"İktidar devletin tüm imkanlarından yararlanıyor"

Yedi siyasi partinin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ile birlikte seçim kampanyasında kendisi ile birlikte çalışan CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Çağdaş Ses'in sorularını yanıtladı.

Parlamenter sistemin alt üst edileceği söyleniyor. Çeşitli senaryonlar dolaşıyor. Mesela AKP'nin desteklediği Başbakan Cumhurbaşkanı olursa, Anayasa’ya bypass yapılacak ve bir erken seçim olacak deniliyor. CHP bu senaryolara nasıl bakıyor, bunu öğrenmek istiyorum. Ve gerçekten merak ediyorum, "neden bir uzlaşma adayı?"
Çok güzel bir soru, teşekkür ederim. Eğer bir değişim olacaksa bunu en çok CHP arzu eder. AKP son zamanlarda en çok "Yeni Türkiye" sözünü kullanıyor biliyorsunuz. Yeni Türkiye, Sayın Deniz Baykal ile Sayın İsmail Cem'in sunmuş olduğu bir misyondur. Kitapçığı hatırlıyor musun?

Evet, bende var. Saklıyorum.
Yeni Türkiye'nin daha çok özgürlük, daha çok evrensel hukuk olduğunu anlattık. 12 yıl ceberutça yöneteceksiniz, yasama yürütme yargıyı yok sayacaksınız, ki bunu kendisi ifade ediyor. "Yargı ayak bağıdır" diyor, demokrasilerde yargı ayak bağı olur mu? Otoriter bir sistemde tek adamlığı talep edenlerin karşısında CHP'nin Genel Başkanı tüm bu gidişatı gördü ve bir uzlaşma ile sorumluluk alarak Türkiye'nin bu kötü gidişatına dur diyebilecek bir zemine oturtmak için harekete geçti.

Saddam da halkın desteğini almıştı, Esad da aldı
Ve uzlaşma adayına toplam 7 siyasi parti desteğini açıkladı.
Ben inanıyorum ki, sadece destek açıklayan 7 partinin seçmenleri değil, AKP'ye oy veren seçmenin önemli bir kısmından da oy alacak Ekmel Bey. Mekanik bir araç düşünün; gaz - fren - balata üzerine oturtulan. Birbirilerini tamamlamasalar kaza olur. Erdoğan ben fren istemem, balata istemem, gaz bana yeter diyor. Senin nereye vuracağın belli olmaz. Ortadoğu coğrafyasında gazla gidenlerin akıbetleri belli bugün. Tüm diktatörler gazla gideceğim demiştir; sadece kendilerinin değil ülkelerinin de başına felaketler açmıştır. Efendim, "Ben %50 halk desteğini aldım, istediğimi yaparım." İyi de Enver Sedat (Mısır Kralı Faruk'a karşı 23 Temmuz 1952'de yapılan darbeye katılarak siyaset alanında kendini tanıtan, 1960-1969 yılları arasında meclis başkanlığı yaptıktan sonra 5 Kasım 1970'te başkan Cemal Abdül Nasır'ın ölümü üzerine onun yerine geçen cumhurbaşkanı) da %8 halk desteğini almıştı. Saddam Hüseyin %80'in üstünde almıştı. Esad henüz seçimden çıktı. Sandıklara kedi köpek girer, elektrikler kesilirse, devletin tüm mekanizmasını kendi lehinize işleterek seçim yaparsanız ve bunu getirip de "milli irade"ye bağlarsanız, haksızlık yaparsınız.

