Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Başkanlığındaki heyet, siyasi partilere bayram ziyareti gerçekleştirdi

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Parti Meclisi Üyeleri Prof. Dr. Gaye Usluer ve Faruk Demir’den oluşan heyetin ziyaret ettiği ilk parti AKP oldu. Daha sonra sırasıyla DSP, SP, DP, İP, MHP, BBP ve BDP ziyareti gerçekleştirildi.

Erdoğan Toprak parti ziyaretlerinde şu konulara değindi:

“Tüm İslam aleminin bayramını kutluyorum. Buruk bir bayram yaşıyoruz çünkü İslam coğrafyasında kardeşkanı akmakta. Bu konuda çok daha dikkatli ve sorumlu bir politika izlenmesi gerekmektedir.

Türkiye yeni bir anayasa istiyor. Bu konuda yola nasıl çıkılmışsa öyle devam edilmelidir. Oyunun ortasında yeni bir kural, dayatmalar getirmeden anayasaya yakışır bir şekilde, farkındayız ki 12 Eylül Anayasası bu ülkeye yakışmıyor, ama bunu değiştirmek için oyunun ortasında yeni kurallar koymamalıyız. Yeni kurallar koymazsak bunu başarıya götüreceğimize inanıyoruz.

Parlamenter sistemde katılımcılığı çoğaltarak, toplumun fikirlerinin parlamentoya yansımasını kolaylaştırmanın şartlara bağlanamaması gerekmektedir. Bu yüzden yüzde 10 seçim barajı kaldırılmalıdır.

Anayasa çalışmaları başlarken belli, kabul edilemeyen, parlamenter sistemi ortadan kaldıracak bir dayatmayı getirip ortaya koyarsak, anayasa yapma sürecinde yaptığımız güzel çalışmaları güzellikle taçlandıramayız. Umut ediyorum, bunu da kuralları değiştirmeden yerine getiririz. Tek bir kişinin hırsına ya da gelecek beklentisine ülkenin kaderi teslim edilmemelidir. Gücünün esiri olan bir iktidarın bu ülkeye çok büyük zararları olmaktadır.

TBMM çatısı altında her türlü sorunumuzu birlikte çözebiliriz. Ancak bunun için parlamentoyu bir engel olarak değil sorunları çözecek bir yere dönüştürmemiz gerekmektedir. Sorunların çözümünün tek adresi TBMM’dir. Hepimizin görevi meclisi daha işlevsel hale birlikte getirmektir. Ortak aklı egemen kılıp yeni bir başlangıç yapmalıyız.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, “Demokrasilerde insanlar, normal mahkemelerde yargılanırlar. Bu nedenle özel yetkili mahkemelerin verdiği kararlar; hukuken, siyaseten ve ahlaken meşru kararlar değildir” sözü tarihi bir hakikate işaret etmektedir. 27 Mayıs sonrası Mendereslerin asılması, 12 Mart sonrasında Denizlerin asılması, 12 Eylül sonrasında Erdal Eren’in asılması Sıkıyönetim ve Devlet Güvenlik mahkemelerince alınan kararlarca olmuştur ve bunlar toplum vicdanını yaralamıştır. Bugünde özel yetkili mahkemeler yine toplum vicdanında büyük yaralar açmaktadır.

Başbakan Yardımcısı sayın Arınç, Genel Başkanımız yani anamuhalefet partisi liderini tehdit etmekte “Bu beğenmediğin mahkemelerin karşısına çıkmak durumunda kalabilirsin” demektedir. Bu talihsiz ve yakışıksız bir söylemdir. Üniversitelere, öğrencilere, yargıya, iş adamlarına, gazetecilere yönelik tehditten sonra şimdi anamuhalefet partisi tehdit ediliyor. Bu cumhuriyet tarihinde örneği görülmemiş bir olaydır. Kimse bize gözdağı veremez. Biz yargılanmaktan korkmayız. Ama tarih kimin yargılanacağını ortaya koyacaktır. Bülent Arınç adeta yargıya talimat vermektedir. Bu güçler ayrılığının nasıl yok olduğunu göstermektedir.

Türkiye’nin her tarafındaki davalarda sanık hakları ve adil yargılanmayı savunuyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğü demokrasilerde en temel vazgeçilmez öncü ve temel halktır. Örgütlenme özgürlüğüne dokunulmasını doğru bulmuyoruz. Türkiye’nin he yerindeki siyasi partiye, yayın organlarına ve gençlik örgütlerine uygulanan baskıları demokrasiye yapılan ağır müdahale olarak görüyor ve tepkimizi her yerde dile getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Diyarbakır Cezaevi’ni de Silivri’yi de müze yapacağız. Burada yaşanan haksızlıkları ve hukuksuzlukları insanlığın hafızasına kaydedeceğiz.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 09 Ağustos 2013 13:46

Bağlantılı Konular