Tanrıkulu: "Korku imparatorluğuyla hiçbir iktidar sağlama alınamamıştır"

“Telefon dinlemeleri ve takip sadece seçim meydanları ile sınırlı kalmamış, Başbakan tarafından Ana Muhalefet Partisi Lideri’ne karşı da bir tehdit olarak kullanılmak istenmiştir.”

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, yazılı bir açıklama yaparak AKP hükümetinin, yasa dışı dinleme ile ilgili soruları yanıtsız bırakarak, toplumdaki kuşkuları, tedirginliği, korkuyu daha da artırma gayesi taşıdığına   dikkat çekti. Tanrıkulu’nun yazılı açıklaması şöyle:

“İnsanların en temel haklarından biri olan mahremiyet, tarihte hiç olmadığı kadar saldırı altındadır. Tarihin hiçbir döneminde insanlar, kişisel sohbetlerinin bir gün ifşa edilebileceği ihtimalinden bu kadar korkmadılar.
Yurttaşlar, hukuk dışı, yasa dışı telefon dinlemeleri yüzünden artık dedikodularını bile şifreli yapıyorlar!
Halk egemenliğinin cisimleştiği Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bile, “kesin olarak dinlenmiyorum” diyebilecek tek bir milletvekili yoktur!
Sayın Başbakan’ın bile dinlendiği, üstelik de çalışma ofisine kadar dinleme cihazı konduğu bir ülkede, kim dinlenmediğini iddia edebilir?
Fakat burada önemli olan kaç insanın dinlendiği değil, bu korkunun topluma ne kadar yayıldığıdır. Bugün bu ülkede, Başbakan dâhil tüm yurttaşlar telefonda konuşurken, üçüncü bir kulağın da varlığını hesap ediyor! Korku imparatorluğu tam da budur!
İnsanlara yaşatılan bu korku utanç vericidir. Bu utancın sahibi de, yasadışı dinlemeye sınırsız kapıyı aralayan AKP iktidarıdır!

Bugün hiçbir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının mahremiyeti kalmamıştır!
Fakat hükümetin kulağına küpe olsun; dinleyen her kulağın sahibi, bir başka kulak tarafından dinleniyordur! Bunu Sayın Başbakan’ın maruz kaldığı yasadışı dinleme skandalı sayesinde çok iyi gördük.
Demek ki siz iktidar olarak birilerine yol verirseniz, yarın öbür gün gelip sizin başınıza da bela olurlar.
Bugün CHP’lileri fişleyenlerin yarın sizi de fişlemeyeceğinin garantisi olamaz!
Fakat hayatın her alanına müdahale etmeye çalışan Sayın Başbakan’ın, kendi çalışma ofisine dinleme cihazı koyanların üstüne gitmemesi, bu olayın gündemden düşürülmesini anlamlı buluyoruz.
Sizi kim dinliyor Sayın Başbakan! Bizi kim dinliyor Sayın Başbakan!
Yurttaşlarımızı, insan hakları savunucularını, Milletvekillerini. avukatları, öğrencileri kim dinliyor! Bunu ortaya çıkarmak zorundasınız. Bu yasadışı dinlemeleri ortadan kaldırmaya girişmediğiniz sürece, iki elimiz yakanızdadır! Dinleyenleri kulaklarından tutup yargı önüne getirmediğiniz sürece, şüpheli sizsiniz!
Biz AKP hükümetine gerek soru önergeleri, gerek Meclis Araştırma önergeleri yoluyla, gerek basın üzerinden yaptığımız çağrılarla defalarca bu yasadışı dinlemelere karşı tedbir alınması talebinde bulunduk.
Sayın Genel Başkanımız defalarca açıkladı; dinleniyoruz dedi. Sayın Başbakan ve diğer hükümet yetkilileri bu konuda sessiz kalarak iddiaların gerçekliğini teyit etmiş oluyorlar.
Bu ülkede gazeteciler, avukatlar, Milletvekilleri, siyasetçiler, öğretmenler, öğrenciler, işçiler, bürokratlar ve hatta hâkim ve savcılar bile yasadışı yollarla dinleniyor. Üstelik bu dinleme skandalı yargı mercilerinde o kadar sıradanlaşmış ki, bazı yargıçlar kendi telefonlarının dinlenmesine bile, farkına varmadan izin verebiliyorlar.
Yargıtay’ın genel dinleme-izleme yapılamayacağı yönünde kararı olduğu halde, hükümet, böyle bir izleme-dinleme yapılıp yapılmadığına dair sorularımızı yanıtsız bırakıyor.
AKP hükümetinin, bu konudaki sorularımızı yanıtsız bırakarak, toplumdaki kuşkuları, tedirginliği, korkuyu daha da artırma gayesi taşıdığı çok açıktır.
Her türlü uyarılara ve telkine rağmen bu alanda yapılan bu hukuksuzluk, mahkemelerce meşrulaştırılmakta ve Yargının bu hukuksuzluk üzerinden adalet dağıtması beklenmektedir.
Telefon dinlemeleri ve takip sadece seçim meydanları ile sınırlı kalmamış, Başbakan tarafından Ana Muhalefet Partisi Lideri’ne karşı da bir tehdit olarak kullanılmak istenmiştir.
Başbakan partisinin bir grup toplantısında, önlenemediği için utanılması gereken bu hukuksuzluğa rağmen övünerek Ana Muhalefet Lideri’nin her adımının izlendiği ve takip edildiğini büyük bir heyecan ve gaflet içerisinde kamuoyuna açıklamıştı.
Vatandaşlarımız ise bu gelişmeler doğrultusunda dostane sohbetlerini dahi telefon ortamına taşımaktan çekinir olmuştur.
İleri demokrasi söylemleri ile atılan naralarının, vatandaşların bu cevapları da göz önünde bulundurularak ileri zorbalık uygulamalarını temsil ettiğini ispatlamaktadır.
İktidarın varlığını sürdürmek amacıyla yarattığı bu korku ve zorba uygulamalar yaklaşan Yerel Seçim sürecinde ise Muhalefet Partilerinin Yerel Yönetim Yöneticilerine karşı bir silah olarak kullanılmak istenmektedir. Seçimde sağlanamayan başarı, Temel İnsan Hakları katliamına dönüşen hukuksuzluk yoluyla kazanılmak istenmektedir.
İktidar ayyuka çıkan başarısızlıklarını korku düzeni inşa ederek gizlemeyi, bu hukuksuzluktan insanlık adına utanç başarısı elde etme yolunu seçti.
Tarih boyunca yurttaşlarının veya muhalefetin içine ajanlar salarak ayakta durmaya çalışan hiçbir iktidar, amacına ulaşamamıştır. Korku imparatorluğuyla hiçbir iktidar sağlama alınamamıştır.”

    Çarşamba, 14 Ağustos 2013 14:50

Bağlantılı Konular