Adnan Keskin: “Başbakan iftar sofrasında bile kin, fitne, ayrılık ve düşmanlık ateşini yelpazeliyor.”

Genel Başkan Yardımcısı Keskin yaptığı yazılı basın açıklamasında Ramazan ayının şefkat, sevgi, hoşgörü, barışma ve bağışlama, elele verip kaynaşma Ayı’dır ama Başbakan iftar sofralarını siyasi şova dönüştürmekte, halkı ” Biz ve onlar ” diye bölmektedir dedi. Keskin açıklamasında şöyle dedi:

“İslam tasavvufunun kutup yıldızlarından İmam’ı Rabbani Mektubat’ında, ramazan ayı ile ilgili olarak ” Bu ay içinde olan birlik ve beraberlik, yıl boyu sürecek birlik ve beraberliğe sebeptir. Aynı şekilde, bu ay içindeki ayrılık, yıl boyu sürecek ayrılığa sebep olur ” demektedir.Halkın birlik ve beraberliğinden en çok sorumlu olan başbakan ise, her yıl olduğu gibi, bu yılın ramazan ayı’nı ve iftar sofralarını da siyasi şova dönüştürmekte, halkı ” Biz ve onlar ” diye bölmektedir. Bakara suresi 183 ncü ayette ise, Oruç’un farz kılınmasının nedenleri (hikmetleri) arasında “  sorumlu, bilinçli ve duyarlı olma ” da sayılmaktadır.

İftar sofralarında sanki İmam, Vaiz, Müftü, ya da Diyanet İşleri Başkanı gibi ayet ve hadisler okuyan, dini siyasete, siyaseti de dine karıştıran, çok

partili siyasi hayatımızın bu en pervasız din tüccarının ramazan demeçlerine yukarda sözü edilen ayet’i kerime ışığında baktığımızda görülecektir ki, başbakan sadece

hukukun ve demokrasinin gereklerine değil, Allah’ın emirlerine de uymamaktadır. Çünkü konuşmalarının ana teması sorumsuzluk, bilinçsizlik ve duyarsızlıktır. Yani,

Kur’an buyruklarının tam tersi.

Ramazan ayı şefkat, sevgi, hoşgörü, barışma ve bağışlama, elele verip kaynaşma ayı’dır. Başbakan ise iftar sofrasında bile kin, fitne, ayrılık ve düşmanlık ateşini yelpazeliyor. Doğaya, yaşama, topluma ve fenomenlere bakış açıları getiren, sistem ve kurallara bağlanan Aleviliği ” Hz Ali’yi sevmeye ” indirgeyerek milyonlarca Alevi yurttaşımızı içinde bulunduğumuz mübarek ay’da rencide ediyor. Bir taraftan ” Dört dörtlük Alevi olmaktan ” söz ediyor, o bir taraftan Alevi toplumunun hiç bir demokratik talebini karşılamıyor.

Kur’an yorumcularının ağırlıklı görüşü ” Allah’ın tuzakları boşa çıkaracağı ” doğrultusunda iken, başbakan ” Allah’ın ve halkın tuzağı ” ndan söz ediyor. Bu hiddet ve öfke halinden,  kendisinin halka ve demokrasiye bir tuzak hazırladığı, bu karanlık tezgahı kurarken  ” Allah’ın da kendi yanında olduğu ” safsatası anlaşılmaktadır. Allah, ne zaman, hangi diktatörün yanında olmuştur. Ramazan, kılıçların kınına sokulduğu ay’dır. Başbakan ise dini hassasiyetin yüksek olduğu iftar sofralarında bile halkın bir bölümüne kılıç sallıyor. Başbakanda tanık olduğumuz ruh hali, vatanın bütünlüğüne, milletin birliğine, Cumhuriyet’in esenliğine verdiği zararların ve 11 yıldan beri yağmalanan Ulusal kaynakların hesabının verileceği günün yaklaştığı korkusunun yansıması olabilir.”

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 22 Temmuz 2013 10:37

Bağlantılı Konular