"AKP artık dikiş tutturamaz, sonu ANAP gibi olacak"

"Çürüyen armut, dalda durmaz"diyen Tekin, şöyle devam etti: "Olası bir erken seçimde iktidar partisinin darmadağın olacağını düşünüyorum. Merkez sağda önemli isimlerin çoğu tasfiye edilmiş durumda… Elleri, kolları bağlı oturmazlar."

"Türkiye çaresiz kalmış durumda"
Gürsel Tekin, "Her gün ölümler oluyor. Bu coğrafyanın en güçlü ülkesi bir terör örgütüyle baş edemiyor. Türkiye çaresiz kalmış durumda"diye konuştu.

1 Kasım sonrası her bir araya gelişimizde erken seçim vurgusu yapan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, yine ezber bozmadı ama bu defa gündeminin ilk sırasında Türkiye'nin terörle mücadelesi vardı. Tekin, her gün gelen şehit haberlerinin altında yatan gerçeği açıkladı. Ne diyelim; bu vebal sebep olanların boynuna…

Mart ayındaki röportajımızda; "AKP dönemi fiilen bitmiştir" demiştiniz. AKP dönemi bitmedi ama Davutoğlu dönemi bitti. Sürpriz mi oldu, beklenen bir gelişme miydi?
Davutoğlu dönemi başlarken bitmişti. Sayın Erdoğan, Davutoğlu'nun sadece atama ile göreve gelen bir kamu görevlisi olduğunu çok net ifade etmişti ve "Arkadaşımı tayin ettim" demişti. 7 Haziran'dan sonra siyaset hiç olmadığı bir hızla çürümeye başladı. Tuzun bile koktuğu bu ortamın mimarı sayın Erdoğan… Bırakın AKP'yi, tüm partilerle meşgul bir cumhurbaşkanı var karşımızda, bu çok tehlikeli… 27 Nisan hamlesi ne kadar bir darbe unsuru taşıyorsa, yüzde 49,5 oy almış bir başbakana yapılan bu hareket o kadar darbe unsuru taşıyor. Birbirinden farkı yok. Biri saray darbesidir, biri asker darbesidir.

Bundan sonra ne olur?
Çürüyen armut dalda durmaz. Bundan sonra AKP dikiş tutturamaz.

Şu anda esas mesele AKP'nin dikiş tutturup, tutturmaması mı yoksa başkanlık sisteminin önünün açılmış olması mı?
Bunu hayal edebilirler ama daha önce de söyledim, yine söylüyorum; bu ülkede başkanlık sistemi olmaz. Hele hele ülkenin bu kadar sorunlu bir siyasal yapının mensuplarına böyle bir sistem için teslim edilmesi söz konusu bile olamaz.

Kim başkakan olur?
AKP'nin geleceği açısından çok fark etmez aslında ama benim tahminim İsmet Yılmaz atanır.

Türkiye'de bir erken seçimin önü giderek açılıyor. MHP kurultaya gitmezse başkanlık sistemi hayalden ibaret olmayabilir. Bütün yorumcuların ortak kanaati bu…
Bu bir algı yönetimidir. Devletin bütün imkanları bu iktidar tarafından kullanılıyor. 16 televizyon kanalını yönetmeye başladılar, yetmedi para topladılar havuz medyası oluşturdular. Elle tutulan 3-4 gazete var. SÖZCÜ, Cumhuriyet, Yurt, Yeniçağ gibi… Akşam televizyonları açtığınızda, hangi kanala, hangi yorumcuların çıkacağını da belirlemişler. Böyle bir algı operasyonu varken siyasetin nabzını tutmak güçtür. Ancak AKP açısından baktığınızda; bundan sonra taban tutmaz. Akıbeti ANAP'a benzeyecek. Geçmiş dönemdeki milli görüşçüler, merkez sağda önemli isimlerin çoğu şu anda tasfiye edilmiş durumda… Bülent Arınç, Abdullah Gül, Hüseyin Çelik, Ali Babacan, şimdi Ahmet Davutoğlu da eklendi listeye… Elleri kolları bağlı oturacaklar mı? Ben bir seçim kararı alındığında AKP'nin darmadağın olacağı inancı içerisindeyim.

Nasıl olacak o?
Neredeyse tüm televizyon kanalları ve gazeteler işgal altında olduğu için Türkiye'nin ana meseleleri konuşulmuyor. Dış politikada geldiğimiz nokta bile tek başına bu iktidarı düşürecek niteliktedir. Kilis'e roketler düşüyor. Her gün ölümler var. Terör şehitlerimizin sayısı 6 bine ulaştı. Bu sayının en büyük bölümü de AKP iktidarında oldu. Türkiye çaresiz kalmış. Bu coğrafyanın en güçlü ülkesi bir terör örgütüyle baş edemiyor. Çünkü Türkiye ev hapsine mahkum edildi. Niye hep garibanların çocukları şehit oluyor? Bu ülkenin genel müdürlerinin, holding sahiplerinin, siyasetçilerinin, bakanlarının çocukları yok mu? Ülkenin bütün nimetlerinden siz faydalanacaksınız, sizin çocuklarınız faydalanacak ama fakir fukaranın çocuğu gidecek, orada şehit düşecek! Bu tabloya hepimizin isyan etmesi lazım. Şuna da emin olun; eğer milli gelirin yarısını kullanan bu siyasetçilerin, bakanların, belediye başkanlarının, ya da işadamlarının çocukları oraya gitseydi, bu tablo da böyle yaşanmazdı. Asla bu savaşa izin vermezlerdi! İşte AKP'nin yeni Türkiye modeli bu.

Peki tüm bu koşullar altında bir erken seçim olma ihtimali var mı gerçekten?
Derhal bir erken genel seçim olmalı. Bu parlamento bu süreci taşıyabilecek nitelikte ve kabiliyette değil. Biz 4 siyasi parti, bir masanın etrafında oturup herhangi bir şeyi müzakere edemiyorsak, bu parlamento bu sorunları çözemez demektir. Ama erken seçim kararı almak da, iktidar partisi açısından çok büyük risk olduğu için ben bu kararı kolay kolay alabileceklerini sanmıyorum.

Cumhurbaşkanı; "Bu tablodan başkanlık sistemi çıkmazsa millete sorarız" diyor. Muhtarlarla toplantılarında verdiği mesajlardan bunu anlıyoruz…
Türkiye hiçbir dönemde bu kadar acınacak hale düşmemişti. Türkiye'de siyasetin meşgul olduğu konulara bakın. Cumhurbaşkanı'nın konuşacağı kimse kalmadı muhtarlardan medet umuyor. Muhtarlar da bu toplantıları turistik seyahat olarak görüyor. Ama ne yaparsa yapsın, referanduma götüremez. Çünkü iktidar partisinin sayısal olarak öyle bir gücü yok. Bazılarının iddia ettiği gibi ben MHP'nin de bu konuda iktidar partisine destek vereceğini zannetmiyorum. Kurultaya gitse de, gitmese de MHP'nin bugünkü yapısı ona uygun değil, olası oluşacak yeni yapı da ona hiç uygun değil.

Bu ortamda bir yandan da vizesiz Avrupa'yı konuşuyoruz…
Avrupa Birliği, "72 maddeyi bize uyumlu hale getirin, size vizesiz uygulamayı verelim" dedi. Aslında bu mayıs ayında olacaktı, uzatıldı. Uzatılma da Türkiye'den kaynaklandı. En hassas konu, terör yasasını yeniden tanımlamak. Türkiye terör yasasını yeniden tanımladığı zaman; cezaevinde hiçbir gazeteci yatmayacak, gazetelere, televizyonlara el konulmayacak demektir. İşte Davutoğlu ile Erdoğan'ın en büyük kavgası da buradan başlıyor. Saray izin vermiyor. Sonra siyasi etik yasası var. Avrupa Birliği, saray ile hükümeti ayrı tutuyor. Erdoğan'ı bu da rahatsız ediyor. Çünkü o Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerin liderleri gibi tek adam olmak istiyor.


Haber: Nil Soysal/ Sözcü

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 16 May 2016 13:19

Bağlantılı Konular