"Cumhuriyet kimseyi ötekileştirmedi, ortak değerlerimizi oluşturdu"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yenimahalle Belediyesi’nin "Doğru Dürüst Hizmet Yolunda 7’nci Gurur Yılı" etkinliğindeki konuşmasında "Cumhuriyetin kurucu değerlerine, kurucu ayarlarına yeniden dönme ihtiyacımız var. Dönmek zorundayız. Haksızlık yapanların yükseldiği değil, ahlaki düzeyi yüksek olanların yükseldiği bir cumhuriyeti inşa etmek istiyoruz." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:
"Hep beraber Sayın Başkanın yaptığı açıklamaları dinledik. Sonunda şunu düşündüm. Eğer siz cumhuriyete ve onun oluşturduğu değerlere bağlıysanız, eğer siz ülkenizi seviyorsanız, eğer siz ayrımcılık yapmıyorsanız, eğer siz inancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun herkesi kucaklıyorsanız zaten farklı bir şey yapamazsınız. Her kuruşun hesabını veriyor, “Borçla devraldım ama bütün bu hizmetlerin tamamını yaparken hiçbir zaman borç almadım” diyor. Eğer biz bunu, yani bu yönetim anlayışını Türkiye’nin anlayışına dönüştürebilirsek işte o zaman Türkiye kurtulacak. Bunun mücadelesini veriyoruz. Emin olun bunun mücadelesini veriyoruz.

Gittiğim toplantılarda çok sık anlattığım bir şey var. Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü ikisi de birer asker. Ekonomi tahsili yok bunların. Ekonominin ne olduğunu bilmiyorlar. Ne enflasyonu, ne deflasyonu, ne fiyat artışını, ne zamları. Bütün hayatları savaş meydanlarında geçmiş. Cumhuriyeti kurmuşlar, peki ekonomide ne yapacağız? "Akıl akıldan üstündür" demişler, 1923’te İzmir İktisat Kongresi’ni toplamışlar. Çağıralım, bu konuda eğitim yapmış insanlara danışalım. Biz bu güzel cumhuriyeti nasıl görkemli bir cumhuriyete dönüştürebiliriz? Çünkü diyor ki,"Savaş meydanlarında kazanılan zaferler yetmez. Cumhuriyetin devamlılığı için o zaferlerin ekonomik zaferlerle taçlandırılması lazım." Ve bu mücadeleye giriyoruz. Kendi uçağını yapan, kendi denizaltısını yapan, kendi fabrikalarını kuran, bütün ülkeyi demir ağlarla ören bir cumhuriyeti oluşturuyorlar. Kul hakkına saygı gösteriyorlar. Her kuruşun hesabını veriyorlar millete. Ahlakın ne kadar yüce bir değer olduğunu anlatıyorlar topluma. Vatandaştan alınan her kuruş verginin ne kadar değerli olduğunu anlatıyorlar. Çünkü onlar Kurtuluş Savaşı’nı verirken Tekâlif-i Milli Emirleri yani Ulusal Vergi Buyrukları’nı çıkarmışlardı. “Bize katkı yapmak istiyorsanız çorapsa çorap verin askere giydirelim. Elbiseyse elbise verin, buğdaysa buğday verin iki kilo…” Biz savaşı, zaferi böyle kazanıyoruz.

1925 yılında Kayseri’de uçak fabrikasının temelini attılar, 9 yıl sonra Kayseri’den kalkan ilk milli uçağımız Ankara’ya indi. Ve Türkiye uçak ihraç eden bir ülkeydi. Biz şimdi bunu yapmak istiyoruz. Cumhuriyetin kurucu değerlerine, kurucu ayarlarına yeniden dönme ihtiyacımız var. Dönmek zorundayız. Haksızlık yapanların yükseldiği değil, ahlaki düzeyi yüksek olanların yükseldiği bir cumhuriyeti inşa etmek istiyoruz. Çok güzel bir örnek verdi. Eğer cumhuriyet olmasaydı kuş uçmaz, kervan geçmez bir köyde doğan Kemal Kılıçdaroğlu ne devlette belli bir makama gelirdi, ne de siyasette bir yere gelirdi. Cumhuriyetin bize kazandırdığı en büyük değerdir o. Herkese eşit davrandı, herkesi kucakladı. Kimseyi ötekileştirmedi. Ortak değerlerimizi oluşturdu. Bayrağımız gibi, istiklal marşımız gibi, insanlık gibi, sevgi gibi ortak değerleri oluşturdu. Her inanca saygı gibi, her kimliğe saygı gibi değerleri oluşturdu.

Şimdi bu değerlerden uzaklaşan bir Türkiye var. Başkan bir şeyi daha söyledi. "Bütün bunları ben tek başıma yapmadım" dedi. "Beraber yaptık" dedi, "arkadaşlarımla beraber…" Bunun anlamı nedir biliyor musunuz? Bunun anlamı yönetimde liyakattir. O işi en iyi bilen kişiyi getireceksiniz ve işi ehline teslim edeceksiniz. Ki, o bu hizmetlerin tamamını yerine getirebilsin diye. Liyakat sisteminin de dibine dinamiti koyduk. Şu siyasetçi yakınım o gelsin, şu bizim akraba o gelsin. Bunlarla devlet yönetilmez. Belediye yönetilmez. Akılla, mantıkla, ilimle, irfanla, bilgiyle, beceriyle, tecrübeyle yönetilir devlet. Onun için çok ama çok çalışmaya ve düşünmeye ihtiyacımız var. Ülke bu hale neden geldi bunu düşünmeye, hepimizin ortak düşünmeye ihtiyacı ve anlatmaya ihtiyacı var. Düşüneceğiz, çıkışı biliyoruz. Nasıl çıkılacağını da biliyoruz. Cumhuriyetin kurucu değerlerine, ayarlarına döndüğümüzde bütün bu zorlukları aşacağız. Aşmak zorundayız birlikte. Birlikte aşacağız.

Bakın, bizim seçimlerde çok sık tekrarladığımız bir Aile Sigortası vardı. Yani sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Sağlık içinde, huzur içinde ailenin yoksulluğunu teşhir etmeden, onun yoksul olduğunu duyurmadan sistemi çözecektik. Yoksulluğu tarihe gömecektik. İlk uygulamayı Yenimahalle yaptı, Fethi Başkan yaptı az önce gördük bir kredi kartıyla, bir kartla. Diyorlar ya "CHP bunu söylüyor ama acaba yapabilir mi?" Niye yapmayalım? Yenimahalle'de yaptık. Aileler gidiyorlar kimse yoksul olduğunu bilmiyor, diğer vatandaşlar gibi alışverişini yapıyor, huzur içinde evine dönüyor. Peki para? Her ay bankadaki hesabına yatıyor. Demek ki, yapılabilir. Demek ki, çok güzel şeyler yapabiliriz. Demek ki, yapmakta kararlı olduğumuz ve geniş kitleleri ikna ettiğimiz zaman bütün bu sorunları aşabiliriz. Sorunlar bizi korkutmasın. Bizi korkutan tek şey sorunlara sağlıklı teşhis koyamayan politikacıların ülkeyi yönetmesidir. Asıl tehlike buradadır. Biz kendi bilgimizle, becerimizle, deneyimimizle bütün bu sorunları aşabiliriz.
Ben hepinizin huzurunda Fethi Başkan’a 7 yılda gösterdiği çabalar dolayısıyla yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.
Teşekkürler, sağ olun, var olun."

Anahtar Kelimeler
    Salı, 05 Nisan 2016 15:33

Bağlantılı Konular