O zaman sözlerinizden şöyle bir anlam çıkarabilir miyiz; CHP bir Başkanlık sisteminin karşısında değil mi? Anayasal düzende tartışılabileceğini mi söylüyor? Seçim sonuçlarını meşru bulmuyor mu?
Başkanlık sistemini kabul eden bir anlayış içerisinde değiliz. Türkiye'nin siyasal yapısı Başkanlık sistemine uygun değil. Dünyada örnekleri var ama biz ne yapacağız, 81 ili eyalet mi yapacağız. ABD sistemi Türkiye'ye uymaz ki. Kendilerinin istediği güçler ayrılığı ilkesinin ayaktan kaldığı bir sistem istiyorlar. Her şeye tek başına karar vermek istiyor Erdoğan. Tarih ile ilgili çanak çömlek, sanatla ilgili ucube.. Bu kafa demokrasiyi hazmedecek bir kafa değil.

TRT fırsat eşitliğinin önündeki engel oldu
Devlet televizyonu TRT'nin seçim sürecini yanlı bir şekilde yürüterek, Erdoğan dışındaki adaylara yer vermemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
83'te siyasi partiler seçime girdi. O koşullar bugünden daha demokratik. En azından TRT tüm liderleri ekrana çıkarıyordu en azından. Evren'in bir başka siyasi liderini işaret etmesine rağmen, Rahmetli Özal'ı TRT'de tanıdı. Bu koşullar artık yok. TRT'nin 16 tane kanalı var. 16 kanalın tamamını tüm vatandaşlar ödüyor ama bunlar sadece AKP'ye hizmet veriyor. Dünyada olduğu gibi, TRT de tüm adaylara eşit koşullarda davranmak zorundadır. Özel sektör yanlı davranabilir diye, devlet fırsat eşitliğini yaratmak için televizyon kurar tüm dünyada. Her şey özelleşir, bunlar özelleşmez.

 Almanya'da seçimi izledik. Tüm siyasi partileri dolaştık. Dolaştığımız tüm partiler Alman Devlet Televizyonu'nu izliyordu. Efendim, bu %1 almış, Merkel daha güçlü %37 almış, onu daha çok yer verelim.. Öyle bir zihniyet yok. Hepsi kendisini aynı şekilde aynı süreler içinde ifade ediyor.

Siyasette nezaketsizlik ortamı hakim
Peki bu imkansızlıklara rağmen süreç nasıl ilerliyor?
Tayyip Bey dışındaki adaylar kendi olanakları içinde hareket ediyorlar. Tüm bu imkansızlıklar içerisinde gerçekten çok iyi bile gidiyoruz. Birçok ilde Ekmel Bey'in yanında oldum ben. Bir kere dünyayı özümsemiş bir insan. İnsanı seven, nezaketi bilen bir insan. O kadar nazik ki, kendi cebinden 1000'er TL'lik bağışlar yaptı diğer adaylara biliyorsun. Erdoğan da nezaketsizlikle parayı iade etti. Bu nezaketsiz koşullarda demokratik bir kampanya yürütmeye çalışıyoruz.

Hem demokrasinin sağlıklı işlemesinin önündeki tek engel de TRT değil.
Sadece TRT olur mu? Valiler, kaymakamlar, tapu müdürleri, vergi dairesi müdürleri... Aklınıza gelebilecek tüm isimlerle kamunun imkanlarını iktidar kullanıyor. Öbür tarafta vatandaş kendi olanaklarıyla bu kampanyayı götürmeye çalışıyor. İnsanlarımız her ne kadar cumhurbaşkanlığı konusunda yeni bir sisteme yüzlerini dönmüş olsalar da, seçim konusunda insanlarımızın ciddi bir endişesi var.

Ekmel Bey siyaset dışı bir kulvardan geliyor. Devletin bürokratik ve diplomatik geleneği içerisinde iyi yetişmiş bir devlet adamı kimliği var. Sizce siyaset dışından oluşu avantaj mı yoksa dezavantaj mı? Ekmel Bey'in dış politikaya hakim olmasının getirileri neler olacaktır?
Avantaj. Türkiye ne çektiyse siyasetten çekti. Siyasetin bir özeleştiri yapması gerekiyor. Darbe koşullarını kim sağladı? Tüm ara dönemlere bakın, darbe dönemlerine bakın. Ne zaman ki siyasal uzlaşma sağlanamadıysa demokrasi dışı kuvvetler devreye girmiş bir şekilde. Parlamento Cumhurbaşkanı seçecek. Böylesi sıkıntılı bir süreçte sadece Türkiye’nin iç meseleleri değil, Türkiye’nin başına bela olan iktidarın çapsız dış politikası da hesaba katılmalı. Geçen gün Ortadoğu'yu ve Türkiye'yi analiz eden bir kitap okudum. Kitapta önümüzdeki dönem oyuncu ülkeleri anlatırken, Türkiye'den söz etmiyor; İran'dan söz ediyor. Ordusuyla, siyasetiyle, ekonomisiyle dünyanın 4. güçlü ülkesi bugün neredeyse oyuncu olabilecek durumda değil. Gerekçe AKP'nin son Ortadoğu politikası. Türkiye'nin tek müttefikini söyleyebilir misin?

2000'li yılların başlarına göre baktığımızda, yok.
Yasadışı örgütler hariç tüm komşularımızla düşman olduk. Böyle bir dış politika olur mu? İçeride ve dışarıda yaşadığımız baskıcı yönetime ancak Ortadoğu'yu ve Türkiye'yi iyi bilen bir isimle karşı durabilirdik. Ekmel Bey öyle bir gecede rasgele insanların bir araya gelerek, "hadi gidelim, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday yapalım" diyerek adaylaştırılan bir isim değil. Bu konuda çaba sarf eden ve uzlaşma için ön ayak olan Sayın Genel Başkanımı kutlamak istiyorum.

Siz biliyor muydunuz Ekmel Bey'in aday olacağını?
Hayır, bilmiyordum. Şöyle öğrendim, ben Genel Başkan'ın talimatıyla Pazartesi günü Venedik'e gidecektim. Giderken asansörde bir televizyonda Ekmel Bey'in ismini söylediklerini işittim. O an öyle, asansörde öğrendim yani. Teyit etmedim, sormadım ama bozulunca anladım sızmış.

Gönül CHP'li bir aday çıksın isterdi ama olmadı
Çatı adayı olarak, Ekmel Bey'in doğru bir aday olduğuna inanıyorum. Eğer ki 7 parti bir ismi destekleme noktasında buluşabiliyorsa "doğru"dur diye düşünüyorum. Siz Genel Başkan olsaydınız bir çatı aday mı arardınız yoksa CHP'li bir ismi mi adaylaştırma yolunu denerdiniz?
Elbette gönül ister ki CHP'li bir isim Cumhurbaşkanı adayı olsun. CHP terbiyesi almış, demokrasiye ve hukuka inanan, CHP'de çok sayıda insan var. Gönül arzu ederdi bunu, evet. Ama mevcut koşullar kendi iç mutfağımızdan bir adayda mutabık kalmamız imkanını vermedi. Keşke mümkün olabilseydi. Olmayınca ne yapacaksınız? Sayın Genel Başkanımız politik davransaydı, kendi siyasal geleceğini düşünmüş olsaydı.. Mantıken kendisinden beklenen kendi içimizden bir aday çıkarmaktı. Kılıçdaroğlu hiç kendi geleceğini, koltuğunu hesaplayan bir insan değil. Türkiye'nin geleceğini her şeyin üstünde tutuyor. Böylelikle bu projenin mimarı olmuştur. Aslında takdir edilmesi gereken bir siyasal liderdir.

Kemal Bey kendi siyasal geleceğini masaya koydu
İktidara yakın medya organlarında özellikle, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra CHP'de bir liderlik sorununun ortaya çıkacağı konuşuluyor. Ben de sizin gibi düşünüyorum. Kemal Bey, kendi siyasal geleceğini ortaya koymuştur.
Hiç tereddütsüz. Kendi siyasal geleceğini tercih etmiş olsaydı, kendi içimizden bir aday çıkartsaydı, hiç kimse Genel Başkanımızı "başarılı olur mu, olmaz mı" diyerek sorgulayamazdı. Ama asla Sayın Genel Başkanımızın kendi ile ilgili bir kuşkusu yok.

