Gezi Parkı değil "kan gölü"

Gezi Parkı'nda 4 gündür devam eden gösterilerde polisin sert müdahalesi sonucu aralarında milletvekillerinin ve gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı.

Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların sökülerek, buraya eski Topçu Kışları ve alışveriş merkezi inşa edilmesine karşı çıkan ve 4 gündür parkı terk etmeyerek, direnişe geçen İstanbullulara, polisin sert müdahalesi sürüyor.

Polisin sabah 04,00 sularında yaptığı ilk saldırısının ardından “Taksim Dayanışması” inisiyatifinin çağrısıyla saat 10.00′da Divan Oteli önünde toplanan yaklaşık 300 kişilik bir grup, hem polisin ilk müdahalesini protesto etti hem de yeniden Gezi Parkı’na girmek istedi. Burada yapılan basın açıklamasında konuşan İstanbul Tabip Odası yöneticilerinden Hüseyin Demirdüzen, o saate kendilerine ulaşan 7 yaralı bilgisi olduğunu söyledi. Doktor Hüseyin Demirdüzen, bir öğretmenin bacağının kırıldığını ve 6 kişinin de kafa travması geçirdiğini belirtti. Demirdüzen’in bu bilançoyu açıklamasından bir kaç dakika sonra polis bu basın açıklamasına da gaz bombalarıyla saldırdı.

Önder ve Şık da yaralandı
Polisin saldırılarında BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, omzunun arkasına, Gazeteci Ahmet Şık ise başına biber gazı isabet etmesi sonucu yaralandı. Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırılan Önder’in hayati tehlikesini olmadığı belirtildi.

Tepkiler arttı
Öte yandan, polisin sert tutumuna tepki yağdı. CHP Genel Başkan Yardımcıları Umut Oran ve Gürsel Tekin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, Gezi Parkı’nın yıkılmaması için eylem yapanlara yönelik açıklamaları nedeniyle “yargı görevini yapanı etkileme” ve “kanunlara uymamaya tahrik” suçlarından suç duyurusunda bulundu. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na gelen Oran, Adliyenin C Kapısı önündeki basın açıklamaların izin verilen alanda açıklama yaptı.

“Dram yaşanıyor”
Gezi Parkı’nın durumunun felaket olduğunu ifade eden Oran, “Sabaha karşı yeniden bir müdahale oldu. Müdahale halen devam ediyor. Sivil toplum örgütü temsilcileri ve milletvekili arkadaşlarımız da orada. İstanbullular var. Trafik akıyor, insanlar işlerine gidiyor ama polis sürekli olarak çeşitli aralıklarla müdahale ediyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Büyük bir vicdansızlık, insafsızlık. İstanbul’da bir dram yaşanıyor” dedi.
Orantısız şiddet

Milletin canını ve malını emanet ettiği polisin halkla karşı karşıya olduğunu belirten Oran, “Polis halka karşı son derece orantısız bir şiddet, güç uyguluyor. Dün de yaptı bugün de yaptı. Sabaha karşı onlar uyurken çadırlarına gaz bombaları atarak müdahale ediyor. Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’ne laik, sosyal hukuk devletine yakışmayan bir durum. Biz bugün suç duyurumuzu yapacağız. Pazartesi günü bugünkü olayları da içeren suç duyurumuzu ise milletvekili arkadaşlarımızla tekrar yapacağız” diye konuştu.

Açıklamanın ardından Umut Oran suç duyurusu dilekçesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu.

Devlet terörü
Yaptığı yazılı açıklamada polis müdahalesini “devlet terörü” olarak tanımlayan BDP Hukuk İşleri’nden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ise Gezi Parkı’ndaki direnişe deste çağrısı yaptı.

Beştaş, saldırıyı şiddetle kınarken, AKP hükümetinden derhal müdahaleyi durdurması ve doğa katliamına son vermesini istedi.

Beştaş, açıklamasında şunları kaydetti: “Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların sökülerek buraya eski Topçu Kışlası ve alışveriş merkezi inşa edilmesine karşı çıkmak amacıyla günlerdir direniş içerisinde olan çevreye ve insan haklarına duyarlı yurttaşlarımıza karşı bugün tam bir devlet terörü uygulanmıştır. AKP Hükümetinin talimatı doğrultusunda tazyikli su ve gaz bombalarıyla yapılan saldırıda İstanbul İstanbul Milletvekilimiz Sayın Sırrı Süreyya Önder ile gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda yurttaşımız yaralanmıştır. Yaralananların büyük çoğunluğunun başlarından darbe almış olması, hedef gözetilerek saldırıldığını bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Saldırıdan kurtulmak amacıyla okullara, iş yerlerine sığınan yurttaşlara okul dükkan, iş yeri demeden polisin gaz bombalarıyla saldırması tam bir devlet terörüdür. Oradaki insanların amacı doğa ve çevre katliamını önlemek, adeta mantar gibi çoğalan AVM’lerin yapılmasına karşı çıkmaktır. Bu protesto ve tepkiler demokratik bir haktır. Bu hakkın kullanılmasını hiç kimse engelleyemez.”

“Bu gün orantısız bir biçimde yapılan polis saldırısı, asla hukuki ve meşru değildir” diyen Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Demokrasilerde ve toplumsal vicdanlarda bunun bir yeri yoktur, olamaz da. Yurttaşlarımıza karşı yapılan bu saldırı doğa ve çevre katliamını bir politika haline getiren AKP Hükümetinin zihniyetini ve demokratik gösterilere olan tahammülsüzlüğünü göstermektedir. Bu saldırıyı ve saldırının siyasi idari bütün sorumlularını şiddetle kınıyor ve AKP Hükümetini derhal müdahaleyi ve doğa katliamını durdurmaya çağırıyoruz. İstanbul’daki tüm yurttaşlarımızı, doğadan, çevreden ve insan haklarından yona olan herkesi Gezi Parkı’ndaki direnişe destek ve ses vermeye çağırıyoruz. Çok sayıda kişinin ağır yaralanmasına neden olan bu hukuk dışı saldırıların sorumluları derhal görevden alınmalı ve haklarında soruşturma başlatılmalıdır.”

Af Örgütü de kınadı
Polisin müdahalesine bir tepki de Uluslararası Af Örgütü’nden geldi. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Uluslararası Af Örgütü, Taksim Gezi Parkı’ndaki barışçıl göstericilere yönelik, biber gazı ve aşırı güç kullanılması ile ilgili kaygı duymaktadır. En az bir gösterici ciddi şekilde yaralanmış ve ameliyata alınmıştır.

Taksim’deki Gezi Parkı, bölgede yapılan geniş çaplı yenileme çalışmaları kapsamında bir alışveriş merkezi inşa edilmesi için yıkımla karşı karşıya. Son iki gündür bu uygulamaya karşı çıkan düzinelerce gösterici parkta çadır kurmuştu. 30 Mayıs sabahı çok erken saatlerde, polis çadırları yerle bir etti ve göstericileri dağıtmak için biber gazı kullandı. 23 yaşında bir gösterici biber gazı kullanılması sebebiyle ciddi şekilde yaralandı, bir ağaca tutunmak isterken polis tarafından tekmelendi ve darp edildi.

Bir toplantıyı dağıtma kararı, her zaman başvurulacak en son yöntem olmalı, gereklilik ve orantılılık ilkeleri ile bağdaşmalıdır. Uluslararası standartlar polisin toplantıları dağıtırken güç kullanmamasını ya da bu uygulanabilir değilse, güç kullanımını minimum gereklilikle sınırlandırmasını gerektirmektedir. Uluslararası Af Örgütü, yetkilileri, Taksim Gezi Parkı’nda aşırı ve gereksiz güç kullanıldığı iddialarını hızlı, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturmaya ve keyfi güç kullanımından sorumlu emniyet görevlilerinin yargılanmasını sağlamaya çağırmaktadır. Uluslararası Af Örgütü ayrıca, yetkililerden, göstericilerin barışçıl toplanma ve ifade özgürlüğü haklarını güvence altına almalarını talep etmektedir.”

Haber: Diyarbakır Yenigün

    Cuma, 31 May 2013 16:08

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica