"Ahlak komiserliğinden vazgeçecekler"

CHP MYK revizyonunda göreve başlayalı henüz 24 saat olmayan CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, ilk röportajını Araştırmacı Gazeteci Yazar Mehtap Özer’le yaptı.

Her yeni seçilen belediye başkanı Eskişehir belediyeciliğini örnek almalı
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Araştırmacı Gazeteci Yazar Mehtap Özer'in "Elazığ'a kaç defa geldiniz? Elazığ’a tekrar gelmeyi düşünüyor musunuz" sorusunu Tekin şöyle cevapladı: "Elazığ'a 6 kez geldim. En yakın zamanda yine geleceğim. Elazığ Belediye Başkanını da ziyaret edip, Eskişehir’e davet edeceğim."

Elazığ'ın dünyaya açık bir il olması gerekirken, kapalı devre bir şehir olması beni çok üzüyor
"Siz, Elazığ'a baktığınızda ne görüyorsunuz?" sorusuna CHP Genel Sekreteri, şu ifadelerle cevap verdi: "1970-1977 yıllarında, Türkiye'de ki turist en çok hangi illere gitmiş diye baktığımızda. Elazığ, bunlardan biridir. Elazığ tarihi dokusu olan bir il. Son yıllarda turist sayısına baktığımızda durum çok üzücü. Elazığ tarihi dokusu olan bir ildir, Türkiye'deki yeri çok önemli. Elazığ'ın dünyaya açık bir il olması gerekirken, kapalı devre bir şehir olması beni çok üzüyor. Bu nereden kaynaklanıyor? Maalesef, yöneticilerden kaynaklanıyor. Elazığ ilkellikle yönetiliyor" dedi.

Elazığ 24 saat yaşayabilmeli
Bir ilin Valisi, Belediye Başkanı aynı zamanda o ilin hekimi gibi olduğunu belirten Tekin, "Kenti yöneten, her yönetici sorumluluk alacaksa eğer doktor gibi, şehrin tomografisini çekip eksiklikleri görüp tedavi etmelidir. Ben Elazığ Belediye Başkanı olsam, merak ederim. Bu kadar tarihi dokusu olan bu kadar doğal güzelliği olan bir şehre turist gelmiyor, Eskişehir'e gidiyorsa bunda bir keramet olması gerekir. Tedbiri kıyafetle Eskişehir'e giderim. Ne oluyor hafta sonu 150 tane otobüs niye Eskişehir'e gidiyor. Elazığ'a neden gelmiyor? diye bir bakarım. Elazığ genç nüfuslu şehir olduğu için 24 saat yaşayabilmeli" dedi.

Din bir vicdan meselesidir
Türkiye'de haramın ve yolsuzluğun ne kadar günah olduğunu camilerde fetva verilsin diye yazılar gidiyor. Sonra ne oluyor? 17 Aralık patlıyor diyen Tekin,  "Aynı diyanet işleri bunu kaldırın diyor. Bu paraları çaldıranlar ne kadar günahkârsa o fetvayı bunu yapmayın diyenlerde o bakanlar kadar günahkârdır. Din bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece, din işlerini devlet ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz. Elini çeksinler bu dinden imandan. Diyanet işleri bu kirliliğe, din adına görev yapan insanlar böyle bir emir gönderir mi?"

"CHP'lilerin en büyük hassasiyeti nedir?" sorusuna Tekin şöyle cevapladı: "Allah insanları yalandan ve yılandan korusun derler. İnsanların en kutsal değerlerinin inançlarını siyasette kullanmak, o inanca yapılabilecek en büyük hakarettir. Allah hepsinden soracak, bundan eminim. Bir kısmına sordu, bir kısmına da soracak. 50 den sonra CHP'nin en büyük hassasiyeti alabildikçe bu inançları insanların, duygusal alanlarının dışından siyaseti yürütmeye çalışılır. Bunun örnekleri de var. Dünya da bundan dolayı çok ağır bedeller ödenmiştir. Bugün Avrupa da 20 Milyon insanın ölümünün tek sebebi, bu din kuralları içerisinde yönetmekle başlamıştır. Sonra bakmışlar ki siyaset dinden ayrıdır. Ve dini siyasetin dışına çıkarmışlardır. Şimdi 17 Aralık ben bütün inançlı insanlara soruyorum? Özellikle din eğitimi almış insanlara soruyorum? Ben din eğitimi alamadım, ama din terbiyesi aldım. En önemlisi de din terbiyesi almaktır. Yani terbiyenin okulu evdir? Hiçbir okul insanı terbiye etmez, en önemli okul insanın kendi evidir. Sabah kahvaltı ederken rahmetli annem "Haramdan uzak durun, helal kazanın, yiyin" derdi. Biz böyle büyüdük” dedi.

İşte CHP'nin farkı
Atatürk bu ülkenin yarısını yakınlarına tapu edemez miydi? diyen Tekin şöyle konuştur: "Atatürk tek başınaydı. İsmet İnönü tek şefti, imparatordu. İstanbul'un yarısını tapu edemez miydi? Yok muydu olanak. Atatürk ne yapmış biliyor musunuz? İş Bankası hikâyesi diyorlar ya. İstanbul'daki 6 dönüm arsasını satıyor paraya çeviriyor bankaya hisseye koyuyor banka büyüsün esnafa, tüccara kredi versin. Rahmetlik Bülent Ecevit Elazığ'daki dostlarımız çok merak ediyorlarsa ya bu ülkede 3 kez Başbakanlık yapmış bir Bülent Ecevit'in evine gidip bir ziyaret etsinler. Birde bu günün din adına siyaset yapanların evlerine gidip ziyaret etsinler. Hangi Peygamberimizin şatafatlı bir yaşamı vardı? Bana bir tanesini gösterin ya. Bunlar kime inanıyor, kimi hangi Peygamberi kendilerine referans aldılar ya. Kemal Kılıçdaroğlunu mu merak ediyorlar. Gelsinler bir otobüste ben getirttireyim. Elazığlı emekli Mustafa Amca, Cemil Abi, Ahmet Abimin evi neyse onun ondan farkı yok. İşte CHP bu."

Elazığ'da hiçbir şey yok
1970-77 yılına kadar olan verilere baktığımızda en çok turistin geldiği yerlerden birinin Elazığ olduğunu belirten Tekin, hodri meydan dedi ve şöyle devam etti:  "Fakat son gelişimde gördüm ki Elazığ'da hiçbir şey yok.  Elazığ gibi şehirler çok önemlidir.  Böylesi şehirlerin dünyaya açık olması gerekirken kapalı devre bir şehir olması beni çok üzdü.  Bu yöneticilerden kaynaklanmaktadır. Bugün Türkiye'deki belediyelerin tümüne baktığımızda CHP Belediyeleri'nin dışındaki bütün belediyelerin kapalı devre bir şehir olduğunu görürsünüz. İnsanların sosyal yaşamında ne yiyip içeceğine yöneticiler karar veremez.  Öyle bir sorumluluğu da yoktur. Kamu görevlilerinin ve seçilmiş yöneticilerin tek bir görevi vardır.  O da yurttaşlarımızın hayatını kolaylaştırmaktır. Onun hayatını zorlaştırmak değildir.  Şu anda ne yazık ki belediyeler ilkellikle yönetiliyor. Konu ile ilgili olarak belediye başkanları ile tartışmaya hazırım." dedi.

Kent yöneticileri yerel yönetimler yasası ile iman ile imar arasında sıkışıp kaldı
Kent yöneticileri 2005 yılında AKP tarafından hazırlanan yerel yönetimler yasası ile iman ile imar arasına sıkışıp kaldığını belirten Tekin, "Ne zaman ki bu imar yasasında bir kente yakışır evrensel kurallar içinde bir şehrin nasıl olması gerektiği çerçevesinde bir anlayış hâkim olursa bütün eksiklikler giderilir. Aksi takdirde böylesi güzel şehirlerin çarpık kentleşme ile şehri beton yığınları arasına sıkıştırmak asla bir şehircilik değildir.  Ne yazık ki Elazığ'da da bu tabloyu gördüm. Belediye başkanlarının çoğu şu anda imar çetelerine teslim olmuş durumdadır." dedi.

Elazığ Hazar Gölü neden hak ettiği yerde değil?
Elazığ-Sivrice 35-40 yıl önce turist alırken bu gün niye alamıyor?  Havalimanınız var, yollarınız var, turist yok diyen Gürsel Tekin şunları söyledi:  "Elazığ Hazar Gölü neden hak ettiği yerde değil? Elazığlılar bir sorsun. Her kentin yöneticileri sorumluluk almalıdır. Yöneticiler adeta bir doktor gibi olmalıdır. Şehrinin tomografisini çekip şehrinin neresinde neyin eksik olduğunu görmesi gerekmektedir. Ben Elazığ Belediye Başkanı olsam bu kadar özelliğe sahip bir kenti merak ederim. Bugün turist Eskişehir'e gidip Elazığ'a gelmiyorsa bunda bir keramet olmalıdır. Tebdili kıyafet Eskişehir'e giderim, ne oluyor diye bakarım. Milyonlarca turist geliyor iken sizin ne hakkınız var, turistlerin nasıl yiyip içeceğine karar vermeye… İşte siz karar vermeye kalktığınızda anda o turist bir daha gelmez. İşte kent yöneticilerinin kendilerini gözden geçirmeleri gerekmektedir. Elazığ 30 bin dinamik gençliği olan bir şehir 24 saat yaşaması gereken bir şehir. Fakat akşam 8 olduğunu da şehir bitiyor.  İşte Eskişehir bu yüzden 24 saat yaşıyor. Eskişehir bugün bu konumda ise bunun tek mimarı Yılmaz Büyükerşen'dir. Dünyada ilk kez 12 belediye BM'lerden ödül aldı.12 belediye içerisinde ödül alan tek Türkiye Belediyesi Eskişehir'dir. Alın bir Türkiye Cumhuriyeti haritasını tek tek belediyeleri değerlendirin Örneğin CHP Belediyesi nerde var? Eskişehir'de yanın da neresi var?  Bilecik var. Bilecik'te emlak değerleri 10 lira ise Eskişehir’de 100 lira ben Bilecik Belediye Başkanı'nın yerinde olsam ne oluyor? derim. Mesela Manisa ile İzmir Manisa'da okuyan öğrencilerin yüzde 90'ı İzmir'de ikamet ediyor. O şehir için bu durum büyük bir ayıptır. Gencin ne içip içmeyeceğine karar vermeye kimsenin hakkı yoktur. Bu bir eşkıyalık sistemidir. Böyle bir demokrasi olamaz. Efendim içki yasak sen kimsin senin ne hakkın var? Hiçbir yöneticinin böyle bir hakkı yoktur.  Yasalarımız açık ve net işte bu tam bir eşkıyalık sistemidir." dedi.

Elazığ Belediye Başkanı belediyeciliği öğrenmek istiyorsa Eskişehir'e davet ediyorum   
"Sizce, Kamu görevlilerinin görevleri nelerdir?" sorusuna CHP Genel Sekreteri, şu ifadelerle cevap verdi: "Benim şehrim Kars'ta 20 bin nüfuslu bir şehrin 4 sineması, 1 tiyatrosu, 1 balo salonu var. Ani Harabesinde 70'li yıllarda ortalama 50 tane otel vardı. Çünkü turist geliyordu. Şimdi geliyor mu? Hayır. Türkiye eşkıya yöneticilerden kurtulmadığı sürece hiçbir yasal engel olmamasına rağmen öyle yasalar yapmışlar ki kendilerini yetkili sayıyorlar. Bu ahlak komiserliğinden vazgeçecekler. Kamu görevlisinin tek bir işi vardır.  Hizmettir. İnsanların hayatını kolaylaştırmaktır. Ne yazık ki Elazığ da ki yöneticilerde bunlardan bir tanesidir.  En dinamik gençliğini kapatıyorsun. Ben CHP'li belediyeleri de eğer eksikleri varsa eleştiriyorum. Onlarında eksiklikleri muhakkak olacak lakin CHP'li olmayan belediyelerin çok çok fazla. Elazığ Belediye Başkanı belediyeciliği öğrenmek istiyorsa Eskişehir’e davet ediyorum."  dedi.

Haber: Ayışığı Gazetesi

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 10 May 2014 15:49

Bağlantılı Konular