Birinci turda seçilen kimse olmaz
Peki. Ben eskiye dayalı dostluğumuz olduğundan dolayı siyasi tecrübenize de güvenerek çok merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum. Gürsel Tekin "ben bu seçimi şöyle bir rakamla yorumluyorum" diyebilir mi?
Diyemez. Hakikaten diyemez. Çünkü sadece bir partinin oy oranına bakarak söyleyebileceği bir şey değil bu Gürsel Tekin'in. MHP'liler destekleyecek, DSP'liler, 7 siyasi parti ve çok sayıda AKP seçmeni diyoruz. Ama şunu söyleyebilirim, 1. turda hiç kimsenin çıkma şansı yok gibi görünüyor.

Fakat AKP’nin istediği sistem değişikliğini hazırlayan bir matematiksel sonucu ortaya koyacak mı dersiniz?
Ben toplumun böyle bir şeye izin vereceğini sanmıyorum.

AKP'nin kalesi sayılan yerlerde yapılan anket sonuçlarını analiz ettiğimizde, AKP'nin içindeki lider bunalımının doğacağını ve seçmenin istikrar endişesi içerisinde yer aldığını okuyabiliyoruz.
Son derece doğal.

Kontrolsüz güç, güç değildir
Ekmel Bey de bir mıknatılsanma hareketi yaratmış görünüyor bu anketlerde. Ekmel Bey halkların gözünde anketlere yansıyan bir karşılık bulabilecek mi dersiniz?
Ekmel Bey "Ben sadece bir CHP ve MHP adayı değil, aynı zamanda 76 milyon yurttaşım adayıyım" diye ifade ediyor. Ben seçildiğimde kimseyi ayrı tutmayacağım diye belirtiyor. AKP seçmenine gelince, çok güzel bir reklam vardı; "kontrolsüz güç güç değildir" diye. Eğer siz kontrollerin tamamını bir tek kişiye bağlarsanız burada sadece AKP'ye oy vermeyenler değil, verenler de ciddi sıkıntılarla karşılaşabilir. Belirli cemaatler bir süre AKP'ye oy verdiler. Şu anda neredeyse çoğunun mal varlıkları ellerinden alınacak.


Talimat verdi Erdoğan açıkça meydanda; "Ne verdiyseniz alın" diyerek...
"Verdiklerinizi alın" nasıl bir cümledir? Bu cümle hiçbir demokratik ülkede, hiçbir hukuk terminolojisinde yer bulacak bir cümle yapısı değil. Bu söz şunu getirir akıllara; demek ki, yasal olmayan işler verilmiş. Yasal olarak işler verilmişse neye göre alıyorsun. Şimdi öbür AKP'ye oy veren seçmenlerin başına bu durumun gelmeyeceği ne malum? Onun için bu kontrolsüzlük herkes gibi AKP seçmenini de rahatsız ediyor. O seçmen "Ben gerçekten baskısız bir ortamda yaşamak istiyorum" diyecek ve Ekmel Bey'e oy verecek.

Ekmeleddin İhsanoğlu'na sol gruplar destek veriyor mu?
Bu ittifakın haricinde, Meclis dışı sol grupların yeteri kadar temsil edilmediği söyleniyor. Siz partinin sol geleneğinden gelen bir isimsiniz. Siz de bunu böyle mi algılıyorsunuz?
Şimdi tabi, sol dediğin DSP mesela. Kendisini sol ve sosyal demokrat ifade eder. O uzlaşmanın içinde. Onun dışındaki sol partilerde bir netlik yok. Bir iki parti Demirtaş’ı destekleyeceğini ilan etti. Onun dışında ben sol partilerin de Ekmel Bey'i destekleyeceğine inanıyorum.


Haber: Reşat Şahin Öztürk/ Çağdaş Ses

    Cuma, 18 Temmuz 2014 12:06

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica