"Artık daha çok alanlardayız!"

Yıldız: "Hiçbir siyasi yapı eskisi gibi davranamayacak."

CHP gençlik kollarını son dönemlerde eskisine oranla çok daha fazla alanlarda görmeye başladık.
Sokağa çıkan, işçilerle emekçilerle kol kola yürümeye özen gösteren, gerektiğinde polisle çatışmayı göze alan bir CHP gençliği söz konusu. CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız ile Gezi Parkı Direnişi'ni, CHP Gençlik Kolları'nın faaliyetlerini ve yaşanan bu dönüşümü konuştuk.

CHP Gezi Parkı sürecini nasıl değerlendiriyor?
Gezi Parkı’nın dinamik gücü gençlerdi. Gençleri tetikleyen, Başbakan’ın ahlak dayatmasıydı. Türkiye’nin 18-30 yaş arası kesim, giyeceğine, yiyeceğine, saat kaçta eve gideceğine, ailesini nasıl kuracağına, kısaca yaşam pratiklerinin tümüne karışan bir başbakana daha fazla dayanamadı. CHP hem vekilleriyle hem de örgütüyle Gezi Parkı sürecini, pasif direnişin en güzel örneği olması sebebiyle, demokratik gösteri hakları çerçevesinde destekledi. Akaretler’de, İstiklal’de, Gümüşsuyu’nda polis şiddetinin karşısında ben de vardım. Adana’da gençlik kolları il başkanı iki kere gözaltına alındı. Samsun’da, Muğla’da arkadaşlarımız gözaltına alındı. Hatay’da Abdullah Cömert kardeşimiz ara sokakta hunharca katledildi. Gençlik kolları mücadelenin içindeydi; gençlerle bu yolu yürümekten onur duyduk ve kendi adımıza pek çok çıkarım yaptık.

CHP bu süreçten neler öğrendi?
İktidarın 10 yıllık sürede, gençlik politikaları için bir çöp bile koymamıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın attığını iddia edilen adımlar tamamen görüntüden ibarettir. 19 milyon genci, arzu ettikleri şekle sokmaktansa, onları anlamaya, ülkeyi birlikte yönetmeye çalışmalılar. Gençleri anlayabilmek için hoşgörülü olmak, eleştiri kabul edebilmek gerekir. Ama iktidarın böyle bir anlayışı olmadığı için mümkün olmuyor tabii… Avrupa’da gençlik planlaması, bireyin doğumundan eğitim planlamasına ve meslek sahibi oluşuna kadar uzanıyor. Ancak bu yalnızca bir istihdam politikası değil; gençliğin kendini ifade yollarını oluşturan, sorgulayan ve eleştiren bireyler yaratan bir süreç. Bakanlık gençleri o kadar tanımıyor ki; yaptıkları toplantılardan gençlerin başbakanı çok seven, ondan çok memnun bir gençlik olduğu sonucunu çıkartıyorlar. Başbakan yurt açarak, gençlere bilgisayar vererek, belediyecilik zihniyetiyle gençlere gelecek kurgulanabileceğini sanıyor. Ama yalnızca 4+4+4 eğitim sistemini bile 136 bin öğrencinin okullarını bırakmasına yol açtı.

Gezi Parkı süreci forumlara dönüştü. Oradaki doğrudan demokrasi deneyimine CHP de katılıyor mu?
Aslında Gezi Parkı çoğunlukçu demokrasiye bir itirazdır: Başbakan’ın, “Ben yüzde 50 oy aldım, sandıktan ben çıktığım için ülkeyi istediğim gibi yönetirim” anlayışına tepki konuldu. 78 noktada gerçekleştirilen forumları arkadaşlarımız takip ediyorlar ve siyasal görüşlerimizi, ideallerimizi anlatıyorlar. Şu anda forumlarda konuşulanlar, bizim 2011’de hazırladığımız raporlarda anlattıklarımızla örtüşüyor.

Ülke yönetimine hiçbir şekilde etki edemeyen kalabalıklar çareleri forumlar kurmakta buldular.

CHP içinde de gençler kendilerini ifade etmekte, parti politikalarına yön vermekte zorlanıyorlar mı?
Gezi Parkı sürecinden sonra hiçbir siyasi yapı eskisi gibi davranamayacak. Önümüzdeki yerel seçim sürecinde CHP’nin de gençlerle ilgili önemli tasarrufları olacak. Yeni sosyal demokrat belediyecilik anlayışımızı gençlerle kuracağız.

Gezi Parkı sürecinde sokaklara inenler CHP’ye nasıl yaklaşıyor? CHP Gezi Parkı’ndaki tüm toplumsal unsurlarla iletişim kurabildi mi?
Yıllardan beri, “Apolitik bir gençliğimiz var” denir. Biz buna öteden beri itiraz ediyorduk; itirazlarımızın haklı olduğunu en sonunda gördük. Araştırmacılar ve siyasiler, gençliğin yeni siyasal kimliğini tanımlamaya çalışıyor. İslamcı, sosyalist, solcu, milliyetçi, muhafazakâr gibi basmakalıp ifadelerle tanımlanabilecek bir gençlik yok karşımızda. Karşısındakilerin hassasiyetlerine saygı duyan, birlikte yaşam hedefi kuran bir gençlik var ve biz zaten onların hep içindeydik. Hiçbir siyasi partiye oy vermemesine rağmen, polisin attığı gaz bombalarına inatla direnen gençler, geleceğe dair taşıdıkları ümit yüzünden oradaydılar ve birbirimizi çok iyi anladık. Demokrasi ve Özgürlük Bildirgemizdeki 17 maddenin neredeyse tamamı forumlarda tartışılıyor ve benzer kararlar alınıyor. CHP zaten toplum ve gençler üzerindeki baskıyı, kısıtlanan özgürlükleri biliyordu. Forumlardakiler CHP’ye katılmayı, sandıklara birlikte sahip çıkılması gerektiğini konuşuyorlar. Gezi’deki tüm toplumsal gruplarla beraber ortak akılla iş üretebiliriz. Örneğin, polis saldırılarından sonra Antikapitalist Müslümanlar grubundan arkadaşları hastanede ziyaret ettik, defalarca telefonlaştık. Onlar da başbakanın din vurgulu popülist söylemlerinden rahatsızlar. CHP’nin kimsenin hayat tarzıyla bir meselesi yok. Kendini ifade etmek, protesto hakkını kullanmak herkesin özgürlüğünün teminatı olma iddiasındayız.

CHP Young European Socialists (YES) kuruluşunun kurumsal üyelerinden biri. Bu işbirliğini nasıl sağladınız, karşılıklı işbirliği şimdiye dek nasıl sürdü?
Eski adıyla ECOSY'ye, yani Young European Socialists örgütüne 2010’da aday üye olarak başvurduk. 2011’de aktif olarak üyeliğe kabul edildik. 2 yıldır örgütte yer alıyoruz ve sunumlar yapıyoruz. En az 30 ülkede genç sosyalist arkadaşları 14 Temmuz'da İzmir Foça'da düzenleyeceğimiz kampta misafir edeceğiz. 7 gün süren bu zirvede Avrupalı genç sosyalistlerle "Gezi Parkı, Arap Baharı, Kürt sorunu, neoliberal politikalar, sınıflararası eşitsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği, genç katmanın anlaşılmaması ve daha nasıl görünür hale gelebileceği, Avrupa'daki genç arkadaşlarla dünyayı değiştirebilme umudu" gibi konuları tartışacağız. Oturumlara Avrupa'daki sosyalist partilerin temsilcileri ve Yorgo Papandreu gibi isimler de katılacak.

Barış süreci gündemdeyken CHP'nin tavrı tam olarak anlaşılamamıştı. Gençlik Kolları barışa nasıl bakıyor?
CHP tabanının tamamı barışın yanındadır. Ama siz barış sürecinde insanların içindeki barış umudunu alıp, Lice’yi yaşatamazsınız. Bu aslında usulde de, esasta da barış sürecinin sonunun getiremeyeceğinizi, yalancı bir barıştan söz ettiğinizi gösterir. "Madem bu ülkede toplumsal barışı tesis etmeyi düşünüyorsunuz, seçim barajını düşürün, gözaltılarla ilgili şeffaf uygulamalar yapılsın" dedik. Uludere’yi en iyi CHP savundu. CHP Ankara Milletvekili Levent Gök’ün Uludere Raporu, araştırma komisyonundaki alınan kararların ve çıkan sonuçların Uludere’deki faciayla ilgili hiçbir gelişme sağlamayacağını, sadece sürecin üstünün örteceğini ifade ediyor.

CHP'nin barış istemediğine ilişkin iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Koruculuk sisteminin kaldırılması önerisini yine CHP getirdi meclise. AKP'ye ısrarla, "Madem barışı istiyorsun, maddeleri birlikte geçirelim" dedik ama AKP barış sürecini bizle görüşmekten, süreci toplumsallaştırmaktan kaçıyor. CHP barış sürecinin esasına değil, usulüne karşı. Bu yöntemle barışa gidilmez, pazarlıkla barış olmaz.Barış istiyorsanız karakol yapamayacaksınız. Olayları uyuşturucu ticareti bahaneleriyle kapatmayacaksınız.

Erdoğan'ın Gezi Parkı Direnişi'nin ardından yaptığı mitingleri nasıl değerlendirdiniz?
Erdoğan’ın yaptığı mitingler AKP tabanını tutmak dışında hiçbir şeye hizmet etmiyor. Başbakan toplumunun yüzde yüzünün refahı ve mutluluğu üzerine bir politika geliştirmesi gerekirken, "Aman tabanım elimden kaymasın" diye mitingler düzenliyor.

CHP'nin polis şiddetine ilişkin ne gibi çalışmaları olacak?
Gezi Parkı süreciyle ilgili orantısız güç kullanan polislerin soruşturma işlemi tıkandığını ve soruşturmanın iç işleri ve başbakana yöneldiğinde soruşturmanın durdurulduğunu söyledik. Bunun üzerine CHP’nin 78 gençlik kolları başkanı, kent meydanlarında açıklama yaptı ve savcılıklara suç duyurusunda bulundular. Orantısız güç kullanılmıştır. "Bu süreçte kullanılan ifadeler kutuplaşmaya ve kamplaşmaya yöneliktir; süreci daha da gerginleştirerek sürecin hasarının artırılmasına ve insan hayatın kaybedilmesine yöneliktir" diye suç duyurusunda bulunduk. Talimatın yukarıdan geldiği bir sistemde görevini yapan polis memurlarına bir şey diyemezsiniz. Ancak göz göre göre gençlerin hiçbir şey yapmadığı hallerde gaz bombasını bir kurşun gibi eylemcilerin kafasına sıkanlar için konuşmuyorum.

CHP Gençlik kollarının faaliyetlerinden ve forumlara nasıl baktığınızdan bahseder misiniz?
CHP bizim iktidarımızda özgürlüklerin ve katılımcı demokrasinin en güzel örneğini yaşandığı, Türkiye’deki siyasal ve sosyal sorunların bittiği bir ülkede olacak. Üniversite öğrencileri, üniversitelerde protesto hakkını kullandığı zaman terörist ilan ediliyor. Gizli tanıklarla kimileri göz altına alınıyor. Öğrencilerine, gencine, "Bunlar terörist, bunlardan bir şey olmaz, geleneklerini bilmiyorlar" diyen bir iktidar ve Başbakan Türkiye’yi nasıl kucaklayacak? 2011 yılında İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığı olarak düzenlediğimiz şölende, parasız eğitim pankartı açtıkları için tutuklanan Ferhat ve Berna’nın pankartının aynısını açtık. "Ey Erdoğan, yüreğin varsa şölende bulunan tüm arkadaşlarımızı tutukla" dedik.

Forumlarda eğitimde fırsat eşitliği çok konuşuluyor. Doğu Anadolu’da hayatına başlayan bir gençle Nişantaşı’nda hayatına başlayan genci aynı kefeye koyamazısınız. Biz CHP olarak bu adaleti sağlamak için buradayız.

Haber: Birgün

    Perşembe, 18 Temmuz 2013 17:04

Bağlantılı Konular