CHP'li vekilin gözünden İstanbul'da Suriyeli dramı

Aksaray, Horhor, Beyazıt ve Balat’ta gece turuna çıkan Gürsel Tekin, sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin Suriyeli bulunduğuna dikkat çekerek, "Öteki İstanbul'la hepimiz yüzleşmek zorundayız. Herkes bunu dert etmeli" dedi.

Altı yılı geride bırakan Suriye savaşında yaklaşık 8 milyon Suriyeli hayatta kalabilmek için göç etti… Türkiye'ye gelen kayıt altındaki Suriyeliler'in sayısı yaklaşık 3.2 milyon, kayıt dışı rakam ise bilinmiyor. Milyonlarca Suriyeli, İstanbul, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep, Adana, Mersin, Kilis, Bursa, İzmir ve Mardin'de kendine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. İstanbul, Suriyeli sığınmacılar açısından bu iller arasında açık ara birinci. Vali Vasip Şahin'in açıkladığı rakamlara göre şu ana kadar kayıt altına alınan ve kayıt randevusu verilen Suriyeli sayısı 550 bin civarı. Kayıt için müracaat etmeyenler dahil edilirse bu rakamın yaklaşık 600 bin olduğu belirtiliyor. Kısaca İstanbul'un en kalabalık ilçelerinden Bahçelievler'in nüfusu kadar Suriyeli sığınmacı, İstanbul'da ayakta kalmaya çalışıyor. En yoğun tercih edilen ilçe ise Fatih. İlçede her 100 kişiden 6'sı Suriyeli.

Tabelaların tamamı Arapça
Ortadoğu ülkelerinden gelenlerin göç kapısı haline gelen Fatih'te neler yaşandığını görmek için CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ile Aksaray Metro İstasyonu önünde buluştuk. Gürsel Tekin "Öteki İstanbul'u görmeye hazır mısın?" diye sorarak başladı anlatmaya. Saat 20.00'de esnaf sohbetleriyle başlayan yürüyüşümüz, gece yarısı Balat'ta 5 Suriyeli kardeşin tek göz odada birbirine sarılarak yattığı fotoğraf karesiyle sonlandı. İşte yaşananlar:
İlk durağımız Aksaray İmam Murat Sokak. Tabelaların neredeyse tamamı Arapça olan sokakta tek tük Türk esnaf var. Horhor'a doğru yürüyoruz. Yanımızdan geçenlerin hemen hemen tamamı Arapça konuşuyor. Laleli'ye doğru yöneldiğimizde Aksaray'daki manzara yerini ışıltılı dükkanlar ve pahalı alışveriş mağazalarına bırakıyor. Beyazıt'a geçtiğimizde 60 yıldır ailece Fatih'te ikamet eden CHP İlçe Başkanı Soner Özimer'le buluşuyoruz. Birlikte Aksaray'daki Molla Gürani Mahallesi'nde dolaşıyoruz. Kebap salonu işleten bir esnaf dert yanıyor: "İş yok, piyasa çok kötü. Esnafın halinden ne anlayan ne soran var. Eskiden burada kiralar 3-4 bin liraydı. Şimdi Suriyeliler gelince 15-20 bin lira oldu. Adamlar geliyor 1 senelik peşin veriyor piyasayı yükseltiyor. Devlet onlara verdiği olanağı vatandaşına vermiyor."

"Yakında semte pasaportla gireriz"
Millet Caddesi'ne geldiğimizde ise manzara bir Ortadoğu ülkesini aratmıyor. Adım başı geçtiğimiz her dükkanda Suriyeli esnaf kendi kafelerini, dönercilerini, alkolsüz eğlence mekanlarını açmış. Üstelik dükkanların içinde adım atacak yer de yok. Aynı caddede 28 senedir pastane işleten Kadir Bey, önceki gece gözünün önünde bir kişinin vurulduğunu anlatıyor: "Silahlı çatışmalar yaşanıyor. Bizler kendi semtimize yakında pasaportla gireceğiz. Ben burada 28 senelik esnafım. Bunca zaman böyle bir şey görmedim. Her an bir olay yaşanacak tedirginliğini taşıyoruz. Diken üstündeyiz. Turist gibi kaldık, yakında pasaportla gireceğiz. İnsan tacirleri, kaçakçılar her türlü insan var. Kendi aralarındaki husumetlerden bıktı insanlar da."
Rotamızı, yoksul Suriyelilerin ağırlıkta yaşadığı Balat'taki Ayvansaray Mahallesi'ne çeviriyoruz. İşte burada çaresizliği dibine kadar yaşayan ailelerin dramına tanıklık ediyoruz. Balat'ın metruk evlerinde tek oda kiralayanlar 400 TL, iki oda kiralayanlar ise 450 TL kira ödüyor. Kapılardan birini çalıyoruz… Hasta baba battaniyeye sarınmış bir köşede yatıyor. İki bebek her şeyden habersiz yerde uyukluyor. Hemen yan binadaki tek göz odada 3 sene önce Suriye'den gelen Muhammed ve eşi, kuzenleriyle kalıyor. Bebek bekliyorlar. Beyazıt'ta bir mağazada haftalığı 200 liraya çalışan Muhammed, bebeği doğunca tek göz odada ne yapacaklarını kara kara düşünüyor. Gürsel Tekin "Başbakan AKP kongresinde ağlamıştı asıl gelip bu çocuklara ağlasın" diye sesleniyor Binali Yıldırım'a. Ve karşılaştığımız manzarayla igili üzerinde düşünülmesi gereken çarpıcı tepitlerde bulunuyor:

Hepimizin başına dert olur: Öteki İstanbul'u kimse görmüyor. Ben bu yüzleşmeyi yaşamak istedim. Burada Ortadoğu coğrafyasının çeşitli ülkelerinden yüz binlerce insan yaşıyor. Denetim mekanizması işliyor mu? Havalimanı ve Reina katliamlarının failleri bu yarımadadan çıktı. Böylesi bir manzara karşısında hükümet bir duyarsızlık içinde. Biz faşist düşünen insanlar değiliz. Bunlar neden burada diye sormuyoruz? Bir entegrasyon yapılıyor mu? Ne kadar insan gelip çıkıyor, bilinmiyor. Herkes bu meseleyi kendisine dert edinmeli. Bugün kendimize dert edinmezsek hepimizin başına dert olur bu mesele.

Haberdar olmalıyız: Sokaklarda dolaşırken turist gibiyiz. Ben biliyorum ki plazalarda ya da saraylarda yaşayanlar buradan haberdar değil. Yarın hep beraber yaşayacağız haberdar olmak zorundayız. Bu ayıbın mimarları bu sorunu çözmek zorundadır.

Her şeye rağmen  yaşıyoruz
Yer Ayvansaray Mahallesi…Tek göz odalı evde 5 kardeşi yerde yatarken buluyoruz. Yasin (6), Ahmet (7), Davut (5), Şehnaz (4), Hatice (3)… Oto yıkama işi yapan baba Ali Yasin "Her şeye rağmen yaşıyoruz"diyor.


Öteki Türkiye'yi kafaya taktım
Gürsel Tekin, SÖZCÜ muhabiri Hande Zeyrek'in de eşlik ettiği Tarihi Yarımada gezisinin sonunda "Öteki Türkiye'yi kafama taktım. Bu işin sonuna kadar gideceğim" dedi. Türkiye'nin bir dramla karşı karşıya olduğunu ifade eden Tekin, bir insanlık ayıbı yaşandığını söyledi.

"Dükkanım 1 ayda 23 kere soyuldu"
Gerçek İstanbul diye bilinen Fatih'te bir yanda insanlık dramı yaşanıyor diğer yanda korku ve endişe hüküm sürüyor. Her gece bir olayın yaşandığı sokaklarda sığınmacılar kendi silahlı çetelerini kurmuş bile…
Sokaklarda tek tük kalmış Türk esnafın yanına gidiyoruz… "İşler ne alemde" diye soruyoruz. Bir dokunup bin ah işitiyoruz. 17 yıldır Aksaray'da esnaflık yapan Mülk Sevinç (43) "Buralar öldü" diyor. 1 ay içinde 4 kez cep telefonu, 23 kez de malı çalınmış."Bakın valizlerimi birbirine zincirlemek zorunda kaldım" diye dert yanıyor.
"Evlerdeki hırsızlık olaylarının haddi hesabı yok" diyor. Hemen yan dükkandaki esnafın gündüz vakti evinden televizyonu sırtlayıp götüren iki yabancı uyruklu kişi kameralara yansımış. "Polise vermedik. Daha önce iki kez dükkanımız soyuldu, hırsızlar bulunamadı biz de bıktık" diyor.

Her millet kendi gettosunu yarattı
Fatih CHP İl Başkanı Soner İmer, Millet Caddesi'nde bir restorana götürüyor bizi… İçeride Arap müziği eşliğinde yemek yiyen onlarca Ortadoğulu var. Alkolsüz mekanda yemek yiyenlere, Arap müziği eşliğinde yöresel kıyafetle dans eden zenne dans şovu yapıyor. Et dolu tabakların biri gidip biri geliyor masalara. Soner bölgeyle ilgili şu çarpıcı bilgileri veriyor:
"Her millet Fatih'te kendi gettosunu oluşturdu. Nişanca bölgesinde Afrikalılar, bir tarafta Suriyeliler, bir yanda Özbekler. Her taraftan göç alıyoruz ama çıkan yok. Aksaray Suriyeli esnafın çok yoğun olduğu yer. Orada Türk esnafa yer yok. Kendilerine özel içkisiz eğlence mekanları, kahve sarayları var. Zengin ailelerin gittiği mekanlarda zenne oynatıyorlar. Bizlerden memnun değiller, kendi özel alanlarını oluşturmuşlar. Çeteleri bile var. Bir esnafımızın oğlunu dövdürdüler. Aksaray'da yerleşik kimse kalmadı, herkes evini taşımak zorunda kaldı. Vatandaşımız güvenliği için yerini yurdunu terk ediyor. Kendi yoksullarını da istemiyorlar."

Haber: Hande Zeyrek/ Sözcü

    Salı, 09 May 2017 11:57

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica