Faik Öztrak: "Başbakan’ın ideolojik bakışı Merkez Bankası’nı rehin aldı"

TCMB Başkanı açıklamalarıyla kendini bağladı

Dolar kuruna nokta taahüt verilmesi belirsizliği azaltmaz, piyasaya hedef verir
Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, dolar kurunun tarihi bir rekor kırarak 2 TL’yi aştığı, faizin 20 ay aradan sonra tekrar 2 haneye çıktığı dönemde, hükümetin gelişmeleri görmezden geldiğini ve tüm dünya ekonomide risk algısını azaltacak adımları atarken, AKP’nin Türkiye’ye yönelik risk algısını artıracak her türlü adımı attığını ifade ederek, “Başbakanın ekonomiye ideolojik bakışı Merkez Bankasını rehin almıştır” dedi.
Öztrak, TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın bugün yaptığı açıklamalarla, ileride oluşabilecek olası çalkantılar karşısında elini kolunu tamamen bağladığını ifade etti. Başçı’nın faiz silahını kullanmayacağını açıklamasının ve kurda nokta hedef göstermesinin, çok ciddi sonuçları olabileceği uyarısında bulunan Öztrak, “Dalgalı kur rejimi uyguladığını söyleyen bir Merkez Bankası’nın yılsonu için dolar kuruna nokta taahhüt vermesi belirsizliği azaltmaz, aksine piyasanın üzerine oynayacağı bir hedef verir. Nitekim açıklamaların yapıldığı andan başlayarak dolar kuru her saniye yeni bir rekor kırmıştır” diye konuştu.CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak yaptığı yazılı açıklamada, dünyada likiditenin azalmasının Türkiye başta olmak üzere dış finansman ihtiyacı yüksek olan ülkeleri etkileyeceğini belirtti ve şunları kaydetti:

Olumsuz etkilenecek ülkelerin başında Türkiye var
“Küresel ekonomide 2009 yılından bu yana sürmekte olan kriz yeni bir aşamaya gelmiştir. Krizi aşmak için sonuna kadar gevşetilen likidite muslukları artık kapatılacaktır. Küresel likiditenin azalması ve risk iştahının kaybolması dış finansman ihtiyacı yüksek olan ülkeleri olumsuz etkileyecektir. Bu ülkelerin başında, üzülerek ifade etmeliyim ki, Türkiye bulunmaktadır.

Döviz açık pozisyonu patladı
Hükümet ve ekonomi yönetimi yıllardır yaptığımız uyarılara rağmen küresel likiditeyi yönetme becerisini gösteremeyip, TL’nin suni şekilde şişmesine kayıtsız kaldı. Hızla artan borçlara ve döviz açık pozisyonuna da göz yumdu. Bu ortamda şirketler kesimi de döviz cinsinden borçlarını hızla artırdı. AKP iktidara geldiğinde 85,5 milyar dolar olan ülkemizin döviz açık pozisyonu, 2012’de 420 milyar dolara çıktı. Başbakan’ın sevdiği şekliyle, milli gelire oran olarak, yüzde 37,1 olan ülke döviz açık pozisyonu, 2012 itibariyle yüzde 53,3’e sıçradı. Türkiye G–20 içinde döviz açık pozisyonu en yüksek ikinci, bize benzer ekonomiler içinde ise en yüksek döviz açık pozisyonuna sahip ülke haline geldi. Aynı dönemde şirketler kesiminin döviz açık pozisyonu 6,5 milyar dolardan (GSYH’ ya oran olarak yüzde 2,8’den); 141,8 milyar dolara (GSYH’ ya oran olarak yüzde 18’e) çıktı. 2013 Mayıs ayı itibariyle ise reel sektörün açık pozisyonu 162 milyar dolara ulaştı.

Kurdaki artışın Türkiye'ye maliyeti 80 Milyar
Bu kırılganlıklar neticesinde Türkiye ABD Merkez Bankasının para musluklarını kapatma sinyalini verdiği 22 Mayıs’tan bu yana güneş görmüş kar gibi erimeye başladı.  Dolar kuru 1,84 TL’den 2,03 TL’ye kadar çıktı, faizler 20 ay sonra yeniden çift haneye sıçradı, şirketlerimizin piyasa değeri 150 milyar TL eridi. Dolar kurunun 22 Mayıs’tan bu yana rekorlar kırarak 2 TL’yi aşması reel sektörün kur farkı zararını 30,7 milyar TL; Türkiye’nin kur farkı zararını ise 80 milyar TL artırdı.

Eller gider Mersin'e TCMB gider tersine
Tüm dünyada bize benzer ekonomiler belirsizliği azaltacak, ekonomilerine güveni artıracak tedbirleri alırken, bizde Hükümet’te, Merkez Bankası da belirsizliği artıracak her türlü adımı atmaktadır. Dolmabahçe’de Başbakanın ideolojik takıntılarının rehin aldığı Merkez Bankası, ringde tek kolla mücadeleye çalışan boksöre dönmüştür.

Başçı açıklamalarıyla elini kolunu bağladı
Başkanın bugün yaptığı açıklamalar, ileride oluşabilecek olası çalkantılar karşısında elini kolunu tamamen bağlamıştır. Hele hele, faiz silahını kullanmayacağını açıklayan bir Başkanın hiçbir Merkez Bankacının yapmayacağı bir işlemi yaparak kurda nokta hedef göstermesi ve piyasalara, “Bana güvenin ve kazanın” demesinin çok ciddi sonuçları olabilecektir. Dalgalı kur rejimi uyguladığını söyleyen bir Merkez Bankası’nın yılsonu için dolar kuruna nokta taahhüt vermesi belirsizliği azaltmaz, aksine piyasanın üzerine oynayacağı bir hedef verir. Nitekim açıklamaların yapıldığı andan başlayarak dolar kuru her saniye yeni bir rekor kırmıştır.

Risk algısını azaltmaz, artırır
Basit, anlaşılır bir politika çerçevesi ile piyasalara güven vermek ve öngörülebilirliği artırmak yerine, karmaşık, belirsizliği artıran ve hatta piyasalarla çatışan bir görüntü ile para politikasını yürütmek ülkemize yönelik risk algısını azaltmaz, akdine daha da artırır.

Bu merkez bankası ekonomide çalkantılarla başa çıkamaz
Hükümeti de, ekonomi yönetimini de açıkça uyarıyorum. Tek kolu Dolmabahçe’de bağlanmış bir Merkez Bankası ile ekonomideki çalkantılarla mücadele edemezsiniz. Hükümet ve ekonomi yönetimi bir an önce harekete geçmeli ve ekonomide güveni artıracak, öngörülebilirliği artıracak kapsamlı bir programı derhal uygulamaya koymalıdır. Bu çerçevede Başbakan’da gerek iç, gerekse dış siyasette izlediği ayrıştırıcı ve sekter söylemlerine derhal son vermeli, ülkemize yönelik risk algısını daha da artırmamalıdır. Aksi halde bize benzer ekonomiler bir düşerken; biz üç değil, beş düşmeye başlarız.

Bakan'ın vaatleri sürdürülebilir değil
Döviz kurunun geldiği seviyeler, başta elektrik ve doğalgaz olmak üzere yeni zamların kapıda olduğunu göstermektedir. Enerji Bakanı her ne kadar zam yapmayacaklarını ilan ettiyse de bu hem sürdürülebilir değil, hem de piyasaların risk algısını artırıcıdır.

Konuşmak yerine çalışsınlar, önlem alsınlar
Sürekli doğruları yapmamız gereken yerde sürekli hata yapılıyor. Bu da dışarıdaki çalkantıyı içeride Tsunami’ye çevirme riskini taşıyor. Bunun altında bugüne kadar borca batırılan reel sektör şirketlerimiz ve ailelerimizin kalacağı açıktır. Hükümet sorumluluklarını hatırlamalı, ekonomi çalışmalı ve konuşmak yerine önlem almalıdır.”

Anahtar Kelimeler
    Salı, 27 Ağustos 2013 16:34

Bağlantılı Konular