'Meclis'i bugün bile açarız'

Tanrıkulu: "Temmuz ve Ağustos’u boşa geçirmeyelim."Kürt sorununa CHP’nin çözüm önerilerini içeren 224 sayfalık ‘Toplumsal Barışı Demokrasi ile Güvence Altına Almak’ başlıklı taslak raporu anlatan Tanrıkulu, ‘AKP isterse Meclis’i açar. Temmuz ve Ağustos’u boşa geçirmeyelim’ dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP’nin Kürt sorununun çözümü için önerilerini 224 sayfalık “Toplumsal Barışı Demokrasi ile Güvence Altına Almak” başlıklı bir taslak raporda bir araya getirdi.

Zeynep Miraç: Raporunuzun ana maddeleri CHP Genel Merkezi’ni kaplayan bir afişe asılı. Bahçe duvarında da teker teker maddeler görülüyor. Neden?
Sezgin Tanrıkulu: Bunu bütün Türkiye’de yapmaya çalışıyoruz. Bu konudaki samimiyetimizi, irademizi, kararlılığımızı ortaya koymak için bunu yapıyoruz. Hiç kimse CHP sürece ve barışa engeldir demesin artık bundan sonra...

Zeynep Miraç: Bunu yapmak için geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?
Sezgin Tanrıkulu: Bence hayır. Henüz barış sürecinde kalıcı bir demokratikleşme adımı sayılabilecek bir şey yapılmadı ki. Devlet tarafından ne demokratikleşme adımı atıldı ki biz gerisinde kalalım?

Zeynep Miraç: Geçen gün yaptığınız basın toplantısında “Henüz çözüm sürecine girilmedi” gibi bir cümle kullandınız. Şu an içinde bulunduğumuz süreci nasıl tarif ediyorsunuz?
Sezgin Tanrıkulu: Şu anda en değerli şey şu: Yedi aydır kimse ölmedi. Bütün mesele bu aslında. Bunu nasıl kalıcı hale getirebiliriz? Sadece geri çekilme değil, örgüt bütünüyle silahı kafasından nasıl çıkartır? Nasıl siyasi hale gelir? Şu anda gençlerde, onlarca yıldır şiddetten başka bir yaşam biçimi tanımamanın getirdiği bir kendini şiddetle ifade etme eğilimi var. Devlet, yüzünü en çok şiddetle gösterirse, doğduklarından beri şiddeti bir hayat biçimi olarak gören insanların, gene şiddeti savunma yöntemi olarak algılamalarına engel olamazsınız. Şiddeti, nasıl tamamen devre dışı bırakırız? Sorular bunlar.

‘Adımlar ertelenmemeli’

Zeynep Miraç: Sizce çatışmasızlık çözüm sürecinin ilk adımı değil mi?
Sezgin Tanrıkulu: Tabii ki ilk adımı ama bunu nasıl kalıcı hale getiririz, bu önemli. Kimse bunu konuşmuyor. Tamam, uzun bir süreç. Eğer başarılı giderse uzun bir süreç. Ama şu anda bu çatışmasızlığın kalıcı olması için ne yapmamız gerektiğine dair kimse kafa yormuyor.

Zeynep Miraç: Sizin önerileriniz ne?
Sezgin Tanrıkulu: Anayasa çalışması kendi içinde devam ediyor. Onun dışında bizim bu rapora yazdıklarımız anayasanın yanı sıra bu yoldaki önerilerimiz. Ertelemeden bazı adımları atmalıyız. Zaman aleyhe işliyor. Yedi aylık süreyi boşuna harcadık. Hükümet neden Meclis kapanmadan bir proje açıklamadı? Devletin, kalbini, zihnini değiştirdiğine işaret eden güven arttırıcı, sembolik adımların da önemi var. Biz gündeme getirdik, mesela Diyarbakır Cezaevi’nin müze olması. Bugün yasasını çıkartırız, yürürlülük tarihi bir yıl sonra olur.

‘Ak Parti hep red oyu verdi’

Zeynep Miraç: Size verilen karşılık ne oluyor?
Sezgin Tanrıkulu: Hepsini Genel Kurul’a getirdik. Ve hepsi konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi ret oyu verdi. Hiçbir gerekçe de göstermediler. Barış süreci aynı zamanda küçük jestlerle yürüyen süreçlerdir. Bu mecliste bir iradenin oraya çıktığına dair insanları inandıracak hareketler bunlar.

Zeynep Miraç: Bu rapor CHP’nin 1989 tarihli Kürt sorunu raporundan ileride mi?
Sezgin Tanrıkulu: Evet. Hak ve özgürlüklere tüm Türkiye olarak ilerleme hedefinin somut adımlarla, yasama çalışması haline dönüştürülmüş bir biçimi bu. Bize hep şunu söyler yurttaşlar: Tamam yazdınız da ne oldu? O nedenle şu haliyle bastık ki, TBMM damgası var. Sadece yazmadık, gerekçeleriyle birlikte Meclis Başkanı’na sunduk. Çoğunluğumuz yok ama AKP isterse bugün bile Meclis’i açarız. Bir taraftan Anayasa çalışmasını bir taraftan demokratikleşmeyi yürütürüz. Kürt Sorunu’nu çözerken, Türkiye’yi her yurttaşının kendini, vatandaşı olmaktan mutluluk duyacağı bir ülke haline getirme şansı bugün elimizde.

Zeynep Miraç: Bir yandan Başbakan “CHP gelsin 48 maddeyi geçirelim” diyor, siz diyorsunuz ki “AK Parti gelsin biz bunu yaparız”. İki taraf da aynı cümleyi söylerken, o Meclis neden toplanmıyor?
Sezgin Tanrıkulu: Bizim toplanmaya sayımız yetiyor ama Meclis’i açmaya yetmiyor. AKP’nin çoğunluğu var. Hem Meclis’i açmak için, hem de yasama sürecinde diledikleri yasayı geçirmek için. Bugün itibarıyla söylüyorum, gerçekten istiyorlarsa Temmuz, Ağustos ayını boşa geçirmeyelim. Bu süreci garantiye alacak demokratik çerçeveyi gelsinler Meclis’te çalışalım.

‘Esaslı bir tablo ortaya çıktı’

Zeynep Miraç: Daha önce 2011 Ekim’inde bugün hazırladığınız rapora benzer bir öneriler paketi açıklamıştınız. Ancak CHP içinde pek sıcak karşılanmamıştı. Bugün CHP’nin Kürt sorununa bakışı değiştiği için mi bu raporun altında CHP imzası var?
Sezgin Tanrıkulu: 2011’in Ekim ayında parti meclisinde görüşülmek üzere hazırladığım bir taslak rapor vardı. Üyelere dağıttım ama bir Parti Meclisi kararına dönüşmedi, benim kişisel görüşlerim olarak kaldı. Bugün seçim bildirgemizden hareketle oradaki hedefleri yasama çalışmasına dönüştürdük ve esaslı bir tablo ortaya çıktı. Bugün CHP’nin parlamentoya sunduğu yasa teklifi ve araştırma önergeleri, çok tartışılan ikinci aşamanın geniş bir çerçevesini ortaya koyuyor.

Zeynep Miraç: Bu konuda farklı görüşler var. Size göre şimdi ikinci aşama mı başladı?
Sezgin Tanrıkulu: Bence Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt meselesini birinci, ikinci diye aşamalandırmaktan çıkarmak lazım. Bu eksende tartışılması yanlış. 30 yıl boyunca böyle konuşuldu ve “adım atarsak teröre/ devlete taviz olur” dendi. Şimdi ne farkı var aşama demenin? Birinci aşama bitmeden ikinciye geçilmez diyerek aynı yanlış bir daha yapılıyor. Örgüt sınır dışına çıkmazsa Türkiye’de demokrasi olmayacak mı? Kürtlerin ya da bütün Türkiyeli yurttaşların hakları ve talepleri neden PKK’nın sınır dışına çıkmasına endeksli? Böyle tartışılması son derece yanlış.

‘Bütün kazanç AKP’nin olsun’

Zeynep Miraç: Kürt sorununun bir siyasi rekabet konusu olmaktan çıkması için bir çabanız, planınız var mı?
Sezgin Tanrıkulu: İnanın, dün AKP’li bir milletvekiliyle tartıştım. “Bütün kazanç size ait olsun, bir insan ölmesin de bundan sonra...” dedim.

Zeynep Miraç: Bu Sezgin Tanrıkulu’nun cümlesi mi, CHP’nin cümlesi mi?
Sezgin Tanrıkulu: CHP’nin de cümlesi. Bütün MYK üyeleri böyle düşünürler. Ne kazancımız olacak, insanların ölmemesinden daha büyük bir kazanç var mı? Ama Başbakan hem CHP hem de BDP bakımından bunu bir siyasi rekabet konusu yaptı. Mesela BDP’yi öteden beri bu sorunun çözümünde bir siyasal aktör olarak değil, siyasal rakip olarak gördü. Eğer aktör olarak görseydi, iş daha rahat ve meşru zeminde yürürdü. CHP’yi de ikide bir sorunun dışına iten, muhatap almayan bir tarz güdüyor.

