Darbenin adı "4 Mayıs Saray Darbesi"dir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir dikta yönetiminin yasal zeminini hazırlamak için ülkenin meşru Başbakanına karşı 4 Mayıs Saray Darbesi'ni yapanlar şunu asla unutmasınlar: Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece asla amaçlarına ulaşamayacaklardır. Yaklaşık 150 yıllık bir parlamenter geçmişimizi bir diktatörün beklentilerine teslim etmeyeceğiz." dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel merkezde düzenlediği basın toplantısındaki değerlendirmeleri şöyle:

Hangi gerekçeyle Başbakanlıktan ayrıldı
Değerli basın mensupları, az önce arkadaşlarımla birlikte Sayın Davutoğlu'nu dinledik. Aslında son derece güzel ve duygusal bir konuşma yaptı. Bir ayrılık konuşmasıydı. Başarılarını anlattı, ülkeye verdiği hizmetleri anlattı. İç politikada, dış politikada, ekonomide hangi başarıları sağladığını ifade etti. Son iki seçimde aldığı oy oranlarını da anlattı. Ve elbette helallik de istedi. "Bütün vatandaşlara hakkımı helal ediyorum" dedi.
Elbette ki biz, helallik boynumuzun borcudur. Sayın Davutoğlu'na bütün haklarımızı da helal ediyoruz. Bu konuda Sayın Davutoğlu'nun hiçbir endişesi olmasın.
Başarılarını anlattı ama Başbakanlık koltuğundan ayrılmasının kendi tercihi olmadığını da açıklıkla ifade etti. O zaman soru şu; kendi tercihi değilse hangi gerekçeyle Başbakanlıktan ayrıldı? Bu sorunun yanıtı verilmedi. İzin verirseniz bu sorunun yanıtını ben vereyim değerli basın mensupları.
17 Aralık 2012; dönemin Başbakanı şu ifadeyi kullandı. "Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır" dedi. Yani güçler ayrılığı ilkesini açıklıkla reddetti. Sonra devam etti 21 Mart 2015; Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, "Parlamenter sistem artık bekleme odasına girmiş bulunmaktadır" diye bir cümle kullandı ve bunu birkaç yerde ayrıca tekrar etti.
Bu söylemler aslında sivil görünümlü bir darbenin, bir dikta yönetimi özleminin ayak sesleriydi. Bunu defalarca ama defalarca dile getirdik. Dün kaçak sarayda gerçekleşen görüşmeyle darbe fiilen gerçekleşti. Darbenin adı "4 Mayıs Saray Darbesi" dir.
Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, 4 Mayıs Saray Darbesi 28 Şubat Post-modern Darbesi’ni de aşan bir niteliğe sahiptir. 28 Şubat'ta rahmetli Erbakan Başbakanlıktan uzaklaştırılmıştı. 4 Mayıs Saray Darbesi'yle de Sayın Davutoğlu Başbakanlığı bırakmak zorunda kalmıştır. Bu darbenin, yani 4 Mayıs Saray Darbesi'nin 28 Şubat'tan farkı "Yol arkadaşım" dediği, "Dava arkadaşım" dediği bir kişi tarafından bu darbenin gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Davutoğlu'nun açıkça direnmesi gerekirdi
Değerli basın mensupları, Sayın Davutoğlu Başbakan olarak iki kez seçimlere girmiş, 7 Haziran'da yüzde 40.87, 1 Kasım'da da yüzde 49,5 oranında oy almıştır. Başarılı bir sonuçtur. Yani parlamenter demokratik sistemin kuralları içinde Başbakanlık koltuğuna Sayın Davutoğlu oturmuştur. Bu bağlamda meşruluğu hiç tartışılmamıştır. Çünkü milli iradeye saygı demokrasinin temel kuralıdır.
Özetle, Sayın Davutoğlu'nu Başbakanlık koltuğuna kendisinin de sıklıkla vurguladığı milli irade getirmiştir. Ancak Sayın Davutoğlu kendisine ve partisine oy veren 23 milyon 531 bin kişinin iradesiyle değil, bir kişinin iradesiyle koltuğundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Evet, 23 milyon 531 bin kişinin iradesiyle koltuğa oturan Sayın Davutoğlu bir kişinin iradesiyle koltuğundan ayrılmak zorunda kalmıştır. O bir kişi, 4 Mayıs'ta Saray Darbesi'ni gerçekleştiren kişidir. O bir kişi, ülkesinin demokrasisini değil, kendi dikta yönetimini düşünen ve planlayan kişidir. Sayın Davutoğlu üzülerek ifade edeyim ki 4 Mayıs Saray Darbesi'ne boyun eğerek dikta yönetimine zemin hazırlamıştır. Oysa demokrasi adına doğru olan 23 milyon kişinin kendisine verdiği görevi savunmasıydı. Milli iradeye sahip çıkmasıydı. Bu koltuğa beni halk getirdi ancak halk götürür demesiydi. Yani 4 Mayıs Saray Darbesi'ne Davutoğlu'nun açıkça direnmesi gerekirdi.
Şu kadere bakın ki değerli basın mensupları, demokrasi adına Sayın Davutoğlu'nu savunmak da bize düştü.

Demokrasilerde darbeler desteklenmez, direnilir
Değerli basın mensupları, Türk siyasal tarihinde önemli bir yeri olan AKP'nin neredeyse bütün kadrolarının 4 Mayıs Saray Darbesi'ni kabullenmiş görünmeleri de demokrasimiz adına başka bir acı tablodur. Oysa demokrasilerde darbeler desteklenmez, darbelere direnilir. Bu halkın iradesine, yani milli iradeye de bağlılığın temel bir görevidir. Davutoğlu maalesef bunu yerine getirememiştir.
4 Mayıs Saray Darbesi'ni bir partinin iç meselesi olarak görmemek de gerekir. Bu darbe 64. hükümete karşı yapılmış bir darbedir. Bütün cumhuriyetçilerin, demokratların, aydınların, yani demokrasiden yana olan bütün vatanseverlerin darbeye direnmesi gereğin de ötesinde bir zorunluluktur.
Bir dikta yönetiminin yasal zeminini hazırlamak için ülkenin meşru Başbakanına karşı 4 Mayıs Saray Darbesi'ni yapanlar şunu asla unutmasınlar: Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece asla amaçlarına ulaşamayacaklardır. Yaklaşık 150 yıllık bir parlamenter geçmişimizi bir diktatörün beklentilerine teslim etmeyeceğiz.
Kimsenin şüphesi olmasın darbecileri yeneceğiz, demokrasi kazanacak. Tarih de hep bunu böyle yazmıştır.
Hepinize teşekkür ediyorum değerli basın mensupları.

    Perşembe, 05 May 2016 17:03

Bağlantılı Konular