Haluk Koç siyasi gelişmeleri değerlendirdi

“İktidar partisinin İstanbul’da ayağı tökezlediğinde Türkiye’de birçok şey değişecek”

"İktidarın yola getirilmesi için sandıkta uyarılması gerek"
“Düşüncelerimi ifade ediyorum, yanlışlar karşısında susmuyorum”
“Yüksek Yargı organları hukuk açısından değil siyasi açıdan karar vermeye zorlanıyor”
KOÇ; Sarıgül’e ‘sen kendini nerede konumlandırıyorsun?’ diye sordu.
“AKP Anayasa’da pazarlık peşinde”

Saynur Tezel Özgentürk- Isınana adaylık tartışmasında da ismi geçen İstanbul Büyükşehir Belediyesi için CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Profesör Haluk Koç Ankara büromuzda konuğumuz. Efendim öncelikle hoş geldiniz diyelim. O adaylık tartışması konusunda bugün sizin de adınızın zikredildiği bir istatistiki öneri var. Bunu da ekranlara taşıyacağız. Fakat öncelikle anayasa mahkemesi cephesinde yapılan yeni başvurunun altını çizmenizi rica edeceğim. Bunun ileriye atabileceği yönünde herhalde öngörü var ki öne çekilmesini arzu ettiniz.

CHP Anayasa Mahkemesinde
Haluk Koç- Evet Saynur sorunuza anayasa mahkemesi boyutuyla başlayayım. Gerçekten bu 6360 sayılı yasa 12 Kasım 2012’de kabul edildi mecliste ve daha sonra Aralık ayı başında, 6 Aralık yanılmıyorsam yayınlandı resmi gazetede ve Cumhuriyet Halk Partisi bu belediye yasasının bazı maddelerinin iptali ve yürürlülüğünün durdurulması talebiyle 31 Ocak 2013’te anayasa mahkemesine başvurdu. Aradan geçen bu kadar zaman, süre içerisinde bir işlem yapılmadı, gündeme alınmadı. Sayın Grup Başkanvekilimiz Engin Altay’ında belirttiği gibi bu görüşmenin öne talebiyle ilgili bir dilekçemizi ilettik bugün anayasa mahkemesine.

Çünkü bakın, 2014 Martında bir yerel seçim yaşanacak. Burada 29 il mülki idare sınırları kapsamına genişletilerek halk diliyle bütünşehir olarak adlandırılan sınırlar çerçevesinde belediye seçimlerini yapacaklar, büyükşehir olacaklar. Bunun yanında bunların içerisindeki birçok belde kapatıldı. Yine Ankara’da ve İstanbul’da, Şişli, Sarıyer, burada Yenimahalle, Çankaya, Etimesgut arasında bazı mahalleler yer değiştirdi. Bütün bunlar hakkında itirazlarımızı bu başvuruda yaptık. Şimdi bunlar için seçimlerin Yüksek Seçim Kurulu tarafından takvim belirlendikten sonra bir değerlendirmeye tabi tutulması anayasa mahkemesi tarafından gerçekten Türkiye’de çok çapraşık sonuçlara yol açacak. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi haklı. Kaldı ki bir başka olay daha var. 2008 yılında anayasa mahkemesinin bir kararı var. Yani kendi içtihadını oluşturmuş. Nüfusu 2 binin altında bile olsa turizm bölgesi olarak adlandırılan beldelerin kapatılamayacağına hükmetmiş. Şimdi getirilen büyükşehir yasasıyla Muğla gibi, İzmir gibi bir çok turistik bölgede bazı beldelerde kapatılmışta oluyor. Yani anayasa mahkemesi 2008’de verdiği içtihata aykırı bir karar veremeyeceğini var sayarsak hukuk ettiği bakımından nasıl bir sonuç çıkacak? Bütün bunlar aday belirlemede olsun, seçimlerin düzenlenmesinde olsun sıkıntılar oluşturacak Türkiye’nin önünde. Umarım anayasa mahkemesi olayın aciliyetini kavrar ve kamu düzeni açısından olumlu bir değerlendirme yapar başvurumuzla ilgili.

Kaldı ki, yine anayasanın 67. maddesi var Saynur hanım. O da seçim kanunlarında yapılan değişiklikler biliyorsunuz 1 yıl sonrasında yürürlüğe girebiliyor ancak. Yani karmakarışık bir durum. AKP’nin devlet idare ediş tarzı ve maalesef yüksek yargı organlarının da hukuk açısından değil de siyasi açıdan karar vermeye zorlayan bir idare şekli Türkiye’de bu sıkıntıları karşımıza getiriyor.

Saynur Tezel Özgentürk- Sayın Koç, özellikle gezi olayları çerçevesinde AKP iktidarının, Başbakan Erdoğan’ın söylediği söz işte burada bir provokasyon olarak gündeme geliyor. Söylenecek sözler sandıkta söylensin. İlk sandıkta yerel seçim sandığı. O konuyla ilgili adayların altını çizdiniz. Özellikle İstanbul cephesinden bakılırsa ki zaten Türkiye genelinde 1994’ten beri AKP adı altında olmasa bile siyasi çizginin çok geniş bir hakimiyetini görüyoruz. Bunu bu sefer başka türlü ortaya koymak ve sizin de içinde bulunduğunuz muhalefetin adaylarının öne çıkması için bir yandan adaylar konuşuluyor. Bir yandansa ittifak arayışları. Samimi ve içten bir görüşünüzü dile getirmiştiniz. Partinin resmi görüşü olmadığını söylemiştiniz. MHP’yle ittifak iddiası. MHP’den sert yanıt geldi. Buna yaklaşılmadı. Böyle bir şey sözkonusu olamayacağı bilgisi vardı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

İktidar uyarılmalı
Haluk Koç- Şimdi ben MHP’yi kastederek herhangi bir şey ifade etmedim. MHP bir siyasi partimiz. Tabi ki kendi görüşlerini belirler. Cumhuriyet Halk Partisine de MHP’nin böyle bir teklifi olmamıştır. Cumhuriyet Halk Partisinin de MHP’ye böyle bir teklif götürmesi sözkonusu değildir. Bunu ifade ettim. Ama ortadaki bir gerçeğinde altını çizdim. Sadece bu MHP, CHP sorulan soru şekliyle, yakıştırılan şekliyle değil. Türkiye’de 10 yıllık, 11 yıllık bir AKP iktidarı, çeşitli açılardan baskı altına alınan bir toplum. Hayat tarzı dayatılan bir nesil. Bütün bunlar belli demokratik meşru bir takım tepkilere yol açtı sizde biliyorsunuz. AKP’nin bu ceberut baskıcı yapısının geriletilmesi için eğer bu seçim sonuçları yerel seçim özelliğinin yanında genel seçim özelliği de taşıyacak gibi değerlendirilir ise bir yurttaş olarak bulunduğum yerde AKP’nin geriletilmesi için AKP’nin karşısındaki güçlü adaya destek veririm dedim. Bir yurttaş olarak söyledim bunu. Yani bu bir parti görüşü değildir bunu da ifade ettim. Benim gibi düşünen, yani yurttaş Haluk Koç olarak düşünen çok sayıda insanımız var. Türkiye’nin her yerinde var. Yani AKP’nin bir ders alması gerektiği, başına buyruk, zalim, buyurgan yapının, demokratikleşmeyle uzaktan, yakından ilgisi olmayan bir iktidarın bir yola getirilmesinin, bir sandık uyarısının yerel seçimlerde gerekli olduğuna inanan birçok yurttaşımız yurttaş Haluk Koç’la beraber aynı düşünceye sahipler. Bunu hissediyorum, görüyorum. Ben bunu ifade ettim. Yoksa ne organik, resmi bir işbirliği teklifinde bulunduk ne de böyle bir teklif geldi. Hiç kimse kimseye kızmasın ben kendi değerlendirmelerimi yaptım. Partimin bana verdiği resmi görev içerisinde de böyle bir yaklaşımın olmadığının altını çizerek.

Saynur Tezel Özgentürk- Sayın Koç, şimdi bu cephede birde tabi ki adayların ismi çok öne çıkıyor. Bugün gazetesinde sizi de içeren bir istatistik hesap vardı. Ana muhalefet cephesi özellikle İstanbul açısından bakıldığı zamanda bütün genelde adaylarla ilgili bir haber hazırladık. Öncelikle bunu izleyelim sonra hemen ilk olarak o istatistik hesabı soracağım size.

Efendim gayet net rakamlardan yola çıkan bir istatistik hesabı. Okuduğunuz zaman ne düşündünüz, nasıl değerlendiriyorsunuz?

