Kimse TOBB’u bir partinin arka bahçesi konumuna düşüremez

Hiçbir farklı inanca,  görüşe, düşünceye tahammülü olmayan, Türkiye’deki bütün kurumları baskı altına almaya çalışan,  siyasetin TOMA’sı Başbakan Erdoğan, gerçekleri duymaktan korktuğu için TOBB’a baskı uygulayarak muhalefet partilerinin TOBB Genel Kurulu’na katılmasını engelledi.

TOBB Genel Kurulu’nda yaşanan demokrasi için utanılacak bir manzaradır. Türkiye’nin her tarafından gelen, her inanca ve görüşe mensup iş adamları Erdoğan’ın  tek taraflı sözlerine zorla maruz bırakıldı. Biliyorum ki onlar için Yüzlerine karşı söylenen yalanlara, gerçekle hiçbir alakası olmayan cümlelere karşı sessiz kalmak zorunda kalmak, biber gazı yemekten daha zor. TOBB Genel Kurulu’nu Erdoğan’ın sahnesine çevirenler de bu haksızlığın aracı oldular.

Meslek odalarına, sendikalara, sivil topluma, spor kulüplerine ve hayatın her alanına müdahale eden Başbakan iş dünyasını da kıskaç altına almaya çalıştı. Bugün hukuk ve vergi iş dünyasına karşı bir silah olarak kullanıyor. Sadece siyasi nedenlerle iş adamlarına hukuksuz incelemeler başlatan hatta milyarlarca dolar ceza kestiren bir anlayış ile iş dünyasının dinamikleri de bozuldu.

Özel sektöre yönelik bunca baskı varken, TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Türkiye güllük gülistanlıkmış gibi davranması asla kabul edilemez.  Sayın Hisarcıklıoğlu genel kurul konuşmasında bir kelime ekonomiden bahsetmedi, bir kelime özel sektörün karşı karşıya olduğu güçlükleri ifade etmedi.  Onun yerine “güven ve istikrar” ortamını övdü. Hangi güven ve istikrar ortamı? 10 yılda özel sektörün borcu 183 milyar dolar arttı. 2002 yılında 43 milyar dolar olan özel sektörün dış kredi borcu 2012 yılı sonunda 226 milyar dolara ulaştı. 2002 yılında 56,2 milyar TL olan şirketlerin bankalara olan borcu Şubat 2013 tarihinde 660,7 milyar TL’ye yükseldi. 2002 yılında tüketicilerin bankalara olan borcu 6,6 milyar TL’ydi 2012 yılı sonunda bu borç 264,3 milyar liraya çıktı. 2006 sonundan bu yana icra takibindeki KOBİ sayısı yüzde 122, KOBİ’lerin takipteki kredi borcu ise yüzde 231 büyüdü. Özel sektör bu kadar kan ağlarken güven ve istikrar ortamından kimse bahsedemez.

Rifat Hisarcıklıoğlu her yerde “kaliteli demokrasi – güçlü ekonomiden” bahsederdi. Kendisiyle bu konuda hem fikiriz. Kaliteli demokrasi yoksa güçlü ekonomi de olmaz. Kendisinin baskı ve tehdide maruz kaldığı bir TOBB Genel Kurulu’nda, Erdoğan’ın uygulamaları yüzünden demokrasi ve insan hakları noktasında dünyaya rezil olmuş, AB yolundan uzaklaşmış, sokakları biber gazı kokan bir Türkiye’ye bakıp en azından bunu söyleyerek, demokrasi konusunda bir eleştiride bulunmasını beklerdik. Halbuki o kendisin baskı uygulayanları övmeyi, Türkiye’de demokrasiyi katledenlerin karşısında da susmayı tercih etti.

Bu camianın ekonomideki sorunların dile getirilmesini bekleyen üyeleri adına konuşuyorum, isminin başında Türkiye olan TOBB’un görevi böyle sessiz durmak değil, Türkiye için özel sektörün sorunlarını dile getirmektir. Türkiye’nin özel sektörünü temsil eden bir kuruluş sanki bir partinin uzantısıymış gibi davranamaz. Kimse TOBB’u bir partinin arka bahçesi konumuna düşüremez.

Başkanının görevi özel sektörün çıkarlarını korumak, girişimcinin ve ekonominin gerçeklerini dile getirmekken, baskı ve tehdide boyun eğerek susmak, o görevi ihmal etmek demektir.

AKP yaptığı kanun değişikliği ile TOBB’un anayasal haklarını kısıtlayarak, ilgili oda ve borsa başkanını mahkeme kararı bile olmadan görevden alabilme yetkisi alırken, bu haksız kanunun iptali için CHP olarak biz devreye girdik.  TOBB’un haklarını her zaman koruduk.  Sayın Hisarcıklıoğlu’na da her zaman destek verdik. Sayın Hisarcıklıoğlu TOBB Başkanı olduysa bunda CHP’nin de payı var. Genel Kurul’a CHP’yi davet etmemesi vefasızlık örneği, bu genel kurulunun bir parti kongresine çevrilmesi ise büyük bir hatadır.

Çok saygı duyduğumuz, Türkiye’deki iş dünyasını temsil eden TOBB camiası ne yazık tarihinde görülmemiş bir olaya maruz kalmıştır. TOBB Başkanından beklediğimiz TOBB’u bir meslek örgütü olarak muhafaza etmesi, sivil ve bağımsız davranması, cesaretle gerçekleri söylemesi, kendi üyelerinin çıkarlarını korumasıdır. Zorunlu üyeliğin olduğu bir kurumda, kimse siyaset yapamaz. Eğer işin içerisine siyaset girerse TOBB önce özgürlüğünü kaybeder, sonra bağımsızlığını kaybeder en sonunda da görevini yapamaz hale gelir. TOBB bugün korku yüzünden kendi üyelerine yönelik hukuk dışı baskılara bile ses çıkartamayacak bir hale gelmişse, hatırlatmak istiyorum, korkunun ecele faydası yok. Korktuğu için susanlar, bunun sonucuna da katlanırlar.

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 03 Ağustos 2013 12:21

Bağlantılı Konular