"Yaşananın izahı yoktur"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Yozgat’tan Türkiye gündemini değerlendirdi. AKP'yi eleştirdi, yolsuzluklara değindi, “Bütün bakan çocuklarının servetlerine bakıldığında, Türkiye’deki yolsuzluğun hangi boyutta olduğunu çok net bir şekilde görebilirsiniz.” dedi.

Çayıralan, Çandır ve Boğazlıyan’da seçim irtibat bürolarının açılışı için Yozgat’a gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, yolsuzluk olayları üzerinden AKP hükümetini eleştirdi. "Çok ciddi sıkıntılar ile karşı karşıyayız." diyen Gürsel Tekin, “İstikrar bozulmasın deniliyor ama onlar asıl kendi istikrarlarının, çocuklarının istikrarlarının bozulmamasını istiyor.” dedi.

Yozgat'tan Bozdağ'a seslendi
“Yozgat’tan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sesleniyorum. Adaletiniz varsa...” diyen Gürsel Tekin, söz konusu olan İranlı iş adamı Rıza Zarrab’ın ofisine girip çıkanların kamera görüntülerinin yayınlanmasını istedi. Milletvekili, belediye başkanı ve birçok kişinin bu kişi ile neden görüştüğünü ve eli boş girip çantayla çıkanların halka açıklanmasını isteyen Gürsel Tekin, “Bakalım Türkiye nasıl kirlenmiş. Çok fazla bir şey istemiyoruz.” dedi. Gürsel Tekin, son günlerde bir kısım medyada çıkan villalar için ise “Kanlıca’daki villaları kim, nasıl aldı? Hangi siyasetçi aldı? Tapuları bir günde üç kişi nasıl el değiştirdi?” sorularını yöneltti.

Tamamında Başbakan'ın onayı var
Gürsel Tekin, “Yolsuzluk operasyonun başladığı ilk günde, dört bakan çocuğu gözaltına alınıp bir kısmı tutuklandı. Erdoğan Bayraktar çıkıp televizyonda ‘Sayın Başbakan istifa edip, beni rahatlatın.’ cümlesi karşısında ‘Sizi ben rahatlatamam. Hangi uygulamayı yaptıysam sizin talimatınızla yaptım.’ dedi. Doğrusu da budur. Yani şuna emin olabilirsiniz ki İmar ve ihale uygulamalarının tamamı Başbakan’ın onayı olmadan yapılması mümkün değil. Telefon görüşmelerine baktığınızda çok net bir şekilde görülüyor. Bakan da ‘Ne uygulama yaptıysam Başbakan’ın talimatıyla yaptım.’ diyor.” dedi.

Ne oldu da özür diliyorsun?
Bayraktar’a 41 kere maşallah diyen Gürsel Tekin, “Ne oldu da özür diliyorsun? Bilelim…” diyerek tepki gösterip, “Siyasetin bir kişiliği, haysiyeti, şerefi olur. O yetmedi öbür bakanlar da çıktı. Onlar da şimdi caka salıyorlar. Anadolu’da çok kullanılır biraz ar, edep olur. Hadi inancınızı neyinizi her şeyinizi kaybettiniz ama bir arınız, edebiniz ve namusunuz olur. Geçmişteki siyasetçilere baktığımızda insan utanır. Günlerce evinden çıkamaz… Bütün belgelere ve bilgilere baktığımızda çok somut. Yani savcı hakim olmanıza gerek yok. İddia ediyorum bütün bakan çocukların servetlerine bakıldığında Türkiye’deki yolsuzluğun hangi boyutta olduğunu çok net bir şekilde görebilirsiniz. Size büyük düşün diyorlar. Hatırlayın. Yozgat büyük düşünecekti. Yozgat’ın istikrarı bozulmasın. Ne değişti sizin istikrarınızda? Bizim istikrarımız bozulmasın, çocuklarımızın istikrarı bozulmasın isteniyor.”

Ülkede olağanüstü hal var
“Ülkemizde darbe dönemleri, 28 Şubat ve olağanüstü hal dönemleri yaşadık. Şu an Türkiye olağanüstü hal dönemi yaşıyor. Yasası yok ve uygulamalarının tamamı olağanüstü hal dönemleri uygulaması. Savcı devletin kendisine vermiş olduğu yetkiyi kullanarak soruşturma sonucu hırsızı yakalayacağı gün, yakalayamadı. Sen yakalayamazsın paralelsin deniyor. Geriye dönüp baktığınızda 12 yıllık iktidar gibi düşünmeyin. 30 yıllık sürece bakın. 30 yıllık sürecin tamamı AKP kadrolarında. Bunun en canlı tanığı siz Yozgatlılarsınız. Bakın hemşerilerinize. Partiler değişmiş ve bir takım insanlar hep aynı yerde bu ülkeyi yönetiyor. Bu ülkede milyonlarca yoksul varsa bunun tek sorumlusu kirlenmiş siyasettir. Siyasal yolsuzluğun bedeli rakamlarla ifade edilecek durumda değil.”

Türkiye bu pislikten kurtulmazsa
“Bunun en somut örneğini İtalyan savcı söyledi. ‘Ne kadar da birbirimize benzeşiyoruz.’ İtalya’daki savcı yolsuzluk operasyonunu yapınca ‘Bana da ajan, yalancı şu, bu dediler. Çok benzeşiyoruz. Ama biz yürekli davrandık, sonuna kadar gittik’ dedi. Ve bugün İtalya ile İspanya bugün bu pislikten kurtulmuş oldu. Türkiye bu pislikten kurtulmadığı sürece, ne yoksulluktan kurtulabilir, ne işsizlikten kurtulabilir, ne esnaf nefes alabilir. Bu son dönemde yaşananın izahı yoktur. “

Yozgat iyi bir cevap verecek
“Şaşkınlıkla da izliyorum. Birçok yerden beslenen kamu yoklama şirketleri var. Buna rağmen mevcut kamu yoklamalarında bu oranlar doğruysa bir yerde ciddi sıkıntılar var. En azından inançlarımıza aykırı. Allahu Tela diyor ki ‘Bana kul hakkıyla gelme.’ Bu kadar kul hakkı yiyen iktidar; bana oy verin, yok çeteleşme vardı gibi numaralarla toplumu kandırmaya çalışıyorlar. Ben Yozgat halkımızın inancı gereği, gerek duruşu gereği, bu sürece iyi bir cevap vereceği inancındayım. Yozgat büyük düşünür numaralarını yemeyecektir.”

Tamamı açık ve net: Rüşvettir
Telefon dinlemeleri için ise “Bu dinlemeler başka bir ülkede olsa o iktidar bir gün olsun iktidarda duramaz.” dedi. ATV- Sabah satışına ilişkin soruya ‘profesyonel rüşvet’ olarak tanımlayan Gürsel Tekin, yeni yapılan adalet saraylarının ise içi boş adalet olarak tanımladı. “Bu ülkede karnı aç bir çocuk bir kilo baklava çaldı diye ağır bedel ödedi. Bir ülkenin bakanı her hangi bir iş adamına şuraya 30 milyon, şuraya 50 milyon ver diyorsa bunların tamamı açık ve net rüşvettir.”

Rezaletin daha büyüğü çıkacak
“Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu, iktidar ile ilgili bir soru sordu: Çocuğunuzun vakfına 100 milyon dolar geldi mi? Bu parayı kim gönderdi. Halen bir cevap yok. Onu hangi paralel bir yapıya bağlayacak doğrusu merak ediyorum… İzmir’deki savcı namuslu, yapılması gereken ne varsa yapmış. Tam hırsızı yakalamış. Hırsıza gidiyor. ‘Gidemezsin, bakan istedi.’ deniyor. Sözde adalet dağıtacak bakan, savcıyı arıyor. Savcıyı alıyor, polisleri alıyor ve dosyayı alıyor, kapatmasını istiyor. Geldiğimiz noktaya bakın. Bunlar kamuya yansıyanın yüzde biri. Önümüzdeki günlerde rezaletin daha büyüğünü göreceksiniz. ”

Paralel devlet hep kullanıldı
“Bu paralel devleti Başbakan, Ergenekon döneminde de kullandı. Daha üç yıl önce KCK davasında da kullandı. Nerde sıkışsalar mutlaka bir argüman buluyorlar. Sen bekçi başı mısın? Sen Başbakansın. Sen değil miydin bu davaların savcısıyım diyen? Şimdi ne oldu? Olmadı. Niye? Şimdi özel yetkili mahkemeler tehlikeli hale geldi. ‘Bizim çocuklara da dokunursa. Dokunmasın bunu değiştirelim.’ Siyasi partiler hukuk sistemini kendi ihtiyaçlarına göre uygulamazlar. Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre uygularlar.“

Ötelersiniz ancak kapatamazsınız
“Eğer böyle bir şey yoksa neden savcıları görevden aldınız? Neden binlerce polisi sürgün ettiniz? Hani bu polis değil mi daha altı ay önce destan yazan? İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni sabaha karşı basan polis değil miydi? Şimdi hepsini param parça ettiniz. Hangi vicdanla yaptınız? Gelin bu soruşturmalar sağlıklı bir şekilde devam etsin. Hiç dokunmayın. Mademki korkunuz yoksa.” Tekin sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Üzerini örtüp kapatamazsınız. Ötelersiniz ancak kapatamazsınız.”

Haber: Yozgat Haber

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 03 Şubat 2014 10:37

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica