"Bugün yaşadığımız sadece dramdır, ölümdür, sömürüdür."

"Bizim tavrımız net. Biz bir sıcak çatışmanın karşısındayız. Çünkü, yürütülen büyük projenin, emperyalist emellerin bu coğrafyada sadece Irak, Suriye topraklarını değil, yakın bir zaman diliminde İran ve Türkiye’yi de değişik boyutlarda günü geldiğinde ilgilendirebileceği riskinin altını çiziyoruz”

“4 Ekim’de süresi dolacak olan tezkere hükümete bugün gözü kapalı,  Suriye’ye karşı yapılacak askeri harekata dahil olma imkanı vermemektedir”
“Irak olayını unutmayalım. Sahte istihbarat raporları ile kamuoyunun,  sadece Türkiye değil, dünya kamuoyunun nasıl yanıltıldığını ve Irak’a dönük taleplerin nasıl gerçekleştirildiğini, Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyacağız, Irak’ın bütün yeraltı zenginlikleri Irak halkı tarafından kullanılacaktır söylemleri sonucu bugün ne hale geldi. Irak paramparça”


“İktidar Türkiye’yi yönetememe sıkıntısı içerisinde.”

Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç NTV’nin canlı yayınında Erhan Ertürk’ün sorularını şöyle yanıtladı;

Erhan Ertürk: Öğle bülteni devam ediyor. Suriye başlığını şimdi muhafaza edelim ve bir kez daha Ankara’ya bu kez CHP Genel Merkezine dönelim. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Haluk Koç öğle bültenine katılıyor. Sayın Koç hoş geldiniz teşekkür ederiz peşinen katıldığınız için.
Suriye konusunda tezkereyi soralım size. Şayet bir müdahale gerçekleşirse ve Türkiye bir şekilde bunun içinde yer alırsa yeni bir tezkereye ihtiyaç var mı?
Haluk Koç: Dün basın toplantısında bu konuya ayrıntılı bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade ederek değindim Erhan bey. Ama öncelikle şunu söyleyeyim, var sayımdan öte hiçbir zaman Türkiye’nin böylesi bir sürecin içinde yer almaması konusundaki temennimi öncelikle ifade ediyorum. Daha sonra sorunuza geçmek istiyorum varsayıma dayalı olan sorunuza.

Bakın, 4 Ekim’de süresi bitecek olan tezkere eğer hatırlayacak olur isek o tarihte düşen uçağımız ve sınırda meydana gelen bir iki taciz olayından sonra Türkiye’nin meşru savunma mekanizması içerisinde gerektiğinde müdahale edebileceği çerçevesinde hazırlanan bir tezkereydi. Tezkerenin son bölümünde bu gerekçe aynen yer almıştır. Bunun kullanılmasının yani yetki alanının süresinin bitmesine 1,5 ay var. Bugün gelinen süreçte karmakarışık bir gelişme yumağının içindeyiz. Dünyadaki gelişmeleri siz özetlediniz. Türkiye boyutunda bütün dünyadaki tartışmaların dışında çok daha net bir önyargıyla hareket eden bir hükümet yapısı görüyoruz. Başta Başbakan ve Dışişleri Bakanı olmak üzere. Sanki bir çatışma lobisi oluşturulmuş ve bunun gerekçelerini kendilerine göre hazırlıyorlar ve dünya kamuoyuna da belirli noktalarda servis etmeye gayret ediyorlar.

Şimdi baktığımız zaman dünyada bir netlik yok. Başkan Obama’ya Temsilciler Meclisi Başkanının yazdığı mektup Amerika’da kafaları karıştırdı. Yani basının iktidar yönlendirmesiyle artık füze çeşitlerini anlatan, savaş silahlarını pazarlayan yayınları, savaş olacakmış gibi yayınları sorgulanmaya başladı. Keza İngiltere’de parlamentoda muhalefetteki İşçi Partisinin BM kararının, Güvenlik Konseyi kararının beklenmesi meşruiyet sorgulaması David Cameron’ı oldukça güç durumda bıraktı. Yani Türkiye’deki gibi Türkiye’nin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı gibi kimse bu konuya peşinen müdahil olmak istemiyor. Fransa’ya gelince; Fransa apayrı bir konu. Fransa birinci dünya savaşı öncesi ve sonrasında Suriye topraklarında tıpkı magrip ülkeleri gibi ilişkisini gözeterek oraya dönük taleplerini gelişen süreçlerle ilgili bağlantı kurarak hala taşımak istiyor. Fransa’nın konumu çok daha ayrı.

Gelelim Türkiye’ye. Yani Türkiye sınırlarının ötesinde eğer bir müdahale olacak olur ise çok daha fazla karmaşaya yol açabilecek, doğrudan Türkiye’nin kendi güvenliğini etkileyebilecek gelişmelere maruz kalabilecek iken zaten mülteci akını ortada yeni bir süreçle bu akının daha da katlanacağını hesap ederseniz Suriye’de Esad’a karşı bugün çeşitli gruplar altında savaşan kişilerin milliyetleri nedir Erhan bey, bunlar nereden gelmişlerdir? Kafaları nedir, hangi radikal grupların tetiğini çekmektedirler? Yani bütün bunların orada odaklanarak yeni bir Afganistan modeli oluşturup hem Suriye içerisinde bölgeye, Türkiye’de dahil, hem de küresel terör tehdidi boyutunda tüm dünyaya neler yaşatabileceklerini çok iyi hesaplamak gerekiyor. İşin bir de ekonomik boyutu var. Ekonomik boyut zaten dünya konjonktürüyle ilgili sıkıntılar ortada. Sayın Ali Babacan’ın açıklamaları bugün yatıştırıcı yönde meydanda. Bu süreçle beraber böylesi bir fasit dairenin, kısırdöngünün içerisine Türkiye ekonomisinin bu pencereden de girmesi çok daha farklı sıkıntıları da getirecektir.

Yani 4 Ekim’de süresi dolacak olan tezkere hükümete bugün gözü kapalı bir Suriye’ye karşı yapılacak askeri harekata dahil olma imkanı vermemektedir. Yani Sayın Başbakan, işte bakın burada bir noktaya daha değinmek istiyorum Erhan bey. Başkanlık sistemi tartışmaları Türkiye için ne kadar mahsurlu olduğunu bu örnekte de görüyoruz. Eğer başkanlık sistemi geçerli olsa idi belki Türkiye diğer müttefiklerini beklemeden gözü kapalı bir şekilde bir maceranın içine atılmış olacak idi. Oysa Türkiye Cumhuriyetinde Türk milletinin yetkilendirdiği TBMM var. Anayasamızın da 92. maddesi çok net ve açık. Eğer başka bir kapsam içerisinde bir yetki kullanmak istiyorlar ise 4 Ekim’de süresi bitecek olan tezkere bu yetkiyi onlara vermiyor. Onun için yeni bir tezkere hazırlamaları gerekir. Ama bütün bunlara gerek kalmadan aklıselimin, sağduyunun, diplomatik girişimlerin güçlendirilmesi ihtiyacının görülmesinin ön plana geçmesini diliyoruz. Türkiye’nin tarihte cumhuriyet kurulduğundan itibaren 74’teki haklı barış harekatı dışında komşularıyla doğrudan bir çatışma içine girmediğini de hatırlatmak istiyoruz. Yani Suriye’deki çatışmalara o çatışmaların bir tarafı olarak değil, Suriye’de halkının demokratik kurum ve kurallarının geliştiği bir sistem içerisinde tüm etnik yapılarının, tüm inanç gruplarının barış içerisinde gerçek bir demokrasiye ulaşabilmeleri için Türkiye’nin diplomatik girişimler yönünde görev almasını, rol almasını biz öneriyoruz. Başından itibaren de görüşümüz odur.

Erhan Ertürk: İkinci soru yine varsayıma bir miktar dayalı olacak ama 4 Ekim tezkeresine Cumhuriyet Halk Partisi hayır demişti. Şimdi meclise yeniden böyle bir tezkere gelir ise tavrınız, yaklaşımınız nasıl olur?
Haluk Koç: Bakın ortada bir netlik yok. Eğer kimyasal silah kullanıldı ise bu bir insanlık suçudur. Bunu hiç reddetmiyoruz. Bunun altını çiziyoruz. Fakat kimin ne şekilde, nasıl, nerede ne kullandığı konusunda netlik yok. Değişik açıklamalar var. Bunların hepsini görüyoruz. Değişik suçlamalar var, değişik tespitler var, yorumlar var. Yani yorumlara dayanarak açık, net bir raporlama, bir belirleme olmadan gözü kapalı bir ideoloji, koşullanma ile şimdiye kadar girdikleri dış politika saplantıları içerisinde önyargılı olarak bir taraf haline gelmesi Türkiye’nin yanlıştır. Hele de bir sıcak çatışma arifesinde. Bunu ifade etmek istiyoruz. Yani burada Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı çok net ve açıktır.

Irak olayını unutmayalım. O zaman oluşturulan sahte istihbarat raporları ile kamuoyunun nasıl yanıltıldığı, sadece Türkiye değil, dünya kamuoyunun nasıl yanıltıldığını ve Irak’a dönük taleplerin nasıl gerçekleştirildiğini, Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyacağız, Irak’ın bütün yeraltı zenginlikleri Irak halkı tarafından kullanılacaktır söylemleri bugün ne hale geldi. Irak paramparça. Günde 100 kişi ölüyor kimsenin kılı kıpırdamıyor, kimsenin gözünden yaşta akmıyor. Türkiye’deki yetkilileri söylüyorum. Yani baktığınız zaman Irak’ın yeraltı zenginlikleri bugün uluslararası şirketlerin petrol vanalarına bağlanmış büyük bir sömürü çarkı dönüyor. Suriye şimdi hedefte. Daha sonrasında Suriye ve Irak modelinin korkarak söylüyorum bu aymazlık devam eder ise Türkiye topraklarında başka bir senaryo şeklinde uygulanmayacağı ne malum. Onun için çok net, akıllı, birbirimizi eleştirirken dahi, bu tespitleri yaparken dahi sağduyulu olmamız gerekiyor. Onun için bundan sonra Türkiye’nin atacağı adım üzülerek söylüyorum Başbakanın ve Dışişleri Bakanının siyasi saplantılı ideallerine, ideolojilerine terk edilmemeli. TBMM sürecin içinde olmalı. Bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir sorun.

Bakın sosyal medyadan bir alıntı yapmıştım müellifi kim bilmiyorum. Eğer böyle bir çatışma riski gerçekleşir ise bu bölgeden yükselecek olan feryatların, ağıtların ortak dili Arapça, Kürtçe ve Türkçe olacak. Sevinç çığlıklarının, daha sonraki kurulacak olan sömürü çarklarının zafer çığlıkları ise İngilizce dile getirilecek demiştim. Bu bana ait değil sosyal medyadan almıştım. Süreci özetleyen bir yaklaşım diye düşünüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı net. Tavrımız net. Biz bir sıcak çatışmanın karşısındayız. Çünkü yürütülen büyük projenin, emperyalist emellerin bu coğrafyada sadece Irak, Suriye topraklarını değil, yakın bir zaman diliminde İran ve Türkiye’yi de değişik boyutlarda günü geldiğinde ilgilendirebileceği riskinin altını çiziyoruz. Onun için kendi birliğimizi, beraberliğimizi aklıselim içinde korumamız gerektiğini ve savaşa karşı, felakete karşı, yıkıma karşı Türkiye’nin sağlıklı durmasını temenni ediyoruz. Savaşa ve bu tür kışkırtmaların tümüne Cumhuriyet Halk Partisi karşıdır.

Erhan Ertürk: İşaret ettiğiniz gibi Suriye konusunda durulan nokta şimdilik flu ama yine pek çok varsayımla bunu biraz daha netleştirmeye çalışmak icap ediyor en azından bizim açımızdan böyle. Şöyle soralım öyleyse, CHP heyetinin Suriye ziyareti iktidar kanadından çokça eleştirilmişti bir süre önce. Şimdi varsayımsal olarak elbette sizin yaptığınız gibi altını çizelim. BM heyeti ABD Başkanının yaptığı gibi burada kimyasal silah kullanmıştır ve bunu da Beşar Esad yapmıştır der ise şayet o zaman CHP nasıl yaklaşır konuya?
Haluk Koç: Şimdi şöyle söyleyeyim, bakın BM heyeti tarafsız uzmanlardan oluşuyor ve bölgede kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını biyolojik kanıtlarıyla, maddesel kanıtlarıyla ortaya koymak zorunda. Fakat bu denetçi heyetin raporunda şu kimyasal silah kullanılmıştır, şu kullanmıştır, bu kullanmıştır şeklinde bir sonuca varması mümkün değil. Yani bunlar herkes kendi penceresinden kimin kullandığına dair önyargılarla suçlu arıyor. Yani kimyasal silah provokasyon amaçlıda kullanılabilir. Yani değişik görüşler var, bir tarafın yanındaymış gibi bir ifade koymak istemiyorum. Ama kimyasal silah kullanımının uluslararası camiada karşılığı çok ağır bir suç olduğu şeklinde yazar. Bunun mutlaka bir yaptırımı olmalıdır. Ama siz bir takım provokasyonlarla ana amacınıza gitmek için bu yolu da dediği gibi bir müdahale yaratmak, bir müdahale fırsatı yaratmak için birileri tarafından tezgahlanıp sahneye sürüldüyse burada da çok iyi düşünmek gerekiyor. Daha sonrasında gelişecek olayları da çok iyi hesaplamak gerekiyor. Irak örneğini hiç kimse unutmasın. Herkes ağlıyor, herkes üzülüyor ama Irak’ta daha dün 100’e yakın insan 3 ayrı yerde bombalı arabaların patlamasıyla öldü. Kimse bahsetmiyor Irak için artık rutine dönmüş terör eylemleri, rutine dönmüş olağan ölümler. Suriye’de aynı. Suriye’de çok daha fazlası yaratılmak isteniyor. Bunlar nerede oluyor? Bizim yanı başımızda oluyor. Ve Türkiye kendi topraklarına çok daha farklı gruplardan terör davetiyesi çıkartarak terör ithal edecek bir ülke konumuna geliyor. Sağduyulu olmamız gerekiyor. Altını çizerek söylüyorum iktidarın sıkıntısı var bunu biliyoruz. İktidar Türkiye’yi yönetememe sıkıntısı içerisinde. Bunu görüyoruz, tespit ediyoruz. Ama bir savaşa, sıcak çatışmaya dahi bulaşabilecek, girebilecek ve buradan iç politikayı konsolide edebilecek, pekiştirecek bir gayreti yanlış olarak görüyoruz. Bu sadece Türkiye’ye değil bu kararı verebilecek olan kadrolara da ileride çok büyük vebal getirecektir. Bunu ifade etmek istiyoruz.

Erhan Ertürk: Son olarak ABD’yi soralım. Sizde Irak’ı işaret etmiştiniz. ABD Irak’a tırnak içinde demokrasi götürmek maksadıyla gitmiş idi. Sonuç ortada. Şimdi Suriye’ye askeri müdahaleyi bir kenara bırakalım ABD daha düne kadar Suriye konusunun yakınından bile geçmek istemiyordu. Peki neden tavır değiştirdi?
Haluk Koç: Büyük bir plan yürüyor Erhan bey. Bu büyük planın Kuzey Afrika ayağı biliyorsunuz kısmen yapıldı. Bugün Tunus’taki karışıklıklar devam ediyor. Kimse oraya değinmiyor. Tunus’ta güya demokrasi getirildi Ben Ali’den sonra. Fakat muhalefet liderleri peş peşe suikaste uğruyorlar, öldürülüyorlar. Mısır ortada. Körfez ülkeleri apayrı bir Amerikan çizgisinde bir politikanın esiri durumundalar. Bizim iktidarımızla ilgili, Mısır’la ilgili iktidarın politikası ortada. O sırada dün Dışişleri Bakanının Suudi Arabistan’a mevkidaşıyla yaptığı görüşmede takındığı tavır ortada. Daha bir hafta önce Suudi Arabistan’a dönük en ağır suçlamaları dile getiren hükümet şimdi Suriye konusunda tekrar batılı güçlerin buradaki orta ve uzun vadeli çıkarları doğrultusunda atacakları adım konusunda tekrar Suudi Arabistan’da müttefiklik kanallarını zorlamaya başladılar. Yani Türkiye’nin durumu çelişkili bir durum. Biz kendi ülkemizin içerisinde dediğim gibi Suriye’ye demokrasi gelecek, Irak’a demokrasi gelecek. Savaşla demokrasi gelmez. Emperyalizmin amaçlarının maskelendiği bir takım askeri harekatlarla demokrasi gelmez. Oradaki halkın demin söylediğim gibi kendi talebiyle o demokrasi gelecektir. Irak örneği ortada. Sizde vurguladınız Erhan bey. Irak örneği ortadayken Irak örneği yaşanmadan önce herkesin tavrına bir bakalım. Yine bugünkü gibi kalemşörler, bugünkü gibi yorumcular, bugünkü gibi savaş çığırtkanları elbirliği etmişçesine Irak’taki kimyasal silahlardan bahsediyorlardı. Böylesine bir dezenformasyon sürecini, bir sahte raporlara dayalı kamuoyu oluşturma sürecini ısrarla sürdürdüler. Bugün yaşadığımız sadece dramdır, ölümdür, sömürüdür. Baktığınız zaman Irak’ta da aynı olay gelişecek, Suriye’de de aynı tablo gelişecek. Onun için Türkiye’nin yaşadıklarımızdan da ders çıkartması gerekiyor. Yurtta barışı sağlamaya gayret ediyoruz. Dışarıda da barışı sağlayacak girişimlerin altında olması gerekir Türkiye. Yoksa dışarıda savaş, içeride savaş sloganı AKP iktidarında hayata geçirilmeye çalışılıyor. Hep beraber buna mani olmak zorundayız.

Erhan Ertürk: Sayın Koç tekrar teşekkür ederiz yayına katkınız için, sağ olun efendim.
Haluk Koç: Ben teşekkür ederim, iyi yayınlar diliyorum Erhan bey.

    Perşembe, 29 Ağustos 2013 15:08

Bağlantılı Konular