla baş başa kalacak. O da tabi ciddi bir bağımlılık oluşturacak.

Biz Mısır’ın yalnız olmadığını gördük. Herkesle konuşuyorlar. Avrupa’yla konuşuyorlar, Amerika’yla konuşuyorlar, Arap ülkeleriyle. Mısır Dışişleri Bakanı önümüzdeki günlerde Rusya’ya gideceğini söyledi. Bizim bu gidişimizi Türkiye’de bazı kesimler utanç bir ziyaret olarak nitelediler. Burada asıl utanç verici olan Türk hükümetinin, Türkiye’nin Mısır’a gidememesi. Biz gidiyoruz ama Türk hükümeti gidemiyor. Herhalde asıl utanç verici olan nokta budur.

Şimdi en önde gelen serzeniş konusu Türkiye’nin Mısır’ın içişlerine bu kadar karışmasının ötesinde El Ezher şeyhi konusunda özellikle Sayın Başbakanın ifadeleri. Bunu hakaret olarak nitelendiriyorlar. Her yerde, her noktada ve herkes tarafından bu dile getirildi ve bunun bir özür gerektirdiği şeklinde de bir değerlendirmeleri oldu. Yani bu sadece Müslüman kesimlerin değil kipti kilisesinin bir yetkilisiyle de görüştük. O bile bunun çok kendilerini derinden yaraladığını, çok üzüldüklerini belirttiler.

Biz o nedenle Türkiye’de herkesin bu bağlamda düşünmediğini göstermek için şeyhi de ziyaret ettik. Saygın bir insan, ülkesini düşünen bir insan. Mısır’da şunu yapmadık. İki şey yamadık. Bir; AKP’yi şikayet etmedik. Mısırlılar şikayet etti, hem de o kadar ağır ifadelerle şikayet ettiler ki bir iki defa müdahalede bulunduk. Bunu yapamazsınız, biz nasıl sizin Türkiye olarak, CHP olarak sizin siyasi şahsiyetlerinize, kurumlarınıza saygı gösteriyor isek sizde görüşlerini ne kadar eleştirirseniz eleştirin Türkiye’deki siyasi şahsiyetlerin Başbakanın ve kurumlarımıza sizden de aynı saygıyı bekliyoruz şeklinde bir karşılık vererek…

Osman Korutürk: Birden fazla defa, birden fazla yerde.

Faruk Loğoğlu: Evet. Buna da razı olmadığımızı gösterdik. Bizim kanaatimiz Türkiye Mısır ilişkilerini düzeltmek o kadar zor değil. Fakat en önemli şey, eşik noktası bunun El Ezher şeyhine yönelik ifadelerin bir şekilde Türkiye tarafından onarılması. Yani ben bunu özür falan şeklinde ifade etmek istiyorum. Ama gönlünün alınması herhalde Mısır halkının derinden yaralayan bu acısını veya tepkisini hafifletecektir diye düşünüyorum.

Mısır’da tutuklu bir meslektaşınız var. O konuyu biz birkaç noktada gündeme getirdik. O konuda birazdan Osman bey, Sayın Korutürk bilgi verecektir.

Son bir noktaya daha temas edeyim. Bölgesel konular bağlamında gene bütün siyasi partiler ve Mısır hükümeti Suriye’ye bir dış müdahale olmasına karşı. Esad’ın uygulamalarını bizimde beğenmediğimiz, uygun görmediğimiz, karşı çıktığımız anlamda orada da buna yani Esad’ın uygulamalarına karşı bir hissiyat var. Fakat bir dış müdahaleye Mısır hükümeti ve Mısır siyasi partileri hepsi karşı. Belki ufak bir anekdot renk olması bakımından. Bu Hürriyet ve Adalet Partisi yani Müslüman Kardeşlerin siyasi partisi olan iki eski bakan bunlar. Onlarla görüşürken kendilerinin Türkiye’de sadece AKP’yle değil, bütün Türkiye’yle iyi ilişkiler, yakın ilişkiler, bütün siyasi partilerle iyi ilişkiler, yakın ilişkiler kurmak istedikleri yolundaki ifade de bize hem ilginç geldi, hem önemli geldi.

Osman Korutürk: Ben belki kısaca şimdi Sayın Loğoğlu’nun söylediği TRT muhabiri Metin Turan’la ilgili girişimlerimizi söyleyeyim. Biz bunu yoğun şekilde Dışişleri Bakanı nezdinde, daha sonrada görüştüğümüz o bakanlığın yetkilileri nezdinde yürüttük. Bize söyledikleri şu; dediler ki, kendisinin tutukluluğu 15, 15 uzatılarak yürüyor. Bugün itibariyle, yani bugün yeniden bir gözden geçirilecek. Bizim eğer kendisine isnat edilen eyleme tahrik etme suçunun dışında başka bir suç yöneltiliyorsa kendisine o zaman ayrı bir konudur. Onun üzerinde çok fazla bir şey yapamayacağız. Fakat ilgili savcılıklardan tetkik ediyoruz. Eğer başka bir şey yoksa, başka bir suçlama yöneltilmiyorsa bu suçtan dolayı sizin de buradan girişimizi nazara alarak bunu serbest bırakabiliriz, ona çalışıyoruz dediler.

Şimdi tabi bugün bir karar verilecek. Bir 15 gün daha uzatılacak mı, uzatılmayacak mı diye. Biz bunun insani bir konu olduğunu, karısının da doğum yapmak üzere olduğunu, bunun eğer serbest bırakılırsa Türk halkına, Mısır halkından çok olumlu bir mesaj getireceğini söyledik. Gidene kadar da havaalanına kadar da takip ettik. Bu son eğer ya bugün veya bu bir hafta içerisinde onun durumu olacak.

İki vatandaşımız daha var orada tutuklu. O vatandaşlarımızla da ilgili belgeleri kendilerine verdik. Onları da araştırıyorlar.

Son bir şey ben söylemek istiyorum. Burada Anadolu Ajansının yanlış bir haberi yayınlanmış. Anadolu Ajansının haberine göre biz güya demişiz ki bir basın toplantısında. Biz Mısır’daki 3 Temmuz sürecini destekliyoruz. Şimdi 3 Temmuz sürecinin yani bu Mısır’daki olaylara 3 Temmuz süreci dendiğini biz bu yanlış haber vesilesiyle öğrendik. Temmuz’un kaçıydı, nesiydi onu çok fazla bilmiyoruz. Onu oradan öğrenmiş olduk. Ve bize de bu konuda, yanlış haber gittiği konusunda Kahire’deki Anadolu Ajansı muhabiri arkadaşımız uyardı. Dedi ki, buradaki haber yanlış gitmiş dedi. Anadolu Ajansının kendi muhabirinin hazır olmadığı bir yerde mahalli personel Arap muhabirin ya yanlış anlaması veyahut saptırması sonucu bu şekilde bir haber yazılmış. Ben hemen düzelteceğim dedi ve düzeltti.

Bizim darbeyi desteklememiz, 3 Temmuz veya kaç Temmuzsa sürecinin arkasında olmamız filan söz konusu değil. Biz buradan giderken de, gitmeden çok öncede TBMM’de başka basın toplantılarında ve orada da şunu söyledik. Darbeler daima demokratik süreçleri sekteye uğratıyor, kesiyor. Bunların sonucunda sorunlar birikerek, erteleniyor, öteleniyor. Darbe ortamı ortadan kalktığı zaman o ertelenmiş ve ötelenmiş sorunlar misliyle çarpılıp ülkelerin karşısına geliyor. Onun için darbe bir çözüm değil, demokratik sürece girmek lazım. Bizim her zamanki görüşümüz budur. Darbe desteklemesi filan diye bir şey yoktur. Anadolu Ajansına buradan bir mesaj göndermek istiyorum. Bu konular çok önemli konular. Bu konularda çok daha ciddi, çok daha yapıcı çalışmasında fayda var Anadolu Ajansının.

Son bir şey söylemek istiyorum. Faruk beyde bahsetti. Şimdi biz Mısır’la şu noktada devlet olarak bütün temasımızı kesmiş gözüküyoruz. Bütün temasımızı kestiğimiz zaman Mısır’daki sürece hiçbir katkımız olması söz konusu değil. Müslüman kardeşlerin siyasi partisi olan Özgürlük ve Adalet Partisiyle görüştüğümüz zaman Faruk bey eski bakanlar olduğunu söyledi. Eski bakandan kasıt Mursi’nin devrilmesiyle birlikte görevden alınan bakanlar. Yani Mursi’nin son dönemindeki bakanlar bunlar ikisi de. Bunlar bize şunu söylediler. Biz dedik ki sizin de demokratik yapıyı kurabilmek için diyaloğa dahil olmanızda büyük fayda vardır dedik. Bunlarda dediler ki, biz diyaloğa girme şeyimiz var. Ancak diyalog için 4 güven arttırıcı önlemin yerine getirilmesini bekliyoruz dediler. Bunlardan bir tanesi tutuklananların Mursi dahil serbest bırakılması. İkincisi; barışçı gösterilere izin verilmesi. Üçüncüsü; olaylarda yaralananların tedavisinin devlet tarafından üstlenilmesi ve ölenlerin ailelerine tazminat ödenmesi. Dördüncüsü de, kendilerine ait olup da yeni yönetim tarafından el konulmuş olan medya kurumlarının ve kuruluşlarının tekrar kendilerine iade edilmesi.

Şimdi böyle bir durum varken bizim hükümetin Mısır’la hiçbir ilişkisi olmaması bu konuda bir inisiyatif almasını ve Mısır’daki demokratik sürecin güven arttırıcı önlemler suretiyle, başka şekilde filan kapsayıcı olmasını sağlayıcı bir rol almasını engelliyor. Onun için hükümetin bu pozisyonu yeniden düşünmesi lazım. Bizim yapmış olduğumuz bu Türkiye ve Mısır ilişkilerini öngören, yararlı teşebbüsleri utanç verici, mutanç verici diye anlamsız suçlamalarla aşağılamaya çalışmadan dikkat etmesi lazım.

Bakın, bundan iki hafta önce Bağdat’a gittik şimdi memnuniyetle görüyoruz ki, Irak’la merkezi hükümeti ile Türkiye Meclis Başkanı kanalıyla Maliki’nin de devreye girmesi suretiyle bir ilişki kuruyor. Bizim bu gidişimizden bir istifade bizden bir gün önce oraya göndermeyeceklerini bildirdikleri, boşu boşuna geri çektikleri Türkiye Büyükelçisini bizden bir gün önce oraya geri gönderdiler. Çok da doğru yaptılar. Çünkü büyükelçiler bulundukları yerlerde krizleri yönetmek için bulunurlar. Kriz zamanında büyükelçi çekmekten daha büyük bir gaflet olamaz.

Şimdi bizim bu seyahatimizi de Mısırla ilişkileri yeniden kurup Mısır’ın demokratik sürecine kapsayıcı şekilde Müslüman Kardeşlerde dahil herkesin katılmasını sağlayıcı bir takım çalışmalar yapmalarında fayda var.

Müslüman Kardeşlerle ilgili olarak son bir şey. Suriye konusunda kendileriyle konuştuk. Aslında aklın yolu bir olduğunu gösterdiği için memnuniyetle gördük ki CHP’nin Suriye konusundaki görüşleriyle Müslüman Kardeşlerin siyasi partisi olan Özgürlük ve Adalet Partisinin görüşleri birebir uyuyor. Onlarda bunu birebir uyduğunu gördüler birazda şaşırdılar.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Sorularınız varsa sorularınıza cevap vermeye çalışırız.

Soru: Sisi’yle görüşme imkanınız oldu mu?

Osman Korutürk: İmkanımız olmadı değil, talebimizde olmadı. Sisi bizim muhatabımız değil. Hayır olmadı. Sisi’yle bizim bir ilgimiz yok.

Soru:  Sayın Loğoğlu dedi ki, halkın kendisi hükümet üzerinde baskı oluşturuyor dedi. Bu baskı takvim belirlenmesi yapılıyor mu? Yani seçimlere ilişkin?

Osman Korutürk: Baskı o baskı değil. Türkiye’yle ilişkiler baskısı.

Faruk Loğoğlu: Türkiye’yle ilişkiler konusunda halkın, kamuoyunun hükümet üzerinde bir baskı var. Bu ilişkileri niye devam ettiriyorsunuz, niçin bu ilişkileri kesmiyorsunuz… Yani halk Türkiye’yle ilişkilerin kesilmesini istiyor şeklinde yaygın bir hissiyat var.

Osman Korutürk: Özelliklede bu El Ezher şeyhine yönelik şeyden dolayı.

Soru: Bir takvim belirlenmesi konusunda bilgi var mı?

Faruk Loğoğlu: Bütün hepsi onlardan bahsettiler zaten. Bir yol haritası, takvim. Bu 9 aylık süreç içinde anayasanın tadili, seçimlerin yapılması. Bize ifade edileni naklediyorum. Yani buna uyup uyamayacaklarını tabi ki bilemeyiz ama biz dediğim gibi demokrasi ve özgürlük mesajı götürdük. AKP’yi eleştirmedik dedim. İkinci yapmadığımız şeyde Mısır’da hiçbir tarafı değil, bütün Mısır halkının yanında olduğumuzu, bütün Mısır coğrafyasını, bütün Mısır’daki grupları dini, etnik, mezhepsel grupları Müslüman’ıyla Hıristiyan’ıyla hepsini kucakladığımızı ve Türkiye’deki hissiyatında, halkın hissiyatının da aynı yönde olduğunu, bu mesajı götürdük.

Soru: Efendim seçim sürecinden bahsettiniz özellikle dış basında birçok defalar yer alan Sisi’nin seçimlerde yeni bir Cumhurbaşkanı veya yeni bir devlet başkanı olacağı şeklinde. Siz bu yönde bir izlenim edindiniz mi?

Faruk Loğoğlu: Bu konuda bize söylenen milyonlara varan kişinin imzasının Sisi’nin devlet başkanı olması için toplandığını, toplanmakta olduğunu, ancak yine Mısırlı muhataplarımızın ifadesine göre General Sisi’nin de bunu istemediği şeklinde bir noktada bırakıldığı bize ifade edilen hususlar.
Osman Korutürk:  Hareketli bir demokratik yani demokratikleşmeye dönüş dolayısıyla da partilerinde beklentileri yüksek olduğu için 70 küsur parti var. Onlarda da büyük bir hareketlilik var. O 9 aydan kasıt şu; şimdi bir anayasa komisyonu kurmuşlar 50 kişilik, anayasada yapılacak değişiklikleri güya tespit etmişler. O tespit edilmiş olan değişiklikler üzerinde bu komisyon çalışıp 9 ay sonra bunu bitirecek. Yani sistem bu. Ondan sonra önce parlamento seçimlerine arkasından da Cumhurbaşkanlığı seçimine geçilecek diye söylüyorlar.

Faruk Loğoğlu: Çok ilginç olan bir gözlem. Bütün Mısır halkı İslam dinine çok sıkı sıkıya bağlı. Fakat Müslüman Kardeşlere karşı duran tarafın tepkisi bunların sadece bir örgüt olarak değil, bir ideoloji olarak da Mısır’ın geleceğinde yerlerinin olmaması gerektiği şeklinde bir anlayış ifade ediliyor.  Bu tabi Mısır’ın geleceği bakımından kaygı verici. Çünkü biz defalarca sorularımızı da sorduk yani Müslüman Kardeşler öyleydi veya böyleydi ama. Mısır halkının ve Mısır’ın geleceğinde yerleri nasıl olmalı, nasıl yapılacak şeklinde. Böyle de bir hissiyat var. Onu da sizinle paylaşmış olalım.

Soru: Mısır’daki yatırımlardan bahsettiniz. Türk hükümetinin tutumu devam ederse Mısır’daki yetkililer size oradaki Türk sermayesinin herhangi bir yaptırım uygulanabileceğine dair bir imada bulundular mı?

Faruk Loğoğlu: Mısır işadamlarıyla yani Türk-İş Mısır konseyi, Türk Mısır ortak ticaret odası gibi kuruluşların temsilcileriyle de bir toplantı yaptık. Bu endişe, bu kaygı hem iş çevrelerinde var. Hem resmi ve siyasi partiler çevrelerinde. Yani Türkiye Mısır ilişkilerini biraz rahatlatacak, onaracak bir adım atılmadığı takdirde özellikle Türkiye tarafından bundan Mısır’da iş yapan Türk iş çevrelerinin zarar görebileceği şeklinde bir kanaat vurgulanarak bize defalarca belirtildi. Hatta daha somutlaştırayım Mısır halkı işte ev kadını çarşıya gittiği zaman Türk malımı, Çin malımı? Hepsi Çin malı diyor. Yani oralara kadar varan bir halkın tabanına kadar inmiş bir tepki var. Buna hiçbir gerek yok. Yani Mısır bizim dostumuz, Mısır bizim kardeşimiz, Mısır’la asırlar boyu iç içe yaşamışız, ilişkilerimiz hep iyi olmuş. Bugünde kötü olması için hiçbir sebep yok. Yani Mısır’ın geleceğini ancak şu kalıplar içinde görmek istiyoruz, yoksa bizim Mısır’la ilişkimiz yok demek bu akla, mantığa, ulusal çıkarlarımıza, ticari, ekonomik çıkarlarımıza uygun düşen bir yaklaşım değil. Dolayısıyla biz AKP hükümetinin sadece Suriye’de değil ama öncelikle Suriye’de, sadece Irak’ta değil ama ayrıca Irak’ta ve Mısır’daki politikalarını değiştirmesini daha olumlu, daha yapıcı bir doğrultuda bu politikaları gözden geçirmesini istiyoruz. Bu insanların hepsi Irak halkı, Suriye halkı, Mısır halkı, Türkiye’yle ve Türk halkıyla daha yakın daha olumlu ilişkiler istiyorlar.

Soru: Daha önce Irak ardından Mısır sonrada Türkiye ilişkilerinin kötü olduğu iki ülkeye gelecekte de başka geziler var mı?

Faruk Loğoğlu: Şimdi şöyle, bugün izlenen Türk hükümeti tarafından AKP iktidarı tarafından izlenen politika nedeniyle bir dış politika boşluğu var. Hatta bir dış politika yokluğu var. Bu görev bize düştü. Yani şahsen bize değil, CHP’ye düştü. Biz o boşluğu Türkiye için doldurmaya çalışıyoruz.

Bakın Irak’a gittik, şimdi işte Irak Meclis Başkanı gelmiş, haberlerde okuduk. Belki bir düzelme olacak, bundan sadece mutluluk duyarız. Yani AKP doğru yola gidiyor, aman bizim aleyhimize olur şeklinde bir düşüncemiz yok. AKP ne kadar doğru yaparsa o kadar Türkiye lehine olur. CHP o kadar bundan memnuniyet duyar.