Zeynep Miraç: CHP, BDP’yi müttefik olarak görüyor mu?
Sezgin Tanrıkulu: Meclis’te bir siyasal parti olarak tabii ki muhatabımızdır.

Zeynep Miraç: Ortak proje talepleriniz ya da görüşmeleriniz oluyor mu?
Sezgin Tanrıkulu: Resmi olarak olmadı. Ama Meclis’te kuliste, sağda solda görüşüyoruz.

Kuşak farkının yargıya etkisi

Zeynep Miraç: Liceli, zihni siyaseten aydınlık bir genç adalet aramak için mi hukuk fakültesinde okur?
Sezgin Tanrıkulu: Kesinlikle öyle. Ben tam darbeden sonra, 16 Eylül 1980’de İstanbul Hukuk’a kaydımı yaptırdım. Binlerce insan tutukluydu. Her Diyarbakır’a döndüğümüzde, “Bir an evvel bitirin gelin” diyorlardı. Babam hemen 12 Eylül günlerinde gözaltına alındı, bir abim tutuklandı diğeri yurtdışına çıktı, ablam işinden oldu ve yargılanmaya başladı. Ben de çabuk okudum, zamanında bitirdim ve tereddütsüz Diyarbakır’a döndüm.

Zeynep Miraç: Hem hukuka bu kadar güvensiz olup hem de içine girmek nasıldı?
Sezgin Tanrıkulu: O kötü koşullarda bile yargılama bugünkünden iyi işlemeye çalışıyordu. Daha adil demeyeyim, ama karşılığını alacağınız bir yargıç profili vardı. Bugün o profil yok.

Zeynep Miraç: Niye?
Sezgin Tanrıkulu: Kuşak meselesi. 80’lerde görev yapan yargıçların çoğu üniversiteyi 60’larda okuyan öğrenci profiliydi. Şimdi ise genellikle 90’lı yılların başında üniversiteye başlamış başka bir kuşak. O kuşağın hukuk algısı, öncekiyle karşılaştırırsanız zedelenmiş bir algı. Üniversiteyi, bölgedeki çatışmanın en yoğun olduğu dönemde okumuşlar.

‘Tavır almak CHP’ye Çok oy kazandırır’

Zeynep Miraç: Güneydoğu’da CHP algısını daha iyi yönetmeniz gerektiğini söylediniz. Sizin bu algıya dair gözlemleriniz ne? Bölge CHP’yi nasıl görüyor?
Sezgin Tanrıkulu: Şu anda bütün bölgede CHP’nin siyasal meşruluğu var, iki yıl öncesinden farklı noktada. Eskiden meşru değildi CHP.

Zeynep Miraç: Ne demek meşru olmamak?
Sezgin Tanrıkulu: Kolay kolay CHP’liyim diyemezdiniz. Mesela bir ilçe başkanımız şunu söylemişti, bundan üç dört sene önce ona kahvede “Sen buraya otururken Abdullah diye oturacaksın, CHP’li Abdullah diye burada oturma” diyorlarmış. Şimdi rozetini takıp rahat rahat dolaşıyor.

Zeynep Miraç: Bunu değiştiren ne oldu?
Sezgin Tanrıkulu: CHP’nin yeni dili. Reddeden, dışlayan değil, bu ili kabul eden anlayan yeni bir dil geliştirmeye çalıştık. Bu dilin karşılığı var. Bir de çok daha fazla gitmeye başladık, bütün milletvekillerimiz bütün bölgeyi dolaşıyorlar. Her ile atadığımız gönüllü milletvekillerimiz var, seçildikleri bölge dışında sürekli dolaşıyorlar, bilgi alıyorlar. CHP’nin algısı konusunda yanlış anlaşmaları düzeltiyorlar.

Zeynep Miraç: Şu anda Güneydoğu’dakilerin vicdanında ve zihninde CHP neyi temsil ediyor?
Sezgin Tanrıkulu: Kürt meselesinde daha güçlü, sözünü sakınmadan söyleyen, daha cesaretle konuşan, tavır alan, “Ama’sız”, kaygısız bir dil kullanan bir CHP istiyorlar.

Zeynep Miraç: Bunu yapmak CHP’ye oy kaybettirir mi?
Sezgin Tanrıkulu: Bence kaybettirmez. Bizim önerdiğimiz bütün görüşlerin parti programında bir karşılığı var. Sosyal demokrat bir iddia taşıyorsanız, kendinizi böyle tarif ediyorsanız, dünyada benzer sorunları hep sosyal demokrat, sol partiler çözmüştür. O referanslar yeter aslında. O yüzden kaybetme değil daha fazla kazandığı düşüncesindeyim. Aldığımız geri dönüşler de o yönde.

‘Rapora cevap alamadım’

Zeynep Miraç: 2008’de Başbakan Diyarbakır’a geldiğinde sizinle Baro Başkanı sıfatınızla görüşmüştü. Benzer önerileri iletmiştiniz, o da cevaben “Bekara karı boşamak kolay” demişti. Bugünkü rapora ne dedi?
Sezgin Tanrıkulu:O zaman Sayın Başbakan’la görüştüğümde mesela Kürtçe dersi, Kürtçe radyo televizyon, üniversitelerde enstitü demiştik. Bize söylemediği laf kalmadı. 2008’in Ocak ayında Diyarbakır’da, Nisan ayında Ankara’da görüştük. Ankara’da bir de bana “Doğru söylemiyorsun” dedi.

Zeynep Miraç: Neyi?
Sezgin Tanrıkulu: Avustralya örneğini verdi, “Orada da Türkler var, radyoda yalnızca iki saat Türkçe yayın var” dedi. Avustralya “çok kültürlülük” idealini, tüm yasaları ve hatta devletinde benimsemiş bir yer. Ama başka bir ince husus var-Kürtler, Türkiye’nin hep bir parçası olageldi- Avustralya’daki Türkiye’den göçenler gibi anlaşma ile değil. Ben de “İkisini birbirine karıştırmayın” dedim, “Türkler orada ya göçmendir, ya işçidir”. Kürtler Türkiye’de öyle değil ki. Bu sözlerime “Doğru söylemiyorsun” dedi. Ben de bunun üzerine “Benimle böyle konuşma, ben senin memurun değilim” deyip çıktım gittim. Aradan beş yıl geçti. O zaman Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na sunduğumuz çerçeveyi, şimdi beş yıllık KDV’sini ekleyerek bir yasama çalışmasına dönüştürdük.

‘Bir daha görüşmedik’

Zeynep Miraç: Başbakan’la 2008’den sonra bu konuda bir daha görüştünüz mü?
Sezgin Tanrıkulu: Hayır. Sadece Genel Başkanımızla beraber AKP Genel Merkezini ziyaret ettiğimizde görüştük, o kadar.

Zeynep Miraç: AK Parti’nin diğer isimlerinden bu rapora ses geldi mi?
Sezgin Tanrıkulu: Ben herkese gönderdim. Grup başkan vekillerine, bildiğim milletvekillerine gönderdim. İçeriğine baksalar, bence dert edebilecekleri bir çerçeve yok.

Zeynep Miraç: Aldığınız bir cevap var mı bugüne kadar?
Sezgin Tanrıkulu: Olumlu veya olumsuz cevap almadım.

Zeynep Miraç: Bu sessizliği neye yoruyorsunuz?
Sezgin Tanrıkulu: Esas itibarıyla buradaki maddelerinden dört tanesini mayıs ayında Genel Kurul’da görüşme imkanımız oldu. Birisi seçim barajı, birisi yeni toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası, birisi Cemevleri’nin ibadethane sayılması, bir diğeri de Diyarbakır Cezaevi’nin müze olması meselesiydi. Ama AKP oylarıyla reddoldu. Yine Uludere konusunda Meclis iyi bir performans ortaya koymadı. Barış sürecinde olumlu bir adım atmak istiyorsak, bu gerekiyordu. “Gelin yeni bir komisyon kuralım” dedik. O da reddoldu. Atılacak adımlar konusunda AKP’nin şu anda bir yol haritasının, bir vizyonunun olduğu görüşüne değilim.

Zeynep Miraç: Siz bu kısır döngüyü nasıl kırmayı düşünüyorsunuz?
Sezgin Tanrıkulu:Çoğunluk biz değiliz. Nasıl çözeceğiz? Bir kendimizi yakmadığımız kaldı. Eğer Meclis’te çözülecekse, hükümetin yapıcı bir tutum alması lazım.

 

Haber: Milliyet

    Pazartesi, 22 Temmuz 2013 10:04

Bağlantılı Konular