Umut Oran: ”Milyonlar için bayramın adı var tadı yok”

Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran, gerçek anlamda bayram kutlaması yapılabilmesi için toplumda ekonomik ve sosyal adaletin sağlanmasının temel şart olduğunu vurgulayarak, “AKP camii avlularında ve iftar sofralarında ramazan ayı boyunca din istismarı yaparken, hem ekonomik hem de sosyal olarak halkımızı bölerken, Karın tokluğuna çalışan işçi, memur, köylü, esnaf ve emekliler, hiç geliri olmayan işsiz ve umutsuzlar; yani “halk”, bu bayramı da buruk geçiriyor. “ dedi.

Umut Oran’ın açıklaması şöyle:

“Üç kuruş gelirle yaşam mücadelesi veren işçi, memur, köylü, esnaf ve emekliler ile hiç geliri olmayan işsiz ve umutsuzlar; yani geniş halk kitleleri, bu bayramı da buruk geçiriyor. Milyonlar için bayramın adı var tadı yok.İşsizler ve emekliler bir yana, eli iş tutan işçi ve memurların çoğunluğu açlık sınırında yaşıyor. Halkın çoğunluğu asgari aylık geçim tutarının çok altında bir gelire talim ediyor, bununla yaşam mücadelesi veriyor. Türk-İş’e göre 4 kişilik bir ailenin adam gibi karnını doyurabilmesi için gereken aylık asgari gıda harcaması, yani “açlık sınırı” 1.012 TL. Buna giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamalar eklendiğinde aylık geçim bedeli yani “yoksulluk sınırı” 3.296 TL’yi buluyor. Resmi veriye göre ortalama memur maaşını Temmuz 2013 için 2.036 lira, en düşük memur maaşı ise 1.725 TL. En düşük ile ortalama arasında 300 TL dolayında bir fark olduğu dikkate alınırsa, 2.6 milyon memurun çoğu asgari maaştan çalışıyor ve yoksulluk çekiyor. Kamu işçisinin de şişirilmiş rakamlarla 2.700 TL olarak açıklanan ortalama aylığı baz alındığında bile aylık asgari geçim sınırını yakalayamadığı görülüyor. Türkiye’de 16 milyon dolayındaki çalışanın büyük bölümü asgari ücretli… Net asgari ücret ise 803.7 TL… Buna göre dört kişilik ailenin tamamı çalışıyor olsa bile asgari ücretle çalıştığı sürece toplam geliri aylık geçim sınırına ulaşamıyor. Sayıları 2 milyona yaklaşan memur emeklileri ayda ortalama 1.394 TL alıyorlar. İşçi emeklilerinin sayısı ise 6 milyondolayında ve onların ortalama aylıkları 971 TL… Memur emeklisi ile işçi emeklisinin ortalama maaşı arasında 500 TL’ye yakın fark var. 2 milyon dolayındaki Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları ise ortalama 1.010 TL. Halen özürlü aylığı 373 TL, 65 yaş aylığı 124 TL, öğrenci kredisi de sadece 280 TL… Bu arada yaklaşık 5 milyona yakın memur ve memur emeklisini ilgilendiren “sözde” toplu sözleşme görüşmelerinde hükümet, bu kesime yeni bir oyun oynadı. Başbakan Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda 2014 yılı zamlarının belirlendiği görüşmeleri Bayramdan önce bitirmek isteyen hükümet, normal prosedüre göre sürenin bitmesine 14 gün kala, Türkiye Kamu-Sen ve KESK’ten gizli olarak, Memur-Sen’le bir araya gelip yüzde 3+3’e imzayı attı. Yani toplu sözleşme “tiyatrosu” bir kez daha sahnelendi, milyonlarca memur ve emekli bir kez daha mağdur edildi. Ülkede çalışanlar ve emekliler karın tokluğuna çalışırken, umudu olmadığı için iş aramayanlarla birlikte 5 milyonu bulan işsizler, 11.5 milyon ev kadını ve 3 milyonu aşkın ücretsiz aile işçisi ile birlikte toplamda 20 milyona yakın nüfus ise işgücü dışında yer alıyor ve bir gelire sahip değil.

Bayramlar, dargınlıkların unutulduğu, insanların barıştığı, kardeşçe kucaklaştığı, milli ve dini duygular, inançlar, örf ve adetlerin uygulandığı, toplumda millet olma bilincinin güçlendiği günlerdir. Ancak maneviyatın oluşabilmesi, gerçek anlamıyla bir bayram kutlaması yapılabilmesi için öncelikle toplumda ekonomik ve sosyal adaletin sağlanması temel şarttır.

AKP camii avlularında ve iftar sofralarında ramazan ayı boyunca din istismarı yaparken, hem ekonomik hem de sosyal olarak halkımızı bölerken, Karın tokluğuna çalışan işçi, memur, köylü, esnaf ve emekliler, hiç geliri olmayan işsiz ve umutsuzlar; yani “halk”, bu bayramı da buruk geçiriyor.

İnsanca yaşamak için gereken asgari gelir düzeyine dahi sahip olamayan geniş halk kitleleri, bu bayrama da yoksul ve buruk girdi. Milyonlar için bayramın adı var tadı yok.

Adam gibi yaşamak için ayda 3.300 TL gerekiyor
Türk-İş’in yaptığı hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin adam gibi karnını doyurabilmesi için yapması gereken aylık asgari gıda harcaması tutarı, yani “açlık sınırı” Temmuz ayı itibariyle 1.012 TL. Buna giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamalar eklendiğinde aylık geçim bedeli yani “yoksulluk sınırı” 3.296 TL’yi buluyor.