Başka geziler olacak mı? Olacak. Bölgeye olacak, bölge dışı ülkelere gideceğiz. Çünkü Türkiye’nin  bugünkü koşullarda bu yalnızlığı içerisinden kurtarılması lazım. İçinde bulunduğumuz yalnızlık değerli bir yalnızlık değil.  Kötü bir yalnızlık. Türkiye’nin  aleyhine işleyen bir yalnızlık. Biz CHP olarak Türkiye’yi bu yalnızlıktan kurtarmak hususunda kararlı adımlarımızı, kararlı bir şekilde atmaya devam edeceğiz.

Soru: Suriye’de kimyasal silahlarla ilgili olarak Suriye’ye ziyareti yine düşünüyor musunuz? Çünkü biliyorsunuz Esad’a bir teklif yapıldı ve önemli bir teklif. ABD ve Rusya’da değerlendiriyor. Ne olacağı belli değil.

Faruk Loğoğlu: Şu anda bir şey yok. Sorunuz çok önemli benim için. Biz bu teklifi CHP olarak bunu Rusya birkaç gün önce yapmadan önce iki hafta önce Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu Silivri’de bir soruya cevaben ateşkes dedi. Arkasından biz Suriye’de kimyasal silahları bertaraf edecek bu öneride bulunduk. Şimdi bu öneriyi Türk hükümeti iki hafta önce benimsemiş olsaydı, bu öneriyle hem güvenlik konseyinden bir ateşkes çağrısı hem Suriye ve bölgedeki kimyasal silahların bölgeden çıkartılması hususunda bir çağrı yapsaydı Türkiye’nin itibarı birden bire çok artardı.

Ama biz muhalefet partisi olarak yaptığımız için ve hükümet bunu sahiplenmediği için bir ses getirmedi. Ama Rusya yapınca bir etki yaptı. Bu kadar ciddi konularda hükümet sırf bizden geliyor diye bunları sahiplenmemesi Türkiye’ye çok puan kaybettiriyor.

Osman Korutürk: Hükümet diplomatik açılımlardan bahsediyor ama diplomasiyi kullanmıyor. Diplomasinin içerisinde küsmek, temas kesmek filan en son başvurulacak bir çaredir. Artık başka bir şey kalmadığı zaman. Ama diplomasi yoluyla birçok şeyi çözmek mümkün. Türkiye’nin de çok güçlü bir diplomasi geleneği var. Çok da iyi diplomatik kadroları var. Bunları daha iyi kullanmak lazım. Faruk Beyin dediği gibi, o eğer bizim yapmış olduğumuz iki öneri güvenlik konseyi harekatın nasıl olacağı veya harekat temin etmeye yönelik çalışmalar yapacağına ateşkesi nasıl sağlarım çalışmasını yapmaya başlamış olsaydı Türkiye bunu teklif etseydi çok esaslı bir şey olurdu, Türkiye’nin pozisyonu açısından.

İkincisi de yine dediği gibi Suriye’deki kimyasal silahların oradan çıkartılması için bir girişim yapsaydı tabi çok bugünkünden daha iyi olur. Şimdi tek kalmış vaziyetteyiz. Fransa, Türkiye ve Amerika diyorlar. Fransa’yla Türkiye’yi de şöyle eleştiriyorlar ve ben bu eleştiriye katılıyorum. Doğru bir eleştiri bu. Biz müdahale etme taraftayız. Ama müdahale edip etmeyeceğimizi Amerikan kongresine bağlamış gözüküyoruz. Aynı eleştiriyi Fransız Cumhurbaşkanına da söylüyor. Müdahale ederim diyorsun ama Amerikan kongresini bekliyorsun. Amerikan kongresi müdahale edecek derse edeceksin, edilmeyecek derse etmeyeceksin. Böyle bir duruma Türkiye’nin düşmesi hoş değil.

Çok teşekkür ederiz.”

    Perşembe, 12 Eylül 2013 13:43

Bağlantılı Konular