Adnan Keskin, “ Türkiye adalet tarihi için yüzkarası bir tabloyla karşı karşıyayız”

“Silivri’de verilen kararlarla kamuoyu vicdanı kanamıştır.”

“Dava aşaması boyunca siyasi iktidar yargının üzerinden elini çekmemiştir”

Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin CNNTÜRK’ün canlı yayınında Büşra Arslantaş’ın sorularını şöyle yanıtladı;

Büşra Arslantaş: Silivri’den çıkan kararları CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’e soracağız. O karara ilişkin yorumlarını alacağız kendisinin ama öncelikle belirtelim CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkezde. Az sonra bir yazılı açıklama yapabileceği belirtiliyor. Bu arada 13 yıla mahkum edilen Sinan Aygün CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün’de az önce Genel Merkeze geldi. Genel Başkanla konuşmadan hiçbir şey söylemem mümkün değil dedi ve üst kata, 12. Kata CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına geçtiği bilgisini verelim ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’e dönelim. Efendim Silivri’den çıkan kararlar gelmeye başladı. 17 tahliye, 11 tutuklama kararı. Bu arada Haberal’ın tahliye edildiği açıklandı. Balbay 34 yıl, Sinan Aygün 13 yıl. Nasıl yorumlayacaksınız kararları? Bu arada tabi Orgeneral İlker Başbuğ için müebbet hapis, Tuncay Özkan için müebbet hapis cezası.
Adnan Keskin: Yargılama genellikle insanların vicdanlarını rahatlatmak için yürütülen bir süreçtir. Bu davanın başladığı günden günümüze değin maalesef insanlar yargılamanın vicdanlarını rahatlatacak fonksiyonu yakalayamamıştır. Daha hazırlık aşamasında, gece yarısı insanların konutları basılmıştır. En mahrem saatlerde insanlar rahatsız edilmiştir. Arama sırasında kasıtlı olarak bilgiler sızdırılmış, yandaş medya tarafından insanların toplumda linç edilmesine zemin hazırlanmıştır. Bu arkadaşlarımızın çoğu zaten maalesef daha arama, soruşturma sırasında mahkum edilmişti, toplumun dışına itilmişti. Son çıkan kararlar ve özellikle yargılama aşamasında yaşadığımız olumsuzlar ceza hukukunun temel ilkelerinin ayak altına alınmasının doğal bir uzantısıdır. Önce insanların doğal yargıç kavramı vardır. Özel yetkili mahkemelerle maalesef ceza hukukunun ve evrensel kuralı ihlal edilmiştir. İnsanlar doğal yargıçtan alınarak bir başka mahkemede yargılanma mecburiyetinde bırakılmıştır. İddianameler hazırlanma safhasında hukukun temel ilkeleri yok sayılmıştır. Önce bir iddianame düzenlenmiştir daha sonra fason üretim gibi arka arkaya ek iddianameler gelmiştir. Dolayısıyla insanların savunması zorlaşmıştır. Bir ceza davasında yargılama başladığında sanık sıfatındaki olan insan her türlü kanıtı, ithamı öğrenmek hakkına sahiptir. Siz bu hakkı tanımazsanız sonunda hangi kararı verirseniz verin insanların vermiş olduğunuz kararı adaletli ve haklı bulması mümkün değildir. Yargılama aşamasında sanıklara karşı uygulanan olumsuz tavırlar, sanıkların savunmalarının kısıtlanması, kanıt toplama taleplerinin reddedilmesi, bir eski Genel Kurmay Başkanının, bir eski Kara Kuvvetleri Komutanının dinlenme talebinin reddedilmesi bu davada peşin hükümlü hareket edildiğinin somut kanıtlarını oluşturmuştur.

Son kararlarla insanlar maalesef yeniden vicdani bir isyana doğru sürüklenmiştir. Davanın son aşamasındaki karar tefhiminde sanıkların yakınlarının bile salona alınmaması, akşamdan itibaren bu davayı izlemek için yurdun değişik kesimlerinden hareket ederek gelmek isteyen insanların zor kullanılarak, otobüslerin seferlerden men edilmesi, otobüslerde bulunan insanların güç kullanılarak aşağıya indirilmesi bu davada verilen kararlardan kararları verenlerin ve onların arkasında savcılık görevini yapan siyasal iktidar, erk taraflarının bu kararlarının haksızlığını kendilerinin de iç dünyada değerlendirildiğini belirtilir olmaktadır. Maalesef Türkiye’de yargıya olan güven tamamıyla sarsılmıştır. İnsanlar çağdaş ceza hukukunda sistemle uyumlu yaşamada zorluk çekerlerse olumsuzluklarını ceza ile ıslah ederek yeniden toplumda uyumlu yaşamak için cezalandırılır, hapishaneye konur.

Büşra Arslantaş: Sayın Keskin, bundan sonraki süreci nasıl etkiler ve siz ne yapmayı düşünüyorsunuz? İtiraz süreci olacak ama eylemler düşünüyor musunuz örneğin?
Adnan Keskin: Şimdi şuan tabi daha kararlar elimize geçmiş değil. Ben genel bir değerlendirme yapıyorum. Elbette ki sanıklar kendilerine yasaların vermiş olduğu hakları kullanacaklardır. Yargıtay’a başvuracaktır. Ama verilen şu kararlarla kamuoyu vicdanı kanamıştır. Adaletin mülkün temeli olduğu kuralı ciddi bir şekilde sarsıntı geçirmiştir. Artık bundan sonra başka davalarda insanların yargıdan çıkan kararlara inanması sözkonusu değildir. Zaten dava aşaması boyunca siyasi iktidar yargının üzerinden elini çekmemiştir. Sık sık açıklamalar yaparak yargıyı yönlendirme çabasının içerisinde olmuştur. Ve böyle tablo çıkmıştır. Türkiye adalet tarihi için yüzkarası bir tabloyla karşı karşıyayız.

Büşra Arslantaş: Çok teşekkür ederiz. CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin o kararların adil olmadığının mesajını verdi.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 05 Ağustos 2013 11:48

Bağlantılı Konular