Genel Başkan Yardımcısı Öztrak: Hükümeti Eylül korkusu sardı

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakanın Mısır darbesini Batı’nın Müslümanlara karşı bir girişimiymiş gibi göstermeye çalıştığını ve Mısır ile Türkiye arasında paralellik kurarak tehlikeli bir oyuna başvurduğunu belirterek, “Seçim kazanmak için ekonomiyi her ay 20 milyar dolar borç bulmaya mahkûm edip, ülkeyi finans çevrelerinin kucağına atacaksın, sonra da güçlü Türkiye istemiyorlar diye feryat edeceksin. Başbakan ekonomide bir sıkıntı olursa benim elimi kolumu batı bağladı; dış güçler ve faiz lobisi ayağımı kaydırdı demenin hazırlığını yapıyor” dedi.

AKP politikalarının hem büyümede düşüşe hem de cari açık ve enflasyon hedeflerinin aşılmasına neden olacağını belirten Öztrak, “AKP ekonomiyi yönetme kabiliyetinin olmadığını bir kez daha gösterecek” ifadelerini kullandı.

Öztrak, dolar kurunun Merkez Bankası’nın müdahalelerine rağmen 1,90 TL’lerin üzerinde kalmasının “döviz arzının talep karşısında yetersiz kaldığını” gösterdiğini  ifade ederek, “Yakında faizlerin çift haneli rakamlara tırmanması veya doların 2 TL’yi zorlaması beklenmeli” diye konuştu.

Türkiye’nin önümüzdeki bir yılda 220 milyar dolarlık finansman ihtiyacı olduğunu kaydeden Öztrak, “Maalesef AKP’nin ekonomimizi içine sıkıştırdığı tablo budur. Seçimler yaklaşırken, bu tablonun yarattığı ekonomik sıkıntılar başbakanın tüm hayallerini bir daha gerçekleşmemek üzere çöpe atar. Hükümet ve başbakan bunun korkusu içinde. Hükümeti bir eylül korkusu almış gidiyor” dedi.

Öztrak, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun Mısır’da inceleme yapmak için TBMM Başkanlığı’na başvurduğunun hatırlatılması ve bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine ise “Mısır’da inceleme yapabilmek için karşı tarafın izin vermesi lazım. Biraz vitrine dönük bir hareket gibi geldi bana. Daha gerçekçi olmak lazım. Orada olan biten gerçekten içler acısı bir durumdur” diye konuştu.

Öztrak bazı CHP’lilerin fişlendiği iddialarının sorulması üzerine, “Sayın Başbakan, ‘Bizi de fişlediler, ne olur CHP’liler de fişlense’ gibi bir tavır içinde. Mısır’da insan haklarının ihlallerinden bahsediyoruz. Fişleme de bir insan hakkı ihlalidir. Başbakan, hala kendisini kim fişledi, kim dinlendi açıklayabilmiş değil. Böyle yönetim olmaz. Bu yönetimin yetersizliğinin ifadesidir” dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in yayınladığı son raporunda, Türkiye’yi “yüksek dış finansman ihtiyacı”, “yetersiz rezervleri” ve “yüksek borçluluk düzeyi” ile en kırılgan ekonomiler arasında saydığını hatırlatarak, “Üretmeden tükettiren, kazanmadan harcattıran AKP politikaları artık işlemiyor. Değirmenin çarklarını döndüren sıcak para azaldıkça sıkıntı artıyor” değerlendirmesinde bulundu. Yılın ilk yarısına ilişkin ekonomik veriler ortaya çıktıkça, hükümetten büyüme hızının yüzde 4’ün altına düşeceğine, cari açığın ise hedefin üzerinde kalacağına yönelik itirafların gelmeye başladığını ifade eden Öztrak, cari açıktaki artışa dikkat çekerek, “Fakat asıl sıkıntı cari açığın finansmanında yaşandığı görülüyor. Haziran’da portföy yatırımlarından 2011 Eylül ayından bu yana ilk kez çıkış oldu. Yabancılar Haziran’da 1,2 milyar dolar hisse senedi satarak ülkemizden çıktı” dedi.

'Değişti' dedikleri paradigmanın altında kaldılar
Türkiye’ye net doğrudan yatırım girişlerinde de azalma olduğunu belirten Öztrak, “Hem sıcak para çıkışı başlamış; hem de doğrudan yatırım azalmış. Bu iş böyledir. Sıcak paranın şişirdiği yelkenlere güvenip tatlı tatlı giderken, ‘paradigmalar değişti’ diye caka satarken, bir de bakarsınız rüzgâr birden kesiliverir. Sıcak para tasını tarağını toplar, çeker gider. Sizi dalgalı denizin ortasında savunmasız bırakır… Biz hükümete bunları sürekli anlattık. ‘Açık finanse edildiği sürece sorun değildir’ denildi, ‘Paradigmalar değişti’ denildi. Hükümet şimdi değişti denilen o paradigmanın bizzat altında kaldı. Bizim haklılığımız ortaya çıktı” diye konuştu.

Son iki ayda 7.5 milyar dolar rezerv edildi
Haziran’da kaynağı belirsiz para hareketlerinin izlendiği “net hata noksan kaleminden” de ülke dışına 2,3 milyar dolar para çıktığını ifade eden Öztrak, bunların sonucunda uluslararası rezervlerin 3,3 milyar dolar daha eridiğini, son iki ayda eriyen rezerv miktarının ise 7,5 milyar dolara yaklaştığını kaydetti.

Geniş işsiz sayısında 31 ayın rekoru
Yılın ikinci çeyreğindeki işsizlik rakamlarını da değerlendiren Öztrak, bu dönemde işsizlik yüzde8.8 görünmesine karşın iş bulma ümidini kaybeden bu nedenle iş aramayan, ancak “iş bulursam çalışırım diyen” vatandaşlar ile mevsimlik çalışanları içeren “geniş işsiz sayısının” son bir yılda 412 bin kişi artarak 4,5 milyon kişiye ulaştığını söyledi. Bu rakamın 2010 yılı Ekim ayından bu yana geçen 31 aydaki en yüksek artış olduğunu kaydeden Öztrak, işgücü verilerinin ekonomideki yavaşlamanın istihdam piyasasını yavaş yavaş baskı altına aldığını gösterdiğini belirtti.

Bu yıl hükümet ekonomiyi yönetemediğini bir kez daha gösterecek
Ekonomik verilerin bu yılın sonunda büyüme hedefinin yakalamayacağını, işsizliğin yeniden çift haneli rakamlara tırmanacağını, buna karşın cari açık ve enflasyonun ise hedeflerin üzerinde olacağını gösterdiğini ifade eden Öztrak, “Büyümenin düştüğü bir yılda hükümet hem cari açık, hem de enflasyon hedeflerini aşarak ekonomiyi yönetme kabiliyetinin olmadığını bir kez daha gösterecek” dedi. Öztrak, bu durumun zaten borç yükü altında olan aileleri ve şirketleri daha da zor bir duruma düşüreceğini, geçen yılın tamamında bireysel kredi ve kredi kartlarını ödeyemeyenlerin sayısı 822 bin iken bu yılın sadece ilk yarısında bu sayının 680 bine ulaştığını ifade etti.

Turkcell yönetimindeki sıkıntılardan kazanan AKP'li siyasiler oldu
Daha önce AKP’li iki eski bakanı Turkcell’in yönetimine atayan ‘bağımsız’ ve ‘özerk’ Sermaye Piyasası Kurulu’nun, şimdi de AKP’nin İzmir’den milletvekili adayı olmuş şu anda da AKP’nin İzmir İl Başkan Yardımcısı olan bir şahsı bu şirketin yönetimine atadığını söyleyen Öztrak, “Turkcell yönetimindeki sıkıntılardan bir kazanan varsa onun da AKP’li siyasiler olduğu anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.

İhalelere talep az olunca devlet bankaları devreye sokuldu
13 Ağustos’ta yapılan hazine borçlanma ihalelerini de değerlendiren Öztrak, ihalelerde gerçekleşen faizlerin piyasa beklentilerini aştığını, faizlerde sadece üç ayda neredeyse yüzde 100’lük artış görüldüğünü anlattı. Borçlanma ihalelerine gelen talebin de azaldığını, talep azalınca da hükümetin devlet bankalarını devreye soktuğunu kaydeden Öztrak, “İki ihalede satılan toplam 3,1 milyar TL’lik borçlanma kâğıdının 434 milyon TL’sini kamu bankaları aldı” dedi.

Faiz çift haneye çıkacak, dolar 2 TL' yi zorlayacak
Borçlanma kâğıtlarının ikincil piyasasının da adeta kuruduğunu, piyasada hem talep hem de arz sıkıntısı yaşandığını, piyasanın faizlerin daha da artacağı beklentisi içinde olduğunu ifade eden Öztrak, şunları söyledi:

“Kimse zarar yazmamak için borçlanma kâğıdı almak istemiyor. Dolar kurunun Merkez Bankası’nın müdahalelerine rağmen 1,90 TL’lerin üzerinde gezinip durması döviz arzının talep karşısında yetersiz kaldığını gösteriyor. Dün de dolar kuru 1,94 TL’nin üzerini gördü. Yakında faizlerin çift haneli rakamlara tırmanması veya doların 2 TL’yi zorlaması beklenmeli.”

Hükümeti eylül korkusu aldı
Türkiye’nin önümüzdeki bir yılda 220 milyar dolarlık finansman ihtiyacı olduğunu kaydeden Öztrak, “Maalesef AKP’nin ekonomimizi içine sıkıştırdığı tablo budur. Seçimler yaklaşırken, bu tablonun yarattığı ekonomik sıkıntılar başbakanın tüm hayallerini bir daha gerçekleşmemek üzere çöpe atar. Hükümet ve başbakan bunun korkusu içinde. Hükümeti bir eylül korkusu almış gidiyor. Bu nedenle toplum dört koldan baskı altına alınıyor. Statlar da, üniversitelerde olağanüstü hal ilan edilmeye çalışılıyor” dedi.

Mısır'da gayrımeşru aktörler devreye girdi
Mısır’da yaşanan olaylara da değinen Öztrak, dünyanın hiçbir yerinde insan haklarının, hukuk devletinin, darbe yapılarak, olağanüstü hal ilan edilerek askıya alınmasının kabul edilemeyeceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır’da yaşanan gelişmeler bize şunu açıklıkla göstermiştir. Demokrasi bir uzlaşma ve örtülü veya açık kurallar rejimidir. Sandıkta yarışan rakipler sandık ortadan kalktıktan sonra da birbirilerinin haklarına saygı duymak zorundadır. Demokrasilerde sandıktan çıkan iktidar herşeyin sahibi değildir. Dolayısıyla diğerlerinin haklarına saygı duyarak, onları küçümsemeyerek, otoriterleşmeden yönetmek zorundadır.

Sandıktan muhalefet olarak çıkan da iktidar değildir. İktidar muhalefetin haklarına saygı gösterirken, muhalefet de iktidarın meşru zeminde yönetme erkini kabul etmelidir. Sonuçta demokrasi yazılı veya yazısız haklara sahip çıkarak ve milli iradeye saygı göstererek tüm oyuncuların birlikte ayakta tutacakları bir rejimdir. Taraflar bu kurallara uymazlarsa devrede olmaması gereken gayri meşru aktörler devreye girer ve demokrasi ve insan hakları açısından telafi edilemez sonuçlar ortaya çıkar. Mısır’da da olan budur.”

Başbakan ekonomideki sıkıntılara bahane bulma hazırlığı yapıyor
Buna karşın Başbakan Erdoğan’ın Mısır’daki darbeden İslam dünyasına karşı kurulan bir tezgâh olarak söz ettiğini ifade eden Öztrak, Başbakan’ın bir taraftan da yarın bir gün demokrasinin sorgulanmaya başlanacağını ifade ederek, oldukça riskli bir söyleme kaydığını söyledi ve şunları belirtti:

“Başbakanın önce Mısır darbesini Batı’nın Müslümanlara karşı bir girişimiymiş gibi göstermeye çalışması, sonra da Türkiye ile kendi çizdiği mısır resmi arasında paralellik kurmaya çalışması son derece tehlikelidir. Peki, Başbakan bu tehlikeli oyuna neden başvuruyor? Sebebi açık. Yanlış politikalarıyla ülkeyi her ay 20 milyar dolar dış borç bulmaya mahkûm eden başbakan, ekonomide yaklaşan fırtınayla, enflasyonun, faizlerin çift hanelere sıçramasının, büyümenin düşmesinin, işsizliğin artmasının sorumluluğundan kaçmaya çalışıyor. Güçlü Türkiye başkalarının istemesiyle veya istememesiyle, olmaz kendi irademizle ve politikalarımızla olur. Seçim kazanmak için ekonomiyi her ay 20 milyar dolar borç bulmaya mahkûm edip, ülkeyi finans çevrelerinin kucağına atacaksın, sonra da güçlü Türkiye istemiyorlar diye feryad edeceksin. Başbakan ekonomide bir sıkıntı olursa benim elimi kolumu batı bağladı; dış güçler ve faiz lobisi ayağımı kaydırdı demenin hazırlığını yapıyor.

Korkunun ecele faydası yok
Buradan açıkça sesleniyorum. Sayın Başbakan korkunun ecele faydası yok. Ekonomiyi kötü yönettiniz. Daha dün emirlerinizle hareket ettirip bağımsızlığını zedelediğiniz Merkez Bankasının, yitirilen itibarını bu gün nasıl arar hale geldik. Şimdi sıcak paraya yaslanarak biriktirdiğiniz kırılganlıkların bedelini ödememek için, giderayak ülkeyi yangın yerine çevirmeye kalkıyorsunuz. Bundan vazgeçin. Hiç olmazsa sizden önceki iktidarın yaptığını yapın. Bir önceki iktidar sizden çok daha kısa süre görevde kalmasına rağmen; hatalarını telafi edecek yapısal önlemleri, tüm siyasi risklerine katlanarak almıştı. Siz 10 yıldır o reformların ekmeğini yediniz. Şimdi onlar kadar cesur olup, ülke ekonomisini yönetememenizin neden olduğu, kırılganlıkların faturasını azaltacak yapısal önlemleri seçimleri düşünmeden almaya başlayın.

Komisyonun hareketi vitrine dönük
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Öztrak, Türkiye ve Mısır’ın Büyükelçilerini karşılıklı olarak geri çekmesi hakkındaki soru üzerine, “Mevcut durum karşısında yeterli sert girişimde bulunulmasında, bu durumun kabullenilmemesinde yarar vardır. İnsan haklarının askıya alınması, olağanüstü hal ilan edilmesi kabul edilebilir bir durum değildir” dedi. Öztrak, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun Mısır’da inceleme yapmak için TBMM Başkanlığı’na başvurduğunun hatırlatılması ve bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine ise “Mısır’da inceleme yapabilmek için karşı tarafın izin vermesi lazım. Biraz vitrine dönük bir hareket gibi geldi bana. Daha gerçekçi olmak lazım. Orada olan biten gerçekten içler acısı bir durumdur” diye konuştu.

Başbakan'ın sözleri yönetimin yetersizliğinin ifadesi
Öztrak bazı CHP’lilerin fişlendiği iddialarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:
“Dün Sayın Başbakan’ın açıklamalarını dinledim. ‘Bizim fişlemeyle işimiz olmaz’ın ötesinde, ‘Bizi de fişlediler, ne olur CHP’liler de fişlense’ gibi bir tavır içindeydi. Mısır’da insan haklarının ihlallerinden bahsediyoruz. Fişleme de bir insan hakkı ihlalidir. Başbakan, ‘Ben de fişlendim, ben de dinlendim’ diyor. Daha hala kendisini kim fişledi, kim dinlendi açıklayabilmiş değil. Böyle yönetim olmaz. Bu yönetimin yetersizliğinin ifadesidir. Şimdi ortada bir takım belgeler var. Bazı CHP’li milletvekilleri fişlenmiş. Fişleme suç olduğuna göre bu faillerin derhal yakalanması gerekir.”

    Cuma, 16 Ağustos 2013 15:07

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica