Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Bekir Bozdağ’a saldırıyı kınadı

Kılıçdaroğlu, “Milletvekillerimizin  izlendiği doğru mu? Doğru. Fişlendiği doğru mu? Doğru. Bizim telefonlarımızın dinlendiği doğru mu? Doğru.” dedi.

“Biz ülkemizin çıkarlarını her şeyin üstünde tutarız. Eğer Irak’ta  güvenlik sorunu var diye biz gitmezsek doğruyu yapmamış oluruz.”

Soru: Bugün Bekir Bozdağ’a yönelik bir protesto girişimi vardı. Gerçi bir yumruk mu oldu, ne oldu tam olarak bir karmaşa var şuanda ama. Bu olaya ilişkin düşünceleriniz nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Üzücü bir olay. Hacı Bektaş-i Veli anma törenlerinde sağduyunun egemen olması lazım. İnsanlar bir partiyi beğenirler veya beğenmezler ama şiddete yönelik bir saldırıyı kabul etmek doğru değil. Kaldı ki, Hacı Bektaş-i Veli’nin “incinsen de incitme” diye bir sözü var. Oraya bir Sayın bakan gelmiş, hükümet adına gelmiş konuşma yapıyor. Herkesin sakin dinlemesi gerekiyor. Beğenmedim diye şiddet uygulamak, protesto etmek Hacı Bektaş’ta doğru değil.

Soru: Cumhurbaşkanı Gül’ün partinizle ilgili fişleme belgeleriyle ilgili olarak istihbarat raporlarında böyle bir şey yok açıklaması geldi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Soru: Böyle bir şey sezmedim de diyor. Aynı zamanda Türkiye’de böyle şeyler olmaz, olamaz da diyor.

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Cumhurbaşkanına giden istihbarat raporlarında Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleriyle ilgili fişleme belgelerinin olmamasını doğal karşılamamız gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanına giden belgeler farklıdır. İstihbarat farklıdır. Biz zaten devletin, yani derin devletin, yani yasadışı devletin yasal bir olay yaptığına inanmıyoruz ki. Milletvekillerinin izlendiği doğru mu? Doğru. Fişlendiği doğru mu? Doğru. Bizim telefonlarımızın dinlendiği doğru mu? Doğru. Bunlar yasadışı işlemler zaten. Hukuk devletinde olmaması gereken işler. Bunun belirtileri var mı? Elbette var. Sayın Başbakan grup toplantısında AKP’nin grup toplantısında ey Kılıçdaroğlu ben senin nefes alışını takip ediyorum derken herhalde benim yanımda durup da benim nefesimi takip edecek hali yok. Nasıl yapıyor bunu? Doğrudan kendisine bağlı istihbarat kurumunu harekete geçirerek yapıyor bunu. MİT’e yakışmıyor, devlete yakışmıyor bu. Derin devlet dediğimiz olay budur. Devleti yasadışı alanın içine çektiğiniz andan itibaren orada bizim kabul etmediğimiz bir derin devlet yapılanması oluşur. AKP şuanda kendi derin devletini oluşturmuş durumda. Bizi takip ediyor.

Bakın, benzer bir olay Sayın Arınç biz devleti yönetiyoruz, bize istihbarat geliyor. Devlet istihbaratla yönetilmez. Devlet hukukun üstünlüğü kuralları içinde yönetilir. Devlet saydam şekilde yönetilir. Günışığında yönetim diye bir kavram var. Siz kalkıyorsunuz insanları gizli gizli izliyorsunuz, takip ediyorsunuz. Sayın Başbakan bunun çok emarelerini verdi, işaretlerini verdi. En son yaptığı konuşmada böyle. Soruyorlar Sayın Başbakana yapması gereken nedir? Böyle bir şeye asla izin vermem, derhal soruşturma açtım, eğer yapanları bulursam yasal olarak ne gerekiyorsa sonuna kadar yapacağım demesi gerekir. Ama ne söylüyor? Efendim diyor bizde zamanında izlendik diyor, bizde fişlendik diyor. Bu ne demektir? İzleme ve fişlemeye, yasadışı izlemeye ve fişlemeye meşruiyet kazandırmak demektir. Ve bunun yeteri kadar kamuoyunda tartışılmaması gerçekten üzüntü verici bir olay.

Efendim şu da söyleniyor. MİT yalanladı. Ne yapsın yasadışı bir olayı ben yaptım diyebilir mi? Diyemez. Doğal olarak yalanlayacaktır zaten. Ama biz derin devletin dün ne yaptığını, bugün ne yaptığını gayet iyi biliyoruz. Yıllarını bürokrasiye veren, devleti tanıyan bir kişi olarak söylüyorum ben bunu. Bunlar doğru değil.

Bizim ilçe başkanlarımıza bakın, dinleyin onları onlar bile konuşurken acaba telefonlarımız dinleniyor mu diye kaygı içindeler. Nitekim bir yerde bir böcek bulundu. Siz düşünebiliyor musunuz Sayın Başbakan beni de dinlediler diyor. Eğer Sayın Başbakan seni dinlediler ve sen bunu biliyorsan ve sen bunu ortaya çıkaramıyorsan sen bu ülkeyi nasıl yöneteceksin? Bir Başbakan beni dinliyorlar diye şikayette bulunacak ama faillerini ortaya çıkarmaya gücü yetmeyecek. O zaman kimse kusura bakmasın o sağlıklı olarak ülkeyi yönetemez. Sağlıklı bir yönetim tarzı değildir bu. Kendisini dinleyen varsa faillerini bulacak, yargının önüne çıkaracak herkese de ders olacak. Bir daha bunu yapamazsınız diyecek. Ama şimdi efendim beni de dinliyorlardı, sizi de dinleyebilirler anlamında bir yorum yapıyor. Şık bir yorum değil, doğru bir yorum değil.

Soru: Efendim birde Irak ziyaretinizle ilgili Dışişleri Bakanlığı güvenlik sorunları nedeniyle gitmeyin uyarısı yaptı. Bu uyarı karşısında ne diyeceksiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bölgenin genelinde zaten güvenlik sorunu var. Ama biz Irak’a Türk ve Irak halklarının kardeş olduğunu, hükümetler arasında zaman zaman ortaya çıkan gerginliklerin, farklılıkların iki halkı birbirinden ayıramayacağını ifade etmek için gidiyoruz oraya. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. Biz komşularımızla barış içinde yaşamak istiyoruz. Huzur içinde yaşamak istiyoruz. Orada çok sayıda işadamımız var, yatırım yapıyor. Birilerinin onlara destek vermesi lazım. Birilerinin onların yanında olması lazım. Biz bu gerekçeyle gidiyoruz. Biz ülkemizin çıkarlarını her şeyin üstünde tutarız. Eğer orada güvenlik sorunu var diye biz gitmezsek doğruyu yapmamış oluruz. Daha fazla gitmeliyiz, daha fazla konuşmalıyız, daha fazla dertleşmeliyiz. İki ülke halkının kardeş olduğunu, komşu olduğunu, ortak kültürümüzün, ortak tarihimizin olduğunu onlarda biliyorlar, bizde biliyoruz. Karşılıklı bunları anlatmalıyız.

Teşekkürler arkadaşlar.

    Cuma, 16 Ağustos 2013 08:43

Bağlantılı Konular