Çalışanlar yoksul
Resmi veriye göre ortalama memur maaşını Temmuz 2013 için 2.036 lira, en düşük memur maaşı ise 1.725 TL. En düşük ile ortalama arasında 300 TL dolayında bir fark olduğu dikkate alınırsa, 2.6 milyon memurun çoğu asgari maaştan çalışıyor ve yoksulluk çekiyor.

Kamu işçisinin de şişirilmiş rakamlarla 2.700 TL olarak açıklanan ortalama aylığı baz alındığında bile aylık asgari geçim sınırını yakalayamadığı görülüyor. SGK kayıtlarına göre 750 bine yakın kamu işçisi bulunuyor. Sendikaların giderek zayıflatılması nedeniyle giderek güç yitiren kamu işçileri içinde görece iyi ücret alanların oranı da giderek azalıyor. Kamu işçileri içinde Karayolları, DSİ gibi kuruluşlarda çalışanlar dışındakilerin ücret düzeyi son derece düşük…

Türkiye’de toplamda 16 milyon dolayındaki çalışanın büyük bölümü ise asgari ücret ya da bunun biraz üstünde bir ücretle çalışıyor. Çalışanların büyük bölümünün eline geçen aylık gelir 1.000 TL’yi bulmuyor.

Net asgari ücret ise Temmuz ayında 803.7 TL oldu… Buna göre dört kişilik ailenin tamamı çalışıyor olsa bile asgari ücretle çalıştığı sürece toplam geliri aylık geçim sınırına ulaşamıyor.

Emekli açlık sınırında
Sayıları 2 milyona yaklaşan memur emeklileri ayda ortalama 1.394 TL alıyorlar. İşçi emeklilerinin sayısı ise 6 milyon dolayında ve ortalama aylıkları 971 TL… Memur emeklisi ile işçi emeklisinin ortalama maaşı arasında 500 TL’ye yakın fark bulunuyor. 2 milyon dolayındaki Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları ise ortalama 1.010 TL. Buna göre memur emeklileri açlık sınırının biraz üzerinde aylık alırken, işçi ve Bağ-Kur emeklileri bu sınırın altında kalıyor.

Öte yandan; halen özürlü aylığı 373 TL, 65 yaş aylığı 124 TL, öğrenci kredisi de sadece 280 TL olarak uygulanıyor.

Bu ülkede çalışanlar ve emekliler karnını doyuramazken, umudu olmadığı için işsiz sayılmayanlarla birlikte 5 milyonu bulan işsizler, 11.5 milyon dolayında ev kadını ve 3 milyonu aşkın ücretsiz aile işçisi ile birlikte toplamda 20 milyona yakın nüfus ise işgücü dışında yer alıyor ve bir gelire sahip değil.

AKP’den memura toplu sözleşme oyunu
Yaklaşık 2.6 milyon memur ve 2 milyona yakın memur emeklisini ilgilendiren “sözde” toplu sözleşme görüşmelerinde hükümet, bu kesimi de kandırdı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda görüşmeleri Bayramdan önce bitirmek içinhükümet, normal prosedüre göre sürenin bitmesine 14 gün kala, Türkiye Kamu-Sen ve KESK’ten gizli olarak, Memur-Sen’le bir araya gelerek imzayı attı. Bu buluşma ve imzadan haberi olmayan iki konfederasyon tepki gösterse de hükümet, tek taraflı olarak süreci sonuçlandırdı ve memurlara taban aylığına 175 TL seyyanen ve yüzde 3+3 zam hükme bağlandı. Yani memurlarla yapılan toplu sözleşme görüşmelerinin “tiyatro” olduğu, hükümetin bu kesime layık gördüğü gelir artışını tek yanlı olarak uygulamaya koyduğu bir kez ortaya çıktı, milyonlarca memur ve emeklisi bir kez daha mağdur edildi.

Üstelik 2014 yılında verilecek brüt 174 TL’lik seyyanen artış da vergi kesintilerinden sonra Ocak ayında maaşlara net 119 lira olarak yansıyacak.

AKP iktidarında, trilyonlar değerinde kamu kaynağını eşe, dosta, yandaşa peşkeş çeken, geleceğini çaldığı çocuklara 20 TL bayram harçlığı dağıtan “devlet adamları”nın ülkesi olduk. Türkiye Cumhuriyeti’nin kaynaklarını har vurup harman savuran hükümet, memura yüzde 3’lük maaş zammını reva görüyor. Yıllık enflasyon çift haneye giderken, hükümet “refah artışı”ndan memura pay vermek istemiyor.

On yıllık iktidarı döneminde sıfırdan dolar milyarderi olan, dünyanın en zengin başbakanları arasına giren Tayyip Bey’e sormak lazım:

- Çocuklarınız, yakınlarınız gemi, holding, fabrika sahibi olup servetine servet katarken, milyonlara asgari geçim sınırının altında bir geliri reva görüyorsunuz, vicdanınız sızlamıyor mu?

- İddia ettiğiniz gibi iktidarınız döneminde Türkiye’yi hızla büyüttünüz, kalkındırdınızsa, düşmanlarınız ekonomik başarılarınızı çekemiyor kıskanıyorsa; bunun semeresini geniş halk kitleleri neden göremiyor?

- Size göre Türkiye büyüyor, kalkınıyorsa, halk neden yoksullaşıyor, neden milyonlar açlık sınırında yaşıyor ya da insanca yaşayacak bir gelir düzeyinden uzakta bulunuyor? “

    Cumartesi, 10 Ağustos 2013 13:59

Bağlantılı Konular