Faik Öztrak: "Türkiye’nin FED’in açıklamasından bu yana zararı 296 milyar lira"

“Kritik sınırın üstündeyiz: 2008’de bu ülkenin döviz açık pozisyonunun milli gelire oranı % 27 idi. Bugün aynı oran % 53’e çıktı. 2001 krizinden hemen önce bu oran % 37, 2008–2009 krizinden önce % 48’miş. Şimdi aynı oran % 53’lerde”

“Bunlar iyi gün bakanı. işler iyiyken başka ülkelere ekonomi dersi vermeye kalkışan ekonominin koordinasyonundan sorumlu bakanın sesi soluğu şimdi nadiren çıkıyor. Hadi frenci bakanın sesi çıkmıyor, gazcı bakanın sesi neden kısıldı?”

“Fırtına başladı. Kaptanın ne kadar mahir olduğu şimdi ortaya çıkacak ama ortada dümene geçecek kaptan görünmüyor”

“Başbakan ülkeyi yönettiği 11 yılda, dış borcu 2,7 kat artırarak 350 milyar dolara çıkardı, atadan, dededen kalan kamu varlıklarını sattı. Ülkemizin döviz açık pozisyonunu, 10 yılda 334 milyar dolar, yani 5 kat artırdı 420 milyar dolara çıkardı, bu ülkeyi önümüzdeki bir yıl boyunca her ay 20 milyar dolar dışarıdan borç bulmaya mahkûm etti. Şimdi çıkmış kendi göbeğini kesmekten bahsediyor. Rahmetli İsmet Paşa’nın böyle durumlarda kullandığı bir söz var arkadaşlar: “hadi canım sen de…”

“Piyasaları tahrik edersiniz, piyasalar da sizi test etmeye başlar. Tutturabilecek misiniz, tutturamayacak mısınız diye bakar. TCMB sadece kuru vermedi, bir de faizleri verdi, bu kadar olacak dedi. Adeta kristof kolomb’un yumurtası gibi bir şey. Kolomb’un yumurtası kırılmadan dik durmaz. İkisini birden verip bu iş nasıl olacak?”

CHP  Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, bugün TBMM’de yaptığı basın toplantısında şunları söyledi:

Değerli basın mensupları;

Yarının 30 ağustos zafer bayramı olması nedeniyle her hafta cuma günü yaptığım ekonomik değerlendirme toplantısını bugün yapıyorum. Bu vesileyle sizin ve milletimizin zafer bayramını kutluyorum. Bu topraklar üzerinde bize özgürlük ve barış içinde yaşama imkanını sunan başta büyük atatürk olmak üzere, istiklal savaşımızın tüm şehit ve gazilerinin önünde saygı ile eğiliyor, minnet ve şükran duygularıyla hepsine allahtan rahmet diliyorum.

22 mayıs’ta abd merkez bankası başkanı bernanke’nin, artık para musluklarını kısmaya başlayacağız demesiyle birlikte küresel ekonomide ters rüzgârlar esmeye başladı.
Ancak bazı ülkelerde rüzgâr fırtınaya döndü.
Son birkaç yıldır gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının bastığı paraya aşırı yaslanarak ekonomiyi götüren ve ekonomideki kusur ve hatalarını “sıcak para şalı” ile örten bu ekonomiler, yeni dönemde kırılganlıklarını saklayamaz hale geldi.
Küresel iklimin değişmesiyle yeni dönemde en çok sıkıntı yaşayacak ülke listeleri ortada dolaşmaya başladı.
Bir de baktık oecd, dünya bankası başta olmak üzere pek çok uluslararası kuruluş ile finansal kurum yeni küresel iklimde en kırılgan ekonomiler listesinin başına türkiye’yi koymuşlar.
Nitekim 22 mayıs’tan bu yana türkiye, en sert fıtınayı yaşayan ekonomilerden biri.  Borsa istanbul bize benzer ekonomiler içinde en fazla düşen borsa oldu. Borsa, 22 mayıstan bu yana % 30 değer kaybetti. Borsadaki şirketlerin değeri 176 milyar tl eridi.
Yine türk lirası, dolar karşısında 4. En fazla değer kaybeden gelişmekte olan ülke para birimi oldu. 22 mayıstan bu yana tl, dolar karşısında % 11 değer yitirdi.
Dolar kuru psikolojik sınır denen 2 tl’yi kolayca aştı. Bu kurdaki değişimin fiyatlara daha güçlü yansımasına yol açacak.
Sıcak paraya yaslanarak yönetme anlayışı sonucunda, hızla yükselen döviz açık pozisyonu nedeniyle, türkiye 97 milyar tl kur farkı zararı yazdı.
Bunun içinde reel sektörde faaliyet gösteren şirketlerimizin kur farkı zararı ise 35 milyar tl’ye ulaştı.
Sadece borsa ve döviz kurunda değil; faizlerde de ciddi bir sarsıntı yaşandı.
22 mayıs’tan bu yana faizlerde % 100’lük artış var. Faizlerdeki artış nedeniyle yurtiçi yerleşikler, ellerindeki hazine kâğıt stokundan 23,4 milyar tl zarar etti.
Rakamlar ortadır. Türkiye ekonomisi döviz kurundaki ve faizlerdeki artış, varlık (hisse senetleri) fiyatlarındaki düşüş nedeniyle 22 mayıs tarihinden bu yana toplam 296 milyar tl zarar etmiştir.
Bu zararın ikincil etkilerini önümüzdeki dönemde göreceğiz.
Ekonomide bu kadar ciddi sarsıntılar olurken, ekonomi yönetimi ne yapıyor arkadaşlar?
İşler iyiyken başka ülkelere ekonomi dersi vermeye kalkışan ekonominin koordinasyonundan sorumlu bakan’ın sesi soluğu şimdi nadiren çıkıyor.
Hadi frenci bakanın sesi çıkmıyor, gazcı bakanın sesi neden kısıldı?
Bunlar “iyi gün” bakanlarıymış.
Fırtına başladı. Kaptanın ne kadar mahir olduğu şimdi ortaya çıkacak ama ortada dümene geçecek kaptan görünmüyor.

İyi günlerde dümene geçmek için kapışan kaptanlar, nedense şimdi ortalardan yok oldular.

Siyasi sorumlular gemiyi terk edince bir şeyler söyleme görevi de merkez bankası başkanına kaldı. Sıcak paranın azaldığı, küresel sermayenin risk iştahının düştüğü dönemleri bilmeyen başkan da panik içinde öyle sözler etti ki ortalığı daha da karıştırdı.  Piyasalara bankanın gücünü test etmeleri için hem faiz hem de kur hedefi verdi. Yılsonunda 1,92 tl olacak, bu akşam düşecek, olmazsa yarın mutlaka düşecek dediği dolar kuru 2 tl’nin üzerinde her saat rekor tazeledi.

Enerjiden sorumlu bakan da kahramanca kur nedeniyle maliyetler artsa da bunu elektrik fiyatlarına yansıtmayacağız diyerek belirsizliği daha da arttırdı.

Başbakan ise ekonomideki çalkantıların, kendisinin yabancıların sıcak parasına aşırı güvenmesinin ve yanlış yönetiminin sonucu olduğunu kabullenemiyor.  İşi gücü bırakmış komplo teorileri üretiyor.

Bakın başbakan rize’de ne diyor: “türkiyemizi çok daha güçlü bir noktaya inşallah ulaştıracağız. Çünkü birileri güçlü türkiye istemiyor. Çünkü güçlü bir türkiye olursa tarih yeniden ayağa kalkacak bunu görüyorlar. Öyleyse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz”.

bunları söyleyen bu ülkeyi 11 yıldır başbakan olarak yönetiyor arkadaşlar. Kendi göbeğini kesmekten bahseden başbakan ülkeyi yönettiği 11 yılda:

-dış borcu iktidarında 2,7 kat artırarak 350 milyar dolara çıkardı. Kendisinden önceki tüm cumhuriyet hükümetleri 80 yılda 110 milyar dolar dış borç kullanmışken, kendisi 10 yılda 220 milyar dolar dış borç kullandı.

Atadan, dede’den kalan kamu varlıklarını sattı. Bunlardan elde ettiği 46 milyar dolar parayı bir güzel kullandı.
Ülkemizin döviz açık pozisyonunu, 10 yılda 334 milyar dolar, yani 5 kat artırdı 420 milyar dolara çıkardı.
Bu ülkeyi önümüzdeki bir yıl boyunca her ay 20 milyar dolar dışarıdan borç bulmaya mahkûm etti.
Şimdi çıkmış kendi göbeğini kesmekten bahsediyor. Rahmetli ismet paşanın böyle durumlarda kullandığı bir söz var arkadaşlar. “hadi canım sende”.

Başbakanın bu sözlerinden sonra uzunca bir süredir sesini duymadığımız ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı çıktı ve ülkeler için en tehlikelisinin içe kapanmak olduğunu belirterek bunu asla yapmayacaklarını türkiye’yi dışa daha da açacaklarını ifade ediverdi.

Yani başbakan yardımcısı başbakanına kendi göbeğimizi kendimiz kesemeyiz dedi.

Değerli basın mensupları;

Hükümet, 11 yıldır sıcak para ile yaşadıkları balayının sonuna geldiklerini görüyor.
Sıcak paranın nikâh yüzüğünü atacağını anlayan başbakan şimdi suçlu arama telaşına düştü. Sayın başbakan suçlu size bir ayna mesafesi kadar yakın. Suçluyu uzakta aramayın.
11 yıldır izlediğiniz politikalar ekonomide çok büyük kırılganlıklar biriktirdi. Bu kırılganlıklar sıcak para bolken ve sermayenin risk iştahı yüksekken saklanabildi. Ama şimdi hem bugün ki hem de geçmişteki hatalar görülmeye başladı.
Biz sizi uyardık. Ekonomi sıcak parayla borçla dönmez dedik. Bizi dinlemediniz. Ekonomiyi sıcak paranın insafına terk ettiniz.
Bakın size tek bir rakam vereceğim. 2008’de bu ülkenin döviz açık pozisyonunun milli gelire oranı % 27 idi. Bugün aynı oran % 53’e çıktı. Milli gelire oran olarak ikiye katlanmış. Bu bir rekor
Ben geçmiş rakamlara bir baktım. Bu oran ne zaman %40’lara doğru gelmiş ekonomide çok sert şoklar yaşanmış.
2001 krizinden hemen önce bu oran % 37 imiş. 2008–2009 krizinden önce % 48’miş. Şimdi aynı oran % 53’lerde…
Peki, tedbir alınmış mı? Maalesef o da alınmamış. Tüm benzer ekonomiler içinde türkiye, rezervlerin kısa vadeli borcu karşılama oranı en düşük ülke arkadaşlar.
İşte ekonomideki bu kırılganlıklar neticesinde dışarısı bir düşüyorsa, türkiye üç düşüyor. Türkiye’nin diğer ekonomilerden hızla ayrışmasının arkasında ne küresel çalkantı, ne gezi olayları, ne de suriye’de yaşanan olaylar var arkadaşlar.
Türkiye’nin ayrışmasının arkasında ekonomide 11 yıldır birikmiş kırılganlıklar ve bu hükümetin, ekonomiyi sıcak para çıkarken yönetme yeteneğinin olmaması var. Bu hükümet sıcak para dönemlerinin hükümeti…

Değerli basın mensupları;

Ekonomide yaşanan çalkantılardan özellikle iki kesimin çok etkileneceği görülüyor.
Bunlardan ilki yüksek açık pozisyon taşıyan şirketlerimizdir. Özellikle döviz geliri sınırlı, buna karşın döviz borcu yüksek şirketlerimizin kurdaki dalgalanmadan olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir. Nitekim sanayicilerimizden gelen yoğun şikâyetler döviz kurunun mevcut düzeyinden duyulan rahatsızlığı gözler önüne sermektedir.
Yaşanan dalgalanmadan olumsuz etkilenecek bir diğer kesim ise hane halkı yani ailelerimizdir.
22 mayıs’tan bu yana yaşanan çalkantıların henüz para ve sermaye piyasalarındaki etkisini gördük. Bunun kısa ve orta dönemde büyüme ve işsizlik cinsinden reel maliyetleri olacaktır.
Bununla birlikte öncü göstergeler bu yıl büyümenin % 3 veya 3’ün biraz altında olacağına işaret etmektedir. Geçtiğimiz yıl yaşanan % 2,2’lik büyümenin üstüne, bu yılda % 3 civarında bir büyüme, son dönemde hızla borç yükü artan kesimlerin bu yük altında ezilmesi demektir.
İşsizlik cenahından gelen artış sinyalleri de düşük büyümenin iş gücü piyasasını da etkilemeye başladığını göstermektedir. Önümüzdeki günlerde işsizliğin daha da ağırlaşması halinde 2010 ve 2011’de borçlarını hızla artıran ve geleceğe yönelik gelirlerini ipotek altına alan ailelerimiz daha da sıkışacaktır.

Nitekim kredi kartı ve ferdi kredi borcunu ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısındaki olağanüstü artış bu konudaki kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

Gerek şirketler kesiminin, gerekse ailelerin içinde bulunduğu sıkıntılı durumun derinleşmesi halinde bundan finans kesimi de olumsuz etkilenecektir.

Değerli basın mensupları;

Hükümet tüm bu riskleri dikkate alarak ekonomiyi öncelikli gündemi yapmak zorundadır. Ben bir süredir hükümeti uyarırıyorum. İçinde bulunduğumuz konjonktürde hataya tahammül yoktur. İşlerin sıfır hata ile götürülmesi gereken bir dönemden geçilmektedir.

Ancak başbakan hükümet ve ekonomi yönetimi gerekli özeni göstermemekte, ülkemizin risk primini artıracak her türlü eylem ve işlemde bulunmaktadır.

Başbakanın ekonomiye ideolojik bakış açısı yaşanan çalkantılar karşısında bürokrasinin tedbir alma imkânını ve manevra alanını daraltmaktadır. Bakanları başbakanın sözlerini tevil etme ihtiyacı içine girmişlerdir.

Küresel ekonomideki çalkantılar şimdilik sermaye ve para piyasalarını etkilemektedir. Ancak en son 2008–2009 küresel krizinde de görüldüğü gibi finans sistemindeki çalkantılar belirli bir gecikme ile reel sektöre ve ailelerin bilançolarına da taşınmaktadır. Bu nedenle hükümet ekonomideki kırılganlıkların tam bir fotoğrafını çekmeli ve zaman geçmeden önlem almak için çalışmalıdır.

Bu çerçevede özellikle reel sektörde yüksek döviz açık pozisyonu bulunan şirket ve sektörler derhal belirlenmelidir. Bu şirket ve sektörlerin yurtiçi bankacılık sistemine olan riskleri tespit edilmeli ve sistemik önemi olan şirketlerde sıkıntı bulunması durumunda, olası bir yayılma etkisine karşı, bddk mikro tedbirlerini derhal almaya başlamalıdır.

Özellikle son dönemde konut sektöründe arz fazlası ve balonlar oluştuğuna yönelik duyumlar artmaktadır. Hükümet bu duyumları ciddiye almalıdır.

Merkez bankasının eximbank eliyle kullandırdığı ihracat reeskont kredi limitlerini artırması olumludur. Özellikle küresel çalkantıya kapasite genişletici yatırım yaparken yakalanmış dış ticarete açık sektörlerimizin elini rahatlatacak başka finansman imkânları da derhal yaratılmalıdır.

İşçinin, işin ve istihdamın korunmasının önem kazandığı bir dönemden geçilmektedir. İşsizlik sigortası fonu ve bütçe imkânlarının bu gerçek ışığında kullanılmasına özen gösterilmelidir. Hükümetin işsizlik sigortasının imkânlarını yerel seçimlere yönelik kullanma girişimlerine derhal son verilmelidir.

Değerli basın mensupları;

Ben hükümeti bir kez daha uyarıyorum. Hükümet ciddiyetle işe sarılmaz ve ekonomideki sıkıntıların derinleşmesine seyirci kalırsa bundan başta borç yükü altında ezilen başta hükümetin borca batırdığı vatandaşlarımız ve şirketlerimiz olmak üzere tüm türkiye etkilenecektir.

Geçtiğimiz hafta ayçiçeği üreticilerinin acil hale gelen sorunlarından söz etmiştim. Üzerinden bir hafta geçti hükümet hala önlem almadı. Bu konuda da tarım bakanını göreve çağırıyorum.

Son olarak bugün dış açık belli oldu. Dış açık 8 milyar dolardan, temmuz ayında 9.8 milyar dolara çıkmış. Yaklaşık yüzde 22.5’lik artış var. 7 aylık artış da yüzde 18.3. Dolayısıyla açığın artışında bir hızlanma var.  İhracatın ithalatı karşılama oranı temmuz ayında geçen seneye göre yüzde 62’den yüzde 57’ye düşmüş. İthalatta 7 aylık yüzde 7,6’lık bir artış var. Tek başına temmuzdaki artış ytüzde 10. Ama önemli bir gelişmeye dikkat çekmek istiyorum. İlk defa altın ithalatı geçen senenin altında. Her dönem ithalat artışları yüksek gelirken altın ithalatı önemli bir rol oynuyordu. Şimdi ilk defa altın ithalatı geçen senenin altında kalarak falza etkili olmuyor. Peki ne etkili oluyor? Maalesef enerji fiyatları yeniden ve hızla etkili oluyor.

Soru-cevap

Soru: Suriye’ye bir askeri müdahale söz konusu, türkiye’ye ve vatandaşa ekonomik olarak yansıması ne olacak?

Küresel likidite bolluğunun aşağı inmeye başladığı bir ortamda türkiye’nin hangi kırılganlıklarla bu konjonktüre yakalandığını söylemiştim. Suriye meselesi de bu kırılganlıklar dikkate alındığında türkiye’yi daha falza etkileyebilir. Suriye ile bir savaşın yaratacağı risk algılamasındaki artış ve bunun petrol, enerji fiyatlarına etkileri türk ekonomisi üzerindeki etkileri ciddi sıkıntıya yol açabilir.

Soru: TMB başkanı’nın dolar için yıl sonu tahmini 1.92. Siz bir rakam telaffuz edecek misiniz?

Hatırlayacaksınız, türkiye’nin en önemli krizlerinden birinde o krizi yönetmek üzere hazine’nin başına gelmiştim. Ne ondan önce nede hazine müsteşarlığı yaparken hiçbir zaman kurla ilgili nokta tahmin vermedim, vermem. Bir merkez bankası başkanının kalkıp kurla ilgili nokta tahmin vermesi ve kurun serbest olduğu bir rejimde böyle bir tahmin vermesi son derece yanlıştır. Piyasaları tahrik edersiniz, piyasalar da sizi test etmeye başlar. Tutturabilecek misiniz, tutturamayacak mısınız diye bakar. Şu anda başkan’ın bu sözleri piyasalarda test ediliyor. Başkan sadece kuru vermedi, bir de faizleri verdi, bu kadar olacak dedi. Adeta krsitof kolomb’un yumurtası gibi bir şey. Kolomb’un yumurtası kırılmadan dik durmaz. İkisini birden verip bu iş nasıl olacak? Hele dünyanın bu konjonkturunda bunu söylemek cesaret ister. Umarım bu yumurtayı kırmaz.

Soru: İşsizlik fonu’nun yerel seçimler öncesinde kullanılmasından kaçınılması gerektiğini söylediniz. Bu tür işaretler mi var?
Bir türkiye fonu lafı çıktı ortaya, “türkiye fonu nedir?” Derken, işsizlik fonunda birikmiş paraların kullanılacağı söylendi. Demek ki birileri istanbul’daki o büyük projelere dışarıdan yeterli finansmanı bulamayınca, “içeride bir fon var mı? Fonda para var mı?” Diye bakıyor. İşsizlik fonunda da 70 milyar tl civarında bir para vardı. Bu aprayın alırsak seçimlere kadar, taahhüt ettiğimiz istanbul’la ilgili yatırımları yaparız diye düşündüler ama bir şeyi fark edememişler. Ama bir şeyi fark edememişler. İşsizlik fonundaki o paralar hazine kağıtlarına yatırılmış durumda. Bugün hazine’nin kağıtlarına faizlerdeki yükselme nedeniyle ne kadar zarar yazıldığını açıkladım. Eğer hazine kağıtları satılıp bu paralar ulaştırma bakanlığına o projeler için verilirse, o zaman piyasadaacayipo bir kağıt bolluğu olur, faizler daha da yükselir. Zaten öyle bir likidite de yok.

Soru: Hükümete yönelik uyarılarınızı dinledik. Peki vatandaşa yönelik uyarılarınız olacak mı? Vatandaş bu ortamda ne yapmalı?
Vatandaş yeni bir borç altına girmemeli. Enflasyonun  yükselmesi önümüzdeki dönemde sabit gelirli vatandaşlarımızın gelirini reel olarak düşürecek, borç ödeme kapasitelerini zorlayacaktır. Diğer taraftan, işsizliğin artması halinde yitirilecek gelirler yine borçların ödenmesini zorlaştıracaktır. Vatandaşların çok dikaktli olması gerektiği, ayağını yorganına göre uzatması gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Hele hele dövizle bor yapıldıysa…

    Perşembe, 29 Ağustos 2013 13:08

Bağlantılı Konular