İktidarı tökezletelim
Haluk Koç- Öncelikle şunu söyleyeyim Saynur hanım. Yani kendimi şuanda başka bir siyasi pozisyona programlayarak siyaset yapmadığımın altını çizmek istiyorum. Yani bir beklentinin, bir niyetin içerisinde onun yönlendirmesiyle siyaset yapma noktasında değilim. Türkiye’nin bugün ciddi bir iktidar değişikliğine ihtiyacı var. Türkiye’nin bugün gerçekten demokrasiyi ve özgürlükleri tekrardan tarif edecek bir yapıya ihtiyacı var. Bununda Cumhuriyet Halk Partisi olması için çaba gösteriyoruz. Adres olarak Cumhuriyet Halk Partisinin öne çıkmasını istiyoruz. Ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri önümüzde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler içinde son derece belirleyici olacak. İktidar partisi İstanbul’da ayağı tökezlediğinde inanın Türkiye’de birçok olayın dengesi değişecek. Onun için burada kişilerin kişisel temada karşılaştırılması, tartıştırılması, tartışması. Bunlar belki demokrasinin kuralları içerisinde ama önemli olan hedef Cumhuriyet Halk Partisinin, demokratların, yurtseverlerin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını AKP’nin elinden alma mücadelesidir.

Sarıgül’e; “Sen nereden konumlanıyorsun?”
Onun için Sayın Sarıgül, Sayın Gürsel Tekin, Sayın İnce, Sayın Hamzaçebi, Sayın Celal Doğan, başka isimler kim olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi adayını belirledikten sonra, herkeste bu konuda netleştikten sonra, Sayın Sarıgül’ü söylüyorum. İnşallahla filan değil, yurttaşlarım beni nerede konumlandıracaklar sözleriyle değil. Sen kendini nerede konumlandırıyorsun kardeşim? Önce buna cevap vererek, içini doldurarak adım atmak gerekiyor. Onu da satır arasında ifade edeyim.

Aday belirlendikten sonra hiç kimsenin ben olsaydım, o olsaydı, şöyle olsaydı, böyle olsaydı, o Samsunluydu, bu Erzincanlıydı, bu Karslıydı, bu başka yerliydi demeye hakkı yerde. Orta yerde Cumhuriyet Halk Partisinin başarısı için, demokrasi için, özgürlükler için ve AKP’nin Türkiye’nin başından uzaklaştırılması için İstanbul’a odaklanmamız gerekiyor. Bunun sorumluluğunun bilinci içinde olmak zorundayız ve buna göre çalışmalarımızı yönlendirmek, oluşturmak zorundayız.

Saynur Tezel Özgentürk- Sayın Koç, özellikle bakıldığı zaman sizin cephenizden ana muhalefet CHP cephesinde daha önceki tartışmalar gibi bu yerel seçimlerdeki adaylık konusunun da çok kamuya açık, basına açık devam ettiğini görüyoruz. Siz bunu neye bağlıyorsunuz? Sarıgül’e de bir çağrınız oldu. Önce siz netleştirin diyorsunuz. Bütün bunlar acaba yani parti Genel Merkezinde bir başka değerlendirme süreci var, birde kamuoyuyla paralel süren bir tartışma var anlamına mı geliyor?

Haluk Koç- Hayır Saynur hanım ben bunları çok doğal karşılıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi tek kişi partisi değil. Cumhuriyet Halk Partisi bir kişinin emir verip herkesin o emir yanlışta olsa ona göre kendini konuşlandırdığı, ona göre pozisyon aldığı, siyaset takip ettiği bir yapı değil. Cumhuriyet Halk Partisinde partinin kuralları var, ilkeleri var, tüzüğü var ama herkesin de fikri var, özgür fikirleri var. Partinin ana temasından uzaklaşmadan herkes fikrini ifade etmek zorunda. Ve parti içi demokrasiyi ilk defa 12 Eylül 80 faşizminden sonra Türkiye’ye siyasi partiler kanununda giydirilen deli gömleğini ilk defa Cumhuriyet Halk Partisi atmaya çalışıyor. Geçen sene Şubat ayının sonunda yapılan Tüzük kurultayıyla bunun kapısı açıldı. Yani parti içi demokrasi dediğimiz parti üyelerinin siyasetin her boyutuna katılımcılık nezdinde, katılımcılık ekseninde sürece katılabildikleri, fikir oluşturabildikleri, aday belirlemede olsun, politika belirlemede olsun bir süredir çalıştırmak istiyor Cumhuriyet Halk Partisi. Ve tartışmalar açık oluyor, şeffaf oluyor. Onun için Cumhuriyet Halk Partisinin bütün kurullarında farklı fikirler ileri sürülür, tartışmalar olur. Bunlarda kamuoyundan, basından şeffaf bir şekilde gizlenir. Bunlar bizim doğal yapılarımız. Ama diğer partilerdeki gibi kol kırılsın yen içinde kalsın. Tek kişi bir şey söyleyecek o üstür, reistir, bizim jargonumuz böyle. Onun için ona itiraz edilmez. İtiraz edersen kellen gider, iddianı kaybedersin. Bakın daha önce 2007 sonrasında da parti içerisindeki yönetim anlayışlarına muhalif oldum. 2010’dan sonra Kemal bey seçildikten sonrada parti içi demokrasi getirilme sözü karşısında geç kalındığında yine bir muhalif çizgi sergiledim. Ama bugün ben Samsun milletvekili olarak devam ediyorum. Niye? Tabanıma dayanıyorum. Düşüncelerimi ifade ediyorum. Susmuyorum yanlışlıklar karşısında.

Biat eden kullar isteniyor
Onun için Cumhuriyet Halk Partisindeki tartışma ortamı, Cumhuriyet Halk Partisinin içinden dışarıya çıkan siyaset haberleri mutlaka ki çok daha farklıdır. Keşke diğer siyasi partiler de parti içi demokrasilerini geliştirseler. Üyelerinin seçilme özgürlüklerini sağlayabilseler. Tek kişinin iki dudağının arasına siyaset kaderlerini emanet etmeseler. Onun için AKP’de olsun, MHP’de olsun biraz Cumhuriyet Halk Partisine öykünsünler. Cumhuriyet Halk Partisine öykünsünler siyaseti kendi partileri içinde de özgürleştirecek adımların atıldığını inşallah onlarda görürler ve bu şekilde siyaset halkın taleplerini doğrudan aracısız, seçtikleri aracılığıyla yansıtıldığı siyasi kurumlar haline gelir. Bunlar üstekilerin hoşuna gitmiyor. Çünkü onlar biat eden kullar istiyorlar. Kendi verdikleri emirle hareket eden milletvekilleri ya da siyaset adamları istiyorlar. Ama halk başka istiyor. Halk kendi taleplerine saygı gösteren, kendisine geri dönen, yanlış yapıldığında bu yanlış ifade edildiğinde yukarısı ısrar etse bile halk bunu böyle düşünmüyor deyip tavır değiştirecek insanlar istiyor. Siyaset ancak bu şekilde özgürleşebilir. Bu şekilde siyasi kurumlarda katılımcılık artırılarak aday belirlemeden, politika belirlemeye kadar bütün süreçlerde bu aşamalar tamamlanırsa çok daha olumlu olur. Cumhuriyet Halk Partisi bunun eksikte olsa bugün örneğini veriyor. Diğerlerinden farkımız bu. Sizin sorunuza da bu şekilde yanıt vermiş oluyorum.

Saynur Tezel Özgentürk- Bu özellikle demokratikleşme paketi konusuna geçeceğim ama çok kısaca şunu da sormak istiyorum. Adı geçen adaylardan birisiniz. Bir mevki, makam gözeterek siyaset yapmıyorum diyorsunuz ama adaylık sözkonusu olacak mı İstanbul için? En azından erken bir açıklamanız olur mu?

Haluk Koç- Bakın benim böyle bir beklentim yok. Böyle bir niyetim yok. Siyasette en son bir başka görev alanı vardır. Bu yazılı bir görev alanı değildir parti görevi olarak bazı görevlerle karşı karşıya kalınır. Böyle bir sürecin olmayacağını düşünüyorum. Talibi çok, adaylar çok. Umarım seçimi kazanabilecek olan özellikte adaylarımız ortaya çıkar ve bunlar üzerinde bir yoğunlaşma olur. Bizde her türlü desteğimizi veririz. Parti görevi tarzında bir görevlendirmeyle karşı karşıya kalmak duyarlılığı olan, partiye bağlılığı olan, bu yolda yıllarca mücadele etmiş kişiler için zor bir noktadır. O noktaya gelir mi, gelmez mi onu bilmiyorum.

Saynur Tezel Özgentürk- Son olarak şunu sormak istiyorum. Genel Başkan Yardımcılarınızdan Faruk Loğoğlu bu demokratikleşme paketi üzerine konuştu ve herhalde çözüm süreciyle ilgili Öcalan’ın son mesajından sonra bir sıkıntı varmış gibi görünüyor. Umuyoruz başa dönülmez dedi ve bu demokratikleşme paketinin de biran önce herhangi bir sıkıntı olmadan Türkiye’de olası bir gerilim öncesinde hayata geçmesini istedi. Daraltılmış bölgeyle seçim barajının düşürülmesi gibi bir şeyden söz ediyor ama Başbakan Erdoğan bunu teyit etmedi. Türkiye’nin gerçekleri bellidir deyip %10’u işaret etti. Halen o paketin içeriğine dair net bir açıklama yok ama beklenti ve özellikle sizden gelen biran önce hayata geçsin çağrısının içeriğini de son olarak efendim sizden dinleyelim.

AKP Pazarlık peşinde
Haluk Koç- Şimdi bakın, demokratikleşme oldukça önemli bir konu. Yani İmralı’yla Ankara arasında ne görüşüldü, ne edildi, belli bir protokol imzalandığı söyleniyor. Mektuplar teati edildi. Nereye varıldı, nereye varılmadı bunu bilmiyoruz. Israrlı taleplerimize rağmen bu konuda herhangi bir topluma dönüş olmadı bizzat iktidar tarafından, Başbakan tarafından. Bizim söylediğimiz açık ve net. Yani birilerinin talebiyle Türkiye demokratikleşmez. Birilerinin siparişiyle Türkiye demokratikleşmez. Birileri istedi, ben bu pazarlığa girip onun için bunu veriyorum mantığıyla Türkiye demokratikleşmez. Demokratik kurallar vardır, demokratik kurumların işleyişleri vardır. Siz bunları kendi kafanıza göre yapılandırır, kuralları kendi kafanıza göre koyar, o kurumların içini boşaltır ve kendi kafanızdaki demokrasi kavramına göre o kurumları oluşturmaya çalışırsanız demokrasiyi iğfal edersiniz, sabote edersiniz.

Cumhuriyet Halk Partisinin söylediği çok net ve açık. Tek kalem değil. Sayın Genel Başkanımız 17 – 18 kalemi biliyorsunuz demokrasi ve özgürlük manifestosu olarak açıkladı. Genel Başkan Yardımcısı arkadaşlarımız, milletvekillerimiz, grup başkanvekillerimiz parlamentoda bu konularda Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği kanun tekliflerini Salı günleri genel kurul gündemine taşıdılar. Bunların gerekçelerini anlattılar. Burada toplantı ve gösteri yürüyüşleri yapma kanunundaki değişiklikten tutun terörle mücadele kanunundaki değişikliğe kadar, seçim barajının düşürülmesinden ve kaldırılmasından tutun diğer konulardaki tekliflerimizin tümünü getirdiler.

Şimdi baktığınız zaman AKP’de bir samimiyet yok, bir bütünlük yok. O pazarlık peşinde. Yani kapalı kapılar arkasında ben ne söyledim, ne kadarını yapabilirim. Öteki de sıkıştırıyor bir yandan yeni açıklamalar var. Eylül ayına kadar adım at kardeşim diyor biliyorsunuz Kandil’den bir ses. Bunlar başka türlü dertlerle meşguller. Oysa Türkiye’nin derdi ne Kandil, ne Başbakanın bireysel seçim ihtirası, bireysel beklentisi, başkanlık hevesi. Türkiye’nin ihtiyacı gerçekten demokrasi, gerçekten demokratikleşme ve gerçekten özgürlükler. Bunları hayata geçirebilecek olan kanunlar belli, girişimler belli. Cumhuriyet Halk Partisi bu samimiyetini koruyor. Onun için erken toplansın, zamanında toplansın bu konuda Cumhuriyet Halk Partisinin daha önce AKP oylarıyla reddedilen kanun teklifleri tekrar gündeme getirildiğinde Cumhuriyet Halk Partisi bu yönde adım atmaya hazır.

Saynur Tezel Özgentürk- Haluk Koç CHP Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü çok teşekkürler, sağolunuz efendim günlüğe katıldığınız için.

Haluk Koç- Teşekkür ederim, iyi yayınlar diliyorum, saygılar sunuyorum.

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 31 Temmuz 2013 18:13

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica