Gürsel Tekin'den İzmir'de çok önemli açıklamalar

Yenigün TV'de Murat Haluk Öncerin hazırlayıp sunduğu programda gündemi değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, iktidarın son durakta olduğunu belirterek sandığa gitme çağrısı yaptı.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Yenigün TV ekranlarında Murat Haluk Öncel'in sorularını yanıtladı. İktidarın uyguladığı iç ve dış politikadan vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Tekin, bir erken seçime işaret ederek, "İnsanları korkutarak ve sindirerek ülkeyi yönetemezsiniz. Bir ülkede iktidar o ülkenin inanç ve milliyetçilik gibi değerlerini kullanmaya başlamışsa o son durak demektir. İktidarın son durakta olduğunu biliyorum. İktidar bu politikasından vazgeçerse biz muhalefet olarak onlara katkı sunmaya çalışırız. Eğer vazgeçemiyorsanız yapmanız gereken tek şey derhal millete gitmek ve bir erken seçim yapmaktır. Aksi halde yarın çok geç olur. Derhal millete gitmeliyiz, millet kararını versin. Bunu yapmazsak çok zor bir döneme girebiliriz" diye konuştu.

Türkiye ev hapsine mahkum edilmiş

Türkiye'nin gündemi ile başlayalım. Türkiye'de neler oluyor?

Yıllardır siyasetin içinde olan birisi olarak şunu net söylemeliyim ki, ilk kez Türkiye çok zor durumda.
Adeta ev hapsine mahkum edilmiş ve dışarıyla tüm ilişkisi kesilmiş bir ülke durumundayız. CHP olarak Ortadoğu coğrafyasının sorunlu bir coğrafya olduğunu ve bu kanamalı coğrafyanın içerisine girmememiz gerektiğini her fırsatta dile getirdik. Ama maalesef dönemin Başbakanı Erdoğan "Ben Ortadoğu eşbaşkanı oldum" dedi ve biz Ortadoğu'daki bütün operasyonların bir parçası haline geldik. Bu iktidar ile kim kardeş olursa akıbeti çok kötü oluyor. Ortadoğu'daki kardeşlerinin ne durumda olduğunu görüyoruz.
İçerdeki kardeşlerini saymaya gerek yok. Dış politikada ilk günden itibaren bir tane doğru politika yok. Suriye politikamızda üzerimize ciddi bir külfet kaldı. 3 milyon mültecimiz var.
Dış politikada hamle yapacak kabiliyetimiz ne yazık ki kalmadı. Sayın Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilgili de kapıları kapattı. Kısacası sıfır sorunla başladığımız dış politika sırf sorun haline geldi. Herkesle husumeti olan bir ülkenin ayakta kalması zordur. Dünya ile kavga etmek Türkiye'ye yapılabilecek en büyük kötülüktür.

"Gelin CHP'nin kapısını çalın"
Ülkemizdeki kardeş kavgası tam sonlanmışken şimdi görüyoruz ki siyaset yeniden ayakta durabilmek için sürekli bir gerilim yaratıyor.
Ülkeyi yönetenler krizleri çözer, kriz yaratmazlar. Cumhurbaşkanı dünyada yaşanan bütün krizlerde siyasi partileri bir araya getirmeli ve siyasi partiler en azından milli çıkarlarımız için müzakere edebilmeli. En azından çözemediğiniz sorunları CHP ile çözme imkanınız olur. İktidar yarattığı ve çözemediği krizleri ancak CHP ile çözebilir. Ortadoğu kapısını ancak CHP ile açabilir. Sayın Başbakan'a çağrıda bulunuyorum, eğer krizleri çözmek istiyorsanız gelin CHP'nin kapısını çalın. Gelin CHP'nin geçmiş yıllarda kurmuş olduğu ilişkilerin tamamını Türkiye'nin çıkarları için kullanalım.
Onarın ciddiye alşmadıkları bütün sorunları CHP kadroları ile aşabiliriz.
Eğer bizi dinlemezlerse ülkemiz maalesef çok ağır bedeller ödeyebilir.

Başbakan Binali Yıldırım'ın İzmir milletvekili olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
İzmir'de mülk edinmekle ya da İzmir'den seçilmekle İzmirli olunmuyor. İzmirli olmak başka bir şeydir, İzmirli olmak için önce çağdaş olacaksınız. Medeni, özgürlükçü, olacaksınız.
Dünya ile rekabet edeceksiniz. İnsan haklarına saygılı olacaksınız. Bu vasıflarınız varsa ister İzmir'de doğun ister Afrika'da doğun İzmirli olabilirsiniz.
Ama bu vasıflar yoksa ben İzmir'den seçildim demekle İzmirli olunmuyor.
Eğer öyle kolay olsaydı hepimiz olurduk. İzmir'in bir kültürü ve yaşam biçimi var. Ulusal değerlerimize saygı duyan bir topluluk var. Eğer Binali Yıldırım bu vasıflara sahipse başımızın üstünde yeri var. Ama bir sanatçının eleştirisine bile tahammül edemeyen bir insanın İzmirli olma şansı yoktur.
Asla da olamayacaktır. Bir başbakan önce eleştiriyi hazmetmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Profesyonel provokatörler var" çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı destekleyenlerin şunu çok iyi bilmesi lazım, teklik Allah'a mahsustur. Tek kanatlı kuş uçmaz. Bu hayalden vazgeçsinler.
Böyle bir hayalleri varsa Erdoğan'ın başını belaya sokarlar. Hak arama eylemlerini provokasyon olarak değerlendiriyorlar. Yeşili koruyorsanız, dereleri koruyorsanız, rantsal dönüşümlerin karşısında duruyorsanız siz provokatörsünüz. Provokatör arıyorsanız, Sayın Kılıçdaroğlu'nun önüne kurşun atan provokatördür.
Cihangir'de plak dükkanına saldıranlar provokatördür. Çaresiz kalınca mutlaka gerekçe uydurursunuz, iktidar çaresiz kalınca provokatör diyor. Eğer elinizde gerçekten bilgiler varsa gereğini yapın. Ama boş lafla toplumu sindirtmeye çalışmak hiç yakışan bir tablo değildir. En büyük provokasyonu iktidar mensupları kendisi yaratıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sanatçı Erol Evgin ile ilgili söylediklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir ülkede Cumhurbaşkanı o ülkenin sanatçılarını, işadamlarını, siyasetçilerini davet ediyorsa mutlaka gidilmeli. Biz de gidebilmeliydik. Keşke bu olanaklar olsaydı. Sürekli bize hakaret eden bir Cumhurbaşkanı değil hepimizi kucaklayan bir Cumhurbaşkanı olsaydı biz de gitseydik. Ama sürekli değerlerimize hakaret eden bir insanın davetine elbette gidilmez. Bu davete tüm sanatçı arkadaşlarımız gidebilir. Ama ben hepsini şiddetle kınıyorum.
Çünkü bir arkadaşınıza hakaret edildiğinde bir sanatçı dayanışması ile o masadan kalkmıyorsanız sanatçı filan değilsiniz. Ahmet Kaya'yı hatırlayalım. O gün Ahmet Kaya'ya yapılanlardan doİayı bugün birçok sanatçı özür diliyor. Bu arkadaşlarımız da yarın özür dileyecekler ama çok geç kalmış olacaklar. Sanatçı olmak çok zor iştir.
Nazmı Hikmet boşuna Nazım Hikmet olmadı. Nazım Hikmet dönemin sistemine ve baronlarına teslim olmadığı için Nazım Hikmet olmuştur. Onun için dünya çapında bir aydındır.

Size göre sorunların çözümü nedir?
Öncelikle iktidar içerde ve dışarda uyguladığı bütün reçetelerin çare etmediğini kabul edecek. İktidar baskı terör ve şiddetten vazgeçecek. İnsanları korkutarak ve sindirerek ülkeyi yönetemezsiniz. Bir ülkede iktidar o ülkenin inanç ve milliyetçilik gibi değerlerini kullanmaya başlamışsa o son durak demektir. Iktidarın son durakta olduğunu biliyorum, iktidar bu politikasından vazgeçerse biz muhalefet olarak onlara katkı sunmaya çalışırız. Eğer vazgeçemiyorsanız yapmanız gereken tek şey derhal millete gitmek ve bir erken seçim yapmaktır. Aksi halde yarın çok geç olur. Derhal millete gitmeliyiz, millet kararını versin. Bunu yapmazsak çok zor bir döneme girebiliriz.

Haber: Yenigün

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 25 Haziran 2016 11:21

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica